Kategori: Maksim Gorki

Anton Çehov ile ilgili anılarım – Maksim Gorki

Bir gün beni Küçükköy e, yanına çağırdı. Burada bir parça toprağı ve iki katlı, küçük, beyaz bir evi vardı. Bana malikânesini gösterip heyecanla konuşmaya başladı: “Çok param olsaydı, hasta köy öğretmenleri için bir sanatoryum kurdururdum burada. Pencereleri büyük, tavanları yüksek, aydınlık bir bina yaptırırdım. Çok güzel bir kütüphanem, çeşitli müzik

okumak için tıklayınız

Anton Çehov’un cenaze töreni – Maksim Gorki

Moskova’nın “tatlı sevgilisi” yazarın naaşı, kapısında iri harflerle “istiridye için” yazan yeşil bir vagonla getirilmişti. Yazarı karşılamak üzere istasyonda toplanmış olan küçük kalabalığın bir kısmı, Mançurya’dan getirilmiş olan General Kellerin naaşının ardından yürüyor ve Çehov’un neden askeri bando müziği eşliğinde gömüldüğüne şaşıyorlardı. Yanlışlık ortaya çıktığı zaman bazı neşeli insanlar kıs

okumak için tıklayınız

Anton Çehov’un Maksim Gorki’ye anlattığı hayali

Bir gün beni Küçükköy’e, yanına çağırdı. Burada bir parça toprağı ve iki katlı, küçük, beyaz bir evi vardı. Bana “malikânesini” gösterip heyecanla konuşmaya başladı: “Çok param olsaydı, hasta köy öğretmenleri için bir sanatoryum kurdururdum burada. Pencereleri büyük, tavanları yüksek, aydınlık bir bina yaptırırdım. Çok güzel bir kütüphanem, çeşitli müzik aletlerim,

okumak için tıklayınız

Balzac üzerine – Maksim Gorki

Balzac’ın yapıtlarını anımsamak benim için tıpkı boş, sıkıcı bir vadide yürüyen yolcunun bir zamanlar geçtiği verimli, güzel bir diyarı anımsaması gibi hoş bir şey. İlk Fransız kitabını okuduğumda on üç yaşındaydım. Bu, Ed- mond Goncourt’un Zemganno Kardeşler adlı kitabıydı ve sanatçıların, kendilerine karşı düşmanca bir merak duyan, dar, ruhu çirkinleştiren

okumak için tıklayınız

Maksim Gorki: “Elektrik teknisyenlerimiz yaşam için, şimşek ve gök gürültüsünün eski hükümdarı Jupiter’den daha faydalı ve daha güçlüdürler.”

Aşk, Ölüm… Bana mektup gönderen bazı okuyucular aşk ve ölüm teması üstünde felsefe yapıyorlar. Bunları en çok şaşırtan şey “her canlı varlığın yolu üstünde karşılaştığı” ölümdür. Aklı başında yirmiye yakın insan tamdım ki, ölüm üstüne derin düşüncelere dalmanın kendilerini daha da zeki hale getirdiği düşüncesindeydiler. Bu insanlar bende de türlü

okumak için tıklayınız

Oyun yazarı olarak Maksim Gorki, Ataol Behramoğlu

Yaratıcılığıyla Sovyet Rus edebiyatını başlattığı kabul edilen, sosyalist gerçekçilik akımının kurucusu sayılan Maksim Gorki, yapıtlarını iki çağın (19.Yüzyıl-20.Yüzyıl) kesiştiği noktada verdi. Marangoz bir babanın ve köylü kökenli bir ananın çocuğu olarak dünyaya gelen Maksim Gorki’nin, yapıtlarında, devrim öncesi, devrim yılları ve devrim sonrası Rusya’sının sorunları bütün genişliğiyle yansıdı. Ona dünya

okumak için tıklayınız

Ana – Maksim Gorki. Bir başkaldırı ve umut romanı.

