Yazar: cemalumit

Emre Karacaoğlu ‘nun ?Müzikte Yabancılaşma & Noir? adlı kitabına dair söyleşi

Söyleşiyi Yapan: Murat Arda: Sevgili Emre, öncelikle kültür ve sanata değer verme konusunda dünyanın en özürlü toplumlarından birinde yaşayan bir birey olarak bu cesur kitap için sana teşekkür etmek istiyorum. Kitabının ismi ?Müzikte Yabancılaşma & Noir?. Gerek heavy metalde gerekse de modern rock?ta ?karanlık? unsuru çok fazla kullanılmaktadır. Bu durum bir ?mağlubiyet? ruh halini mi

okumak için tıklayınız

Yoldaş Koçero – Müslüm Üzülmez

Müslüm Üzülmez?in Yoldaş Koçero isimli kitabı, TÜSTAV ( Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) İktisadi İşletmesi Sarı Defter dizisi 20. Kitabı olarak Temmuz 2011?de yayımlandı. ?Düne takılıp kalmadım/Dünü de hiç unutmadım? diye başlayan bu kitabında Üzülmez bizleri, 1965 yıllarında Ergani?de başlayan ve 1990 yılların da TBKP (Türkiye Birleşik Komünist Partisi) ye kadar süren politik mücadelesi içinde

okumak için tıklayınız

Edebiyat Deyince Anımsanan(lar) – Temel Demirer

“İnsan yalnız sözle insandır ve yalnız sözle bağlanırız birbirimize.”[1] “Dünya nasıl yazdığınıza değil, ne yazdığınıza bakar.” [2] “Edebiyat” deyince; Orhan Veli Kanık’ın, “Zamanla anlıyor insan dünyayı”; John B. Buckstone’un, “Zaman tutsaklar için yaratılmıştır”; Goethe’nin, “Anlayamadığımız şeyler bizim olamaz”; Ferit Edgü’nün, “Önemli olan öğrenmek değil, anlamak”; Dostoyevski’nin, “Çabuk anlaşılan şeyler uzun ömürlü değildir,” sözlerinin altını özenle

okumak için tıklayınız

“Gülmek Bir Halk Gülüyorsa Gülmektir” – Müslüm Kabadayı

Önceki gün sendika.org?da Dikmen Vadisi Halkı?nın, bugün 12.30?da Barınma Hakkı Bürosu?nda dost kurum ve kuruluşlarla bir basın açıklaması ve dayanışma toplantısı yapacağı haberi verilmişti, bunu Sevda?ya söylemiştim ama o unutmuş. Biraz da rahatsız olduğu için geç kalkınca hazırlık yapmamız da son dakikaya kadar sürdü. Neyse ki zamanında vadideki barınma hakkı bürosunun bulunduğu yere, İlker Taksi?den

okumak için tıklayınız

Fizik-Ötesi/?İdeolojinin Yüce Nesnesi? (*) – Nejdet Evren

Yarasalar baş-aşağı durmaktadırlar. Ayaklarını göklere dikip başları ile yer-çekimine meydan okur gibi hem de?Bu yapıları ve duruşları ile fiziği zorladıkları sanılabilir. Ancak onlar da ses dalgalarını/frekansları kullanarak cisimlerin yerlerini belirlemekte, atmosferin sunduğu o eşsiz gaz kütlesi içerisinde devinmektedirler. Beslenirken baş-aşağı durmadığı halde dinlenirken bu davranışı sergileyen yarasaların fiziği zorlamalarının ilginç olması tüm zamanlarda insanın dikkatini

okumak için tıklayınız

“Yakın plan” Yeni Türkiye Sineması / Zahit Atam ile Söyleşi: Nalân Mahsereci

Sinema tarihçisi ve eleştirmeni Zahit Atam?ın, Yeni Türkiye sinemasını, sosyoekonomik, sosyokültürel, siyasal, psikanalitik ve estetik olarak analiz ettiği kapsamlı çalışması, Yakın Plan Yeni Türkiye Sineması kısa bir süre önce yayımlandı. Zahit Atam, yaklaşık 800 sayfalık bu kapsamlı çalışması ve bundan sonraki projeleriyle yeni sinemanın ?yeni eleştirisine? giden yolu döşemeyi hedefliyor. Kitabın doyurucu içeriği hakkında bilgiyi

