Kategori: Jean – Paul Sartre

“İnsanlık düzeni, bir düzensizliktir henüz; haksızdır, geçicidir, ölünür orada” Jean Paul Sartre

Altı ay önce, dün bile, “Ne yapacak?” diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır geçen ve seçtiğine bağlı kalan ender insanlardan olduğu için, sessizliğin sonu beklenebilirdi. Bir gün konuşacaktı. Söyleyecekleri üzerinde tahminde bulunmak yürekliliğini bile bile göze alamayacaktık. Ama, hepimiz gibi, yeryüzü ile birlikte

okumak için tıklayınız

Çok kişilik aşk, iki kişilik mezar

Simone de Beauvoir, 20. yüzyılın en önemli filozoflarından ve oyun yazarlarından biri. Ona “modern kadın hareketinin annesi” de deniyor. Jean-Paul Sartre, ünlü Fransız yazar ve düşünür. Kimine göre “Ahlaksız”, kimine göre “Özgür” bir ilişkiydi onlarınki.

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre da Özgürlük Metafiziği – Mert Sarı

Bendenizin felsefeye ilgisi, yönelimi yazın (edebiyat) üzerinden deneme üslubu iledir. Dolayısıyla ereğim akademik bir felsefeden çok yazınsal bir felsefeyi kotarmaktır. Felsefi gizemli, tuhaf insan gerçekliğinin yorumlamakta bir entelektüel araç olarak görmekteyim. Bu felsefi uğraşım varlığıma birazcık erdem katıyorsa o da işin cabası, kısa günün karı. Yine yazınla felsefeyi bireşime vardıran bir kişi olan Jean Paul

okumak için tıklayınız

Faulkner’da Zaman: Ses ve Öfke – Jean-Paul Sartre

Ses ve Öfke’nin okuru ilkin yazış tekniğinin tuhaflığı karşısında şaşırır. Faulkner niçin hikâyesinin zamanını parçalamıştır ve parçaları dağıtıp birbirine karıştırmıştır? Niçin Faulkner’ın dünyasına açılan ilk pencere bir budalanın bilincinden verilir bize? Burada okur dayanak noktalarını keşfetme ve kendisi için kronolojiyi yeniden inşa etme ihtiyacı duyar: “Jason ve Carolina Compson’ın üç erkek çocuğu ve bir de

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre?ın eleştirmenler hakkındaki görüşleri

Şunu unutmamak gerekir ki eleştirmenlerin çoğu pek talihli olmayan ve tam umutsuzluğa düşecekleri anda küçük bir mezarlık bekçiliği bulmuş kimselerdir. Mezarlıkların ne sakin yer olduğunu Tanrı bilir; bunun en sevimli ör­neği de kitaplıklardır. Ölüler oradadır; bu ölüler yazmaktan başka bir iş yapmamıştır, uzun süredir yaşama günahından da kurtulmuşlardır ve zaten yaşamlarını ancak başka ölüle­rin onlar

okumak için tıklayınız

Bulantı ‘dan notlar – Jean-Paul Sartre “ölümümden sonra yaşıyorum. trajik değil, ürkünç bu…”

“günce tutmanın tehlikeli yanı budur sanırım. i?nsan her şeyi büyütmeye, tetikte durmaya, doğruları durmadan zorlamaya kalkar.” (s.11 “tutkum ölmüştü artık. yıllarca onunla dolup sürüklenmiştim, ama şimdi içim bomboştu.” (s.16) “oysa şimdi çevremde, şurada masanın üzerinde duran bira bardağı gibi bir yığın nesne var. gözüme çarpınca, “yeter artık, bıktım!” demek geliyor içimden. çok ileri gitmiş olduğumu

okumak için tıklayınız

İsa Bu Köye Uğramadı – Carlo Levi

Italo Calvino ile Jean-Paul Sartre’ın Önsözleriyle… Carlo Levi’nin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemal’de gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan,

okumak için tıklayınız

“Duvar” adlı öykü – Jean Paul Sartre

Bizi büyük beyaz bir odaya soktular, gözlerim kırpışmaya başladı, ışık gözlerimi rahatsız ediyordu. Sonra bir masa ve masanın arkasında dört herif gördüm, sivildiler, kâğıtlara bakıyorlardı. Öteki tutukluları dibe yığmışlardı; onların yanına kadar gidebilmemiz için bütün odayı baştan başa geçmemiz gerekiyordu. Aralarında pek çoğunu tanıyordum; ötekiler yabancı olmalıydılar. Önümde duran ikisi yuvarlak kafalı, sarışındılar. Birbirlerine benziyorlardı.

