Kategori: Politika

Adorno – Horkheimer: Gözleri felakete dikmek, gizli bir suç ortaklığını içerir.

YERSİZ KORKU Gözleri felakete dikmenin bir çekiciliği vardır. Ne ki böylece gizli bir suç ortaklığı da söz konusu olur. Haksızlıkta payı olan herkesin çektiği sosyal vicdan azabı ve doyasıya yaşanmış yaşama karşı duyulan nefret öylesine güçlüdür ki, kritik durumlarda ikisi de insanın çıkarlarına içkin intikam olarak doğrudan ters düşerler.

okumak için tıklayınız

Adorno – Horkheimer: Hapis cezası toplumsal gerçekliğin yanında sönük kalır.

BİR SUÇLU KURAMINDAN Suçlu gibi hapis cezası da burjuvadır. Ortaçağda can sıkıcı bir miras talebini simgeleyen prens çocukları zindana atılırdı. Buna karşın suçlularaysa, geniş halk yığınlarına düzen ve yasaya saygıyı öğretmek amacıyla öldüresiye işkence edilirdi; çünkü katılık ve gaddarlık örnekleri katı ve gaddarları sevgiye yöneltir. Sıradan bir hapis cezasının önkoşulu artan emek gücü gereksinimidir. Hapis

okumak için tıklayınız

Adorno – Horkheimer: İletişim, insanları birbirinden ayırarak birbirlerine benzemelerini sağlar.

İLETİŞİM YOLUYLA TECRiT İletişim araçlarının tecrite yol açtığı yalnızca zihinsel anlamda doğru değildir. Radyo sunucusunun yalan dolu konuşması yalnızca dilin imgesi olarak beyine yerleşip insanların birbiriyle konuşmasını engellemez; Pepsi-Cola reklamındaki övgüler yalnızca kıtaların yıkımına düzülen övgüleri bastırmaz; film yıldızlarının hayaletimsi modelleri yalnızca yeni yetmelerin birbirine sarılmalarına ya da zinaya örnek oluşturmaz.

okumak için tıklayınız

Adorno – Horkheimer: Hitler döneminin verdiği derslerden biri akıllı olmanın aptallığı hakkındadır

ÇOK BİLGİLİ OLMAYA KARŞI Hitler döneminin verdiği derslerden biri akıllı olmanın aptallığı hakkındadır. Gerçekleşecek olan artık gün gibi ortadayken bile, Yahudiler Hitler’in yükselme şansının olabileceğini sayısız sağlam nedene dayanarak inkar etmişlerdi. Bir sohbetimizden hatırladığım kadarıyla bir ekonomi politik uzmanı, Bavyeralı bira üreticilerinin çıkarlarından yola çıkarak bana Almanya’nın askerileştirilmesinin olanaksız olduğunu kanıtlamaya girişmişti. Sonra o akıllılar

okumak için tıklayınız

Rosa Luxemburg: “Gözümüzün önündeki alçaklık ve iğrençlik her gün bir öncekini bastırdık­ça sakinliğim ve dayanıklılığım artıyor. “

“Yeryüzündeki canavarlıklara rağmen, çok tatlı anlar yaşayabilecekken, ayların ve yılların böyle boşu boşuna geçip gittiğini görmek ne üzücü. Görüyorsunuz ya, Soniçka, mahpusluğum devam ettikçe, gözümüzün önündeki alçaklık ve iğrençlik her gün bir öncekini bastırdıkça sakinliğim ve dayanıklılığım artıyor. Ahlâkî ölçütleri evreni oluşturan öğelere, bir fırtınaya, bir su baskınına ya da güneşin batışına uygulayamayacağımıza göre, onları

okumak için tıklayınız

Tolstoy ‘savaş’ üzerine bakın neler yazmış

Çarlık Rusya’sında her kışlada duvarda şu yazılıydı: “Üç kişi sana saldırdığında, birincisinin hançerle, ikincisinin tüfekle, üçüncüsünün ise süngüyle canını al… Süngün kırılmışsa dipçikle vur. Dipçik de kırılmışsa yumruklarınla vur. Yumrukların iş göremiyorsa dişlerini geçir.” (Lev Tolstoy, Savaş ve Askerlik Üzerine). Bu bir talimattır ve aşağılık bir hareketi temsil eder: Bir insanın başka bir insanı ne

okumak için tıklayınız

Eşitliközgürlük – Étienne Balibar

Yirmi yıllık bir süre içinde yazılmış iki grup yazı bir arada: Bir yanda modern dönemde özgürleşme için verilen mücadelelerin ayrılmaz bir boyutu olan temel hakların dile getirilmesi ve kurumlaşması sürecini konu edinen felsefi yazılar, öbür yanda siyasi gündeme, özellikle de açığa çıkardıkları siyasal sorunlar dolayısıyla küresel yankıları olan olaylara yönelik müdahaleler.

