Kategori: Politika

Ali Şeriati: “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.”

KİTLE KÜLTÜRÜ, KORKU VE KORKUYU TÜKETMEK Korkunun kültür içinde olağanlaştırılması ¹ “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.” Ali Şeriati Oldukça gergin ve sarsıcı bir süreçten geçiyoruz, kaldı ki; düşük nabızlı bir gündeme alışkın bir toplum olmadığımız aşikar. Bu da toplum ruh sağlığının ayrı bir patolojik boyutu, birkaç ay skandal ya da

okumak için tıklayınız

Devlet: İnsanın “bütün insani özgürlüklerini ” teslim ettiği aracı kurum

Bir Değer İlişkisi Olarak Devlet I Eğer “sınıf”, yalıtılmış bireyin kendi sosyo-ekonomik yaşam koşullarını paylaşan diğer insanlarla ve bu grubun üyesi olarak kendisi ve aynı biçimde oluşmuş diğer gruplarla ilişkisini yansıtıyorsa, o zaman “devlet” de böylesi her bir bireyin bir bütün olarak toplumla ilişkisini yansıtır. Yalıtılmış bireylerin aynı ve karşıt sınıflarla etkileşimi toplumla olan ilişkilerini

okumak için tıklayınız

Robespierre ya da Terörün ‘İlahi Şiddeti’ – Slavoj Zizek

1953’te, Çin Başbakanı Zhou Enlai, Kore Savaşını sona erdirmek amacıyla barış görüşmeleri yapmak üzere Cenova’dayken, kendisine Fransız Devrimi hakkında düşüncelerini soran bir Fransız gazeteciye şöyle karşılık verdi; ‘Bunu söylemek için hala çok erken.’ Bir biçimde haklıydı; 1990ların sonunda ‘halk demokrasileri’nin parçalanıp dağılmasıyla, Fransız Devriminin tarihi önemi için verilen mücadele yeniden alevlenmişti. Liberal revizyonistler, 1989’da Komünizmden

okumak için tıklayınız

İnsanlık Onuru – Ulrike Meinhof

İnsanlık Onuru Anayasa, Federal Alman demokrasisinin çıkar gruplarının dikte etmediği, hâlâ mükemmeliyetçi dünya görüşü sistemlerinden türeyen yegane programı. Ortaya çıkışma ve içeriğine bakacak olursak, daha çok bir parça güncel tarih, daha doğrusu savaş sonrası tarihi. Herrenchiemsee’de toplanan ve aralarında üç Batı Bölgesi’nde* on iki yıl Nazizmden sonra hâlâ bulunabilenlerin en iyilerinin de olduğu birçoklarını birleştiren

okumak için tıklayınız

Hitler’in ‘Kavgam’ı ne demektir? – Tanıl Bora

Orta birdeyken bir gün, ‘Heil Hitler, pireler ve bitler1 yazmıştı arkadaşlar tahtaya. Komiklik olsun diye. Almanca öğretmenimiz. İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış bir aksaçlı Alman, ‘Hitler’ kelimesini gördüğü anda, yüzündeki munis ifade kaybolmuştu. Buz kesmişti. Hiçbir şey söylemeden tahtayı sildi, biz de ‘Hitler’in şakaya gelir bir şey olmadığını anladık. Hitler, faşizm, nasyonal sosyalizm, şakası yapılacak, başka

okumak için tıklayınız

Milliyetçi ideoloji ile insan hakları arasındaki evrensel çelişki

Milliyetçilik ile insan hakları, modermizmin birbiriyle didişen iki çocuğudur (tabiî erkek çocuk!). Gerçi Fransız Devrimi’yle taçlanan Aydınlanmacılık akımı, bu İkiliyi birbiriyle uyuşturma iddiasındaydı. İnsan hakları açısından ‘uyuşturma’nın iki anlamını da içeren bir terkipti bu: İnsan hakları hem milliyetçilikle uyumlu kılmıyor, hem de -böylelikle- felç ediliyordu. Milliyetçilik ve millî devlet, kamilen insan olmanın, uygarlaşmanın onsuz olunmaz

okumak için tıklayınız

Korkunun Toplumsal Fonksiyonu

Tarih içinde, kollektif korku nesnelerinin sürekli değişimine tanık olunur. Bununla birlikte, şu ya da bu döneme özgü koşulların ötesinde bu türlü bi­çimlere girme aralıksız olarak devam ederken, korku sürüp gider. Durum böyleyken, bu sürekliliğin bir anlamı olması ve her zaman bilincinde olunmasa da bu heyecanın tüm toplumun hayatı içinde önemli bir rol oynaması pekala mümkündür . Oysa bu korkuların düzenli olarak ve

okumak için tıklayınız

Anayasalarda İlginç Maddeler – Cemal Süreya

Anayasalarda İlginç Maddeler Fransız Anayasasında başka hiçbir anayasada bulunmayan bir madde var: “Özgürlük uğrunda çalışmasından ötürü zor gören herkes Cumhuriyet toprağına sığınma hakkına sahiptir.” Çin Anayasasında da kendine özgü bir madde görüyoruz: “Faal askeri hizmet görenler dışında hiç kimse askeri bir mahkeme önüne çıkarılamaz.”