okumak için tıklayınız

İmge Dünyasına Giriş – Nejdet Evren

Algıya bağlı olarak olguyu kavramak, yeniden işlemek, değerlendirmek ve bir ortaklaşma ile kullanılabilir soyut bir varlığa dönüştürme işlemi olan kavram-laştrma, doğal seyri içerisinde kendine bağlanan ve somuttan soyuta giden çoğalan, eklemlenen iz-leri imge olarak düşünceye, bilince yerleştirirler. İmgeler, bu olguların/varlıkların bellekteki devingen ve sürekli aktif olan kavrayışlarıdırlar. Kolektif emeğin ürünü olan ortaklaşmalar önce hareketlere, sonra

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’e verilen Legion d’Honneur nişanını Jean Paul Sartre neden reddetti?

Fransa, Türkiye’nin dünya çapındaki yazarı Yaşar Kemal’e daha önce verdiği üst düzey Legion d’Honneur nişanının derecesini yükseltti.1983 yılında Legion d’Honneur nişanı komutan derecesine değer görülen Yaşar Kemal, bu kez nişanın bir üst seviyesi olan ve çok az sayıda kişiye verilen Grand Officier (Büyük Subay) derecesiyle onurlandırıldı. Törende konuşma yapan Yaşar Kemal, bugünün kendisi için büyük

okumak için tıklayınız

Toplu Oyunlar – Jean Paul Sartre

Sartre Toplu Oyunlar’da, insanlığın en evrensel sorunlarını ele alırken, temel duygulardan yola çıkarak insanın varoluşunu anlamaya çalışıyor… Kadın erkek ilişkileri, aşk, intikam, öldürme güdüsü, ırkçılık ve savaş… Sartre oyunlarında Antik Yunan’a kadar gidip, insanı anlamaya çalışmış, siz de istediğiniz kadar geriye gidebilirsiniz, insana dair pek çok şeyin nasıl değişmeden kaldığını göreceksiniz… Böylece Sartre’la bir kere

okumak için tıklayınız

Hepimiz Katiliz / Sömürgecilik Bir Sistemdir – Jean Paul Sartre

“Bugün Fransız işçiler, Cezayirli özgürlük savaşçılarıyla dayanışma içinde hissediyorlar kendilerini. Çünkü sömürgeci çetenin berhava olmasında her ikisinin de acil çıkarı var. Yeni sömürgecilik, özgürleştirici halk savaşlarını doğurur; adım adım faşistleşen ve harap olan bu ülkede, kitleler, kendilerini savunmak için özgürlük savaşçıları ile yeni ve derin bir dayanışmaya girmek zorunda olduklarının bilincine varmışlardır artık. Belirleyici olan

okumak için tıklayınız

Edebiyat Nedir? – Jean-Paul Sartre “Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” Dostoyevski

Edebiyat Nedir? (Qu’est-ce que la litterature?), 20. yüzyılın en etkili düşünür ve yazarlarından Jean-Paul Sartre’ın deneme türünde 1947 yılında yazdığı ve kısa sürede kültleşmiş kitaplarından. Kuram ve eylem adamı niteliklerini birleştiren, yazar-aydın kimliğiyle yaygın bir etki uyandıran Sartre, döneminde tartışmalara yol açan bu kitabında edebiyat kavramını ‘yazar’, ‘yazarın görevi’ ve ‘okurun konumu’ üzerinden üç ayrı

okumak için tıklayınız

“Bulantı” – Tahir Ürper

?Yalnızdım, ama bir kente yürüyen ordu gibiydim.?* Bazı eleştirmenler Sartre?nin Bulantı romanının kahramanı Antoine Roquentin?in hastalıklı bir karakter olduğunu belirtirler. Değerlerin altüst olduğu o dönemin Avrupası?nda Nazi faşizminin karabulutlarının altında düşünme yetisini kaybetmemek elde değildir. Milyonlarca insanın gözünü kırpmadan ölüme gitmesi karşısında hangi vicdan sağlam durur, hangi kişilik bu durum karşısında benliğini koruyarak durur ki.

