Kategori: Makaleler

Karanlığa Mektuplar / Tezgahımda Şiirler – Dağhan Dönmez

Çağımızda Türk şiirindeki temel sorunun, toplumsal hayatın izdüşümü olarak; ?farklılaşma? çabası olduğunu düşünürüm. Elbette ki, kendi şiirini kurmak, üslup sahibi olmak şairin aşması gereken ilk eşiktir. Gel gelelim, mevzu bahis farklı olma gayreti başkadır. Nüfus artışına paralel, daralan imkanların ve bozulan arz/talep dengesinin nihayetinde, kişiler düzen muhalifi olamamakta mamafih ?moda tabirle- ?fark yaratmak? suretiyle düzenin

okumak için tıklayınız

Hint Uygarlığı Üzerine Düşünceler – Serkan Fırtına

?O bir denizdir, biz sadece bulutlarıyız? Lamartine Hint Uygarlığı hakkında birçok değerlendirme vardır. Ancak yapılan değerlendirmelerin ortaya çıkardığı ortak sonu. Hint Uygarlığının dünya insanlık mirasına çok önemli ve farklı katkılar sunmuş oldukları gerçeğidir. İlk Çağ Uygarlığının ve kültürünün en büyük merkezlerinden biri de Hint olmuştur. Onun özgünlüğü şurada ki, katkısını yaptıktan sonra sönüp gitmedi; aradan

okumak için tıklayınız

Modern Dünyada Bir Felaket – Elif Kutlu

Modern hayatın getirilerinin yanında insanlardan aldığı/eksilttiği bir dolu şey vardır. Bunlar kimi zaman evrensel olarak görülürken kimi zaman herkesi ilgilendirdiği hâlde kişisel olarak görünür. Bu da modernizmin cilvelerinden biri olsa gerek. Bunun bir adım ötesine geçildiğinde ise ?-mış gibi? yaşanan kimi zaman hak edilmediği hâlde orada öylece duran hayatlar çıkar karşımıza. Sinan, bu ?-mış gibi?

okumak için tıklayınız

12 Eylül darbesine giden yolda son kilometre taşı; ?Maraş katliamı? – Deniz Toprak

60?lı yıllar, birçok açıdan hak ve özgürlükler getiren 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte işçilerin, köylülerin ve emekçilerin uyanmaya, daha özgür yaşama koşullarını öğrenmeye başladığı yıllar olmuştur. Öte yandan kendi sömürü ve egemenliklerini sürdürmeye çalışan güçler, uyanan işçi ve köylüleri sindirmek, baskı altında tutmak için yeni yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerin başında ise 1970?li yıllarda sayılarının binleri

okumak için tıklayınız

İlaç Değil Zehir – Yalçın Hafçı

Lise yıllarımda gecenin geç saatlerine kadar kitap okurdum. Toy bir çocuktum ve benim için okumadığım her kitap yaşanmamış bir hayat demekti. Annem, tehlikeli şeyler okuduğumu düşünerek, bazen odamın kapısından başını uzatarak kaygılı bakışlarla uyumamı söylerdi. Tamam, derdim ama kitabı da elimden bırakamazdım. Yine öyle bir anda, Malroux?nun şöyle bir cümlesini okumuş ve nefesim kesilmişti: ?Yaşamak

okumak için tıklayınız

Nail?in Ardından – M. Şehmus Güzel

Nail Satlıgan Kapital?in hakiki ve ciddi çevirisini yaptı. Bize emanet etti. Namuslu, ödünsüz (hem kendisine hem başkalarına) hakiki bir aydındı. Aydınlatanlardan. Çalıştıranlardan. Kendi adıma hemen yazmalıyım : 1980?lerde Korkut Boratav, Sungur Savran, Ahmet Tonak ve diğer meslektaş ve yoldaşlarıyla 11. Tez?i çıkardıkları zamanlarda ve daha sonra İktisat Dergisi?ni yönettiği günlerde ilgi alanıma giren konularda benden

