Kategori: Franz Kafka

Franz Kafka’nın hayatta iken basılan Das Urteil (Yargı) adlı öyküsünün ilk kapak fotoğrafları

Franz Kafka, Das Urteil (Yargı) adlı öyküsünü 22 ila 23 Eylül gece 1912 yılında yazmıştır. 1913 yılında basılmıştır. Franz Kafka’nın hayatta iken basılan Das Urteil (Yargı) adlı öyküsünün ilk kapak fotoğrafları şöyle:

okumak için tıklayınız

On bir oğlum var – Franz Kafka

ON BİR OĞUL On bir oğlum var. Birinci oğlum, uzaktan bakıldığında hiç de gösterişli durmuyor, yine de sakin huylu ve akıllıdır; evet, onu da ötekiler kadar seviyorum ama ona pek değer verdiğim söylenemez. Sanki fazla dar görüşlü; sağına soluna, hatta ilerisine baktığı söylenemez, hep aynı dar çemberin içinde dönerek düşünüyor; bu çemberin dışına çıkamıyor bir

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: Bu olağanüstü, bu öldürücü gerginlikte yaşamak en doğru yol

Bugün hiçbir şey yapamadım… Oturdum, birkaç kitap karıştırdım, o kadar… Önemli bir şey yapamadım. Şakaklarımın, için için zonklamasını dinledim arada. Bütün gün mektuplarınla didindim… Üzüntü, sevgi ve dert içindeydim; kesin olmayan bir şeye karşı, bilinmeyen bir korkuyla kaplıydı yüreğim…

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın Yapıtında Umut ve Uyumsuz – Albert Camus

Kafka’nın bütün sanatı, okuru yeni baştan okumak zorunda bırakmaktır. Olayların sonuçlanmaları ya da sonuç yoklukları, birtakım açıklamalar esinler, ama bunlar açıkça belirlenmez, geçerlik kazanabilmeleri için, öykünün yeniden, yeni bir açıdan okunması gerekir.

okumak için tıklayınız

Mezar Bekçisi – Franz Kafka

Mezar Bekçisi Bu oyunun üç değişik özgün metni var. Bunlardan biri mavi renkte büyük boy defterlerden birine yazılmıştır. Ayrıca, Kafka’nın üzerinde düzeltmeler yaptığı bir manüskri de daktilo yazısıyla elimizde bulunuyor. Daktiloyla yazılmış manüskri, elle yazılmış manüskriye göre birkaç değişikliği, ayrıca kimi kısaltmaları içeriyor, örneğin büyük boy defterdeki manüskri şu sözlerle başlıyor:

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: Kimileri güneşi göstererek sefaleti yoksuyor, o ise sefaleti göstererek güneşi yoksuyor.

“O” 1920 Yılından Notlar Yeterince hazırlıklı bulunduğu bir durum olmamıştır; ama bu yüzden suçlamalar yöneltemez kendisine, çünkü öylesine eza vererek her an hazırlıklı bulunulmasını isteyen bu yaşamda nerde hazırlanacak vakit? Haydi vakit var diyelim, insan kendisini bekleyen ödevi bilmeden nasıl bu ödeve hazırlanır, yani uydurma değil de doğal bir ödevin hiç üstesinden gelinebilir mi? Bu

okumak için tıklayınız

Mecazlar Üstüne – Franz Kafka

MECAZLAR ÜSTÜNE Çokları dert yanar, “bilgelerin sözleri mecazlardan başka şey değil, günlük yaşamda bir işe yaramıyor, oysa bizim bu yaşamdan başkası yok elimizde”, diye yakınır. Bilge: “Karşıya geç!” dese bununla söylemek istediği, gerçekten karşıya geçilmesi değildir; aradaki yol zahmete değiyorsa, eh nihayet altından kalkılabilir bunun; ancak, onun söylemek istediği efsanemsi bir Karşı, bizim tanımadığımız, onun

okumak için tıklayınız

Neden uyanıksın? – Franz Kafka

GECELEYİN Gömülmek geceye. Bazan düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, onun gibi tıpkı, düpedüz gömülmüş olmak geceye. Dört bir yanda insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda, sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da kıvrılıp büzülmüş, çarşaflar üzerinde, yorganlar altında; gerçekte bir araya gelmişlerdir,

okumak için tıklayınız

Joseph K.: Suçlanıyorum ama suçum ne bilmiyorum. Beni neyle itham ediyorlar?

Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden Dava (Der Prozess), “Korku Çağı” diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun artık neredeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşmüş olan kuşatmalı yaşamının hikâyesini anlatır. Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır.

okumak için tıklayınız

Kafka: “öyle ki, sanki doğuşum bir türlü tamamlanamamış”

YABANCI Çağının kendisine çok yakın olan olumsuz yanım olanca gücüyle özümsediği yolundaki dikkat çekici sözü, Kafka’nm ikili söylemidir ve bu söylem aynı zamanda hem kendisine, hem de yaşadığı zaman parkasına ilişkindir. Kafka’nın duyarlı ve algılanması neredeyse olanaksız belirtiler karşısında şiddetli tepki gösteren yapısı, ona gizli hastalığı sezgi yoluyla algılayabilme yeteneğini kazandırmıştı. Kanserin kokusunu, daha varlığını

okumak için tıklayınız

Kafka’nın “Babaya Mektup”unun biyografik arka planı, oluşumu ve işlevi

Önnot Babaya Mektup’un ekleri iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölüm –bir anlamda giriş olarak– Kafka’nın bu mektubu yazdığı dönemdeki hayatının arka planına, mektubun alıcısının biyografisine ve –bölümün sonunda– bu mektubun Franz Kafka açısından taşıdığı işleve (ya da işlevlere) ilişkin açıklamalar sunuyor. İkinci bölümde, metnin içindeki ayrıntılara ilişkin, aydınlatıcı değinmeler olarak düşünülmüş açıklamalar veriliyor. Bu açıklamalar Kafka’nın

okumak için tıklayınız

Kafka’da başkaldırı ve boyun eğiş

BAŞKALDIRI VE YAZGIYA BOYUN EĞİŞ Kafka’nın temel yaşantısı, «Babasınm Dünyası» ile olan uyuşmazlığıydı. Bu dünyaya başkaldırmıştı; ama bu tutumu aynı zamanda bir suç, bir uyum yeteneksizliği, o dünyaya girecek güçten yoksun olduğu için bir dışlanmışlık olarak duyumsuyordu. Özü açı­sından küçük burjuvaya özgü nitelik taşıyan bu baş­kaldırı, içerdiği çelişkiyle birlikte «Dava» da aşılması olanaksız bir yoğunlukla biçimlendirilmiştir.

okumak için tıklayınız

Kafka’da çıkış yolu için savaşım

ÇIKIŞ YOLU İÇİN SAVAŞIM Kafka, kendisinden önce kimsenin yapmadığı bi­çimde, yabancılaşmayı en uç noktasına değin betimledi, ama bunun yanı sura da çaresizlik içersinde bir çıkış yolu bulmak için savaştı. Kafka’yı yalnız karanlık, yalnız arayan, yalnız nihilist ve sürekli umutsuz biri diye gören, onun kişiliğini çarpıtmış olur. Kafka geçmişe bakan, içinde yaşadığı zamanı ancak geçmişe, donmuş görüntülerin ve nesnelerin toplamına, anıların yıkıntılarından oluşma

okumak için tıklayınız

Kafka, “Babaya Mektup”unda davacı, avukat ve davalı konumundadır.

Çocukların yetiştirilmesinden söz ettiği mektuplarında Kafka, Swift’in ana ve babaların çocukları yetiştirmede çoğunlukla en uygunsuz kişiler oldukları yolundaki görüşüne katılır. «Aile denen hayvan»dan, aile organizmasından söz ederek, şunları ekler: «İnsanlık içersinde her insanın yeri ya da en azından kendi seçtiği biçimde yıkılıp gitme olanağı vardır; anayla babanın egemenliğindeki ailede ise ancak çok belli kişilerin yeri olabilir; bunlar kesinlikle belirlenmiş istemlere, ayrıca da büyüklerin koyduğu

okumak için tıklayınız

Kafka, küçük adımlarla yürür. Adımını attığı yerde, zeminin sağlam olmadığını hisseder

Kafka’da edebiyatçılığın her tür kibri eksiktir; o, asla övünmez, övünmeyi bilmez. Kendini küçük görür ve küçük adımlarla yürür. Adımını attığı yerde, zeminin sağlam olmadığını hisseder. O, insanı taşımaz; onun yanında olunduğunda insanı hiçbir şey taşımaz. Böylece edebiyatçıların kandırmacasına ve böbürlenmesine düşmez. Çok iyi hissettiği edebiyatçı ihtişamı onun kendi sözlerinde yok olmuştur. Onunla küçük adımlar atmak

okumak için tıklayınız