Maksim Gorki’nin Sovyet devrimi öncesi yazdığı Ana romanı, İlk basımı 1906 yılında ABD’de kaleme alınmış, aynı yıl New York’ta yayımlanmıştır. Bütün dünyada büyük yankı uyandıran roman, iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde pek çok dile, hatta bu arada Türkçeye çevrilmiş, Tanin gazetesinde 1908-1909 yıllarında tefrika edilmiştir. Gorki romanında Rus

okumak için tıklayınız

Lenin’in Fedaisi Kamo – Jacques Baynac

Jacques Baynac’in 1970 yılında titiz bir araştırma sonucu hazırladığı Lenin’in Fedaisi Kamo adlı eseri, bir dönemin az bilinen bazı yönlerini ve büyük bir devrimcinin destansı yaşamını öğrenmemizi olası kılıyor. İnanıyoruz ki, Kamo’nun yasamı her okuyanın yüreğini titretecek, belleğinde iz bırakacak ve de onu düşündürecektir. Kamo, Ekim Devrimini yaratan Lenin çağının

okumak için tıklayınız

Barış Atay: Dostoyevski ve Maksim Gorki’yi çok ayrı bir yerde tutuyorum.

Sevinç Erbulak: Yazarlarını merak ediyorum; yani onlar olmasaydı, ben zaten neden bu dünyadayım ki diye soracağın yazarlar, ama oyun yazarların değil. Barış Atay: Mesela Dostoyevski ile Gorki. Yani hakikaten, hiç okumasaymışım… Sevinç Erbulak: Başka biri mi olurmuşsun? Barış Atay: Kesinlikle! Ben Gorki ve Dostoyevski okumamış birinin başka bir insan olduğuna

okumak için tıklayınız

“Lev Tolstoy öldü. Yüreğimden vuruldum, üzüntüden ve kalbimin kırıklığından hüngür hüngür ağlamaya başladım.” Maksim Gorki

Lev Tolstoy öldü. Bir telgraf aldım. Telgrafta sıradan sözcüklerle, öldü deniyordu. Yüreğimden vuruldum, üzüntüden ve kalbimin kırıklığından hüngür hüngür ağlamaya başladım ve işte şimdi yarı deli bir halde onu tanıdığım, gördüğüm haliyle gözümde canlandırmaya çalışıyor, acılar içinde onunla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski ve Karamazovluk Üzerine – Maksim Gorki

Sanat Tiyatrosu, Karamazov Kardeşler’den sonra daha da sadistçe, daha da hastalıklı bir yapıt olan Cinler’i sahneye koyuyor. Rus toplumu, Bay Nemiroviç-Dançenko’nun(*) günün birinde, “Avrupa’nın en iyi tiyatrosunda” Mirbeau’nun(**) Azap Bahçesini sahneye koymasını bekleyebilir. Bu kitaptan sahneler neden canlandırılmasın ki? Çinlilerin sadizmi, galiba en az Rus sadizmi kadar patolojik bakımdan ilginçtir.

okumak için tıklayınız

Puşkin’in intikamını hangi ünlü yazar almak istedi?

Rusya’da bir modaya dönüşen düello geleneğinin en yaygın olduğu dönem 19. yüzyıldı. Rusya’nın gelmiş geçmiş en ünlü şairi sayılan Aleksandr Puşkin bağımsız, özgürlükçü kişiliği ve dönemin ilerici okur yığınları arasında geniş yaygınlık kazanan yapıtları nedeniyle monarşi yönetiminin sürekli baskıları alında yaşıyordu. Puşkin 1837 yılında komploya çok benzeyen bir düello sonucunda

