Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi – Yuval Noah Harari
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus’ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus’ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor.
okumak için tıklayınızLanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez, insanların istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir.
okumak için tıklayınızOsman Balcıgil’in yazdığı Bir “Sabahattin Ali” romanı Yeşil Mürekkep, 2016 yılı Kasım ayında Destek Yayınları tarafından basılmış. 408 sayfa, biyografik roman.
okumak için tıklayınızUYUMSUZ İNSAN “Stavrogin inanırsa, inandığına inanmaz, inanmazsa, inanmadığına inanmaz.” Dostoyevski (Cinler) “Benim alanım zamandır”, der Goethe. İşte tam uyumsuz bir söz. Uyumsuz insan nedir gerçekten?
okumak için tıklayınızKafka’nın bütün sanatı, okuru yeni baştan okumak zorunda bırakmaktır. Olayların sonuçlanmaları ya da sonuç yoklukları, birtakım açıklamalar esinler, ama bunlar açıkça belirlenmez, geçerlik kazanabilmeleri için, öykünün yeniden, yeni bir açıdan okunması gerekir.
okumak için tıklayınızDieter Duhm, Türkçede ilk baskısı 1987 yılında yapılan “Kapitalizmde Korku’da, kapitalizmde korkunun kaynaklarını ve görünüm biçimlerini, hem toplumsal hem de bireysel düzlemde inceliyor. Duhm kitabına, korkunun psikolojik teorisiyle başlıyor.
okumak için tıklayınızBatı ekonomileri kolla yapılan işlerin çoğunda niçin göçmen işçilere bağımlılık duyuyorlar? Bu emekçilere niçin makinelerin değiştirilebilir parçaları muamelesi yapılıyor? Bu insanları kendi ülkeleri ve ailelerinden ayrılıp da bu aşağılanmayı sindirmeye iten sebepler nelerdir? John Berger ile Jean Mohr Yedinci Adam adlı bu kitaplarında, göçmen işçilerin yaşadıkları deneyimlerin içine girip bu sorulara cevap bulmaya çalışıyorlar. İlk
okumak için tıklayınızGoodreads, 2006’da yazılım mühendisi Otis Chandler tarafından açılan özel bir sosyal kataloglama uygulamasıdır. Site, kişilerin üye olarak kitap kaydetmesi ve kendilerine ait kataloglar, okuma listeleri oluşturmalarına imkan vermektedir. Goodreads verilerine göre Türkçeye çevrilen kitaplar arasından en beğenilen 12 kitap şöyle:
okumak için tıklayınızCharles Chaplin’in o ünlü filmlerinden New York’ta Bir Kral’ı izleyenler bilirler. Fimde şaşkın kralımız estetik ameliyattan çıkmıştır, yeni görüntüsünü incelemeye koyulur. Kısa bir duraksamadan sonra korkuyla irkilir. Yüzünde kendinden hiçbir iz bulamamıştır. Yana yakıla geçmişte kalan görüntüsünü arayıp durur.
okumak için tıklayınızFuzûlî’nin Kürtçe şiirleri gün yüzüne çıkarıldı. Kayıp şiirler, şair Selim Temo tarafından latin alfabesine çevrildi. Cemal Süreya, ömrü yetse, Fuzûlî’nin “Beng ü Bâde”sini günümüz Türkçesine çevirecekti. “Bu uzun şiir Kürtlerin ve Türklerin kucaklaşması olacaktır” demiş, Fuzûlî’yi “kardeşliğin” simgesi saymıştı.
okumak için tıklayınız(*) “Bugün insanların içinde yaşadığı yalnızlığı kim önceden bilebilirdi? Her gün dünyaya ilişkin gövdesiz ve sahte bir imgeler ağı tarafından yeniden onaylanan bir yalnızlık. Ama imgelerin bu sahteliği bir hata değil. Eğer kâr peşinde koşmak insanlığın kurtuluşunun tek yolu olarak görülürse, gelir elde etmek mutlak öncelik haline gelirse, o zaman gerçekten varolanın itibar görmemesi, görmezden
okumak için tıklayınızBaşlıktaki soru bir süre önce Sarah Kaplan’ın Washington Post’ta yayınladığı, konu ile ilgili yazıya ait. Okumanın ya da kurgu okumanın kişilik, hayal gücünün zenginleşmesi vb. üzerine etkileri hakkında pek çok araştırma ve yazı yayınlandı. Kaplan aşağıdaki yazısında konuyu kişisel deneyimleri ve bilimsel çalışmalar üzerinden basit bir dille ve keyifli bir şekilde anlatıyor;
okumak için tıklayınızGünde bir saat yürüyorum. Yoldaki içsel sohbetimde kendime karşı ne kadar acımasız olursam o kadar kendi gerçeğime yaklaşacağımı biliyorum. Dürüstlüğü değerlerin atası olarak algılıyorum. Yürürken kalabalıklar içindeki yalnızlığa daha yakın hissediyorum kendimi. Yol boyunca birçok yaşam serüvenine, aşklara, ayrılıklara… şahitlik ediyorum. Yolları kutsal buluyorum. Sabırlı ve güçlü olmayı yollardan öğreniyorum.
