CEVAP – Nazım Hikmet
CEVAP O duvar o duvarınız, vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir hülyanın gönlü yakısındandır. O yalnız tarihin o durdurulmaz akışındandır.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
CEVAP O duvar o duvarınız, vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir hülyanın gönlü yakısındandır. O yalnız tarihin o durdurulmaz akışındandır.
okumak için tıklayınızBir adam eve gelir ve evdeki kadına (eşine/annesine vs.) söylenmeye başlar: ?Yemek hazır değil mi??, ?İşler hala bitmedi mi??, ?Bu evin hali ne?? ya da özetle ?Bütün gün ne yaptın?? Kadın bu sorunun cevabını vermek istese de bütün gün çalıştığını söyleyemez. Çünkü bunu kanıtlayacak parası yoktur. Oysa kadın bütün gün çalışır, o anlamsız soruyu soran
okumak için tıklayınızDoğan Soydan’ın 1980’li yıllardan beri emek verdiği “81 İL – 81 ŞİİR” yapıtının 2. baskısı Payda yayınlarından çıktı. Yazar/şairin; 13×21 ebad, 112 sayfa, 90 gr. 1. hamur kağıt, 350 gr A.Biristol kapak özelliklerini taşıyan kitaba ilişkin, “81 İL – 81 ŞİİR HAKKINDA” yazısı daha önce “İnsanokur”da sunulmuştu. Tıklayınız Yazar Murat Özmen, kitabın 2. baskısında yer alan İLLERİMİZ
okumak için tıklayınızDünyanın dört bir yanındaki entelektüeller hükümeti halkın meşru protestosunu şiddetle bastırmaya bir son vermeye çağırdı. Türkiye hükümetinin kendi vatandaşlarını şiddet yoluyla bastırmasını, alenen gayrimeşru olan göz yaşartıcı gaz kullanımını, şiddet edimlerini; biber gazı silahları ve sis bombalarıyla binlerce insanın yaralanmasına yol açmasını, toplantı ve gösteri yapma hakkı gibi en temel özgürlüklerini kullanmak isteyenlerin hayatlarını düpedüz
okumak için tıklayınızKANTER İÇİNDE Yapıcılar türkü söylüyor Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama. Bu iş biraz zor. Yapıcıların yüreği bayram yeri gibi cıvıl cıvıl ama yapı yeri bayram yeri değil. yapı yeri toz toprak. Çamur, kar. Yapı yerinde ayağın burkulur ellerin kanar.
okumak için tıklayınızPolitika ve futbol aynı “saha”da dans eder. Zamanla dekor, “saha”, kostüm, izleyici, müzik değişir… Lakin bu ikili, dans için gerekli bütün “yan öğeleri” “yeniden üretir” ve tempo artarak devam eder. Bu nedenle “büyük resmi” görebilenler iyi bilir: Futbol, sadece maç izleyerek anlaşılmaz! Onu anlamak ve anlatmak için en elverişli “saha” siyasal tarihtir. Ne var ki,
okumak için tıklayınızDiyarbakır hep gündemde olan, söylemlerimizden hiç eksik olmayan, kadim, önemli bir tarih ve kültür şehridir. Eskiden birçok inanç ve etnik gruba mensup insanlar birlikte yaşardı. Bu inanç ve etnik gruplardan bazıları bugün niceliksel olarak azalmış olsa bile halen bu özelliğini korumaktadır. Nedeni tarihin belli dönemlerinde birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış olmasıdır. Hurri-Mitanni Krallıklarından Asur Urartulara,
okumak için tıklayınızabdullah cömert?in anısına, ben ve ayyaş hamdi oturuyorduk serindi sadece orası serindi çünkü paramız yoktu iş makineleriyle geldiniz kağıtsız kitapsız çünkü sizin paranız çoktu yine bütün yasalara kement attınız
okumak için tıklayınızSES Çeneni avuçlarının içine alıp, duvara dalıp kalma!. Çeneni avuçlarının içine alma!. Kalk! Pencereye gel!