okumak için tıklayınız

Tolstoy’a “Öküz” adlı öykümü okudum; çok güldü – Gorki

Ona “Öküz” adlı öykümü okudum; çok güldü ve “dil hokkabazlıklarını” iyi bildiğim için övdü beni. “Ama sözcükleri acemice kullanıyorsunuz, bütün köylüleriniz çok akıllıca konuşuyorlar. Gerçek hayatta köylüler aptalca konuşurlar, ipe sapa gelmez laflar ederler, ne demek istediklerini hemen anlayamazsın. Kasten yapılır bu. Söyledikleri sözlerin saçmalığının altında başka bir şey söyleme

okumak için tıklayınız

Bozguncu – Maksim Gorki

İnsan ruhunun en büyük araştırmacılarından biri olan Gorki, genellikle özyaşamöyküsel olan edebiyat eserlerinde insanı, iradesi ve iradesizliğiyle, yeteneği ve yeteneksizliğiyle, en çelişkili yönleriyle anlattı. Yaşamın her katmanından insanları anlatan edebiyatıyla hem çarlık döneminde hem de Sovyetler döneminde dile gelmemiş hayatların gür sesi oldu. Bu derlemede yer alan ve 19. yüzyıl

okumak için tıklayınız

Ayaktakımı Arasında – Maksim Gorki

Rusya’da on dokuzuncu yüzyıl sonlarında patlak veren ekonomik kriz binlerce işçi ve köylüyü yaşamlarını sürdürecek imkânlardan yoksun bırakmıştı. Gorki’nin krizin vahim sonuçlarının hâlâ hissedildiği bir dönemde yazdığı Ayaktakımı Arasında, hem sosyal hem de manevi açıdan dibe vurmuş insanları konu edindiği yenilikçi oyunlarından biridir. Yazar, Çehov piyeslerindeki “çalkantısız” günlük yaşamın “rafine”

okumak için tıklayınız

Mujik – Maksim Gorki

“Yakında büyük bir ucube yazmaya başlayacağım. Bir mujik tasviri yapacağım; eğitimli, mimar, düzenbaz, zeki, elbette yaşama tutkuyla bağlı olacak.” Maksim Gorki, 1899 yılında Anton Çehov’a yazdığı bir mektupta Mujik’in ortaya çıkışını böyle anlatıyordu. Gorki’nin bir taşra kentinde aydın olmanın nasıl bir şey olduğunu hassas bir gözle ve sert eleştiri gücüyle

okumak için tıklayınız

Halkın İçinde – Maksim Gorki ‘Bir halkın ayaklanış ve uyanış öyküsü’

Rus edebiyatının büyük yazarı Maksim Gorki, gerçekten de “halkın içinde” geçmiş yaşamını roman ve öykülerine büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Rus işçi sınıfını, köylüleri, her kesimden insanları ölümsüz kıldığı yapıtlarının evrenselliği de buradan gelir. Halkın İçinde adlı bu önemli romanın baş kahramanı İgor Petroviç, devrim örgütlenmesi için bir Rus köyüne gider.

okumak için tıklayınız

Gerçekçi Yazın ve Maksim Gorki – A.Kadir Şahin

20 yüzyıl edebiyatının başlıca sorunu kitlelerin köleleştirildiği, toplumsal adaletsizliğin arttığı bir dönemde insanın ne olduğu, nasıl yaşadığı ve nasıl yaşaması gerektiğidir. Feodal köleliğe karşı mücadele ederken burjuvazi insanlığa vaat ettiği özgürlük, kardeşlik, eşitlik ilkelerini burjuva devriminden sonra unutmuştu. Bu durum kitlelerde var olan düzene karşı kuşku ve güvensizliğin artmasına neden

okumak için tıklayınız

Malva – Maksim Gorki

“Deniz gülüyordu. Kızgın bir rüzgârın hafif esintisiyle titriyor, güneşi göz kamaştırıcı bir parlaklıkla yansıtan küçük kırışıklıklarla kaplanıyor, mavi gökyüzüne gümüş renginden binlerce gülümseme gönderiyordu. Denizle gök arasındaki engin boşlukta, denize uzanan kumsal burunun eğimli kıyılarına birbiri arkasına tırmanan dalgaların neşeli şıpırtısı yayılıyordu. Denizdeki kırışıkların binlerce kez yansıttığı güneş ışığıyla bu

