Kategori: Chuck Palahniuk

Chuck Palahniuk’ın “Dövüş Kulübü” romanında Tyler Durden karakterinin kapitalizme ve tüketim kültürüne karşı başkaldırısı, bireyin özgürlüğü için haklı bir isyan mıdır yoksa nihilizme bir kaçış mı?

Chuck Palahniuk’ın Dövüş Kulübü (Fight Club) romanındaki Tyler Durden karakteri, modern toplumun tüketim kültürüyle örülü yapısına karşı radikal bir tepkiyi temsil eder. Bu tepki, ilk bakışta bireyin özgürlüğü için haklı bir isyan gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde nihilizme yönelmiş varoluşsal bir kaçışı da içinde barındırır. Bu ikili yapı, eseri hem felsefi açıdan zengin hem de çelişkili bir

okumak için tıklayınız

Anlat Bakalım – Chuck Palahniuk

Katherine Kenton, Houdini gibi yaşıyordu. Bir kaçış ustası gibi. Evliliklermiş, tımarhanelermiş, kaçarı olmayan Pandro Berman stüdyo sözleşmeleriymiş… fark etmez… Bayan Kathie kendini kapana kıstırıyordu çünkü son anda zincirlerinden kurtulmak ona muazzam bir başarı hissi veriyordu. Pek çok evlilik ve estetik operasyonundan sağ çıkmış Katherine Kenton, namı diğer Bayan Kathie, Altın Çağı’nı yaşayan 1960’ların Hollywood’unda yıldızı

okumak için tıklayınız

Chuck Palahniuk: “Yeraltı” edebiyatının “yerüstü” kralı

?Ne kadar dikkat etseniz de, bir şeyleri kaçırmışsınızdır, zihninizi meşgul eden o doyumsuzluk hissini. Bilinçli bir şekilde duyumsamadan içinden koşup geçtiğiniz anlardan geriye kalan o buruk tadı. Eh, bu duyguya alışmanız gerek. Bir gün gelecek tüm hayatınız için böyle hissedeceksiniz. Bu yalnızca bir deneme.? Yeraltı biz sıradan faniler için yolu sonu demektir. Gözlerini yeşil dolarlara

okumak için tıklayınız

Hepinizin canı cehenneme!

Dünyadayken cehennemin ne demek olduğunu anlamış kuşaklar için cehennem ne kadar tehlikeli olabilir ki? Bir ölü olmaktan daha kötü ne olabilir? Hem ölü hem de cehennemde olmak mı? Hem ölü, hem cehennemde hem de hepsinin farkında olmak mı? Eh, bu bakış açınıza göre değişir hiç kuşkusuz. Yalnız ölüyü de, ölümlüyü de, cehennemi de anlatan kişi

okumak için tıklayınız

Lanetli – Chuck Palahniuk

Orada mısın, Şeytan? Benim ben, Madison. Şimdi geldim buraya, Cehennem’e; ve belki de aşırı doz marihuanadan ölmek dışında hiçbir şey benim hatam değil. Belki de şişman? gerçek bir domuzcuk oldu-ğum için düştüm Cehennem’e. Kendine saygın yeterli olmadığı için Cehennem’e gidilebiliyor mu bilmiyorum ama ben bu yüzden buradayım. Keşke yalan söyle-yip, sarı saçlarım ve iri göğüslerimle

okumak için tıklayınız

Pigme – Chuck Palahniuk

“?Pigme?de hedef tahtasında yine vahşi kapitalizm var. Palahniuk, bir üçüncü dünya ülkesinden gelip Amerikan orta sınıf ailesinin ?boktan? hayatına dahil olan pigmenin nefret dolu dilinden anlatıyor bir gerçekliği. 67 numaralı ajanın ?aptallık, yozlaşma ve önyargı gücüyle yürüyen bir gemi? olarak gördüğü Amerika ?da ?arzu kültürünün pençesinde kıvranan? insanlığı resmediyor.” Meliha Kesmez

