Kategori: Adorno

Balzac’ı Okumak – Theodor W. Adorno

Köylü kente geldiğinde, karşısına çıkan her şey “kapalı” der ona. Kalın, ağır kapılar, jaluzili pencereler, gülünç düşmekle cezalandırılacağı için konuşamadığı sayısız insan, hatta satın alamayacağı mallarla dolu dükkânlar – hepsi geri çevirir onu. Maupassant işin incesine kaçmayan bir anlatımla kaleme aldığı bir novella’sında, küçük rütbeli bir subayın tanımadığı bir mahalde saygıdeğer bir aile evini genelev sanıp düştüğü utanç

okumak için tıklayınız

Boyun Eğme – Theodor W. Adorno

Kendine Frankfurt Okulu adıyla bir yer edinmiş bulunan bu kurumun daha yaşlı temsilcileri olan bizler, şu son zamanlarda bir boyun eğme içinde olduğumuz suçlamasıyla karşı karşıya kaldık. Buna göre, bir eleştirel toplum teorisinin çeşidi unsurlarını ortaya atmışız ama bu teorinin pratik sonuçlarından kaçınmışız. Ama biz hiçbir zaman eylem programları koymadık ortaya, eleştirel teoriden esinlendiklerini söyleyenlerin

okumak için tıklayınız

Adorno ve Horkheimer’in “Ütopyacılık” üzerine tartışmaları

(25 Mart, öğleden sonra) HORKHEIMER— Burjuva arzuları metafizikle yaldızladığımız sanılmamalı. “Başka olan” dediğimiz şeyin ideolojik bir projeksiyondan başka bir şey olmadığı şeklinde bir itiraz yöneltilebilir. Toplumsal çıkarlar bakımından arzu edilir görünen ne varsa, “başka olan” statüsü kazanır ve tüm dünya tarihinin kar­şısına yerleştirilir.

okumak için tıklayınız

Negatif Diyalektik – Theodor W. Adorno

Yirminci yüzyıl felsefesinin zirve kitaplarından Negatif Diyalektik, kaleme alınışının 50. yıldönümünde Şeyda Öztürk’ün müthiş emek ürünü çevirisiyle nihayet Türkçede. Adorno kitabın amacını şöyle ifade ediyor: “‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve

okumak için tıklayınız

Adorno: “ümitsizliğin ölümü sürekli bir yaşama dönüşür”

Ümitsizlik Adorno ı969 yılında ölümünden kısa bir süre önce kendisiyle yapı­lan bir mülakatta “Grabbe’nin bir sözü var, diyor ki: ‘Çünkü sade­ce ümitsizlikten başka hiçbir şey bizi kurtaramaz.’ Bu kışkırtıcı, ama kesinlikle aptalca olmayan bir cümledir – İçinde yaşadığımız dünya­da ümitsiz, kötümser, negatif olduğunun söylenmesinde bir suçlama göremiyorum” demişti. (GS cilt 20. ı, s. 405)

okumak için tıklayınız

Şeyleşme – Rogers Behrens

Şeyleşme yirminci yüzyıldaki eleştirel teorinin anahtar bir kavramı­dır; Georg Lukacs bu kavramı 1923 yılında yayınladığı Tarih ve Sınıf Bilinci’ kitabında Hegel’e dayanarak geliştirmiştir. ” [ … ] Bir arı, balmumu peteklerinin inşasıyla, kimi inşaat ustaları­nı utandırır. Fakat en başından, en kötü inşaat ustasını bile en iyi arıdan ayıran özellik: peteği, balmumuyla yapmadan önce zihnin­ de

okumak için tıklayınız

Kapitalist toplumda gözün egemen­liği – Roger Behrens

Kulaklarıyla Düşünmek Adorno ‘Prismen’ kitabında “Kulaklarıyla düşünmeye alışkın olan [ . .. ]” (GS cilt 10.1, s. l l) diye yazıyor. Eleştirel teorinin gerektirdi­ği düşünsemeli, düşünsenmiş düşünce optik cazibelerin etkisinde kalmış olmaktan çok akustik, dinleyen bir düşünce olarak tasavvur edilmelidir. “Denilebilir ki çevik, küçümseyen gözle değil, esas ola­rak kendini unutmuş kulakla tepki vermek, geç endüstriyel

okumak için tıklayınız

Zamanımız Bizim Olsun – Zafer Köse

Sevdiğimiz kişilere ve sevdiğimiz işlere zaman ayıramıyor muyuz? Öyleyse yanlış yaşıyoruz. Zaman! Sevginin, gerçeğin, anlamın en şaşmaz ölçütü değil mi, zaman? Zamanınızı vermediğiniz bir kişiyi veya bir işi sevdiğinizi sanabilirsiniz. İnsan kendini kandırmaya pek eğilimlidir. Ara sıra bazı tercihlerimizi uygulayabilsek de, zamanımızı serbestçe kullanamadığımız bir hayatın bütünü, ömrün harcanmasından başka bir şey olabilir mi?

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Modernizm (Lukacs, Brecht, Benjamin ve Adorno Üzerine Tarihsel Bir İnceleme ) – Eugene Lunn

“Modernizm ile Marksizmin eskimiş diye görülüp saldırılara uğradığı bir zamanda, Eugene Lunn’un bu iki akımın en yaratıcı etkileşim yıllarını ele alan zengin ve ayrıntılı çalışması, her ikisinin de hâlâ önemli bir gizligüce sahip olduğunu hatırlatıyor bize. Marksist estetik tartışmalarına değin bundan daha güvenilir ve titiz bir kılavuz isteyemezdik.” Martin Jay “Zekâyla ve kılı kırk yaran

okumak için tıklayınız

Habermas’ı Okumak – Taner Timur

Taner Timur, Felsefi İzlenimler ve Marksizm, İnsan ve Toplum kitaplarında 20. yüzyıl Batı düşüncesinin bir dizi parlak temsilcisini ele almıştı. Bu kitapta ise Frankfurt Okulu?nun en önemli temsilcisi Jürgen Habermas?ı inceliyor. Günümüzde Habermas, filozof, sosyolog ve tarihçi nitelikleriyle kıta Avrupası düşünce geleneğini Anglo-Sakson geleneğiyle buluşturan düşünür olarak tanınıyor. Ülkemizde de tanınıp fikirleri tartışılan bir felsefeci

okumak için tıklayınız