okumak için tıklayınızSuç ve Ceza, 1865 yılında yazılır, Dostoyevski’nin görece en rahat ve uzun sürede yazdığı, anlatı alternatifleri üzerinde çalışabildiği romanlarındandır. 1866 yılında Rus Habercisi adlı dergide bölüm bölüm yayımlanır. Suç ve Ceza düşüncesi doğmadan önce, Sarhoşlar adını verdiği bir roman taslağı üzerinde çalışmaktadır Dostoyevski, ancak Suç ve Ceza’nın şekillenmeye başlamasıyla birlikte diğer metni Marmaledov karakteri olarak
okumak için tıklayınız1866 yılında Dostoyevski, birikmiş kumar borçlarının telaşıyla yayıncısına bir mektup yazıp tasarladığı yeni romandan söz eder. Mektubunda romanının ana hatlarını “Bir suçun psikolojik çözümlemesi” olarak çizmiştir. İhtimaldir ki romandan çok yayıncının vereceği avansla ilgilidir Dostoyevski.
okumak için tıklayınızBahtin için Dostoyevski, çok sesli romanın yaratıcısıdır: “Dostoyevski hakkındaki devasa literatürle ilk defa karşılaşan biri, romanlar, öyküler yazan tek bir yazar-sanatçıyla değil, birçok yazar-düşünürün –Raskolnikov, Mışkin, Stavrogin, İvan Karamazov, Büyük Engizisyoncu ve diğerlerinin– çeşitli felsefi açıklamalarıyla karşı karşıya olduğu hissine kapılır…
okumak için tıklayınızSuç ve Ceza’nın, Dostoyevski’nin görece en rahat ve uzun sürede yazdığı, anlatı alternatifleri üzerinde çalışabildiği romanlarından demiştik. Nitekim Dostoyevski, Suç ve Ceza’yı önce birinci tekil şahıs anlatısı biçiminde -anı olarak- kaleme alır, fakat hoşnut kalmaz sonuçtan. Sonra yargılama sırasında yazılan bir itirafa dönüştürür, yine beğenmez.
okumak için tıklayınızKonuşan isimler, Dostoyevski poetikasının önemli araçlarından birisidir. Metni çeviri olarak okumak, mevcut sözcük oyunlarının ve anıştırmaların anlaşılamamasına neden olur genellikle. Örneğin “Raskol”, Rusçada bölmek, parçalara ayırmak anlamına gelen “Raskolot” mastarından türetilmiş bir sözcüktür.
okumak için tıklayınızKonu Suç ve Ceza olunca Petersburg’un tarihi de önemli. Dostoyevski’nin Batılılaşma sorgulamasının mekansal boyutudur yeni şehir. 19. yüzyıl Rusya’sı geri kalmışlıktan çıkış yolları aramaktadır. 1700’de denizciliğin ülke için önemini kavrayan Büyük Petro, Rusya’nın Batı’da denize çıkabildiği tek nokta olan Beyaz Deniz yerine daha aşağıda, stratejik bir konumdaki Nyeskans’ı ele geçirir. Bu boş, bataklık arazide 1703’ten
okumak için tıklayınız“bağırsam ne yarar, nasılsa duymazlar ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm içimde cesetler ve daha ölmemişler var” Metin Altıok Türkiye’nin son otuz yıldır geçirdiği iktisadi dönüşüm, tüm çıplaklığıyla işçi ölümlerinde çıkar karşımıza. Başarılı gazeteci İsmail Saymaz, bu cinayet mahallerine dönüp bir kez daha bakıyor, cinayetin delillerinin izini sürüyor Fıtrat’ta…
okumak için tıklayınız