Kategori: Öykü Kitapları

İmkânsızın Sınırlarında “Adalet” – Murat Özbek

Ryunosuke Aktagava hayatının son onaltı yılında tüm eserlerini, son on yılında ise en önemli eserlerini kaleme almıştır. Eserlerinde ulus bilincinden ziyade sınıf bilincine yönelik temalar işleyen yazarın görüşlerini Şuiçi Kato Japon Edebiyatı Tarihi isimli kitabında şöyle bir alıntıyla örnekler: “İçinde bulunduğumuz çağın ötesine geçemeyiz, içinde bulunduğumuz sınıfında öyle.”

okumak için tıklayınız

Yaşam İçin ve Yaşama Karşı Kurbanlar – Bulut Yavuz

“Savaş Yolu anlamını ölümle kazanır. Ölüm kalım durumunda, çabucak seçilecek olan ölümdür. Tereddüte yer yoktur. Kararlılıkla ölüme ilerlemek gerekir”; Yamamoto’nun bu sözleri Yukio Mişima’yı anlamak için elzemdir. Mişima bütün yaşamını ve yaşamı boyunca ürettiklerini bu anlamı yakalamaya doğru yazmıştır. Kalbi artık saflaştığında (hiçleştiğinde) seppuku yapması da bunu doğrular niteliktedir. Hagakure Nyūmon adıyla Yamamoto’nun Hagakure’sinin modern

okumak için tıklayınız

Odası Dünya Olan Yazar – Ayşegül Tözeren

Tomris Uyar’ın, Yapı Kredi Yayınları Delta Serisi’nden çıkan Bütün Öyküleri’ni okumayı bitirdikten sonra, yazarın sesini duymak istedim. Daha önce ne okuyan, ne eleştiren olarak hissettiğim bir duyguydu. Youtube’tan Tomris Uyar’la yapılmış bir söyleşiden kısa bir parçayı dinleme fırsatı buldum. Uyar, her yerde “maalesef”yazabildiğini söyledikten sonra, sözlerini “Hiçbir zaman benim bir odam olmadı, çalışmak için” diye

okumak için tıklayınız

Geceleri Sokaklarda (Öyküler 1925 – 1930) – Cesare Pavese

Geceleri, Sokaklarda, Cesare Pavese’nin henüz on yedi yaşındayken kaleme almaya başladığı ve ölümünün ardından yayımlanan öykülerini ve öykü taslaklarını içeriyor. Öykülerin başkişileri, hayatın kıyısında kalmış, sınırlarda gezinen insanlar: Pavese’nin alter ego’su diyebileceğimiz, sanatçılığın ilk yaratım sancılarını varoluşsal düzlemde deneyimleyen, yazar olmayı arzulayan genç; bohem hayatın aksak ritminde savrulan sanatçı; insanca yaşamayı umut eden dilenci ve

okumak için tıklayınız

Yak Gitsin – Süleyman Deveci

Her gün rastladığımız insanların aslında ne kadar komik, ne kadar kinci, ne kadar sahtekâr, ne kadar cani, ne kadar talihsiz olduklarını biliyor muydunuz? Herkesin birbirinden ilginç, dramatik, gülünç ya da ibretlik bir hikâyesi vardır… ‘Yak Gitsin’ insana dair, güldüren, düşündüren, kahreden ve ders çıkarılması gereken öykülerle dolu bir kitap.

okumak için tıklayınız

“Kalakalan, artakalan birileri hep var” Yetersiz Bakiye – Karin Karakaşlı

Üst üste usta yazarların kitaplarının yayımlandığı bugünlerde uzun, dokunaklı, sarsıcı ve edebiyatın tüm lezzetleriyle dolu bir yolculuğa çıkmak isterseniz size Karin Karakaşlı’nın yeni öykü kitabı Yetersiz Bakiye’yi öneririm. İstanbul’dan başlayarak pek çok şehri ziyaret eden hikâyelerin yer aldığı kitapta Karakaşlı yetkin kalemiyle günümüz Türkiyesi’nin altı çizilmesi gereken her sorununa zarifçe değiniyor. Ermeni, Kürt halklarının yaşadıklarından

okumak için tıklayınız

Mavi Fener – Viktor Pelevin

Dokuz hikâyeden oluşan Mavi Fener, Pelevin’in tartışılmaz edebi yetkinliğinin de bir yansıması. Pelevin bu kitabında absürtlüklere, kara mizaha ve Rusya’nın bitmek bilmez gizemlerine odaklanıyor. Devrim günlerinin karmaşasından genç öncüler kampında birbirlerine korkunç hikâyeler anlatan ölülere, bisiklet olmak isteyen kulübelerden obsesif tavuklara kadar Pelevin’in sıra dışı karakter ve kurguları, okur için unutulmaz bir deneyim vadediyor.

okumak için tıklayınız

Beyaz Gemi – Remziye Serap Ekim

“Cengiz Aytmatov? un 1970 yılında yazdığı ünlü eseri “Beyaz Gemi ” (Kırgızca; Ak Keme), anne babası tarafından terk edilen San-Taş Vadisindeki orman koruma evlerinin birinde dedesi ve üvey ninesiyle birlikte yaşayan altı yaşlarında bir erkek çocuğun hikâyesini anlatmaktadır. Gerçekle efsanenin iç içe girdiği eserde, yazar olayları belli bir sıralamada vermemesine rağmen okuyucu olayları rakip etmekte

okumak için tıklayınız

“Bil ki burada karşılaştığın iflah olmayacak kendi benliğindir.”