okumak için tıklayınız

Tünel, Maksim Gorki

Durgun mavi göl, sonsuz karların taçlandırdığı yüksek dağlarla çevrili. Bahçeler, zengin kıvrımlar halinde suyun kıyısına kadar iniyorlar. Şekerden yapılmış izlenimini veren, bembeyaz, evler, suya bakıyor. Sessizlik, bir çocuğun tatlı uyuklaması gibi. Henüz sabah. Tepelerden baygın çiçek kokuları yayılıyor. Güneş az önce yükselmiş; çiy taneleri ağaçların yapraklarında, otların üstünde parıl parıl.

okumak için tıklayınız

Yararsız Bir Adam – Maksim Gorki

“Şunu bunu görüyor gözüm. Eğriyi doğruyu seçiyorum. Seçiyorum da… Yani nedir bu olanlar? Neden, niçin, anlamıyorum. Bir başka hayat vardır bu dünyada mutlaka. Bir başka hava, bir başka güneş… başka insanlar vardır mutlaka. Başka türlü bir hayat vardır…” Henüz dört yaşında yetim, yedi yaşında ise öksüz kalan Yevsey Klimkov’un cümleleri

okumak için tıklayınız

Seyirciler – Maksim Gorki

?Seyirciler?, Rus edebiyatının önemli isimlerinden Maksim Gorki?nin on iki öyküsünü bir araya getiriyor. Gorki?nin 1893-1935 yılları arasında, hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı bu öyküler, gözleme dayalı olmaları, muhalif nitelikleri ve yazarın özgün anlatım tarzıyla öne çıkıyor. Kitap, Gorki?nin ?Şahin Türküsü?, ?Soytarı? ve ?Strasti-Mordasti? gibi bilinen öyküleri kadar, bazılarına göre yazarın

okumak için tıklayınız

Yol Arkadaşım Maksim Gorki – Ataol Behramoğlu

Çocukluk ve ilk gençlik, Narodniklerle ilişkiler Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov’dur. “Acı” anlamına gelen Gorki adını sonradan aldı. 1868 yılında Nijni Novgorod (bugünkü Gorki) kentinde doğdu. Babası M.S. Peşkov, marangozdu. Annesi V. V. Kaşirina, bir boya atölyesi sahibinin kızıydı. Babasını çocuk yaşlarda yitiren Gorki, bir süre dedesi V. Kaşirin’in evinde

okumak için tıklayınız

Ayaktakımı Arasında – Maksim Gorki, ‘Ne pahasına olursa olsun Özgürlük’

“Onlar en dipteydiler. Onlar düzenin atıklarıydılar. Onlar bir devrimin bayraktarlığını yaptılar!” Maksim Gorki’nin 1902 yılında yazdığı oyunu sadece onun en iyi oyunu değil aynı zamanda insanlık tarihinin en iyi oyunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Türkçe?ye ?Ayak Takımı Arasında? adıyla çevrilen ?Dipte? adlı oyun, Türkiye’de ilk kez Vâlâ Nurettin’in Türkçeleştirmesiyle 1936-37 Şehir

okumak için tıklayınız

Makar Çudra – Maksim Gorki. Bilim aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir.