okumak için tıklayınız

Ortaçağ Yazıları – Betül Çotuksöken

“Gerçek Renaissance’lar daha baştan ‘gerçek’ ortaçağları gerektiriyor.” Adı çıkmış bir çağdır ortaçağ. “Karanlık” nitelemesi her zaman yanı başında durur. Üniversitelerinden çok, engizisyon mahkemeleriyle anılır. Tanrı düşüncesinin her yere sirayet etmiş olması felsefi bir tartışmanın olabileceğini akıllara getirmez. Antikçağa ve modern zamanlara olan uzantılarının görülmesindense araya girip tarihi kesintiye uğratmış bir dönem gözüyle bakılır ona. Bu

okumak için tıklayınız

Gramsci’yi Anlamak – Antonio A. Santucci

Yirminci yüzyılın en değerli aydınları arasında, çalışmasını ölümünden sonra, Antonio Gramsci’ye nazaran daha zor erişilebilir vaziyette bırakan herhalde kimse yoktur. Ancak bu, onun yüzyılın belki de en iyi tanınan ve en büyük etki yaratan İtalyan düşünürü olmasını engellememiştir. Bunu, büyük ölçüde, yaşamlarının önemlice bir bölümünü Gramsci’nin çalışmalarını metodolojik olarak organize etmeye ve çözümlemeye adamış iki

okumak için tıklayınız

Alıntı Yapmanın Dayanılmaz Çekiciliği – Özlem Pekcan

İnsan okur. Okuyunca da alıntı yapar. Düşünen, analiz eden, hiç olmasa anlattıklarının dikkat çekmesini isteyen bir insanın doğal başvuru yöntemlerindendir aslında alıntı yapmak. Diğer taraftan; alıntı, eğer doğru ve yerinde yapılıyor ise, alıntılandığı eser ve sahibinin de tanınmasına katkıda bulunan bir yöntemdir.

okumak için tıklayınız

Temizyürekli Atlar – Onur Behramoğlu

Ne zaman atları, atlıları düşünsem, Çehov gelir aklıma? Nâzım Hikmet? Melih Cevdet. Çehov?un öyküsünde, oğlunu yitirmiş İona, ?İşte böyle kardeşim kısrak. Kuzma İoniç yok artık. Tanrı, toprağına yıldız yağdırsın. Boşu boşuna öldü gitti işte. Düşün bir kere: Senin bir tayın var, sen onun öz annesisin; bir de bakıyorsun, birdenbire tay ölüveriyor; acımaz mısın?? diye sorar.

okumak için tıklayınız

Hamburg’dan Esintiler – Süleyman Deveci

Süleyman Deveci’nin Türkçe ilk öykü kitabı ?Hamburg’dan Esintiler? den bir okuma parçası… Lahmacuncu Hava soğuktan öte dondurucu, karlı ve haddinden fazla ölümcül, beyaz kar ve yoksulluk kokuyor ortalık, kışın eşsiz bucaksız hüzünlü romantizm kokusu. Sanki en son bir günmüş, daha sonrası, ardı arkası gelmeyecekmiş gibi sırıtan kıyamet habercisi bir gün. Hamburg sokakları sanki bir daha

okumak için tıklayınız

Rıfat Ilgaz Şiiri Kumsalında Kıyı Çocuklarının Ayak İzleri – Fatin Hazinedar

? Şu sefer bayrağını çekmiş vapur Bizim Karadeniz?e gider. Beni alıp götürmese de, Alır, düşüncemi çocukluğuma götürür, ? Kıyı çocukluklarının yaşı kaç olursa olsun, her zaman yaşadığı denizin kum tanelerine rastlarsınız ceplerinde. Ki bu çocukların aralarında zaman farkı da olsa, deniz, kasaba ve kıyı ile yaşanmışlıkları birbirine benzer. Her ne kadar aynı denizin ayrı kıyılarında

okumak için tıklayınız

Şarkısı Unutulmayacak “Zirve” Romanlar – Berivan Kaya

İnci Aral’ın son romanı Şarkını Söylediğin Zaman’la ilgili kitabın arkasında, yayınevi tarafından yazılan sunuş yazısının son cümlesi ilginç. Cümle şöyle: ‘İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman’la Türk romanını zirveye taşıyor. Okuyucunun aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.’ Şarkını Söylediğin Zaman birbirine zaman geçişleri olan farklı hikâyeler üzerine kurgulanıyor. Günümüzde geçen ilk hikâye, roman kahramanları Ayşe ve

