Kategori: İnceleme

Kürk Mantolu Madonna ‘ya ilişkin – Sadık Güvenç

Okullarda doğru dürüst edebiyat dersi işleyemez olduk. Bir yazardan, bir eserden söz ettik mi öğrencinin sorusu : “Hocam bu konu LYS ile mi YGS ile mi ilgili?” biçiminde. “Elinin körü,” diyesim geliyor, diyemiyorum. “Bakın, bu konu insan olmakla ilgili, duygu ile ilgili, düşünce ile ilgili, sizin kafanızı rahatlatacak güzel şeylerle ilgili,” diyorum. “Ama hocam o

okumak için tıklayınız

Toplumu parçalara ayıran, neoliberalizmin yarattığı yalnızlık – George Monbiot

Bir sistemin ruhsal bozukluk salgını yaratmasından daha büyük bir suçlama olabilir mi? Kaygı, stres, depresyon, sosyal fobi, yeme bozuklukları, kendine zarar verme davranışları ve yalnızlık, bütün dünyada insanları alaşağı ediyor. Son olarak, İngiltere’de çocuk ruh sağlığı alanındaki yıkıcı rakamlar, küresel bir krizi gösteriyor.

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık Bir Barış Haykırışı: 1902 Doğumlular

20. yüzyılda tarihinin akışında belirleyici öneme sahip büyük olaylar yaşandı. Egemenliğini kökleştiren kapitalizm ve onun üst aşaması olan emperyalizm, varlığını sürdürmek için elbette daha fazla üretmek, dolayısıyla pazarı yaygınlaştırmak zorundaydı. Bu da ancak, daha fazla insanın “piyasa”ya katılmasını zorlayarak gerçekleşebilirdi. Dünya halkları kendi başlarına bırakılamazdı; hepsi, küresel ekonomik sistemin bir parçası haline getirilmeliydi. Dünya iktidarları

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Yabancı (Albert Camus) açıklayan bir kitap değil: saçma insan açıklamaz, betimler; bir şeyler kanıtlayan bir kitap değil bu

Yabancı’nın açıklanması Bay Camus’nün Yabancı’sı, daha baskıdan çıkar çıkmaz büyük ilgi gördü. Herkes bunu «ateşkesten beri yazılmış en iyi kitap» olduğunu yineliyordu. O günün yazınsal üretimi içinde, bu roman da bir yabancı’ydı. Sınırın, denizin öte yakasından geliyordu; o kömürsüz keskin ilkbaharda, ildışı bir harika gibi değil, ondan gereğinden çok yararlanmış kişilerin bıkkın içli dışlılığıyla bize güneşten sözediyordu; 

okumak için tıklayınız

Bitmeyen Kavga, Steinbeck ‘Desene zincirlerinden başka yitirecek bir şeyin yok?’

Bitmeyen Kavga, Steinbeck’in dünya devrimici edebiyatında seçkin ve özgün yeri olan, en hareketli ve en ünlü yapıtıdır. Bitmeyen Kavga’da, belirleyici olmasa bile, devrimci kavgalarda bireyin de önemli bir tarihsel rol oynadığı vurgulanmak istenir; kapitalizmin zulüm kokan kirli oyunları, doymak bilmez kâr tutkusu ve tarihsel suçluluğu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilerek mahkûm edilir. Kaliforniya meyve bahçelerinde

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Dostoyevski yarattığı kişilere inanırdı. Bay Nabokov’sa ne kişilerine, ne de roman sanatına inanıyor.

Vladimir Nabokov: Yanılma Hermann Karloviç, bir gün Prag’ta, «ikiz kardeşiymiş gibi kendisine benzeyen» bir serseriyle burun buruna gelir. O andan sonra aklı fikri bu benzerliğe ve gittikçe azıtan bir dürtüye, bu benzerlikten yararlanma dürtüsüne takılır; gö­rünüşe göre, bu- olağanüstü olayı doğal bir gariplik halinde bırakmamayı ödev edinmekte, şöyle ya da böyle kendine maletme gereksinmesi duymaktadır; bir

okumak için tıklayınız

Kayıp Zamanın İzinde’nin Güncelliği

Aşağı yukarı yetmiş ile seksen yıllık bir sürenin ardından Türkçeye çevrilme şansı bulabilmiş Proust. Haliyle Proust bizim için yeni sayılır. Proust, elli dokuz yıl yaşıyor ve Kayıp Zamanın İzinde’yi yazmaya otuz dokuz yaşından itibaren başlıyor. Yakalanan Zaman adını verdiği son cilt, ölümünden (1922) beş yıl sonra 1927’de yayımlanıyor.

okumak için tıklayınız

Erasmus’un Misyonu ve Yaşamının Taşıdığı Anlam

inkara kalkışmayalım; bir zamanlar yüzyılının en parlak ve en büyük ününün taşıyıcısı olan Ratterdamlı Erasmus’un bugün neredeyse sadece adı var. Artık unutulmuş uluslarüstü bir dilde, hümanist Latince’de kaleme alınmış sayısız eserleri, el değmeksizin kitaplıklarda uyumakta; bir zamanlar ünü dünyayı tutan bu eserlerin içinden sesini zamanımızda da duyurabileni hemen hemen yok gibi. Erasmus’un kişiliği ise, güç anlaşılırlığı ve türlü çelişkileri yansıtır nitelikte oluşu yüzünden tarih

okumak için tıklayınız

Stendhal ‘ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

-1900’e doğru anlayacaklar beni.- (Stendhal) Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi -ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden bazılarını çözebilmek için iki kuşağın

