Kategori: Politika

Süleyman Cihan: Komünist Bir Önderin Yaşamı – Ahmet Cihan, Mehmet Çetin

(*) Türkiye halkı tarihinin en “vahşet” dönemidir 1980 darbesi… 12 Eylül 1980 ile başlayan ve 24 Kasım 1983 yılına kadar devam eden askeri cuntanın adı Milli Güvenlik Konseyi’dir. “Bizim çocuklar” başarmışlardır, Türkiye demokrasinin “postal”lar altında inletmeye. Söz vermişlerdir ağa babalarına, sağı da solu da vuruşturup; memlekete en ileri demokrasiyi getireceklerdir. Neler yapılmaz ki adım adım

okumak için tıklayınız

Son Nefeste, Son Savunma – Türkan Saylan ve Hüseyin Karataş

Herkesin eşit olduğuna, kendimizin de hangi gelişmişlik düzeyinde olursak olalım, temel hak ve özgürlükler, yurttaşlık ödevleri açısından eşit bulunduğumuza inanmak belki de kolay değil. Kâğıt üzerindeki eşitliklerin yaşamdaki her alanda uygulanması için daha çok zaman ve ne yazık ki acı deneyimler gerekecek. Keşke eşitlik duygusunu hepimiz içselleştirebilsek çoğumuzun ruhunu sarmış kin, kıskançlık ve sevgisizlikten kurtulabilsek

okumak için tıklayınız

Marx Kullanma Klavuzu – Daniel Bensaid

Geveze bir basının zafer kazanmış bir edayla dünyaya Marx’ın öldüğünü bildirmesinin üzerinden bir hayli zaman geçti. Pek belli etmek istemeseler de, Marx’ın ölümünün verdiği iç rahatlığı ve geri dönebilirliğinden duydukları kaygı dışarıya yansıyordu.Günümüzdeyse Marx’ın geri dönüşü, ödleri koparan bir gök gürültüsü etkisi yaratıyordu: Kapital’in Almanca baskısının satışı bir yıl içinde üçe katlanmış, manga versiyonu Japonya’da

okumak için tıklayınız

12 Mart 1971’den Portreler (Cilt: I-II-III) – Sırrı Öztürk

Elimizdeki kitapta, 12 Mart 1971’lerin cezaevi mekanlarında, sisteme karşı koyan ‘Devrimci ve Sosyalist Kadro’ların hakiki kimlikleri, teori pratik donanımları, devrimci kişiliklerin çerçevesinde ve anılar dizisi biçiminde tanıtılmaya çalışılmıştır. 12 Mart 1971 sürecinde yaşanan olay ve olgular karşısındaki düşünce ve davranış farklılıkları olabildiğince nesnel, ama yazarın taraflı kimliği ile değerlendirilmiştir, buna özen gösterilmiştir. Bilindiği gibi kitabın

okumak için tıklayınız

Resmi Tarih Tartışmaları 5 (Nutuk) – Fikret Başkaya, Mete K. Kaynar

Elinizdeki kitap Nutuk?tan hareketle Türk siyasal hayatını tartışıyor. ?Nutuk?u tartışmıyor? elinizdeki bu metin. Bir başka deyişle, Nutuk?un ele aldığı olaylar ve değindiği kişiler ile ilgili ne kadar gerçekçi değerlendirmelerde bulunduğu, ele aldığı konular ile ilgili olarak gerçeklere ne kadar sâdık kaldığı ile ilgilenmiyor ya da neden o dönemde yaşamış bazı tarihsel şahsiyetlere Nutuk?ta yer verilmediğini

okumak için tıklayınız

Hanefi Yoldaş (Gizli Örgüt Nasıl Çökertilir?) – İsmail Saymaz

“O kitabı; emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmesini ele alan “Haliç’te Yaşayan Simonlar”ı yazdığı tarihe kadar dindar kesimin ‘model polis’ şefiydi. Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla biliniyordu. Ne olduysa, o kitaptan sonra oldu. Ömrü sol örgütlerle mücadele ile geçen, bu uğurda adı işkenceciye çıkan Hanefi Avcı, birden bire Devrimci Karargâh adlı silahlı sol örgüte yardım etmek iddiasıyla tutuklandı. Ve

okumak için tıklayınız

Şehre Göçen Eşek / Popüler Kültür ve Tarih – Levent Cantek

Türkiye’de popüler kültürün erken çağına, kültür endüstrisinin palazlanmasından önceki zamanlarına eğiliyor bu kitapta Levent Cantek. Geleneksel mizah öğelerinin, köklü hiciv klişelerinin modernleşme sürecini yaşadığı bir dönem bu: Nasrettin Hoca’nın eşeğiyle beraber şehre göçtüğü bir dönem? Cantek, mizahın nasıl etkili bir ?çaktırmadan direniş’ yolu olduğuna dikkat çekiyor, ?karanlıkta kahkaha?ya kulak kabartıyor. Alt-kültürün gücüne dikkat çekiyor. 1940’lar-1970’ler

okumak için tıklayınız

Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası (35 Yıllık Yol Arkadaşı Nurettin Veren Anlatıyor) – Merdan Yanardağ