okumak için tıklayınız

Bugünden Yarına : Şike – Osman Bulugil

Futbol dünyasında patlak veren şike iddiası her an yeni bilgilerle kafa karıştırmaya devam ediyor. Aynı zamanda süreci Fenerbahçe?nin küme düşüp/düşmeyeceği üzerinden okunması da. Elli üzerinde kişi gözaltına alındı ve soruşturma devam ediyor. Gözaltına alınan isimlerden Giresunspor Kulübü eski Başkanı Olgun Aydın Peker, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz ve Bülent Uygun, 2004 yılındaki Sedat Peker ve ekibine

okumak için tıklayınız

Yengeç Gemisi (Manga) – Takici Kobayaşi

20. yüzyılın ilk yarısında Japonya?nın kuzeyinde bir yengeç işleme gemisinde, işçilerin insanlık dışı koşullara karşı gerçekleştirdiği bir başkaldırının öyküsü? East Press?in Kapital Manga ile aynı dizi içinde yayınladığı Yengeç Gemisi, Japon edebiyatının 20. yüzyıl klasiklerinden birinden uyarlanmış. Yazarı Takici Kobayaşi, 1920?lerde yükselen Japon proleter edebiyatının öncülerinden. Gözaltında işkence edilerek öldürülen bir romancı. Yazarın bu ünlü

okumak için tıklayınız

Yüz Aşk Sonesi – Pablo Neruda

( * ) Bizde, daha çok politik yönü öne çıkarılan ve o tür şiirleriyle bilinen Neruda (1904-1973), Aragon, Eluard, Nazım gibi çok güzel aşk şiirleri de yazmış olan komünist şairlerdendir. 1904 yılında Güney Şili?nin Parral kentinde doğmuştur. İlkgençlik aşklarını, yaşam sevgisi, özlem ve üzüntülerini dile getirdiği 20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı ile büyük

okumak için tıklayınız

Yakarıcılar – Euripides

Euripides (İÖ y.484-406): Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan yazar olarak özel bir yeri vardır. Bu durum şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları acılar da bu

okumak için tıklayınız

Tekel Eylemine Kenar Notları – Gamze Yıkılmaz, Seray Kumlu

Ayazıyla ünlü Ankara, 2009 senesinin Aralık ayının tam ortasında, AKP hükümetinin uygulamaya geçirmek istediği 4/C uygulamalarına direnen Tekel işçilerinin eylemlerine uyandı. Biber gazlı, coplu polis müdahaleleriyle sinmeyen işçilerin hak ve ekmek mücadelesi, Sakarya Caddesi’nde kurdukları çadırlara yerleşmeleri sonucunda yeni bir boyut kazandı. Çadırların kurulmasından itibaren eylemin boyut değiştirmesiyle hem işçilerin kendi aralarında hem de kendilerini

okumak için tıklayınız

Onlar Çocuk Kalacak Üzerine – Müslüm Kabadayı

Çukurova destan dili masalsı anlatımla bireşime girerek, Ali Ozanemre?nin ?Onlar Çocuk Kalacak? öykü kitabındaki 15 öykünün ruhunu kişi, zaman ve mekanla yoğurup üst dilden yürek ve beyinlere nakışlıyor. Geleneksel anlatı diline özgü abartılar, gerçeklikten düş dünyasına yolculuklar, olay-duygu-durumların insan merkezli geçirgenliği, bu öykülerin tema-konularının da ötesinde odaklara götürüyor okuyucuyu. Yazarın bunu nasıl başardığını, metinlerden kısa

okumak için tıklayınız

Aşkın ve hüznün sürgün şairi Cemal Süreya: “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” – Barış Kişin

Bir kadın geçmişini siliyor tüm zorluklara inat Keşke yalnız bunun için sevseydim seni… Ağladığımda gözyaşlarımı silen ellerin için sevseydim keşke seni… Sen de gittin ya! “Keşke” gidişini izlememek için sevseydim seni… Sen; şimdi Ya da belki az sonra Belki de bilmediğim bir zamanda -aşımsız- gidenlerdensin.. Ben Gittiğini sanan kalanlardan.. Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

okumak için tıklayınız