Yazar: Özgür Atlas

Kutsal Teslimiyet: Orgazma İzin Vermemek, Ruhun Işığa Kapalı Kalması Demektir ?

Yazar : Jungish Analitik psikolojinin ışığında, bir kadının (veya bireyin ruhunun) en mahrem ve biyolojik deneyimlerindeki engeller, genellikle daha derin bir ruhsal çatışmanın yansımasıdır. Marion Woodman’ın çalışmalarına göre, cinsiyetler arasındaki yaratıcı ve kalıcı bir ortaklığın hedefine ulaşılabilmesi için, öncelikle bireyin kendi içsel gerçekliğiyle tanışması gerekir: Dışarıda nasılsa, içeride de öyledir. Bu bağlamda, kadın (dişil enerji)

okumak için tıklayınız

Kraliçe Mary’nin Örtüsü: Ruhsal Gelişimde “Henüz Hazır Değilim” Diyebilmek

Yazar : Jungish Jungcu analizde, rüyalarda veya hikayelerde ortaya çıkan tarihi figürler, genellikle bireyin iç dünyasındaki belirli psikolojik enerjileri veya aşamaları temsil eder. İskoçya Kraliçesi Mary’nin adının geçtiği bağlam da tam olarak böyledir. Mary Queen of Scots (İskoçya Kraliçesi Mary) Figürünün Psikolojik Anlamı Suburbia’da yaşayan prenses Ariadne’nin (Ari) hikayesinde, düğün gününden önce gördüğü bir rüya

okumak için tıklayınız

Köklerimizdeki Güç: Muladhara Çakrası ve Yere Sağlam Basmanın Önemi

Yazar: Jungish Marion Woodman’ın Jungcu psikoloji merceğinden ele aldığı beden/ruh çalışması bağlamında, Muladhara çakrası, bireyin psikolojik ve fiziksel temelleri açısından kritik bir öneme sahiptir. İşte bu yazımız ; Muladhara çakrasının tanımı ve sağlam bir “yer/taş” (madde/toprak) temeliyle olan hayati ilişkisini açıklıyor. Psikolojik dönüşüm süreci üzerine çalışan analistler, bireyin özgürlüğüne ve bütünlüğüne ulaşması için öncelikle içsel

okumak için tıklayınız

İçsel Evlilik Neden Çöker? ”Damadı ” Bulamamanın Arketipsel Nedeni

Yazar: Jungish Marion Woodman’a göre, bir kadının (veya bireyin ruhunun) hayatında uygun, olgun ve sevgi dolu bir partner (damat) bulamamasının kök nedeni, dış dünyadaki seçeneklerin azlığı değil, kendi içgüdüsel gerçeğiyle yüzleşmeyi ve onu sahiplenmeyi reddetmesidir. Eğer bir kişi kendi içgüdüsel gerçeğini göğüsleyemezse, münasip bir damat bulamaz. Bu durum, psikolojik açıdan, içsel eril (animus) ve dişil

okumak için tıklayınız

Zincirlerinden Kurtulan Ruh: Köhnemiş Komplekslerden Işık Saçan Sevgiye Uzanan Yol

Yazar: Jungish Bu yazı, Jungcu analitik psikoloji ve arketipsel dönüşüm ışığında, Marion Woodman’ın “Yaralı Damat” (The Ravaged Bridegroom) eserinde işlediği temel ruhsal özgürleşme temasını incelemektedir. Modern hayatın karmaşasında, çoğumuz içsel evliliğimizi (eril ve dişil enerjilerin uyumu) gerçekleştirmeye çalışırken, görünmez prangalarla mücadele ederiz. Kaynaklara göre, bu prangalar genellikle köhnemiş ebeveyn kompleksleri olarak adlandırılan, kişisel gelişimimizi engelleyen

okumak için tıklayınız

Arketipsel İlişkiler: Ariadne’nin Taç Giyen Benliği ve Kayıp Damat

Marion Woodman’ın analitik psikoloji üzerine kurulu prenses hikayesi “Suburbia,” modern bireylerin içsel evlilik (inner marriage) sürecinde karşılaştıkları dört temel çatışma dinamiğini açığa çıkarır. Bu dinamikler, bilincimizdeki (persona) ve bilinçdışımızdaki (gölge) eril ve dişil enerjilerin nasıl çarpışıp, dönüştüğünü gösterir.. 1. Ari (Persona) ile Superbia Prensi Arasındaki İlişkinin Başarısızlığı Dinamik: Ariadne (Ari) Suburbia’da, yani ebeveyn kompleksleri ve