Gerçekleri kesin olarak, ancak olayları yaşayan insanlar bilirler… Fethullah Gülen’in ardından çok konuşuldu. Çok yazıldı, çok çizildi. Ama gerçekler hiç bu kadar gün yüzüne çıkmamıştı. 35 yıl boyunca yanında olan bir insanın ağzından, gizli kalan ne varsa bir gün tek tek anlatılacağını kim bilebilirdi? Halen yurtdışında yaşayan Fethullah Gülen’in amaçlarını, yaptıklarını ve tüm bilinmeyenleri arkadaşı

okumak için tıklayınız

Yenilgi Tuzağı – Fikret Başkaya

Esasen, Mustafa Kemal (ve çevresi) tarafından oluşturulmuş bir ideoloji yok. Olması da mümkün değildir. Aslında Atatürkçülük olarak da ifade edilen, Osmanlı-TC geleneğinin bir devamı olan ‘devletperestliğin’ yeni adıdır. Devlet dogması yaratmanın, ‘yeni koşullarda devleti kutsamanın-fetişleştirmenin bir aracıdır. Zaten kimi zaman Kemalizm, çoğunlukla da Atatürkçülük olarak sunulan söylem, 1930, 1930’ların faşizm benzeri rejimini meşrulaştırıp-kabullendirmek amacıyla oluşturulmuştur

okumak için tıklayınız

İsmail Beşikçi – Derleyenler: Barış Ünlü, Ozan Değer

İsmail Beşikçi, Türkiye’de ?düşünce özgürlüğü? sorununun simgesidir. 1970’lerin başından bugüne dek kitaplarına, yazılarına sürekli dava açıldı, on yedi yıl hapiste yattı. İsmail Beşikçi, Türkiye’de Kürt sorununun ?tabu? oluşunun da simgesidir. Kürt sorunuyla ilgili öncü çalışmaları, onun hep ?mahkemelik? olmasına ve üniversitede barındırılmamasına yol açtı. Barış Ünlü ve Ozan Değer’in emeğiyle ortaya çıkan bu kitaptaki yazıların

okumak için tıklayınız

Bir ABD Projesi Olarak AKP – Merdan Yanardağ

Gücünü kendini iktidara taşıyan iç dinamiklerden çok, Batı’dan, ABD’den, daha kapsayıcı bir kavramla ifade edersek eğer, emperyalizmden alan AKP’yi inceleyen bu kitap, aslında 2000’ler Türkiye’sinin de bir öyküsüdür. Batı’ya yaslanarak iktidar alanını genişletme stratejisi izleyen AKP’yi ortaya çıkaran ekonomik, tarihsel, toplumsal ve uluslararası koşullar; bu partinin ideolojik-politik kaynakları; örgütsel yapılanması; entelektüel ortamda yaşanan liberal kirlenme;

okumak için tıklayınız

Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat – Nedim Şener

Cemaat mi?, Hareket mi, Örgüt mü? Fethullah Gülen Hareketi (FGH), Gönüllüler Hareketi (GH), F Tipi yapılanma ya da Fethullahçılar ne derseniz deyin, cemaatin en önemli sorunu şeffaflıktır. Demokrasilerde -yasalara aykırı olmadığı sürece- hiç kimse, kimsenin örgütlenme hakkına karışamaz ve herhangi bir hareket veya faaliyet etrafında toplanmasına engel olamaz. Fethullah Gülen 10 bin kilometre uzaktan Pensilvanya’dan

okumak için tıklayınız

Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu / Ergenekon’da Kim Kimdir? (Kırk Katır Kırk Satır 1-2) – Ahmet Şık, Ertuğrul Mavioğlu

Ergenekon operasyonlarının ?Avrupa Birliği yoluna girmiş, demokratikleşmeyi önüne hedef koymuş bir Türkiye’de? kontrgerillanın sorgulanması, yargılanması ve tasfiyesi anlamına geldiğini düşünenler fena halde yanıldılar. Ergenekon operasyonlarının darbelerle hesaplaşmak demek olduğunu ve darbecilerin TSK’nın direnişine rağmen tasfiye edildiklerini düşünenler de yanıldılar. ?Tüm kötülüklerin anası? Ergenekon’un hareketsiz kılınması sonucunda artık faili meçhul cinayetlerin, provokasyonların, menşei devlet olduğu herkes

