Yazar: cemalumit

Madımak Çığlığı – Zeki Büyüktanır “Madımak Çığlığı Dinmedi, Sürüyor…”

Madımak: Bir dönemeç; bir süreç, bir kıskaç, bir inileme, bir vahşet, bir çığlık… Madımak bir otel Sivas Çarşısı’nda, bağnazlarca yakılıp yok edilen. Bir yangın alacasının cayırtıları, haykırışları ve 35 can insanın acılarla alazlar, dumanlar arasında kavrularak boğularak susturulması. Çağlar boyu ölümler, öldürmeler yaşanmıştır, ama böylesi, hiç görülmemiştir, ne bu topraklarda, ne de başka yerlerde, başka

okumak için tıklayınız

Sivas 93’ü anmaya itirazı olanlara… – Zeynep Altıok Akatlı

Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler anısına 2 Temmuz günü Madımak Oteli önünde her yıl düzenlenen anma etkinliğine valilik izin vermeyeceğini açıkladı. Katliamda hayatını kaybedenlerden Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı karara tepki göstererek ‘Sivas 93’ü anmaya  itirazı olanlara…’ başlıklı bir yazı yazdı Zeynep Altıok Akatlı’nın yazısı şöyle: “Siz sayın devlet yöneticileri nasıl ki 18 yıl önce

okumak için tıklayınız

Şakird – Barış Müstecaplıoğlu

“İlk başta her şey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmıştım. Huzurlu, iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kırmıyordu, herkes neyi neden yaptığını biliyordu ve hepsinden önemlisi, ölümün bile bir anlamı vardı. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum, daha güzel bir dünya umudundan. Ama büyünün bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan.

okumak için tıklayınız

“Acı”yı “Kurtarıcı”ya Dönüştürmek İçin – Müslüm Kabadayı

“Acı”yı “Kurtarıcı”ya Dönüştürmek İçin – Müslüm Kabadayı ?Barış?la ?savaş? diyalektiği nasıl ki ?barış için savaş? şiarında ifadesini bulmuşsa, ?acı? ile ?tatlı? ya da ?mutluluk? diyalektiği de ?acıyı bal eylemek? deyiminde özleşmiştir. Tarihte, eşitlik ve özgürlükleri sağlayan zaferler, büyük acıların üzerinden kazanılmıştır. Yakın tarihten birkaç örneğe bakmak yeterlidir bunu teyit etmek için. 1871 Paris Komünü, krallığın

okumak için tıklayınız

Nostromo – Joseph Conrad

Nostromo, Conrad?ın diğer kitaplarından genişliği ve iddiasıyla ayrılır. Diğer kitaplarında çoğunlukla bakışını bir grup insan arasındaki karmaşık ilişkilere ve onların çok da geniş olmayan çevrelerine çeviren Conrad, ilk defa Nostromo?da bütün bir toplumu ve geniş bir siyasi ortamı anlatmaya girişir. Dostoyevski?nin kurduğu derin dünyayla Tolstoy?un geniş dünyasının bir tür karışımıdır Nostromo ve ikisiyle de boy

okumak için tıklayınız

Bütün Oyunları 3 – Aziz Nesin

Bizim çalgılı-şarkılı oyun dediğimiz müzikallerin pek çoğu -elbet hepsi değil- boşalım tiyatrosudur. Çalgılı-şarkılı oyun özelliklerini de bozmadan, tiyatro salonundan çıktığında seyirciyi bırakmayan, ona bir değer artımı ekleyen bir oyun yazılamaz mı? Bu soruya yanıt verebilmek için bugüne dek yedi-sekiz çalgılı-şarkılı oyun yazdım. Yazdığım çalgılı-şarkılı oyunlardan dördünü bu kitabımda derledim. Öbür çalgılı-şarkılı oyunlarımı da kitaplaştırmayı tasarlıyorum.