“Suç ve erdem” söz konusu olduğunda, Marquis de Sade’ın Aşkın Suçları’nı yayımladığı 1800 yılından bu yana insanlık yerinde saymıyor olsa da, aldığı yol pek de iç açıcı olmasa gerek. Geçen zaman boyunca iki kavramın devasa hacmi içinde ve insan zihninin karmaşık labirentlerinde biraz daha alt katmanlara inebilmişsek bile, hâlâ 200 yıl önce yazılmış bir eser

okumak için tıklayınız

Öyküsünü anlatan yaşlı adam sustu

Maupassant bana göre “başkasını yazmayı” en iyi becerebilmiş yazarlardan. Hem de kendiymiş gibi değil, hakikaten başkasıymış gibi. Maupassant’nın yazdıklarını anlatmaya Maupassant’dan başlamak gerek. Aslında, bir biçimde bu yazının okuruna Maupassant’ı ilk defa işitiyormuş gibi davranmanın, bu minvalde şeyler yazmanın anlamı yok. Yine de işitmek yetmiyor – Maupassant’ı yazmak ve okumak için onu iyi tanımak gerekiyor.

okumak için tıklayınız

Bitmeyen bir şarkı: Bobby Sands “Evet, bizim de günümüz gelecek!”

Bobby Sands ve yoldaşları, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direnişin simgesidir artık: “Evet, bizim de günümüz gelecek!” Açlık grevi ve ölüm orucu denince dünyada akla ilk gelen isim Bobby Sands olacaktır. 5 Mayıs 1981 tarihinde ölüm orucunun 66. gününde yaşama gözlerini kapamasının ardından tüm dünya saygı duruşuna geçti. Hindistan ve Fransa

okumak için tıklayınız

Aşkın Suçları – Marquis de Sade “Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar.”

Marquis de Sade, ilk ve tek ahlaksızlık filozofudur. Ancak Sade’ın önemi bununla sınırlı değildir. Sade’ın eserleri bütün insan ilişkilerini öyle ya da böyle etkileyen cinsel içgüdülerle ilgili her şeyi dikkatle çözümler. Sade’ın eserlerinde felsefe önemli bir rol oynar. Eserlerinde sık sık şu türden ifadelerle karşılaşılır: “Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar.” -Iwan Bloch-

okumak için tıklayınız

Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak – Yevgeni İvoniç Zamyatin

Zamyatin dünya klasikleri arasındaki yerini geleneksel ütopya algılarını değiştirerek almıştır. Bu açıdan o, G. Orwell, W. Golding ve A. Huxley gibi anti-ütopya geleneğinin temsilcisi yazarların öncüsüdür. Ama Zamyatin yalnızca ütopya konusunu değil, insanlığın yüzlerce yıldır devam ettirdiği ve kanıksadığı için değişemezmiş gibi görünen pek çok değer yargısını (almış olduğu mühendislik eğitiminin kendisine kazandırdığı gözlem, algı,

okumak için tıklayınız

Jestler, Birikimler – Zafer Köse

Bir arkadaşım, o sırada konuştuğumuz konuyla ilgili bir yazıyı okumam için, Nisan 1959 tarihli Yeni Ufuklar dergisini verdi. Dergide, Rauf Mutluay’ın, “Mektup” isimli bir hikayesi var. Böylece, Mutluay’ın ilk kez bir hikayesini okumuş oldum. Hikaye, bir adamın eski karısına veya artık birlikte yaşamalarının anlamı kalmamış olan karısına yazdığı bir mektup biçiminde kaleme alınmış. “Bir kin

okumak için tıklayınız

Hemşin Öyküleri – Mahir Özkan

Aras Yayıncılık, Hemşin Ermenicesi ve kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınan Mahir Özkan’ın ilk öykü kitabı olan Hemşin Öyküleri’ni okurlarla buluşturuyor. Kitap, bugüne dek yayımlanmış ilk Hemşince edebiyat eseri olma özelliğini taşıyor.Hemşin Öyküleri, yazarın Hemşin yöresindeki anlatılardan ve kendi anılarından yola çıkarak yazdığı 24 öykü içeriyor.

okumak için tıklayınız

Ressamın Kedisi – Mustafa Balel

Kentin yoksul ama hayat dolu mahallelerinden biri. Ressam Şeremet, kendine bir atölye tutarak bu eski mahallede çalışmaya başlar. Rastlantıyla bir yavru kediyi atölyesine alınca, hayatında önemli değişikliklerin de yolunu açmış olur. Bir insanla bir hayvan arasındaki dostluğun insanın iç dünyasında nerelere dek uzanabileceğini gösteren bu öyküyü, günümüz edebiyatının usta yazarlarından Mustafa Balel, renkli anlatımıyla sözcüklere

okumak için tıklayınız