okumak için tıklayınız

Zihin Emeği Kol Emeği (Epistemoloji Eleştirisi) – Alfred Sohn-Rethel

Kafa ve kol emeği arasındaki bölünmenin köklerinin dayandığı gerçek tarihsel ânı nasıl ortaya çıkarabiliriz? İçine sıkışmış olduğumuz, insan ve makine, toplum ve bilim arasındaki karmaşık ilişkiler ağını çözmeye nereden başlayabiliriz? Zihin Emeği, Kol Emeği işte tam da bu sorulara yanıt arıyor: Marxist altyapı-üstyapı ilişkisini ele alıyor, bu ilişkiyi sağlam bir temele dayandırmak için meta üretimine

okumak için tıklayınız

Ölü mü Denir Şimdi Onlara? – Hazırlayan: Saadet Yıldız

Gazeteci Saadet Yıldız tarafından hazırlanan ve tarihe acı tanıklık edenlerin konuştuğu, ?Ölü mü Denir Şimdi Onlara?? isimli kitap Aram Yayınları tarafından okuyucuya sunuluyor. Dicle Haber Ajansı?nın (DİHA) çalışması olan kitap, gencecik hayatlarında seçmedikleri yaşamın seçilmişleri olan kadınları anlatıyor. “1990’lı yıllarda meydana gelen faili meçhul cinayetlerin ardından sadece öldürülenlerin isimleri telaffuz edildi bugüne kadar. Onların geride

okumak için tıklayınız

Holokost Endüstrisi – Norman G. Finkelstein

Holokost Endüstrisi kitabıyla dünya çapında büyük tartışma yaratan Norman Finkelstein Yahudi kökenli bir entelektüel. Naziler ailesinin bütün fertlerini katletmiş, babasını Auschwitz Kampı’na, annesini ise Majdanek Kampı’na göndermiş. Kısacası Finkelstein Yahudi Soykırımı’nın, yani Holokost’un bütün acılarını yaşamış. Ama bir itirazı var. Ailesinin ve sevdiklerinin çektiği acıların istismarına karşı çıkıyor. Hele hele bu istismarın ABD’nin ve İsrail’in

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi / Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi – Deniz Adalı

Kapitalist gelişimi sadece ekonomik bir gelişme olarak algılamak ve öyle incelemek, özellikle emperyalizm çağında ciddi hatalara yol açabilir. Bu gelişim siyasal alanda da incelenmelidir. Ki, bu iki alan, teorik olarak birbirinden ayrılır. Gelişimin kendisi ise, bu alanları birlikte ele alarak anlaşılabilir. Pratikte tüm gözler bu iki alan arasında ilişkiyi kuran sınıf savaşımına çevrilmelidir. Dolayısıyla kapitalist

okumak için tıklayınız

Neo-Liberalizm ve Sınıf – Alex Callinicos, Chris Harman

Karl Marks, kapitalist sömürüye karşı sürdürülen mücadelenin, toplumsal önderinin İşçi sınıfı olduğunu ve insanlığı sınıfsız topluma götürecek toplumsal değişimlerin ancak bu sınıfın mücadelesinin eseri olabileceğini günümüzden yaklaşık yüzyıl önce göstermişti. Bugünün İşçi sınıfı Marks’ın dönemindeki işçi sınıfından farklı. Günümüzde, İşçi sınıfının küçük bir bolümü sanayi sektöründe çalışıyor. Teknolojinin gelişmesi, kamu hizmetlerinin yaygınlaşması giderek daha fazla

okumak için tıklayınız

Örümcek Ağı – Joseph Roth

Joseph Roth, Almanya’da Weimer Cumhuriyeti’nin sonunu getiren ve Hitler dönemine giden yolu açan, radikal sağın başoyuncu olduğu siyasi komploların gerçekçi ama ürkütücü bir tablosunu çiziyor. Örümcek Ağı, çağdaş tarih için önemi bugün hâlâ, hatta belki daha fazla geçerli olan bir roman. Romanın sonunun karanlık bir geleceği ima etmesi, Joseph Roth’un Almanya’yı ve dolayısıyla bütün dünyayı

okumak için tıklayınız

Yeni Paradigmayı Oluşturmak – Fikret Başkaya

Geçerli eğilimler ve süreçler insanlığı ve uygarlığı hızla ‘geri dönüşü olmayan’ bir eşiğe doğru sürüklüyor ve bu durum, oligarşik kapitalist yağma ve talandan kaynaklanıyor. Dolayısıyla geçerli kapitalist üretim ve tüketim sürecinden çıkmadan insanlığın ve uygarlığın geleceği kararmaya devam edecektir. Bir taraftaki açlığa, çaresizliğe, hastalıklara, aşağılanmışlığa, doğal çevre tahribatına, v.b. diğer tarafta küresel oligarşinin aşırı tüketimi

okumak için tıklayınız