okumak için tıklayınız

“Suburbia” Hikayesi ve Bir Kadının Eril Tarafıyla Karşılaşmasının Masalı

“Suburbia” hikayesi, günümüz kadın ve erkeklerinin rüyalarında ortaya çıkan ilginç bir düğün motifine dayanılarak oluşturulmuş bir prenses hikayesidir. Hikaye, Suburbia krallığında geçmektedir. Burada, zarif bir küçük prenses olan Ariadne (Ari) ve onun kadar zarif olmayan ikiz kız kardeşi dünyaya gelmiştir. Hikayenin Analizi Bu hikaye, yazarın kadın ve erkeğin içsel yaşamlarındaki temel dinamikleri, özellikle Jungcu psikolojinin

okumak için tıklayınız

Mandala Psikolojisi

C. G. Jung’un mandalaların evrensel ve bireysel psikolojik süreçlerdeki işlevini ve yapısını incelemiş ve ampirik gözlemlere dayanan kapsamlı bir çalışmanın özetini sunmuştur. I. Mandala’nın Tanımı ve Kökeni Mandala, Sanskritçe’de ‘daire’ anlamına gelir , . Dini ritüellerde çizilen, boyanan, modellenen veya dans edilen dairesel imgeleri ifade eder , . II. Psikolojik İşlevi (Bireyleşme Sürecinde) Bireysel mandalalar,

okumak için tıklayınız

Dar Ayakkabılar: Yüz Yıllık Terapi, Ama Dünyamız Gelişmiyor

James Hillman ile Michael Ventura’nun 1992 tarihli kitabı, “yüz yıllık psikoterapiye rağmen dünya neden kötüye gidiyor?” sorusunu sarsıcı bir şekilde gündeme getiriyor. (Vikipedi)Kitap üç parçalı bir yapı sunuyor: önce serbest diyaloglar, sonra birbirlerine yazılmış denemeler, sonra tekrar diyalog formu. (Vikipedi) “İçimize bakıyoruz ama yine de dışımız çöküyor” Hillman ile Ventura’nın buluştuğu temel eleştiri: Psikoterapi sistemi

okumak için tıklayınız

Zindandaki Hürriyet: Bir İskoç Kabadayısının İbretlik Değişimi Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Azizim, İnsan ruhu ne acayip bir muamma, ne tekinsiz bir dehlizdir! İçinde hem bir melek saklar hem de bir canavar… Bazen de bu ikisi yer değiştirir de, aklımız hayalimiz durur. Geçen gün elime, İskoçya diyarından, Jimmy Boyle isminde, vaktiyle o memleketin en azılı, en eli kanlı kabadayısı olarak nam salmış bir herifin kendi

okumak için tıklayınız

“Öfkeyi Eyleme Dönüştürmek”

Carl Jung’un bakış açısından öfkenin ne olduğunu ve onu nasıl daha sağlıklı bir şeye dönüştürebileceğimizi birlmek ister misiniz ? Öfke Nedir? Hristiyanlıktaki gibi bir “günah” değil, tıpkı acıkmak gibi doğal bir “iştah” veya tutkudur. Öfke, aslında bilinçdışımızdan gelen bir sinyaldir. Bize “psikolojik alanımızın” ihlal edildiğini, bir şeylerin ters gittiğini veya bir yara aldığımızı söyler. Tehlikeli

okumak için tıklayınız

Beni Duyabiliyor musun?

İngiltere Parlamentosu’ndaki konuşma, Nisan 2019 Benim adım Greta Thunberg. 16 yaşındayım. İsveçliyim. Gelecek nesiller adına konuşuyorum. Birçoğunuzun bizi dinlemek istemediğini biliyorum; sadece çocuk olduğumuzu söylüyorsunuz. Ama biz sadece birleşik iklim biliminin mesajını tekrarlıyoruz. Birçoğunuz değerli ders zamanımızı boşa harcadığımızdan endişeleniyor gibi görünüyor, ancak bilimi dinlemeye ve bize bir gelecek vermeye başladığınız anda okula döneceğimizi garanti

okumak için tıklayınız

“Nuh’un Gemisini Kim İnşa Edecek?” (Mike Davis, 2010)

Mike Davis’in bu makalesi, yaklaşmakta olan iklim krizini, Nuh Tufanı’na benzeyen kaçınılmaz bir felaket metaforu üzerinden ele alır. Temel tezi, bu küresel felaket karşısında toplumun “hepimiz aynı gemideyiz” söyleminin aksine, derin bir sınıfsal bölünmüşlük yaşadığıdır. Makalenin ana fikirleri şunlardır: Kaynak : https://cominsitu.wordpress.com/2019/10/09/who-will-build-the-ark-davis-2010/

okumak için tıklayınız

Theodor W. Adorno’s “Hegel: Three Studies” (Hegel: Üç Çalışma)