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal 20. yüzyılın romanını seçti

Fransa?nın prestijli yayınevi Gallimard, dünyaca ünlü 31 romancıdan 20. yüzyılı temsil eden romanı seçmelerini istedi. Yaşar Kemal, Erich Maria Remarque?ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok kitabını seçti. Bu roman, Naziler tarafından meydanlarda yakılan kitapların başında geliyordu. Fransa?nın dünyaca ünlü yayınevi Éditions Gallimard, kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla bir anket düzenleyerek, aralarında Türkiye?nin evrensel yazarı Yaşar

okumak için tıklayınız

Tragedyanın Ölümü – George Steiner

Karşılaştırmalı edebiyat uzmanı, filozof, denemeci, çeviri kuramcısı ve edebiyat eleştirmeni George Steiner’in ilk kez 1961’de basılan ve kısa sürede “kült eserler” arasına katılan Tragedyanın Ölümü adlı çalışması, yayımlanmasının üzerinden tam 50 yıl geçmesine rağmen ortaya attığı çeşitli sorularla güncelliğini hâlâ koruyor. Steiner, M.Ö. 5. yüzyılda, Atina’da en parlak dönemini yaşayan tragedyanın Batı düşünce tarihinin hangi

okumak için tıklayınız

Cardenio – John Fletcher, William Shakespeare

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Cardenio’yu Cervantes’in Don Quijote adlı eserindeki Cardenio’nun öyküsünden esinlenerek yazmıştır. İktidar, zorbalık, aşk, iffet ve ölüm öğeleriyle şekillenen tragedyada kadınların sahip olduğu değerlerin üstünlüğü vurgulanmıştır. Eser sahnelendiğinde, ustaca düşünülen olay dizisi, canlı

okumak için tıklayınız

Kapitalizme Elveda, İşçi Sınıfına Güle GÜle! – Suat Kamil Aksoy

Kritik Yanılsamaların Adresi Emperyalizm Ve Eşitsiz Gelişme! Sorgusuz kabullerin bıraktığı boşlukları irdelerken olgulara alışılmadık bir pencereden bakacağız. Bu pencerenin çok daha geniş bir ufuk ile buluşulmasına yardımcı olacağını sanıyoruz. Ancak okuyucuyu ezberleri bozan sarsıcı nitelikteki saptamalarla karşılaşacağı konusunda uyarmak isteriz. Temellendirilmesinin çok daha ayrıntılı incelemeyi gerektirdiğini teslim etmekle birlikte fikrimizi beyan etme hakkımızı böylece kullanıyoruz.

okumak için tıklayınız

Komintern (Dünya Devriminin Partisi) – Vladimir İlyiç Lenin

“Kırsal bölgelerdeki yoksul köylü kitlelerini ve proleter kitleleri bize bilinçli destek verecek şekilde uyandırmayı başardık. Daha önce hiçbir devrim bunu başaramamıştı. Bizi devirebilecek hiçbir sınıf yok: Proleterlerin ve kırsaldaki yoksulların çoğunluğu bizi destekliyor. Bizi tek bir şey devirebilir, o da kendi yanlışlarımız.” “Ben Kronstadt’ın tam da talep edilen değişiklik görünüşte çok küçük olduğu için tehlikeli

okumak için tıklayınız

Senaryo Yazarları İçin Psikoloji – William Indick

Senaryo yazarları hikâyelerini canlı kılmak istiyorlarsa insan davranışlarını iyi kavramak zorundadırlar. William Indick’in kaleme aldığı bu kitabı iyi değerlendiren yazarlar, Sigmund Freud, Carl Jung, Alfred Adler, Erik Erikson ve Joseph Campbell gibi isimleri senaryolarının ortak yazarları gibi kullanabilirler. Dolayısıyla, Senaryo Yazarları İçin Psikoloji kitabı, psikolojik bakımdan derinlikli karakterleri ve çatışmaları işlemekte temel bir kaynaktır. Bu

okumak için tıklayınız

Rüzgarın On İki Köşesi – Ursula K. Le Guin

“Rüzgarın Oniki Köşesi”nde öykülerini biraraya getiriyor Ursula K. Le Guin. Rastgele bir seçimle değil. Bugünden geriye doğru bakarak, yazarlık kariyerinde önemli bulduğu ilk dönem öykülerinden yaptığı bir seçki. Ressamların retrospektif dedikleri türe giren bir koleksiyon. Gecikmiş ama gözü pek bir şekilde yayın dünyasına açıldıktan sonraki on yıllık dönem içinde yazdığı kısa öyküleri ile ilgili kabaca

okumak için tıklayınız

Ben de Halimce Bedreddinem – Radi Fiş

Şeyh Bedreddin, günümüzden altı yüz yıl önce yaşadı. Dönemin en büyük düşünürlerinden biri olarak çağını çok çok aşan cesur fikirler ileri sürdü, güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük özlemini dile getirdi. Amacını gerçekleştirmek üzere, ezilmiş Türk, Rum, Yahudi… emekçilerini bir araya getirip eğitti. Osmanlı yönetimine karşı Anadolu tarihinin en önemli köylü ayaklanması onun adıyla anıldı.

okumak için tıklayınız

Yılanların Öcü – Fakir Baykurt. Onlar ne kahraman, ne korkak, ne de haindi.