okumak için tıklayınız

Zalimin düşmanı halkın dostu “Eşkiyalar” – Eric J. Hobsbawm

Robin Hood, Panço Villa, Salvatore Giuliano, Jesse James, Billy the Kid, İnce Memed, Giuseppe Musolino, Brezilyalı Lampiao, Wu Sung, Panayot Hitov, Salvator Rosa Sandor Rosza, Francisco Sabaté, Bolşevik ‘Kamo’… Bunlar, tarih boyunca bilinen ve baladlarla, şarkılarla, şiirlerle halkın nesilden nesle hikâye ederek naklettiği gerçek ve kurgusal eşkıyaların isimleri.

okumak için tıklayınız

Organik Bozukluk : 21.Yüzyılda Tembellik Hakkı : Kırkmerak

Hayat her gün, her fırsatta aslında işsiz olduğunuzu hatırlatır size. Bazen sevgili, bazen anne, bazen bir pantolon ve en acıklısı da bir meyhane olarak çıkar karşınıza. Siz tembelliğe tutundukça, hayat işsizlikle saldırır.Her gün aynı noktadan, çalışmanın kutsallığından vurmaya çalışır sizi.Vura vura aşındırır o noktayı ve bir gün gelir, altı gün çalışıp bir günlük saadet için

okumak için tıklayınız

Laiklik Savunulmalıdır – Ergin Yıldızoğlu

Bir darbe girişiminin ardından “temizlik” sürecinin gelmesi anlaşılabilir. Ancak burada iki olasılık var: Ya bu “temizlik” süreci devleti, gelişmiş bir kapitalist toplumun gereksinimlerine cevap verecek, gelecekte bir darbe tehlikesini ortadan kaldıracak yönde yeniden düzenlemeye yönelir ya da

okumak için tıklayınız

Kafe ve Public House’un (Pub) Politik Tarihsel Süreci

Avrupa kıtasındaki kafelerin kökeni on sekizinci yüzyıl başlarındaki İngiliz kahvehanesidir. Bazı kahvehaneler atlı araba istasyonlarına yapılan ilaveler olarak ortaya çıkmışken, bazıları da başlı başına ayrı bir işletme olarak ortaya çıkmıştır. Londra’daki sigorta şirketi Lloyd’s işe bir kahvehane olarak başlamış ve buradaki kurallar diğer kent mekanlarının çoğunda da muaşeret kurallarını belirlemiştir; Lloyd’s kahvesinde bir fincan kahve ısmarladınız mı herkesle konuşma

okumak için tıklayınız

Onlar hayatta kalma ile açlıktan ölme arasındaki farkı ekmek fiyatlarındaki kuruş dalgalanmalarıyla ölçüyorlardı.

Goethe güneye kaçıyor Hareket halindeki bir bireye vaat edilen özgürlük Fransız Devrimi’nden hemen önce basılan, on sekizinci yüzyılın en kayda değer belgelerinden birinde görünür. Bu Goethe’nin, 1786 yılında küçük, masalsı bir Alman sarayından İtalya’nın kokuşmuş şehirlerine kaçışını, şairin bedenini, kendi sözleriyle, hayata döndüren bir kaçışı anlatan İtalya Yolculuğudur.

okumak için tıklayınız

“Yoksulluğun etnikleşmesi” ne demektir? “Yoksulluk kültürü” nedir?

Antropoloji literatüründe “yoksulluk” üzerine çalışmalar var mıdır? “Yoksulluğun etnikleşmesi” ne demektir? “Yoksulluk kültürü” nedir? Küreselleşmenin mevcut evresinin, gelişmiş ülkelerde merkezileşen sermayenin, 1970’li yılların başlarındaki petrol krizinin tetiklediği yeni arayışlar ile iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki büyük yeniliklerin çakışmasından kaynaklandığına daha önce değinmiştik. Petrol krizinin neden olduğu üretim maliyetlerindeki ani artış, sanayileşmiş ülkelerdeki ÇUŞ’ların yatırımlarını emeğin bol

okumak için tıklayınız

Bugün dünyada yaygın biçimde ortaya çıkan etnik çatışmalar ve ırkçılık sorunları nasıl açıklanabilir?