Rusça’da “acı” anlamına gelen Gorki takma adını kullanan Aleksey Maksimoviç Peşkov, edebiyata ilk adımını 1892 yılında ‘Makar Çudra’ öyküsü ile attı. Daha ilk öykülerinden başlayarak eserlerinde bir iyimserlik, insanın yaratıcı gücüne duyulan sonsuz güven ve aktif bir hümanizma göze çarpar. Rusya’nın geçirdiği çalkantıları, kapitalizmin gelişme sürecini, emekçilerin mücadelesini konu alan eserleri

okumak için tıklayınız

Foma – Maksim Gorki. Tüccar sınıfın eşi görülmedik gayri insani gerçeği ve aşka, adalete susamış cömert yürekli bir insanın acı çığlığı

Maksim Gorki?nin Anton Pavloviç Çehov?a ithaf ettiği 1899 yılında bastığı ilk romanı “Foma Gordeyev?, Gorki’nin ilk romanıdır. Kokuşmuş bir toplum düzenini şiddetle suçlayan bu eser için, aşk ve adalete susamış cömert yürekli bir insanın acı çığlığı denebilir. Anlatılan olaylar, XIX. yüzyılın sonunda Volga yöresinde ve o zamanki Rusya’nın ticaret merkezi

okumak için tıklayınız

Makar Çudra adlı öykü ? Maksim Gorki

Kıyıya çarpan dalgaların şıpırtısından ve kıyı çalılarının hışırtısından doğan düşündürücü ezgiyi bozkıra yayarak, nemli soğuk bir rüzgâr esiyordu denizden. Kimi zaman hızlanarak, taşıyıp getirdiği buruşuk, sarı yaprakları ateşe fırlatıyor; çevremizi kuşatan güz gecesinin sisi titriyor ve ürkerek geriye çekilip, bir an için, solda sınırsız bozkırı, sağda sonsuz denizi, tam karşımda

okumak için tıklayınız

Ekmeğimi Kazanırken – Maksim Gorki

Maksim Gorki’nin Ekmeğimi Kazanırken (1916) romanı özyaşam üçlemesinin ikincisidir. Diğerleri ise; Çocukluğum (1913) ve Benim Üniversitelerim (1923) romanlarıdır. Bir yandan büyük bir edebiyatçının kişisel gelişimine ışık tutan bu roman öte yandan, devrim öncesi Rusya’nın içinde bulunduğu koşulları anlatıyor. Maksim Gorki’nin ilk gençliğinde çalıştığı işleri, bu iş kollarının toplumsal yaşam ve

okumak için tıklayınız

Danko’nun Yüreği – Maksim Gorki

Maksim Gorki, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biri. Yazdığı kitaplar dünyanın bütün dillerine çevrilip yayınlanmış. Danko’nun Yüreği adlı bu kitaptaki üç öyküyü değerli yazarımız Vartan İhmalyan (İhmal Amca) sizler için seçti, Rusça asıllarından Türkçeye sizler için çevirdi. Maksim Gorki, Büyük Ekim Devrimi’nden sonra `Devlet Çocuk Kitapları Yayınevi’nin de ilk

okumak için tıklayınız

Edebi Portreler – Maksim Gorki

Nâzım Hikmet’e, “Lenin’i anlamak demek inkılâbı Lenin gibi anlamak demektir” dizesini yazdıracak tartışma Maksim Gorkiy ile Lenin arasında geçiyordu. Bu tartışma neydi? Gorkiy, Dostoyevskiy’nin “Budala”sının sahnelenmesine neden karşı çıkmıştı? Tolstoy Dostoyevskiy’i neden okunamaz buluyordu? Bu ve daha pek çok sorunun yanıtını içeren kitapta Gorkiy’nin, döneminin edebiyat devleri hakkındaki değerlendirmeleri bir

okumak için tıklayınız

1917 Sovyet Devrimi II, A. Jdanov ? J. Stalin ? K. Voroşilov ? Maksim Gorki ? S. Kirov ? V. Molotov

Lenin önderliğindeki Rusya emekçileri tarafından 25 Ekim (7 Kasım) 1917 tarihinde gerçekleştirilen Sovyet Devrimi, 20. yüzyılın ve belki de insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Çağın temel karakteri bu devrimin doğurduğu sosyalist düzen ile kapitalizm arasındaki savaş tarafından belirlenmiştir. Bu büyük devrim, pek çok eserde işlenmiştir. İki cilt halinde sunulan