Fakir Baykurt’un ilk romanı olan “Yılanların Öcü”, 1958 yılında Cumhuriyet Gazetesi?nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri’nde birinci olur. Ancak roman nedeniyle hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi?nde yazmaya başlar. Burada anlattığı köylü ailesininin, Kara Bayram’ın yaşam mücadelesi, sonraki iki romanına daha konu olur; “Irazcanın Dirliği” (1961) ve “Kara Ahmet

okumak için tıklayınız

Kadın Öykülerinde Doğu – Hazırlayan: Hande Öğüt

Kadın öykülerinde… Dizimizin altıncı kitabı olan Kadın Öykülerinde Doğu, kendisine bu coğrafyayı mekan seçen, kahramanlarının gözlerden uzak yaşamlarını katan ve değişik dünyalara uzanan 30 yazarımızın öykülerinden oluşuyor. Kadın öykülerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Karadeniz ve Avrupa’dan sonra bölgenin renklerini yansıtan, yaşamlardan ayrıntılar barındıran, farklı duyarlılıkların yansımalarıyla zenginleşmiş kadın yazarlarımızın öyküleri merakla okunacak bir birikimi de getiriyor.

okumak için tıklayınız

Federico Garcia Lorca’nın faşistlerce öldürülüşü aydınlanıyor

İspanya İç Savaşı’nda faşistlerce öldürülen ve mezarı şimdiye kadar bulunamayan, faşistlerin de infazını inkar ettikleri büyük İspanyol şairi Federico Garcia Lorca’nın ölmeden önceki saatleriyle ilgili ayrıntılar ortaya çıkıyor. İspanya’nın güneyindeki Granada şehrinde yerel bir tarihçi, İspanya İç Savaşı yıllarında faşistlerce kurşuna dizilerek öldürülen büyük İspanyol şair ve yazar Federica Garcia Lorca’nın son saatlerinin gizemini ortadan

okumak için tıklayınız

Bildiğin Gibi Değil (90’larda Güneydoğu’da Çocuk Olmak) – Funda Danışman, Rojin Canan Akın

Bildiğin Gibi Değil, iki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın’ın, 90’lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu’da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiriyor. Yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını anlatıyorlar: Türkçe bilmedikleri için gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını; babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde

okumak için tıklayınız

Faşizmin Yargılanması (Leipzig 1933) – Georgi Dimitrov

Elinizdeki derleme, Almanya’da parlamento binasının bir faşist provokasyonuyla kundaklanması olayına karıştığı bahanesiyle tutuklanan Dimitrov’un Nazi mahkemelerinde yargılanma sürecini ve ünlü savunmasını içeriyor. Dimitrov’un savunması, yüzyılın ve belki de dünya tarihinin en önemli savunmasıdır. Dimitrov, faşist mahkeme önünde, faşizmin kendisi şahsında sosyalizme ve barışa doğrulttuğu silahı tersine çevirmeyi başarmıştır. Komünistleri “cani”, “kundakçı” gibi gösterme hedefiyle tezgahlanan

okumak için tıklayınız

“Yaşam Döngüsü’ne Farklı Bir Yolculuk – Müslüm Kabadayı

10 Haziran günü, seçimden iki gün önce Sevda?yla otobüse binip Kulu?ya gittik. Akşamüzeri bizi terminalde sevgili dostum şair Mehmet Ercan karşıladı. Kucaklaştık, hal hatır sorduk önce, sonra Zincirlikuyu köyünün yolunu tuttuk. O, birkaç ay önce baypas olduğundan arabayı dikkatli kullanıyordu, arada bir göğsünü ovduğunu görmek, rahatsız ediyordu bizi. Yolda ekinlerin gür, hayvanların besili olduğu anlaşılan

okumak için tıklayınız