Kategori: Makaleler

Devletin Big Bang ile imtihanı – Ahmet Büke

Madde böyle bir şey işte. 13,7 milyar yıldır var. Biz şimdi ondan demir ve çelik yapıyoruz, çimento karıyoruz, kalıplar ve iskelelerle yüksek güvenlikli evler çatıyoruz. İçinde odalar. İçinde insan. İçinde on kitap. Zamanın en eğlenceli anı ?Büyük Patlama? olabilir mi? Zaman denilen kavramın da bununla başladığını düşünürsek, neden olmasın. O anı hesaplıyor bilim insanları. Tam

okumak için tıklayınız

Galip Tekin’e Bu Öyküler Nereden Geliyor? – Serdar Kökçeoğlu

Galip Tekin?in sanatı, sancılı büyüme serüvenimin bir parçası olduğu için mi acaba bugün eski öykülerini yeniden okuduğumda onları iddialı olduğu şekilde acayip veya tuhaf bulmuyorum? Olabilir. Belki de en acayip olanı Tekin’in efsaneleşmiş serüvenlerini özenle hazırlanmış büyük boyutlu kitaplarda okuma şansına sahip olmak. Tozlanmış kutuların ve eprimiş torbalardaki dergilerin yerini alan albümler bizim gençlik hayalimizdi

okumak için tıklayınız

Kültürel Çalışmalara ?Yeni? Penceresinden Bakmak – Cem Koray Olgun

Gary Hall ve Clare Birchall?un Yeni Kültürel Çalışmalar: Kuramsal Serüvenler kitabı Onur Kartal?ın çevirisiyle Türkiyeli okurun karşısına çıkıyor. Kitap, bu alanda kısıtlı kaynağa sahip olan literatürümüze önemli bir katkı yapıyor. Kültürel çalışmalar kuram ve pratiği bir arada ele alabilme niyetiyle ortaya çıktığı 20.yy ve içinde bulunduğumuz 21.yy?ı anlamak için son derece önemli ve gerekli bir

okumak için tıklayınız

Dünya basını, Fazıl Say’a verilen cezaya inanamıyor

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki hesabından paylaştıkları nedeniyle 10 ay hapis cezası verilen Fazıl Say’ın davası dünya basınında yankı bulmaya devam ediyor. Fazıl Say’a verilen ceza dünyanın da gündeminde. Birçok gazete Say’a verilen cezanın düşünce özgürlüğünü tehdit ettiği görüşünde birleşti. Kompozitör ve piyanist Fazıl Say’ın dini değerleri aşağılama suçlamasıyla 10 ay hapis cezası alması dünya basınında

okumak için tıklayınız

Eleştirel Realizmin Manifestosu – Güney Çeğin / Hüseyin Etil

?Ne var ki, dış görünüş ile şeylerin özü, eğer birebir çakışsaydı, her türlü bilim gereksiz olurdu?. Karl Marx 1950?lerle birlikte sosyal bilimler felsefesi alanında iki kuramsal yaklaşımın can çekişine tanık olduk: eleştirel akılcılık ve mantıkçı pozitivizm. Bu vaziyete hâl çaresi ise iki farklı güzergâhtan geldi: Kuhn?un rölativist içerimlere sahip ama kısmen sinik olan yaklaşımı [Bilimsel

okumak için tıklayınız

Yıldız Tutulması’na dair – Levent Gönenç

Türkiye?de tanındığı ve anlaşıldığı biçimiyle klasik ana-akım çizgi roman apolitiktir. Hatta Tommiks, Teksas, Mister No okumak apolitikliğin göstergesi olarak kabul edilir. Aslında klasik ana-akım çizgi romanların dahi siyasete kapılarını tamamen kapadığı söylenemez. Örneğin erken dönemde, II. Dünya Savaşı sırasında Amerika?da çizgi roman siyasi propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Kaptan Amerika?nın Hitler?e okkalı bir yumruk patlattığı 1941

okumak için tıklayınız

Geçmişin Üzerinden Atlayamayız… – Doğuş Sarpkaya

Son dönemde, yakın tarihe odaklanan yerli ve yabancı romanların sayısında ciddi bir artış söz konusu. Özellikle çeviri romanları düşündüğümüzde akla ilk gelen kitaplar, Javier Marias?ın Yarınki Yüzün, Pascal Mercier?in Lizbon?a Gece Treni, Javier Cercas?ın Salamina Askerleri, Alberto Manguel?in Bütün İnsanlar Yalancıdır, Juan Gabriel Vasquez?in Düşen Şeylerin Gürültüsü. Pascal Mercier?in romanını bir kenara koyarsak, bu kısa

