Kategori: Öykü Kitapları

Julio Cortazar’dan Küba destanı: Buluşma

Julio Cortázar Reunion’da Küba Devrimi’ni kurgusal bir şekilde ele alıyor. İdealist bir adamın duruşunu ve dostluğu konu alan kitapta Che Guevara’dan Fidel Castro’ya Küba devrimine dair pek çok şey bulacaksınız. Çocuğumu düşünüyorum ama o uzaklarda, kilometrelerce uzakta, hâlâ güne yataklarda uyanılan bir ülkede; imgesi bana gerçek değilmiş gibi geliyor, gittikçe silikleşiyor ve ağacın yaprakları arasında

okumak için tıklayınız

Samuel Beckett ve yayımlanmamış öyküsü: Echo’nun Kemikleri

Genç Beckett ilk eseri olan Whoroscope’u yayımlatmayı başardığında henüz 24 yaşındaydı. Ardından Londra’nın seçkin yayınevlerine gönderdiği Sıradan Kadınlar Düşü romanının ise okuyucuyla buluşabilmesi için 60 yıl beklemesi gerekecekti. Tabii, geçen bu 60 senelik zamanda Beckett ününü yürütmüş, Nobel Edebiyat Ödülü’nü çoktan kazanmış, hatta ölmüştü bile. Başka bir deyişle bu kitabı yayımlatmayı başaramamış, yenilmişti. Fakat hayattayken

okumak için tıklayınız

Sırça Köşk – Sabahattin Ali “Niçin yazılarımdaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli ?”

1947′ de basılan ve Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılan Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin kısa öyküsüdür. Sırça Köşk kitabına da adını veren bu masalı diğerlerinden önce yazılmasına rağmen kitabın ve masallar bölümünün sonunda yer almıştır. Dört masalın en uzunu budur. Sabahattin Ali’nin son kitabı olan Sırça Köşk’te yazar; kendilerini çok güçlü, yıkılmaz, sarsılmaz şatoların içinde görenler, halkın

okumak için tıklayınız

Ben Öykülere İnanırım – Habib Bektaş “alışkanlıklar çoğaldıkça, görmek güçleşmişti.”

“Kadın pencereye sırtını döndü. Adamın oturduğu koltuğa baktı, adamı görmeye çalıştı, adamı aradı son bir umutla. Yok, ses koltuktan geliyordu ama kadın, adamı göremiyordu. Bunca yıldır ev, eşyalar bildikleştikçe, ikisi arasındaki alışkanlıklar çoğaldıkça, birbirlerini görmeleri güçleşmişti. Çocuklara döndü kadın yine; ilk kez görüyormuş gibi baktı kızlarına. Sarıldı, öptü ikisini de, kendi çocukluğunu öper gibi; acıdı

okumak için tıklayınız

Erik Çekirdeği – Lev Nikolayeviç Tolstoy “kendinizi öykülerin içinde bulacaksınız”

Lev Tolstoy’u hepimiz daha çok büyükler için yazdığı unutulmaz yapıtlarıyla tanıyoruz. Tolstoy, aynı zamanda yarının büyükleri için de birbirinden güzel masallar, öyküler yazmıştır. Erik Çekirdeğinde yer alan öyküler, özellikle ilkokul yaşlarındaki çocuklar içindir. Alışılmış öykü kalıplarının dışında, yalın, gerçekçi bir anlatımla sunulan bu öykülerin kahramanlarının çoğu, hayvanlar aleminin sevimli üyeleri. Hem öğretici, hem düşündürücü olan

okumak için tıklayınız

O Vakit Son Mimoza – Cemil Kavukçu “insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.”