Adorno’nun “Hegel: Üç Çalışma” Eserinin Özeti Theodor W. Adorno’nun “Hegel: Üç Çalışma”sı, G.W.F. Hegel’in felsefesine yönelik standart ve çoğu zaman “totaliter” olarak damgalanan yorumlara karşı derinlemesine bir eleştiri ve yeniden değerlendirme çabasıdır. Adorno, Hegel’i körü körüne yüceltmez veya reddetmez; bunun yerine, onun sistemindeki “çatlakları” ve “çelişkileri” vurgulayarak, Hegel’in felsefesinin içindeki devrimci ve eleştirel potansiyeli ortaya

okumak için tıklayınız

Zencinin Kaderi ve Sermayenin Kirli Defteri: Ecnebi Bir Âlimin Acayip Tahlili

Yazan: Jungish Bizim aklımız neye erer? Kapitalizm denilen illet, paranın, kârın, hırsın nizamıdır. Bu nizamın içinde, patron denilen güruh, amele sınıfını daha kolay sömürmek için araya fitne fesat sokar. “Aman,” der, “bunlar birleşmesin!” Tutup birine, “Sen beyazsın, âlâsın,” der, ötekine “Sen karasın, aşağılıksın,” der. Böylece işçileri birbirine kırdırır, kendi de köşkünde viskisini yudumlar. Bizim bildiğimiz

okumak için tıklayınız

“Mülksüzleştirenlerin Mülksüzleştirilmesi” Makalesinin Özeti

Jacob Blumenfeld’in bu makalesi, Marksist teorinin en ünlü sloganlarından biri olan “mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi” kavramını, geleneksel hukuki ve siyasi anlamının ötesinde, daha derin bir teorik çerçevede yeniden analiz eder. Yazar, Karl Marx’ın bu ifadeyi kapitalist birikim sürecinin kaçınılmaz bir sonucu ve devrimin temel içeriği olarak nasıl kullandığını inceler. Makalenin ana fikirleri şunlardır: Sonuç olarak makale, “mülksüzleştirenlerin

okumak için tıklayınız

Amerika’nın O Acayip Paşası

Yazan: Jungish Bizim ahşap konağın penceresinden dışarı bakıp, şu dünyanın haline hayret etmediğim bir gün bile geçmiyor. Lakin en çok da şu dit-i derya (denizaşırı) memleket olan Amerika’nın haline şaşıyorum. Hani o pek zengin, pek medeni, pek de nizamlı intizamlı geçinen zevat… Meğer onların da içi ne kadar çürümüş, ne kadar kokmuş da haberimiz yokmuş!

okumak için tıklayınız

Hegel’in Tinin Görüngübilimi: Bir Yeniden Değerlendirme

Gary Browning’in “Hegel’in Tinin Görüngübilimi: Bir Yeniden Değerlendirme” başlıklı makalesi, felsefe tarihinin en zorlu metinlerinden birini ele alıyor. Felsefeyle ilgilenen herkesin korkulu rüyası olan bir kitap vardır: Hegel’in Tinin Görüngübilimi (Phenomenology of Spirit). Adı bile karmaşıktır, sayfaları anlaşılmaz terimler ve upuzun cümlelerle doludur. Çoğu kişi bu kitabı, ya bir dünya tarihi özeti ya da Hegel’in

okumak için tıklayınız

Hürriyet Dediğin Altın Bir Tasma mı? Yeni Zaman Esirleri Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Bu yeni zamanın adamları, göğüslerini gere gere, “Biz hür bir dünyada yaşıyoruz!” diye böbürlenip dururlar. “Ah o eski devirler,” derler, “ne fenaydı! İnsanlar bir ağanın, bir beyin malıydı. Tarladan ayrılamaz, efendisinden izinsiz evlenemezdi. Onlar ‘serf’ idi, yani kul idi, köle idi. Ama biz, çok şükür, hür vatandaşlarız!” Geçen gün elime bu “hürriyet” meselesi

okumak için tıklayınız

İçimizdeki O Zaptedilemez Pınar: Adorno Efendi’nin Gözünden “Normal” Yalanı ve Aşkın Vahşi Hali

Yazan: Jungish Bu ecnebi filozofların kitaplarını karıştırdıkça, insanın aklı bir tülbent gibi hem açılıyor hem de bir o kadar bulanıyor. Geçen gün elime yine o Alman mektebinin en huysuz, en çatık kaşlı âlimi olan Theodor Adorno Efendi’nin bir fikri geçti. Adam tutmuş, bizim o pek “medeni” sandığımız nizamımızın, insanın en temel, en vahşi güdüsünü, yani

okumak için tıklayınız