Samuel Beckett’ın Endgame (Oyun Sonu) Analizi

Samuel Beckett’ın Endgame (Oyun Sonu) adlı eseri, kaynakta yüzyılımızın en büyük oyun yazarlarından ve paradoksal gerilimi ustalıkla ele alan bir yazar olarak öne sürülmüştür. Marion Woodman, Beckett’ın bu eserini, zıtlıkların gerilimini korumanın ve psikolojik bütünlüğe ulaşmanın zorluğunu göstermesi açısından kritik bir imge olarak kullanır. Oyunun Psikolojik Ortamı ve Karakterleri Endgame, sade sahne düzenleri, gündelik diyaloglar … Devamını oku

Anlatının Sınırlarında Dolaşmak: Molloy ve Tristram Shandy Üzerinden Wittgenstein’ın Dil Oyunlarının İzleri

Samuel Beckett’ın Molloy ve Laurence Sterne’ün Tristram Shandy romanları, anlatının geleneksel sınırlarını zorlayarak dilin anlam üretme süreçlerini sorgular. Bu eserler, lineer anlatıyı reddederek kaotik, döngüsel ve parçalı yapılarla okuru dilin doğasına ve varoluşsal meselelere yönlendirir. Ludwig Wittgenstein’ın “dil oyunları” teorisi, bu romanların yapılarını anlamak için güçlü bir çerçeve sunar. Wittgenstein’a göre dil, bağlama dayalı anlamlar … Devamını oku

“Yazdıklarım cehalet ve iktidarsızlıktan besleniyor” Samuel Beckett – Orhan Koçak

Cehalet öğrenilir.
Beckett 1938 kışında bir gece Paris sokaklarında dolaşırken hiç tanımadığı bir adamın saldırısına uğrar, göğsünden bıçaklanır. Ağır yaralanmıştır, ölümden kıl payıyla kurtulur. Hastanede yatarken de piyanist Suzanne Dumesnil‘in ziyaretine maruz kalır. Yıllar sonra evlenecektir de onunla.

Devamını oku

Samuel Beckett ve yayımlanmamış öyküsü: Echo’nun Kemikleri

Genç Beckett ilk eseri olan Whoroscope’u yayımlatmayı başardığında henüz 24 yaşındaydı. Ardından Londra’nın seçkin yayınevlerine gönderdiği Sıradan Kadınlar Düşü romanının ise okuyucuyla buluşabilmesi için 60 yıl beklemesi gerekecekti. Tabii, geçen bu 60 senelik zamanda Beckett ününü yürütmüş, Nobel Edebiyat Ödülü’nü çoktan kazanmış, hatta ölmüştü bile. Başka bir deyişle bu kitabı yayımlatmayı başaramamış, yenilmişti. Fakat hayattayken söylediği üzere: “Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.” Özü sözü bir olan biri olarak Beckett, yaklaşık bir yıl sonra Echo’nun Kemikleri öyküsünü yayımlatmayı denedi ve daha iyi miydi değil miydi bilemiyorum ama yine yenildi.

Devamını oku

Samuel Beckett’in faşizme karşı mücadelesi

Samuel Beckett, 1940’ta, Alman işgali sırasında Fransız Direniş Hareketi’ne katıldı; birkaç kere Gestapo’ya yakalanma tehlikesi atlattı; 1942’de sevgilisi Suzanne’le beraber yürüyerek güneye, Roussillon isimli kasabaya gitti ve bir yandan ikinci romanı Watt’ı yazarken bir yandan da evinin arka bahçesinde cephane saklayarak Direniş’e destek olmaya devam etti; Fransız hükümeti tarafından Direniş Madalyası’yla ödüllendirildi; sonraki yıllarda Direniş için yaptıkları sorulduğunda “izci oğlan işleri…” diye geçiştirdi.

Devamını oku

Godot’yu Beklerken – Samuel Beckett (filmini izle)

Samuel Beckett (1906-1989), yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve aynı zamanda bir şairdi. 20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelenlerindendi. – Sanatçının 1949 yılında Fransızca olarak yazdığı ünlü eseri Godot’yu Beklerken, en çok bilinen eserlerindendir. Yönetmen Michael Lindsay-Hogg’un yönettiği (2001) Waiting for Godot, Absürd Tiyatronun emsalsiz örneğidir.

Yazarın hakkı yok umutsuz olmaya

Edebiyat tarihimizde bir çağ kapanıyor. e-posta çıktığından beri yazarlar da mektup yazmaz oldu. Mektupsuz yazarlar yüzyıllarının başındayız.

Aklımda, Rönesans’ta hümanizmanın yolunu açan Cicero’nun mektupları.

Masamda, iki bin yıllık mektuplaşma devrinin kapanışının bir simgesi. Samuel Beckett’in üç ciltten oluşan mektupları.