“Balıklar karınları yukarı doğru ölürler ve yüzeye çıkarlar; bu, onların düşüş biçimidir.” André Gide O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü

okumak için tıklayınız

Yüreğinde Közü Eksik Olmayan İnsanların Öyküleri – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın yeni öykü kitabı “Közlü Yürekler”, Phoenix Yayınevi tarafından 2016’da yayımlandı.142 sayfa. “Salkım Saçak Keldağ” adlı ilk öykü kitabıyla (Salkım Saçak Keldağ, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2013) öykü dünyasına merhaba diyen Müslüm Kabadayı, “Közlü Yürekler” kitabında da aynı tutumunu sürdürüyor ve günümüz dünyasının sorunlarını sorgulamaya devam ediyor. Tarih bilinciyle geçmiş ve günümüz arasında köprüler kuruyor.

okumak için tıklayınız

Sarı Kral Öyküleri – Robert W. Chambers, H.P. Lovecraft

“Sarı Kral Öyküleri’nde, aralarında koca bir Victoria dönemi bulunan Poe’dan Lovecraft’a giden sayısız yoldan birini seçtik. Ölümün kaçınılmazlığından, zamanın tiranlığından, insanı umursamayan tanrıların gazabından, dünyada sinsice kol gezen akıl almaz bir tehditten ve üzerine mutabık kalınmış gerçeklikle, bu gerçekliğin makul kurallarıyla ilgisi bulunmayan boyutlardan geçen bir yol…”

okumak için tıklayınız

Din, Günah, Edebiyat – Zafer Köse

Dinselliği ve günahkarlığı yükselten, aynı koşullardır. Onlar birbirinin karşıtı değil, aynı maddi koşulların sonucudurlar. Ya birlikte çoğalırlar ya da birlikte azalırlar. İngiltere’de Victoria Dönemi’nde (1837-1901) dinsellik, sapıklık, hırsızlık hızla yükselmişti. Ticaret, sanayi ve çok bozuk bir dağılımla zenginlik de aynı şekilde yükselmişti. Oscar Wilde’ın ünlü yapıtı Lord Arthur Savile’in Suçu’nu okurken, dönemin atmosferi somut biçimde algılanıyor.

okumak için tıklayınız

Virgüle Övgü – Elif Şahin Hamidi

“Noktalama işaretlerinden yoksun bir metin yazabilir misin?” diye sordum kendime. Belki sadece nokta kullanarak ya da sadece ünlem işaretiyle. Yahut da sadece ağır başlı bir virgülle, uzunca bir metinin sonunu getirebilir miyim, diye düşündüm. Bu yazıyı noktalama işaretlerinden kendimi sakınarak yazmaya giriştim ilk etapta. Elbette biliyordum böyle bir metinde bunu deneyimlemenin sonuç vermeyeceğini. Zira bunun

okumak için tıklayınız

Bisiklet Öyküleri – Hazırlayan: Aydın İleri

İnsanın sürerken katılımcı ve öznesi olduğu, kendini her zaman özgür hissettiği, özgürleştiği, çevreye ve insana zarar vermeyen, sürdürülebilir bir hayatın vazgeçilmezidir bisiklet. Hangimizin düşüne girmedi ki o? Üç tekerlekli bisikletle başlayan yolculuğumuz dört tekere, hayran olduğumuz BMX’ten o güzelim Pinokyo’ya, dağ bisikletinden yarış bisikletine uzandı. Zaman ne çabuk geçmiş. İlk bisikletlerimizi, aslında çocukluğumuzu, o eski

okumak için tıklayınız

Sokak öykücülüğünde yeni bir soluk: Tammura – Müslüm Kabadayı

“Öykü tadında” anlatılar, olay içinde okuru yaşatırken durumdan görev çıkartma sorumluluğunu da duyumsatır. Eğer edebiyat bu duyarlığı yaratamıyorsa, insan ve toplum şizofrenik bir çürümeye sürüklenmiş demektir. Tersinden ve daha politik dille söyleyecek olursak toplum şizofrenikleştirilmişse, edebiyat geri çekilmiş demektir.

okumak için tıklayınız

Bir Cesedin Otobiyografisi – Sigizmund Krjijanovski

20. yüzyıl Sovyet edebiyatının ayrıksı çocuğu Sigizmund Krjijanovski ilk defa Türkçede. Kurmacadan çok rüya günlüklerini anımsatan bu öyküler derlemesi yazarın uyku ile uyanıklık, gerçek ile gerçek dışı, yaşam ile ölüm arasındaki ezeli mücadelesini gözler önüne seriyor. Sıradan gerçekliğin, olağandışılığa nüfuz ettiği bu on bir öykü, okurlarımızı esaslı bir edebi yolculuğa davet ediyor.

okumak için tıklayınız

Yuh! – Fulya Bayraktar

Yuh dedirten bu öyküler, ezilen, çaresizlikle kıvranan, hayata tutunma ya da hayattan vazgeçme seçenekleri arasında kalan, gerektiği yerde hiç çekinmeden radikal kararlar alabilen öykü kahramanları aracılığıyla insan olmanın derin dehlizlerine inecek, belki de onlarla yaşam deneyimlerinizden yola çıkarak derin bağlar kurabileceksiniz.

okumak için tıklayınız

Hişştt – Göksu

Bu gece yalnız değilim. Konuğum Süleyman Okay. Beni babasıyla buluşturduğu için Adil Okay’a minnettarım. Şiir kitaplarını henüz okumadım. Mermi Konuşuyor, Sevda Tutuklanamaz, Şakayık, Hoşçakalın Dostlarım şiir kitaplarının isimleri. Güngör Gençay, Hişştt! isimli öykü kitabının önsözünde “Hayatı Şiirlerle Güzelleyen İnsan” diyor Sülayman Okay’a. Sadece şiirle güzellemediğini öykülerini okuduktan sonra yaşadığım duygu yoğunlundan anladım.

okumak için tıklayınız

Boşnak Türküsü – Sadık Güvenç

İsmail Gümüş’ün Cumhuriyet Yayınları arasında 2010 yılında çıkan kitabı Boşnak Türküsü’nde birbirinden güzel yirmi dört öykü bulunuyor. Yazar yaşadıklarını yazmış. İnsanı sarıp sarmalayan, akıcı ve hoş bir anlatımı var. Hiç zorlanmıyor, saçmalamıyor, sanat yapma kaygısı taşımıyor. “Karanlığın Ağırlığı” öyküsünden söz edeyim size birazcık.

okumak için tıklayınız

Düştü Çamura – Zafer Köse (Öykü)

– Günaydın – Ooo, aleykümselâm. Gel buyur. Bu başıma gelenlerin güzel tarafı da var; sık görüşmeye başladık. – Dışardakiler, köydekiler iyi. Selam gönderdiler. Karşı tarafla da işler yolunda. – Daha öğrenciyken başlamıştın bizi ihmal etmeye. Ama iyi ki büyük okulları bitirip avukat oldun. İşimiz düşünce sana güvenebilirmişiz demek.

okumak için tıklayınız

AKP’nin 1 Kasım ürünü hormonlu oy oranını koruması her şekilde imkansızdır.

Enseyi karartmayın! 1 Kasım 2015 akşamı seçim sonuçlarının üç aşağı beş yukarı belli olduğu anda başına oturduğum yazıya, rahmetli Çetin Altan’ı dilinden düşürmediği tavsiyesiyle anarak başlıyorum: Enseyi karartmayın! Büyük yazarın uzun ve meşakkatli ömrü ülkesinde demokrasinin yerleştiğini görmeye yetmemiş olabilir… Ama onun için daha kötüsü, demokrasi umudunu yitirmiş olarak ölmekti. Çetin Altan umutsuzluğu reddetti. Biz

okumak için tıklayınız

Babamın Bıyıkları Yoktu, Tekin Gönenç

“…duyarsın derinlerde bir yerlerde, insanın insana bölünmesidir yalnızlık…” Tekin Gönenç 2008 yılında yayımlanan “Babamın Bıyıkları Yoktu” adlı öykü kitabı ile şiirle içi içe geçen bir yaşamdan süzülen kesitleri okurlara sunuyor. “…geçen yıl bir trafik kazasında kaybetmiş babasını. Annesi hem baba hem anne olmuş dört kardeşe. Kaş?ta zengin yazlıkçıların evlerinde çalışırmış çoğu zaman. Emine ara sıra

okumak için tıklayınız

Kerem İle Aslı, Sennur Sezer

?Biz deriz ki; yüzyıllardır hem dildedir, hem teldedir, hem de kâğıt üstündedir Kerem ile Aslı?nın hikâyesi. Kerem de Aslı da artık gerçektir. Bizim yapacağımız bir kez daha bu hikâyeyi anlatmaktır. Bizim sazımız yok ki, tele dökelim, sesimiz yetmez ki dile dökelim. Hem dil yorulur, hem tel kırılır. Ama ne kalem unutur ne kâğıt. Hele kitap,

okumak için tıklayınız