okumak için tıklayınız

Teklifi Olmayan Kültür – Nurdan Gürbilek

Bir zamanlar Murat Belge bu ülkede insanların ekranda konuşamamalarından yakınırdı. Bu insanlar için ekran kendilerine dışarıdan bakan bir resmiyetin işaretiydi; karşılarında kamerayı ya da mikrofonu görünce devlet dairesine adım atmış gibi kaskatı kesiliyor, iki lafı bir araya getiremiyorlardı; sanırım böyle bir şeyi kastediyordu Belge. Oysa tersini söylemek gerekir bugün. Boğaz Köprüsü’nden atlamış, tesadüfen kurtulmuş biri

okumak için tıklayınız

Felsefi Özdüşünmenin İlk Örneği Olarak Descartes – Edmund Husserl

ı . Felsefî Özdüşünmenîn İlk Örneği Olarak Descartes ‘ in Dalınçları (Mediyasyon) Fransız biliminin bu saygıdeğer makamında deneyüstü görüngübilim üzerine konuşabilmek beni özel nedenlerden dolayı sevinçle dolduruyor. Çünkü Fransa’nın en bü­yük düşünürü René Descartes dalınçları aracılığıyla görüngübilime yeni bir itici güç sağlamıştır, çalışmaları daha o zaman oluşum içinde bulunduğu kavranan görüngübilimin deneyüstü felsefenin yeni bir biçimine doğru başkalaşmasında

okumak için tıklayınız

Yeniçağ: Descartes ve Montaigne – Zeynep B. Sayın

 I. Jacques Lacan, parçalanmış modern öznenin dünyaya Descartes’tan kalan bir miras olduğunu yazar. Bunun nedeni ise öznenin, onyedinci yüzyılla birlikte, kendini merkez olarak konumlandırma isteğidir. Dünyasal söylemlerin meşruiyeti artık dünyanın dışında bulunan bir tanrı tarafından değil, düşünen öznenin kendi tarafından sağ­lanmalı, insan özgürlüğüne kavuşmalıdır. Kuşkusuz haklı bir istektir Descartes’ın iste­ği; çünkü onyedinci yüzyıl Avrupası din savaşlarının hüküm sürdüğü

okumak için tıklayınız

Balzac’ı Okumak – Theodor W. Adorno

Köylü kente geldiğinde, karşısına çıkan her şey “kapalı” der ona. Kalın, ağır kapılar, jaluzili pencereler, gülünç düşmekle cezalandırılacağı için konuşamadığı sayısız insan, hatta satın alamayacağı mallarla dolu dükkânlar – hepsi geri çevirir onu. Maupassant işin incesine kaçmayan bir anlatımla kaleme aldığı bir novella’sında, küçük rütbeli bir subayın tanımadığı bir mahalde saygıdeğer bir aile evini genelev sanıp düştüğü utanç

okumak için tıklayınız

Cesare Pavese ve “Yaşama Uğraşı”

“Ne hazineler, ne rütbeler, ne cüppeler atabilir yüreklerden yıldızlı direkler altında uçuşan acı dertleri, kaygıları.” Horatius Dünyanın en acımasız katliamının, yine bir Ağustos ayında üç gün arayla yarım milyon insanın ölümüne neden olan atom bombalarının Hiroşima ve Nagazaki’ye atılmasının üzerinden tam beş yıl geçmiş.

okumak için tıklayınız

Sözcükler ve pabuçlar: Genç Dostoyevski

Nevski’deki trafik giderek yön değiştirmeye başlayacaktır. Ama önce yoksul memurun kendi sesini bulması gerekmektedir. Bu ses, Dostoyevski’nin ilk romanı, 1845’de yayımlanan Zavallılar’da yankılanır.17 Dostoyevski’nin roman kahramanı, isimsiz bir hükümet dairesinde kâtip olan Makar Devuşkin, Akakyeviç’in paltosunun en uygun varisidir. İş yaşamına ilişkin anlattıklarından nasıl mesleğinin ezilip harcanmak olduğu anlaşılır.

okumak için tıklayınız

Cesare Pavese ‘yi intihara götüren koşullar

1914’de Cesare Pavese ‘nin babası beyin kanserinden ölür. Lisedeyken tek yakın arkadaşının intiharı, yine aynı zamanlarda başka bir öğrencinin kendini öldürmesiyle; “intihar” O’nun için saplantı haline gelir. Üniversitedeki son yıllarında beş yıl süren ve sonu hüsranla biten aşk ilişkisinin sonunda iyice karamsarlığa gömülen Pavese bir çok roman yazmış ve türlü edebiyat ödüllerine layık bulunmuştur.

okumak için tıklayınız

Frankenstein’ın canavarı ezilmekte, ezildikçe ezmektedir.

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski Yeraltından Notlar adlı eserini 1864 yılında yayımlamıştır. Bu eser çığır açıcı niteliğe sâhip kabul edilmektedir. Varoluşculuk ve modernizm akımlarının kapısını açan anahtar olduğu tarihe not düşülmüştür. Kitap taşkın bir anlatıcının ağzından ezilmişlik duygusuyla geçen bir ömrü aktarmaktadır. İnsan aşağılanmaktadır, bunu dile getirir, fakat öfkelidir ve öfkesi öylesine ölçüsüzdür ki aslında ne kadar

okumak için tıklayınız

Pavese: Olmak ve Yapmak – İtalo Calvino

1950’den on yıl sonra, bir tanımlama girişiminde bulunabiliriz. Pavese’nin yazınsal ve ahlaki eyleminin anlamı, dünya yüzündeki iki varolma tarzı arasındaki zahmetli geçişte yatmaktadır: Bir edilgenlik ve varoluşsal anonimlik verisinden yola çıkarak, tüm yaşadıklarımızın kendi kendini kurma, bilinçlilik ve gereklilik olduğu noktaya ulaşmak. Yazınsal ve ahlaksal eylem, diyeceğiz buna.

okumak için tıklayınız