okumak için tıklayınızCHE Bir sesti O Bütün sesler içinde ayrı Yürü diyen bir ses Savaş diyen bir ses Katıl diyen bir ses Dağlar yadırgamaz en yüksek sesi Sesi dağlara uygundu
okumak için tıklayınız“Belki de ölüler, çözülecek bir sır kalmadığı için suskundurlar.” Kumral ??Bu eser neden bilhassa sizin gibi, yalnızlık sayesinde dünyanın bayağılıklarından korunmuş şu soylu ruhlara ait olmasın?? İthaf yazısında böyle der Balzac, Madam Eveline de Honska?ya. Tıpkı Nıetzsche?nin Zerdüşt?ü gibi ruhun tekamülü için tenha bir coğrafyayı mesken tutmuş; adeta mitolojik, münzevi bir karakteri anlatır. Romanın, Norveç?in o
okumak için tıklayınız“Esir Şehir Üçlemesi” edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in başyapıtlarındandır. Her büyük ve klasik yapıt gibi, bir ya da birden çok sorunsalı mükemmel bir biçimde işleyen bu nehir roman dizisinin ilk kitabı olan “Esir Şehrin İnsanları”nda Kemal Tahir, Mütareke Dönemi Anadolu aydınının ve İstanbul’unun destansı direnişinin ve mücadelesinin benzersiz bir fotoğrafını çekmektedir. Kurtuluş Savaşı
okumak için tıklayınızParis Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20. yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Savaşın ayak seslerinin duyulduğu 1930’ların ikinci yarısından soğuk savaş rüzgarlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi kapsayan bu eserin ilk kitabını oluşturan Paris Düşerken’de, yayılmacı Hitler faşizminin işgali
okumak için tıklayınızPolonya asıllı Conrad, İngiltere?ye yerleştikten çok sonra bile ağır bir aksanla konuştuğu İngiliz dilinde verdiği eserlerle kendine İngiliz romancılığında unutulmaz bir yer edindi. Yaşanan her türden olaya kayıtsız kalan bir evrende insan ruhunun karşı karşıya kaldığı sınavları anlatan romanlar kaleme aldı. Onun eserleri, her ne kadar kimi romantik ögeler barındırsa da, Conrad modern romanın öncüsü
okumak için tıklayınızÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgarla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir tabiat kanunu değildir savaş,
okumak için tıklayınızO ZÂLİMEDİR SAVAŞIM Zaman zaman demişimdir kendime: -Nedir bunca savaş, kime karşı, kime? Buldum sonunda: Savaşım, eli kanlı zâlime. Eli kanlı, Dili kanlı, Yüreği kanlı, Duygusu-düşuncesi kanlı, Sesi-nefesi kanlı.
okumak için tıklayınız21 Mart 2007’den beri yayın yapan Hayat TV, RTÜK’e yaptığı lisans başvurusu sonuçsuz kalınca kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kanala göre lisans verilmemesinin nedeni Gezi Parkı olaylarında yaptığı yayın. Hayat TV?den yapılan açıklamada şöyle denildi: Kurulduğu günden bu yana işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların, yoksul halkın, aydınların, sanatçıların, tüm halkın sesi olmuş Hayat Televizyonu?nun ekranı ağır
okumak için tıklayınızNEZİH_ER yayınlarının, şair dostumuz Mine Ömer?in editörlüğüyle, biz okurlara sunduğu ?Denizler Geçti Gökyüzümden? Azime Akbaş Yazıcı?nın ikinci kitabı.Geçtiğimiz günlerde ikinci basımı yapıldı. Kitabı elinize alınca ön ve arka kapaktaki Ilgaz Uğurluer?in nefis fotoğrafları ve Perihan Ömer?in özenli tasarımını sevmemek mümkün değil. Arka kapaktaki Gültekin Emre?nin kısa tanıtım yazısıyla sarsılmaya hazırlanarak okumaya başlıyorsunuz. Seksenyedi kısa bölümden
okumak için tıklayınızÇocuk olduğumuzu unuttuk, oyun oynama isteğimizi, kendimizi ifade etme arzusunu, perilerin var olduğunu ve özellikle de masumiyeti… Hep her yaşa uygun hikayeler anlattık. Mesajımızın minikler için olduğu kadar yetişkinler için de aynı derecede gerekli olduğunu düşünüyoruz. Büyüdükçe parıltısını yitirmemiş insanlara…
okumak için tıklayınızYapılmamış, unutulmuş itirazlar mı vardı? Şüphesiz vardı böyle itirazlar. Gerçi yerinden oynatılamazdı mantık, ama yaşamak isteyen kimseye de karşı duramazdı. Neredeydi yargıç? Neredeydi yüksek mahkeme? Konuşacaklarım var! El kaldırıyorum işte!
okumak için tıklayınız