Devamını oku

Samuel Beckett’in sinema tasarısı: 1965’ten bir sessiz film

Godot?yu Beklerken adlı oyunu ve çok özel romanlarıyla tanınan İrlandalı yazar Samuel Beckett, edebiyat hayatı boyunca bir kez de senaristliği denedi. 1963?te Grove Press, Samuel Beckett?tan Film adındaki bir film için senaryo yazmasını istedi ve Beckett da senaryonun ilk taslağını dört gün içinde hazırlayıp teslim etti; sonrasında da başka bir taslak daha tamamlayıp yeniden gönderdi. 1969?da yaptığı açıklamada Film?in yönetmeni Alan Schneider, senaryo ve Beckett?le çalışmakla ilgili şöyle konuştu:

Devamını oku

Yeni başlayan sonların yazarı olmak: Beckett olmak

1906-1989 yılları arasında yaşamış bir yazar olmak, bütün yirminci yüzyılın çaresiz tanığı olarak, hayal­lerin, umutların, mücadelenin, yenil­ginin, ve düş kırıklığının öznesi ve nesnesi olmak, başlangıçların ve sonların -ama bir türlü kesin ve mut­lak bir sona ulaşamayan, sürmekte olan, yeni başlayan sonların- yazarı olmak: Beckett olmaktır.

Devamını oku

Beckett?ın karanlıktaki öyküsü: Echo?s Bones

Yazar Samuel Beckett?ın seksen yıl önce yazıp yayıncısına onaylatamadığı için rafa kaldırılan öyküsü Echo?s Bones 17 Nisan?da yayımlanıyor.
Samuel Beckett seksen yıl önce (1934) hikâyelerini More Pricks Than Kicks (Aşksız İlişkiler, Ayrıntı Yayınları) adıyla bir kitapta toplayıp yayımcısına yollar. Chatto&Windus yayınevinden Charles Prentice, derlemenin on birinci öyküsü olan Echo?s Bones?u okuması çok zor ve

Devamını oku

Absürt edebiyat: Kimin gerçekliği? – Melih Levi

Yaşamın absürtlüğü karşısında hayata farklı anlamlar yükler, kendimizi farklı gerçeklere inandırır, yarattığımız bu gerçekliğin içerisinde yüzüp dururuz. Bizimkisiyle çelişen bir gerçeklikle karşı karşıya kaldığımızda da aynı Poprişçev gibi üşür ve afalla.
Franz Kafka, Nikolay Gogol, Daniil Kharms, Kurt Vonnegut, Patrick Süskind, Albert Camus, Samuel Beckett… Çoğumuzun en azından ismen tanıdığı bu yazarların ortak özelliği, absürt edebiyat alanında eser vermiş olmaları. Bu yazarların yarattığı karakterler, hayatın onlara sunduğu anlamsız gözüken durumlara, hareketleri ve kurgusal gelişmeleri ile bulanık yanıtlar verirler. Yaptıkları hareketler,

Devamını oku

Godot’yu Beklerken – Samuel Beckett

Godot’yu Beklerken (Fransızca: En attendant Godot, İngilizce: Waiting for Godot), 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953’te Paris’de sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafindan bazı değişikliklerle ingilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı.
(*) “Marvin Carlson, Tiyatro Teorileri’nde Beckett’in iyileştirilemez, Brecht’in ise iyileştirilebilir olanın dramını yapmayı seçtiğini söyler. Bu yoruma eklenmesi gereken şudur ki,

Devamını oku

Hiç İçin Metinler – Samuel Beckett

Bırak, bırak tüm bunları diyecektim. Kimin konuştuğunun ne önemi var, biri kimin konuştuğunun ne önemi var dedi. Biri kalkıp gidecek, giden ben olacağım, ben olmayacağım o, ben burada olacağım, buradan uzaktayım diyeceğim, ben olmayacağım o, hiçbir şey söylemeyeceğim, bir öykü anlatılacak, biri bir öykü anlatmaya çabalayacak. Evet, yadsımıyorum artık, her şey düzmece, hiç kimse yok, anlaşıldı değil mi, hiçbir şey yok, tümceler de kalmadı, hadi alıklaşalım, tüm zamanların, tüm zaman kiplerinin alığı olalım, sona ermesini beklerken bunun, her şeyin geçip sona ermesini, seslerin kesilmesini, yalnızca sesler var, yalnızca yalanlar. Buradan, gitmek buradan ve başka bir yere varmak, ya da kalmak burada ama bir aşağı bir yukarı dolanarak. Önce kımılda, bir beden gerekli, eskisi gibi, yadsımıyorum bunu, yadsımayacağım artık, bir bedenim var diyeceğim, ayağa kalkacağım, yaşamak diyeceğim buna, benim diyeceğim,

Devamını oku

Üçleme: Molloy / Malone Ölüyor / Adlandırılamayan – Samuel Beckett

Samuel Beckett’in en önemli yapıtları olarak görülen her üç romanda da tek bir kişinin çeşitlemeleri denebilecek anti kahramanlar, bedensel yetilerini yitirirken, varoluşlarını yalnızca ussal düzlemde duyumsar ve sözün içinde yaşamaya başlarlar… Molloy, koltuk değnekleriyle kent dışında bir çukurun dibinde fiziksel çöküşünün tamamlanmasını beklerken modern insanın metafizik serüvenini dile geritir: ‘Çürümek de yaşamaktır…’ Yaşlı ve felçli olan Malone, ölüme, ‘bedeninin karar vermesini’ beklerken yaşamdan elinde kalan tek gücü kullanır: Kendi kendine anlattığı gerçekle düş arası öykülerle, ölüme giden devinimi içinde bilinçsel ben’ini, bedensel ben’inin çöküşüne tanık kılar. Molly’nin koltuk değnekleri gibi, Malone’un da fizik dünyayla ilişkisini ucu kancalı bir sopa sağlar: Her ikisi de uygarlığın yıkıntıları içinde, ‘çürüme süreçlerine bir çeşni’ katmaktan geri kalmaksızın,

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme