Kategori: Biyografi Kitapları

Hrant – Tuba Çandar

Türkiyeliyim… Ermeniyim… İliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün dahi olsa, ülkemi terk edip geleceğimi “Batı” denilen o “hazır özgürlükler cennetinde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere, sülük misali yamanmayı düşünmedim. Kendi ülkemi de o türden özgürlükler cennetine dönüştürmek ise temel kaygım oldu. Şu anda yaşayabildiğim ya da yaşayamadığım haklara da bedavadan konmadım, bedelini ödedim, hâlâ

okumak için tıklayınız

Devrimin Aynası Tolstoy – Vladimir İlyiç Lenin ‘Milyonlarca köylünün isyanı ve umutsuzluğu… İşte, Tolstoy’un eleştirisinde birleşen bu ikisiydi’

Tolstoy hakkındaki 5 makalesini içeren “Devrimin Aynası Tolstoy” da Vladimir İlyiç Lenin, Tolstoy’un Rus toplumunu anlatmadaki sanatsal başarısının ve ustalığının hakkını veriyor, ancak, “kölelik çağının büyük sanatçısı” dediği Tolstoy’u o dönemde “insanlığın kurtuluş yolunu keşfetmiş bir peygamber” olarak düşünenlere de tepkili. Lenin, 1908’de Lev Tolstoy’un 80. doğum yılında yazdığı makalenin başlığını “Rus Devriminin Aynası Tolstoy”

okumak için tıklayınız

Dostoyevski – Edward Hallett Carr

Edward Hallett Carr’ın Dostoyevski üzerine yazdığı bu kitap hem ilginç bir biyografi, hem de çok başarılı bir edebiyat incelemesi, roman çözümlemesi. Çocukluğundan başlayarak, ailesinin, çevresinin, yaşantısının eserlerine etkisini; karşılaştığı insanların hangi karakterleri esinlediğini, çağın olaylarının, düşünce akımlarının etkilerini titizlikle incelemiş Edward Hallett Carr. Geniş tarih bilgisi (özellikle Rusya üzerine) ve araştırmacı kişiliği bu başarının anahtarı.

okumak için tıklayınız

Homeros – Jacquelıne De Romılly

Araştırmacıların belirttiğine göre, İlyada ve Odysseia son şeklini MÖ VI. yüzyılda almış. Ancak yine öğreniyoruz ki, destanların yazarı Homeros, MÖ VIII. yüzyılın şairi. Bu bilgileri yazmamızın nedeni, kaç yüzyıldır okunduğunu hatırlatmak için. Antik Yunan kültürünün bu ilk yazılı eserleri yalnızca okumakla kalmış metinler değil, pek çok “Yunan lirik şairleri, tragedya yazarları, tarihçiler bu eserlerden beslenmiş

okumak için tıklayınız

Merdivende Üç Şair – Orhan Tüleylioğlu

Otelin merdiveninde basamaklara oturmuş bekleyen üç şair: Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar…. Otelin adı, yaylalarda açan çiçekti, Madımak’tı. Otelin içindekilerse ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semahçıları. Sekiz saat süren bekleyişin sonunda bir kibrit çakıldı. Otuz beş eli kolu bağlı insan alev alev can verdi. Otelin etrafını saran güruhun protesto ettiği, halk edebiyatımızın

okumak için tıklayınız

Tespih Taneleri – Mıgırdiç Margosyan. “Her bir tespih tanesi bir yaşamdır. Yanyana dizdiğimiz tespih taneleri hiç dağılmasın.”

Mıgırdiç Margosyan’ın “Tespih Taneleri”, yazarın doğduğu yer Diyarbakır?ı, oradaki Ermenileri, Kürtleri, Türkleri, Süryanileri, Keldanileri, Yahudileri, bugün artık tarih olmuş bir kent yaşantısının en içten hikâyelerini anlatan, derin bir duygusal yolculuğun güncesi niteliğinde bir yapıt. Mıgırdiç Margosyan, Türkçe, Kürtçe ve Ermenicenin olanaklarından ve özyaşam öyküsünden yola çıkarak dağılan hayatları anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Cezaevi Arkadaşım Yılmaz Güney (Çirkin Kral’la Ulucanlar’da) – Avni Bektaş

Avni Bektaş, 1975-1976 arasında Ankara Ulucanlar cezaevinde tutuklu kalmış. Bektaş?ın bu dönemde yolu, Yumurtalık olayı nedeniyle cezaevinde bulunan Yılmaz Güney ?le kesişir. İşte yazar bu kitabında, Güney?le bu tarihlerde başlayan dostluğunu ve cezaevi hayatına dair anılarını anlatıyor. Bektaş cezaevine girdiği günden tahliye olduğu tarihe kadar yaşadığı olayları ve tanıdığı farklı kişileri anlatırken, Yılmaz Güney ?in

okumak için tıklayınız

İnsani Yüceliklerin Yalnızlıktan Üşüyen Dev Çınarı: Hümanist Erasmus – Bedriye Korkankorkmaz

Stefan Zweig?ın birbirinden değerli yapıtları arasında Rotterdam?lı Erasmus?un Zaferi ve Trajedisi’ni okuyorum. İnsanlığı incelemenin en uygun yolu, insanı incelemektir? diyen Pope?un dediği gibi Stefan Zweig da biyografilerini yazdığı kişilerin yaşamlarındaki iniş ve çıkışları, yaşamlarını adadıkları ilkeleri irdelemiştir. Kişilerinin çıplak gerçeğine; dostunun, babasının, annesinin günlüğünü okuduğunu hissedecek değin yakın kılmıştır okuyucuyu. Erasmus da Zweig?ın bana kazandırdığı

okumak için tıklayınız

Hoca’nın İlmi (F-Tipi Bilim) – Derleme

Fethullah Gülen’in düşünce dünyası, ruhlar, cinler, periler, melekler, mucizeler, medyumlar, yogiler, büyüler, fallar, muskalar dünyasıdır. Hoca’nın “ilmi”nde matematik, fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, astronomi yok. Onun bilim dalları: parapsikoloji, telekinezi, telestezi, psikokinezi, radyestezi, falcılık, ruhçuluk, medyumluk, falan filan… Bütün bunlara bilim dünyasının ne ad taktığı belli. Kibarca söylersek: Sahte Bilimler. Fethullah Gülen iktisat kitabında Cemaat A.Ş.’nin

okumak için tıklayınız

Rıdvan Kızgın / Bir İnsan Hakları Delisi – Şeyhmus Diken

Bingöl’de İnsan Hakları Derneği’ni (İHD) kurar. Bingöl’de yurttaşların kaçırılması, öldürülmesi, işkenceye maruz kalması, tutuklanması, korucu, kontgerilla ve JİTEM olaylarını deşifre ederek hiç tanımadığı insanların hakları için mücadelesini sürdürür. Bingöl’de açığa çıkan hak ihlalleri ve hukuk dışı uygulamalar uluslararası kamuoyunun da dikkatini çeker.

okumak için tıklayınız

Kemani Sarkis Efendi Suciyan Hayatı ve Eserleri

Aras Yayıncılık, Kimseye Etmem Şikâyet adlı nihâvend şarkısıyla hafızalara kazınan Kemani Sarkis Efendi Suciyan’ın eserlerini müzikseverlerle buluşturuyor. 1885 yılında Beşiktaş’ta doğan, müziğe olan sevgisini babası Üsküdarlı Kemençeci Onnik’ten alan Sarkis Suciyan, evde başlayan müzik eğitimini dönemin ünlü müzik hocalarından olan Kemani Aliksan Ağa’yla sürdürdü. Kemani Sarkis Suciyan, 1910’lu yıllara gelindiğinde, İstanbul genelinde nam salmış, aranan

okumak için tıklayınız

Montaigne – Stefan Zweig

Stefan Zweig, Nazi Almanyası’nda kitaplarının yakılmasının ardından, hümanist düşünür Erasmus’la başladığı içsel yolculuğuna yine bir hümanistle, Montaigne’le noktayı koyar. Montaigne, yazarın 1942’de hayatına son vermeyi seçmesiyle yarım kalan son eserlerinden biridir. Avrupa’yı Avrupa yapan filozof ve yazarları konu alan biyografiler üzerinden kendini anlama ve anlatma yolculuğunun Zweig için son uğrağıdır Montaigne.

okumak için tıklayınız

Büyük Dedem Karl Marx – Robert Jean Longuet

Bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın soyundan gelen, toplumsal, siyasi incelemeleri ve etkinlikleriyle aile geleneğine sadık kalan Robert-Jean Longuet, bu kitapta büyük dedesinin ve Marx ailesinin yaşamını tanıtıyor. Robert-Jean Longuet; Le Populaire adlı günlük gazetenin kurucusu ve sosyalist önder Jean Longuet’nin oğlu, Jenny Marx ile komünar Charles Longuet’nin torunu, Karl Marx’ın torununun oğludur.

okumak için tıklayınız

Rosa Luxemburg / Her Şeye Rağmen, Tutkuyla Yaşamak – Annelies Laschitza

Rosa Luxemburg / Her Şeye Rağmen, Tutkuyla Yaşamak adlı bu kitap, henüz lisedeyken yazdığı bir şiirde ?bütün dertleri tokların vicdanına yüklemek istiyorum? diyen bir devrimcinin, doktor unvanlı bir iktisatçının, bir botanik ve edebiyat düşkününün, bir yazar ve militanın yaşamöyküsüdür. Polonyalı bir Yahudi ailesinden gelen Rosa Luxemburg, Birinci Dünya Savaşı ertesi Almanya?yı sarsan devrimci ayaklanmanın önde

okumak için tıklayınız

Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri – Eduardo Galeano

“Kimse gidecek kadar kahraman, kalacak kadar vatansever değil.” Bir yanda işkenceler, kayıplar, ölümler, katliamlar, sürgünler… Diğer yanda umut, mücadele ve direnç… Sevincin ve coşkunun, acı ve umutsuzluğun yanıbaşında filizlenişinin tanıklığı. Çaresizlikten mücadele, baskılardan direniş yaratan bir halkın fotoğrafı. Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri sahne sahne ilerleyen bir günce niteliğinde. Röportajlardan anılara, tarihsel kısa öykülerden

okumak için tıklayınız

Arshile Gorky’yi kim öldürdü? Celâl Üster

Arshile Gorky’yi tanıyor musunuz? Ya da, Arshile Gorky adını duydunuz mu? Geçen yüzyılın sanatının değişmesinde önemli bir rol oynamış olan bu ressamın yaşamöyküsünü kaleme alan Nouritza Matossian’nın dediği gibi, ‘Resimleri Amerika ve Avrupa’daki büyük müzelerde asılıyken ve sanatını Ermeni kültürü besleyip zenginleştirmişken, Gorky, paradoksal bir biçimde, Ermenilerin çoğu tarafından bile tanınmamaktadır. Şüphe yok ki, doğduğu

okumak için tıklayınız

Theo Angelopoulos – Derleyen: Dan Fainaru

“Benim sinemam, epiktir; öyküdeki kişiyi tarihsel bir bağlama yerleştirir. Karakterleri hayattakinden daha büyük olan Brecht’te olduğu gibi, tarihin ya da fikirlerin taşıyıcısı olan benim karakterlerim de analiz edilmezler, Bergman’ınkiler gibi işkence çekmezler. Çok daha insancıldırlar. Kayıp şeyleri ararlar, arzu ile gerçek arasındaki kopuşta kaybolmuş şeylerin peşindedirler.” “Çok eski olmayan bir zamanda, dünya tarihi arzuya dayanıyordu:

okumak için tıklayınız

İbrahim Kaypakkaya / Kırmızı Bahar – Vehbi Bardakçı

“Bu son gidişi oldu İbo’nun… Bir daha hücresine dönmedi. Mevsim yine bahardı. Kırılan fidelerin yeniden sürgün vermeye başladığı dirilik ve umut mevsimi… Sinanların, Mahirlerin ve Denizlerin gidişini hatırlatan mevsim. Yukarda gülümseyerek bakan mavi gözlü bir gökyüzü ve aşağıda utancından ar damarı çatlamış bir yeryüzü… Hayat bu ikisi arasında tüm arsızlığı ve yüzsüzlüğüyle dönmeye devam ediyordu.

okumak için tıklayınız

Soylu Sınıfın Sonbaharı / İngiltere Yılları – Elias Canetti

Tüm dünyada özellikle romanı “Körleşme” ve antropolojik çalışması “Kitle ve İktidar” ile ses getiren edebiyatın kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Elias Canetti, İkinci Dünya Savaşı tüm çılgınlığıyla sürerken İngiltere’ye yerleşmek zorunda kaldı ve yaklaşık kırk yıl Londra’da yaşadı. Eserlerinin henüz çoğu kimse tarafından bilinmediği zamanlarda, kendisine tamamen yabancı bir kültür ve çevrenin içinde adeta

okumak için tıklayınız

Bitmeyen Yolculuk / Oğuzhan Müftüoğlu Kitabı – Adnan Bostancıoğlu

Adnan Bostancıoğlu, 2008 yılında başladığı ve muhtelif fasılalarla yaklaşık üç yıl süren görüşmelerde, Oğuzhan Müftüoğlu ile çocukluğundan başlayarak bugüne kadar olan yaşamını konuştu. Müftüoğlu’nun yaşamı, Türkiye’de devrimci hareketin yükseliş ve yenilgi dönemlerinin de tarihi… Dolayısıyla söyleşinin eksenini, 60’lı yılların Dev-Genç’inden 70’li yılların Devrimci Yol’una uzanan mücadele süreci ve 12 Eylül sonrası oluşturdu. Döneme damgasını vurmuş

okumak için tıklayınız