okumak için tıklayınız

Paulo Freire ve bir eleştiri – Faiz Cebiroğlu

Brezilya?lı pedagog Paulo Freire ( 1921 ? 1977) , pedagoji mesleğimde, üzerinde önemle durduğum ve fikirlerini tüm kesimlere ulaştırmaya çalıştığım bir düşünür ve pratisyendir. Paolu Freire, tüm ömrünü, ezilenler için ve ?ezilenlerinin pedagojisini?, ?umudun pedagojisi? haline getirmek için verdi. Böylesi bir devrimci dava için, böylesi bir devrimci eğitim için, cezaevi, sürgün? demeden yorulmak bilmez bir

okumak için tıklayınız

Ankara’nın Kayıp Kahramanları – Duygu Tanış Zaferoğlu

Yıl: 1916. Mekân: Ankara… Herkesçe bilinen ama kimsenin dile getir(e)mediği, Ermeni ve Rumların yaşadığı mahalleleri hedef alan Büyük Ankara Yangını?yla başlıyor Levent Cantek, belki de hikayelerinden en vurucusuna. 1916 Yangını kapalı bir kutu, dile getirilmeyen, çoğu zaman görmezden gelinen çünkü/ve kabul edilmek istenmeyen ortak günahlarımızdan biri. Berat Pekmezci’nin çizgileriyle hayat bulan bu hikayeyle açılışı yapan

okumak için tıklayınız

Okurluğun Dikenli Yolları – Onur Koçyiğit

Modern toplumlarda, okur-yazar olmak önemli bir ölçüttür. En azından sistem ve bileşenlerinin bize ?ol? dediği durumlardan birisidir. Mesele, okuma ve yazma pratiğinin ?nasıl? şekilleneceği yönünde fikir yürütülen bir tartışma konusu haline geldiğinde, başka birçok problemi de beraberinde getirir. Okuma-yazma pratiği nasıl yapılacaktır? Yöntemleri nelerdir? Yöntem aramak/yaratmak gerekli midir? Okunması gerekenler skalası nasıl yaratılmıştır? Klasikler neden

okumak için tıklayınız

Kapital’i Sahnelemek’e ilişkin – Kansu Yıldırım

Fredric Jameson?ın Kapital?i Sahnelemek kitabını, Kapital?i inceleyen, betimleyen, Kapital?e ilişkin birincil ve ikincil tartışmaları yürüten diğer kitaplardan ayıran en önemli iki özelliği şöyle izah edebiliriz: Birincisi, Jameson?ın ekonomik düzeye gömülü kalmadan, Marx?ın siyasal iktisada dair kavramsallaştırmalarını felsefi düzeyde ele alması; ikincisi, Jameson?ın nevi şahsına münhasır dili ve yorumları. İlaveten belirtmek gerekir ki, Jameson, Kapital?in ilk

okumak için tıklayınız

“Bencil Gen”in Sorunları – Gökhan Akbay, Mehmet Somel

?Gen Bencildir? (The Selfish Gene, 1976) Oxford?lu davranış bilimci Richard Dawkins?in ilk kitabı. Kitap, 1960 ve 70?ler boyunca geliştirilen bir dizi bilimsel teoriyi popülerleştirmek amacıyla kaleme alınmış. Gen Bencildir, doğal seçilimin işleyiş mekanizmalarına dair gen-merkezli bir modeli, hayvan davranışı alanında ilginç örneklerle süsleyerek, sade ve etkili bir dille tanıtır. Kitabın ana tezi, doğal seçilimin temel

okumak için tıklayınız

O tempora! O mores! – Çağhan Kızıl

Çiçero, Eski Roma?da bir duruşmanın açılışındaki konuşmasında, dönemin değer yargılarından ve yozlaşmadan bahsederken şu sözleri kullanır: ?O tempora, o mores! (Ey zamanlar, ey gelenekler!)? ve ekler: ?Ne kadar kural ve düzen varsa, o kadar az adalet vardır?. Bu konuşma, etkileyici hatibin Roma imparatoruyla yakın bağını nasıl etkilemiştir bilinmez ancak kurallar ve zamanın ilişkisini, hatta zamanı