okumak için tıklayınız

Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulübü – Hakan Övünç Ongur

Hakan Övünç Ongur, bu ilk kitabında, Amerikalı kült yazar Chuck Palahniuk’in bir yeraltı edebiyatı efsanesi haline gelmiş olan Dövüş Kulübü romanını kuramsal bir analize tabi tutuyor. 1999 yılında beyaz perdeye de uyarlanarak dünya çapında geniş bir hayran kitlesine ulaşan Dövüş Kulübü’nün, kendisi ile adı sıkça anılan küresel kapitalizm ve yabancılaşma tartışmalarının da ötesinde, Frankfurt Okulu’ndan

okumak için tıklayınız

Çarpışma Partisi – Chuck Palahniuk

( * ) Chuck Palahniuk’un dilimize çevrilen son romanı ‘Çarpışma Partisi’, ünlü romanı ‘Dövüş Kulübü’ne benziyor. Palahniuk, toplumsal düzenin kirli ve iğrenç addettiği tüm motifleri kullanarak bir vahşet ve cinsellik ikonografisi kurdu. Kendi tahmininin ötesinde kahramanlaşıp bir yeni zaman tanrısına dönüşmüş bir yazar. Babalar şiddet evrenine dişlerini geçirmişse, çocukların dişlerini buradan çekmek zordur… Romanları kimilerince

okumak için tıklayınız

Sallanmakta Olan Bir Gevezelik Kulesi Ve Ninni – Canan Koçak

Yaşam ve ölüm üzerinde söz sahibi olmak, bir nevi ?tanrılaşmak?. Mutlak bir güce sahip olduğuna inanarak, insanların yaşamlarını noktalamak yada küçük bir virgülle yola devam etmek. Yanlış anlaşılmasın, kimseyi yok etmeye niyetim yok, fakat insan, eğer elinde böyle bir güç olsaydı, acaba? demekten kendini alamıyor. ?Tek bildiğimiz, hiçbir şey bilmediğimiz? şiarıyla, doğru sandığımız bütün kavramları

okumak için tıklayınız

Dünya Bizim Hem Beşiğimiz, Hem de Kapanımız? Canan Koçak

Orijinal olan her şeyden soyutlanmış yüzlerce nesil, hepimiz öyle değil miyiz? Hayatın televizyon için bir mecaz olduğunu hiç düşündünüz mü? Peki televizyonun bizi bir şekilde tanrılaştırdığını düşündünüz mü? Saklanan, gizlenen ve sonra da gerçek diye sunulan yalanlarımız var. Kendi kendimize edinmiyoruz bu yalanları, öğretilen ve imrendirilen sahte hayatlardan, tek tipleşmiş kalıp suratlardan alıyoruz bu yalanları.

okumak için tıklayınız

Herkes kendi kişisel komasında ?Günce?sini yazar? Canan Koçak

İlham için hastalık, yara ve delilik mi lazım? İnsanların sevdikleri şeyi yapabilme riskini göze alabilmeleri için gerçekten acı çekmeleri mi gerek? Frida Kahlo, El Greco, Michelangelo, Robert Schumann, Bernini gibi sanatçıları yaratıcı kılan özellikleri başlarına gelen korkunç hastalıklar yada kaybettikleri sağlıkları olabilir mi? Maura Kincaid kimdir? Stendhal Sendromu nedir? Soru soru üstüne, bir roman insana

okumak için tıklayınız

Dövüş Kulübü (Fight Club) – Chuck Palahniuk “Sahip olmak istediklerin gün gelir sana sahip olur.”

‘Dövüş Kulübü’nü (Fight Club) yüzü morarmış halde gittiği işyerinde kimsenin kendisine aldırmamasından ilham alıp yazan Chuck Palahniuk, bu romanında ‘tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına’ zehir zemberek bir eleştiri yöneltiyor. ?Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olmayacağız… Hepimiz heba oluyoruz… Bütün bir nesil benzin

okumak için tıklayınız