Son 400 yılda dünyanın çehresini radikal biçimde değiştiren sömürgecilik, ulus-devlet biçimlenişi, küreselleşme gibi süreçler ve bunların sonucunda yoğunlaşan kültürel temasların sonuçlarından birisi de etnisite ve ırk kavramlarının biçimlenişi ve bunlarla bağlantılı etnik çatışmalar ve ırkçılık sorunlarının tırmanışa geçmesidir. Etnisite ya da etnik aidiyet ve onunla bağlantılı “etnik çatışmalar” daha çok ulus-devlet biçimlenişiyle ilişkili gözükürken, ırkçılığın ise,

okumak için tıklayınız

Harp ve Sanata dair – Abidin Dino

Uğultularla yanan Roma şehrinin karşısına geçip saz çalan Neron’un şöhreti malum; kötü şairdi. Kundakçılıkla muvaffakıyeti nispetinde mısra sanatında aciz olan bu şişman adam, şehrin alevlerini yakıcı değil, zarif telakki etmişti. Aynı mesele hakkında Roma halkı her halde başka kanaatte idi. İkinci Umumi Harp’e kadar sanatın hususiyeti, krizlerin ve kavgaların gittikçe sıklaşan nöbetleri içinde, estetik oyunlarla

okumak için tıklayınız

Wigan İskelesi Yolu – George Orwell

Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd,

okumak için tıklayınız

Rousseaucu Antropolojik Evrim

Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev çift boyutludur: Goldschmidt, “Leo Strauss’un, kitabı, Rousseaucu temel düşünceleri içeren en felsefi yapıt saydığını”, aktarırken, Raymond Polin de onun çağdaş anlamda bir tarih felsefesi taslağı olduğunu belirtir. Buraya kadar filozof felsefe yapar. Claude Lévi-Strauss’sa Rousseau’nun, Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev’le, etnolojik sorunsalı ortaya attığını yazacaktır. Artık o etnografların babasıdır… Ve kitap iki

okumak için tıklayınız

Devletin Kapısını Açan Sihirli Sözcük

Egemenlik, siyasi gücün kullanımını meşrulaştırmak için yeni bir dışsallık oluştururken, yeni bir siyasi iktidar tipi düşüncesini mümkün kılacaktır: Devlet ya da kurumsallaşmış siyasi iktidar. Ve egemen devlet Bir’dir. Tekrarlamak gerekirse, Machiavelli de, hükümdarın siyasi gücünü Bir olarak düşünmüştür. Ama Machiavelli ötesinde, söz konusu olan, dışsallığın farklı bir biçimde yeniden kurulması, tanrısallıktan bağımsızlaşmış bir siyasi güç

okumak için tıklayınız

Siyasi İktidarın Binbir Suratı

“Siyasi iktidar nedir?” sorusu, kutsal/kutsal olmayan, otorite/güç,Yasa/uygulama ilişkisi çerçevesinde ve farklı siyasi iktidar biçimleri sergileyen üç farklı toplum tipi, uygulama açısından (ya da zorlayıcı gücün kimin elinde olduğuna bakılarak) birbirinden ayrılarak cevaplandırılacaktır. Lapierre’in, evrimci yönü üzerinde durulması pek de gerekmeyen siyasi iktidar derecelendirmesi, uygulama açısından üç farklı toplum tipine göre değişen söz konusu ilişkiyi açık

okumak için tıklayınız

Kim Bu Fethullah Gülen – Faik Bulut

1990 yılı başlarından itibaren Fethullah Gülen ve Cemaati ilgi alanımıza girmişti. Tecrübeli birkaç göz tehlikeyi sezmiş, kamuoyunu uyarmaya çalışıyordu. Gülen’in bütün kitaplarını okuyup, ulaşmak istediği hedefi, örgütlenme modelini ve şifreli dilini çözmeyi başarmıştık. Fethullah Gülen ve Cemaati hakkında şu tespitleri yapmıştık: *Ekonomik ve siyasi gücü tekelinde toplamayı ve tek başına iktidar olmayı hedefliyor. *Yargı, Ordu

okumak için tıklayınız