okumak için tıklayınız

Acı Günler, Maksim Gorki

Çocukluğunda ve gençliğinde yoksul ve zor günler geçiren yazar, ”Acı” anlamına gelen Gorki adını almıştır. Hatta dayanılmaz hale gelen yaşamı yüzünden, bir ara kendini öldürmeyi bile düşünmüştür. İşte Maksim Gorki, bizzat kendi yaşamından yola çıkarak, Acı Günler (Days of Grief) romanında insan ruhunun derinliklerine girme yeteneğinin gösterir. Romanın konusu ise

okumak için tıklayınız

Benim Üniversitelerim, Maksim Gorki. Yaşamın tüm acımasızlığına rağmen yaşam sevincini anlatan roman

Benim Üniversitelerim (1923), Maksim Gorki’nin başyapıt olarak kabul edilen üç kitaplık yaşam öyküsünün son bölümüdür. Diğer ikisi ise Çocukluğum (1913-14) ve Ekmeğimi Kazanırken (1915-16) adlı otobiyografik yapıtlarıdır. Maksim Gorki’nin yaşamöyküsünü anlatan üçlemenin bu son kitabı, onun yirmili yaşlarına kadar topladığı hayat deneyimleri üzerine kuruludur. Kunduracı çıraklığından aşçı yamaklığına, kuş avcılığından

okumak için tıklayınız

Artamonov Ailesi, Maksim Gorki

“Artamonov Ailesi, Maksim Gorki’nin yapıtları arasında en etkileyici ve en dramatik olanıdır. Bu kitapta Rusya’daki orta sınıfların Devrim öncesi onyıllardaki trajik başarısızlığı yoğunlaştırılmış biçimde, kumaş üretimiyle uğraşan bir ailenin küçücük dünyasında görüldüğü şekliyle aktarılmaktadır. Bu, Gorki’nin karakter yaratma gücünü ve ilk öykülerinde bütün dünyayı kendisine hayran bırakan etkileyici edimlerle dolu

okumak için tıklayınız

Bozkırda – Maksim Gorki

“O bana akıllı insanların yazdığı koca koca kitaplarda bulunamayacak pek çok şey öğretti. Hayat, insanların bilgeliğinden daha derin ve anlamlıdır çünkü. Maksim Gorki yalnız kendi halkına değil, bütün halklara yurtlarını, hürriyeti, barışı ve birbirlerini sevmeyi öğretir. Çünkü o, insanın, insanlığın geleceğinden, güzel günler göreceğinden emindir. Çünkü o, emekçi insanı, koluyla,

okumak için tıklayınız

Arkadaş, Maksim Gorki

Maksim Gorki, Arkadaş’ta, 19. yüzyıl gerçekçiliğinin en olumlu geleneklerini ilerici bir romantizmle birleştirerek toplumsal mekanizma tarafından dışlanmış “serserileri” konu almış; gerçekçiliği ve insansı bir sıcaklığı çarpıcı bir biçimde kaynaştırarak dünya edebiyatında yepyeni bir çığırın öncüsü olmuştur. Genç Gorki’nin bu gerçekçiliğinde yeni bir toplumsal bilincin uyanması ve insanca bir düzene duyulan

okumak için tıklayınız

Amerika’dan İtalya’ya, Maksim Gorki

‘Amerika’dan İtalya’ya’, Maksim Gorki’nin Amerika’da kaleme aldığı yazılar ile İtalya’da yazdığı öykülerini bir araya getiriyor. Gorki, 1906 yılında, Bolşevik Parti’nin propagandasını yapmak üzere Amerika’ya gitmiş ve tahmin edileceği gibi, burada pek hoş karşılanmamıştı. Kitabın birinci bölümünde yer alan üç deneme, yazarın Amerika’da geçirdiği bu döneme dair izlenimlerinden oluşuyor. Kitabın ikinci

okumak için tıklayınız