okumak için tıklayınız

Denizatı Vadisi’ne dair – Murathan Muradoğlu

?Düzen insanlara özgü birşey değildir. Mikro dünyalar dışında kusursuz geometrik şekiller yoktur. Simetri de yoktur?? Denizatı Vadisi.. Selim Erdoğan 2012 yılında yaşayan insanlar olarak aslında yaşadığımız zamanın da bir bilimkurgu olduğunu biliyoruz. On yıl öncesine gidip bütün bu gelişmeler yazılmış olsaydı sanırım hepimiz şu an bile bunları nefesimizi tutarak okurduk. Herhangi geçmiş bir yüzyılın, hatta

okumak için tıklayınız

Ulysses: Dünyanın Romanı – Meltem Gürle

Jacques Derrida, Ulysses?i değerlendirirken, Joyce?un romanının Batı düşüncesinin gelip dayandığı sınıra işaret ettiğini söyler. Derrida?ya göre, felsefede Hegel?in Fenomenoloji?si ne ise, edebiyatta da Ulysses odur: Yani insan deneyiminin tümünü tek bir solukta ifade etmeye yönelik ?devasa bir teşebbüs?tür. Bana kalırsa Derrida bunu söylerken, Ulysses?in saygıdeğer bir çabanın ürünü olduğuna işaret etmekle beraber, bu romanda delice

okumak için tıklayınız

Çağdaş Öykücülük ve Peter Nadas – Onur Koçyiğit

Ölümle Baş Başa, Peter Nadas?ın dilimize çevrilen ilk kitabı, başka bir deyişle yeni bir yazar daha kazandık. 1942, Budapeşte doğumlu olan Peter Nadas, Çağdaş Macar edebiyatının son dönemde öne çıkan isimlerinden birisi. Bir süre gazetecilik de yapan yazar, Philip Roth, Elfriede Jelinek, Harold Pinter gibi önemli yazarlara da verilen Franz Kafka Edebiyat Ödülü?nü 2003 yılında

okumak için tıklayınız

İlkel Topluluklarda Suç ve Ceza – Turgay Gülpınar

Siyasal tahakkümün görünürlüğe kavuştuğu alanlardan biri olarak yargılama sürecinin ve ceza pratikleri uygulamasının izlenmesi, modern devletin kurucu niteliklerini gözler önüne sermektedir. Suç ve cezanın kavranışı üzerinden ilkel (devletsiz) toplumun değerlendirilmesinde ise farklı bir araştırma sürecinin kat edilmesi zorunlu görünmektedir. Siyasal birliğin kurgulanışında birbirinden tamamen farklı iki temelden hareket eden ilkel ve uygar toplumlar arasında suçun

okumak için tıklayınız

Karakoldan Sokağa: Polisin Eline Düşünce Sıfır Tolerans – Deniz Özçetin

?Suç-önleme mekanizması ilk kez mi ters gitti? Masum bir adam haksız yere mi suçlandı? Belki başka masumlar da vardı, ha?? Azınlık Raporu, Philip K. Dick Geçtiğimiz on yıl Türkiye?de, deyim yerindeyse bir ?zaptiye? dönemi oldu. Önce 2004?te kabul edilen yeni Türk Ceza Kanunu, ardından 3 yıl sonra 2007?de yürürlüğe giren Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu?nda

okumak için tıklayınız

Dava: Bir Hukuk Oyunu mu Bir Güç Darbesi mi? – Özkan Ağtaş

Dava biçimi ve mahkeme düzeninin kendine has bir gizemi vardır. Dikkatlice hesaplanıp sıradüzenine sokulmuş mekânsal düzenlenişiyle, onun içerisine dağıtılmış soğuk yüzlü hukuk figürleriyle ve aşırı şekilde ritüelleştirilmiş boğucu usûlleriyle, yasanın temsil edildiği teatral bir sahneyi andırır. Üstelik bu, hakikat üzerindeki benzersiz hak iddiasıyla kendini diğerlerinden mutlak bir şekilde ayırmayı başaran, nevi şahsına münhasır bir sahnenin

okumak için tıklayınız

Şiddetten Barışa Barıştan Şiddette: Bitimsiz Sarmal – Önder Özden

Modern devlet, varoluş nedenini sınırların içinde sağladığı barışta bulur. Onun varlığını anlamlı kılan, şiddetten temizlenmiş bir uzam yaratması ve şiddeti sınırların dışına ötelemiş olmasıdır. El çabukluğu yapıp alışagelmiş yorumlara yaslanarak Thomas Hobbes?u, modern devletin oluşumunun kuramsal müjdeleyicisi olarak yerleştirirsek, Hobbes?un ?kurt-insan?ının, modern siyasal yapı olarak devleti inşa etmesi; insanın ?kurt?luğundan sıyrılmasıyla, elinde bulundurduğu şiddet tekelini,