okumak için tıklayınız

Evrim ve Yaratılışçılık – Semir Beyaz

Evrim üzerine söylenecek çok söz var. Ancak Michael Shermer?ın ?Evrim ve Yaratılışçılık? kitabında dökülen cümlelerin sebebi, evrimin, karmaşıklığının iki yüz yıl öncesinin bilimsel birikimle algılanmaya çalışılan, öznel ve felsefi anlamlar yüklenip kişisel yorumlarla süslenerek tartışılan ve nihayetinde anlamsızlaştırılan bir ?bilim? olmasıyla ilgili. Shermer aynı zamanda, bu bilimsel alana uzak ama pozitif bilimin penceresini kendi içsel

okumak için tıklayınız

Bu Şarlatanlığa Son Artık – H. Senday Tuncer

Alaca şafak karanlığından çıkıp güne karışan şehir Gün güne hazır doğmakta olan güneşle Şehir kaynıyor yeni bir güne atılan tohumla birlikte Uyanık olanlar sevgi dolu görünme peşinde Gün aydınlatmakta kişilikleri Kıvılcım saçmakta beyinler Uykulu olanlar ise bilinçleri donuk kişilikleri çaresizlik içinde Uykuda gezinenler devamlı rüyalarının içinde Söz veripte sözlerini tutmayanlar kişiliklerini yitirmiş Mahmur derbederlikle iç

okumak için tıklayınız

Pembe çiçekli bir meyve ağacı… – Meltem Gürle

?Deniz Feneri? bence Virginia Woolf?un en dokunaklı romanıdır. Bu romanda Woolf, İngiliz dilinde yazılan en güzel metinlerden birini ortaya çıkarmakla kalmamış, yepyeni bir zaman algısı yaratarak annesinin ölümüyle birdenbire sona eren çocukluğunu da geri getirmek istemiştir. Romanın ortalarında bir yerde, annesini örnek alarak yarattığı ve yoğun bir şefkatle sevdiği karakteri Mrs Ramsey?in ölümünü okuyucuya tek

okumak için tıklayınız

Hapishane kapılarında büyümek? – Füsun Erdoğan

Hapishane kapılarında büyümenin ne mene bir şey olduğunu çarpıcı örnekleriyle anlatan sevgili Adil Okay?ın Nota Bene Yayınları?ndan çıkan ?Ben Çıkana Kadar Büyüme E mi?? kitabını okumanızı öneriyorum. Babası Adil Okay?ın kızı adına yazdığı mektuplarla tanıştım şirinem Öykü ile? Vefasızlığın, incelikten ve sevgiden yoksun yabancılaşmanın insanın içini üşüttüğü bir süreçte kapımı çalmıştı Öykücük!

okumak için tıklayınız

İzmir? Çünkü suya verdim adını! – Dağhan Dönmez

Bahçelerde kalem var Arkamızdan gelen var Kalkın gidelim efeler Yar fidan boylum İçimizde ölen var İzmir Türküsü Kentlerin rengi olduğunu düşünürüm hep. İstanbul, gri bir şehirdir. Güvercin telaşı vardır sokaklarında. Doğu?da kum tozuna döner iklim. Kahve tonlarındadır teni, taş binaların.

okumak için tıklayınız

Çocuklar ve Dans – Faiz Cebiroğlu

Pedagojide, çocuk yetiştirme alanında üzerinde önemle durduğumuz nokta, çocuğun bir bütün olarak, topyekûn olarak gelişmesidir. Dans, şarkı, müzik, resim, doğacılık, spor, oyun gibi aktiviteler çocuk gelişiminde önemli bir yer tutarlar.Bu yazımda dans üzerine durmak istiyorum. Her zaman olduğu gibi, yine sorarak başlıyorum: Dans nedir? Dansın temel elementleri; ritim, melodi, tempo, iç-dinamik (kuvvet), kural,

okumak için tıklayınız

Kemal Tahir’in tefrika romanları – Sennur Sezer

Kemal Tahir, cezaevindeyken serüven romanları yazdı. ?Ta-Ka? ve ?Bedri Eser? imzalarıyla tefrika edilen bu romanlar ona hapisten çıktıktan sonra da geçimini yazarlıkla sağlama cesareti verecekti. 15 Haziran 1938?de aralarında deniz astsubayı Nuri Tahir ve Nazım Hikmet?in de bulunduğu bir grup sivil ve asker ?donanmayı ayaklanmaya kışkırtmak? suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklananlardan biri de İsmail Kemalettin Demir?di. Deniz

okumak için tıklayınız