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Tarihin Sorumluluğunu Almak / Sartre?ın Geç Dönem Düşüncesi Üzerine – Hazırlayanlar: Zeynep Direk, Gaye Çankaya

Tarihin Sorumluluğunu Almak, Jean-Paul Sartre’ın geç dönem eserlerini tartışan yazıları bir araya getiriyor. Ülkemizde de neredeyse yarım yüzyıl boyunca büyük bir ilgiyle okunmuş modern bir filozof üstüne, özgün bir felsefi inceleme. Hazırlayanlar derlemenin başlığını ve amacını şöyle açıklıyor: “Bu kitaba Tarihin Sorumluluğunu Almak adını verdik, çünkü Sartre tekil öznelerin Tarih’in doğrudan failleri olduğunu her fırsatta

okumak için tıklayınız

Yıkılış / Özgürlüğün Yolları: 3 ? Jean Paul Sartre

Jean-Paul Sartre’ın Özgürlüğün Yolları adı altında yayımladığı ünlü üçlemesinin ilk kitabı Akıl Çağı, ikinci kitabı Yaşanmayan Zaman adlı yapıtlarıdır. Yıkılış ise üçlemenin son kitabı. Yazar üç ayrı kitaptan oluşan bu dizi romanı 1945-49 yılları arasında yazmış. Bildiğiniz gibi, yaratıcısı olduğu Varoluşçuluk Felsefesi, sürekli bir arayışın felsefesidir. Bu felsefeye uygun olarak Jean-Paul Sartre’ın bu üçlemesinde aradığı

okumak için tıklayınız

Yaşanmayan Zaman / Özgürlük Yolları 2 – Jean Paul Sartre

Yaşanmayan Zaman, çağımıza damgasını vurmuş büyük Fransız yazarı ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın, edebiyat alanında kaleme aldığı yapıtları arasında çok büyük bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı. Üstelik bu üçleme, yazarın yapıtları arasında tek gerçekçi bir örnek. Romanın kahramanı Mathieu, üçlemenin ilki olan Akıl Çağı’nda özgürlük tutkusu ve birey olarak kendi kendinin sorumlusu

okumak için tıklayınız

Akıl Çağı / Özgürlüğün Yolları 1 – Jean Paul Sartre

İkinci Dünya Savaşı sonunda Fransa’ya renk ve bütün dünyaya ses veren “Jean-Paul Sartre”ın (1905-1980) yaşamöyküsünün, peş peşe sıralanmış bir reddedişler bütünü olduğu ileri sürülebilir. Tanrıyı, kurulu düzenlerin tümünü, bu arada aileyi, klasik anlamıyla edebiyatçıyı, filozofu, eylem adamını, sayısız dostlukları, partileri, kalıplaşmış düşünceleri reddettiği gibi,1964 yılında layık görüldüğü Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Sartre’ın, edebiyat alanında

okumak için tıklayınız

“Ey Özgürlük!”/ Hürriyet (*) – Nejdet Evren

Bireysel ve toplumsal yönlerden özgürlük, aydınlanma dönemi ile başlayan düşünce fırtınasına bağlı olarak her yönden ele alınmaya başlanmış ve haklar ve bildirgelere işlenip normatif olgulara dönüştürülerek işlevselleştirilmeye çalışılmıştır. Ne ki, bu tanım/olgu kimilerince bireyin her istediğini yapabilmesi, kimilerince zorunluluğun bilincinde olunması ve kimilerince de bir diğerinin haklarının başladığı yerde biten sosyal bir içerikte değerlendirilmiştir. Ötekileştirmenin

okumak için tıklayınız

Ölümünün 30. yılında Jean Paul Sartre – Semiha Şentürk

15 Nisan, Varoluşçuluk akımının babası felesefeci ve yazar Jean Paul Sartre?ın 30. ölüm yıldönümüydü. Politik tavrını ortaya koyarken bağımsızlığı korumayı başarmış bir aydındı Sartre. Yazdıklarıyla çağına tanıklık ettiği gibi, aydın olmanın iki önemli koşuluna dikkat çekti: vicdan ve sorumluluk. İnsan özgürlüğe mahkumdur?… ?İntihar bir kaçış değil, reddediştir?… Jean Paul Sartre?ın modern bireyin çelişik ?kader?ini anlatan

okumak için tıklayınız