okumak için tıklayınız

Akil sözcüğü ne demektir? Faiz Cebiroğlu

Son üç haftadır dillerden düşmeyen sözcük, ?akil? sözcüğüdür. Televizyonlarda, haberlerde ve hemen hemen tüm sosyal paylaşım sitelerinde manşet olan ?akil?, ?akil insanlar? ne demektir? Herşeyin birbine karıştırıldığı Türkiye?de ?akil? sözcüğünü tanımlamak bir zorunluluk olmuştur. Akil (çoğulu: ukalaa), a?kul, akala? Arapça sözcüktür. Akil ( Arapça: ?????? , çoğulu: ukalaa: ????? ):

okumak için tıklayınız

Suçun Ritüelle Paylaştırılması – İlker Akçasoy

Ceza avukatı Jacques Vergès?in ?Savunma Saldırıyor? isimli kitabındaki kısa biyografisinde dahi vurgulanmadan geçilemeyen, onunla bütünleşmiş meşhur bir sözü var: ?Her suç topluma sorulmuş bir sorudur.? Ona göre hukuk sanatı ve sanatçısı tam olarak bu sorunun merkezine yerleşmelidir. Ancak hukuk sanatçısı bunu yaparken, özellikle ?masumun suçlu, suçlunun masum? olduğu davalarda, yargılama düzenini yıkan ve davayı ?kopuş

okumak için tıklayınız

Acının ve Alçalışın Cehennemleri 12 Eylül Cezaevleri – Naci Eksikoğlu

Bir Dönemin Gençleri Çoğu yaşları 16-22 arasında değişen umut dolu insanlar vardı bu ülkede. Şimdiki gençlere benzemiyorlardı. Ülkelerini seviyorlardı ve ülkeleri için kafa yoruyorlardı. Sadece bunu da yapmıyorlardı. Ülkelerinin daha güzel olması için inisiyatif de almak istiyorlardı. Bencil değillerdi. Kendi hayatlarını bile tehlikeye atacak kadar halkı sevdiklerini söylüyorlardı. Doğru söylüyorlardı; hayatlarını tehlikeye attılar çünkü. Her

okumak için tıklayınız

Güvenlik Simbiyozu: Dikkat Polis – Kansu Yıldırım

AKP?nin iktidara geldiği 2002 yılından günümüze polis sayısı 122 binden 240 bine yükseldi; yani % 88?in üzerinde bir artış yaşandı. Emniyet Genel Müdürlüğü?ne ait suç istatistiklerine baktığımızda adi suçlar, cinayetler, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, uyuşturucu ticareti veya eşya kaçakçılığı gibi suçlarda ilgili yıllar arasındaki artış % 88?ler düzeyinde değil. Bu iki istatistiksel bilgi mukayese

okumak için tıklayınız

Kapitalistleştirilmiş Hukuk ve Güvenlik – Ebubekir Aykut

Hangi büyük mağazanın, alışveriş merkezinin kapısında, devlet dairesinin, hastanenin girişinde ve üniversitenin ?nizamiyesi?nde özel güvenlik yok artık. Sadece özel güvenlikçiler değil, emniyet teşkilatının çokça övündüğü gibi her yerde polisler de var. İnsanın kendisini güvende hissetmesi için tüm koşullar sağlanmış gibi. Ama yine de suç, hırsızlık, kapkaç, mala mülke zarar verme vb. olayların, oranları azalmak bir

okumak için tıklayınız

Neoliberalizm ve Şiddet – Ergin Yıldızoğlu

Neoliberalizm, uluslararası mali sermayenin bir kriz yönetme modeliydi. Bu model 1997 Asya Krizi?nde sarsıldı, 2007 mali krizinde iflas etti. On yıldır, ABD önderliğinde, AB?nin de desteğiyle yeni coğrafyalara ulaşmaya çalışarak, yükselmeye başlayan muhalefet dalgasına karşı yeni denetim, disiplin ve cezalandırma önlemlerini devreye sokarak yaşamaya çalışılıyor. Neoliberalizm, artık yalnızca kapitalizmin ürettiği ?yapısal şiddetin? daha da yoğunlaşmasına

okumak için tıklayınız