okumak için tıklayınız

Albert Einstein: Dünyayı Nasıl Görüyorum

Biz dünyalıların ne garip bir durumu var! Burada kısa bir süre için bulunuyoruz. Niçin geldiğimizi bilmiyoruz, sezer gibi oluyoruz zaman zaman. Ama, çok derinlere gitmeden, günlük yaşam bakımından başkaları için var olduğumuzu biliyoruz; önce, bütün mutluluğumuzu gülümsemelerin eve rahatlarına bağladığımız kimseler için, sonra da, yakından tanımadığımız ama kaderlerine sevgiyle bağlı olduğumuz bütün insanlar için. İç

okumak için tıklayınız

“Kutsal mazlumluğun” psikopatolojisi – Fethi Açıkel

Türk siyasal hayatında önemli yer tutan ideolojilerin sembolik ve imgesel bileşenlerinin sosyolojik ve psikoanalitik bir perspektiften değerlendirilmesi, sosyal bilimlerde disiplinlerarası perspektifin daha etkin bir biçimde öne çıkarılması ile mümkün olacaktır. Bu makale, bu yönde bir ön çalışma niteliğindedir. Aşağıda geliştirilecek argümanlar tamamlanmış bir kuramsal-kavramsal çalışmanın ürünleri olmaktan ziyade, etrafında tartışılmayı ve olgunlaştırılmayı bekleyen bir hazırlık

okumak için tıklayınız

Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi? William Sheridan Allen

Kitlesel olarak aşırılığa eğilim gösterme, hoşgörüsüzlük ve radikal bir değişime duyulan umutsuz arzu; istikrarlı bir demokrasiyi imkânsız kılan bütün bu faktörleri yaratmak oldukça zor bir iştir. Halk kendini güvende hissediyorsa politik açıdan tahrik yaratmak isteyenler kendilerini boş meydanlarda atıp tutarken bulurlar. Gerçekleşen senaryoysa şudur: İnsanlar birden bir korkuya kapılır, başka türlü şüphe etmeyecekleri tehlikelerin farkına

okumak için tıklayınız

Skolastik köhneleşme

Yeryüzünün eski uygarlıkları, özellikle Asyalı büyük kültürler 17. ve 18. yüzyıllardan itibaren yaratmaz·olurlar. Bu iki yüzyıl, dünya tarihinde bir geçiş dönemi olmuştur. 17. yüzyıl yenilik olarak Dekartçı yöntemin hakimiyeti altında olurken, 18. yüzyıl Aydınlanma ve eleştiri çağı olmuştur. Metafizik ikicilik de ön:gür vicdanın özel alanı ile mutlakiyetçi iktidarın kamusal alanına siyasal olarak yansır. 18. yüzyılda

okumak için tıklayınız

Düzmece Reichstag Yangını, Hitler’in mutlak iktidarına giden yolda en önemli dönüm noktası

1933 yılında başında Almanya’da siyasi bunalım iyice derinleşmiş, bir sosyalist devrim tehlikesi Alman sermayesi ve devleti tarafından oldukça yakıcı şekilde hissedilir hale gelmişti. Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg Katolik Merkez Partisi’yle bir koalisyon yaparak istikrarı sağlayacağı umuduyla Hitler’i şansölye (başbakan) olarak atadı.

okumak için tıklayınız

Kendilerine ezeni seçenler, Aşları ekmekleri yok, Onların seçtiğiydi Hitler

ESKİ MUHARİP Seçmenler geliyor işte / Yüzde yüz denilen kitle / Kendilerini ezeni seçenler. Aşları ekmekleri yok / Paltoları ceketleri yok / Onların seçtiğiydi Hitler. Württemberg’in bir kentinde küçük dükkânlarla çevrili bir alan. Geride bir kasap dükkânı, önde bir sütçü. Karanlık bir kış sabahı. Kasap henüz kapalı ama sütçü açılmış ve önünde bekleşen müşteriler.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: Beyaz ırk, siyah ırk

BEYAZ IRK, SİYAH IRK Bozguna uğrayan Franko cephesinde Faslı zencilerle, İtalyan askerleri boğuşuyorlarmış. Beyaz ırkı temsil eden İtalyan neferleri, Habeş çöllerine yayılmak için kendilerine yapılan telkinin tesiri altında, siyah ırkla aynı cephede çarpışmaya tahammül edememişler. Siyah ırkı temsil eden Faslılar da gördükleri hayvan muamelesi karşısında isyan etmişler.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: Harp çok kazançlı bir iştir

HARP ÇOK KAZANÇLI BİR İŞTİR İngiltere’ de, mühimmat sanayii yapan 7 firma 1931 ‘den, 1936’ya kadar teslihat işine koydukları sermayeye karşılık 23,130,722 sterling safi kar, sermayelerine yüzde iki yüz kar almışlar. 1937’de silahianma yarışı en son sürat ile ilerliyor. Bu firmaların bundan sonraki karlarını okuyacağız. 1908’den 1914’e kadar olan silahianma yarışı neticesinde bu firmalar karlarını

okumak için tıklayınız

1871 Paris Komünü: Sıradan insanların iktidarı

İnsanlık tarihi, yalnızca savaşların, baskının ve ölümlerin değil; aynı zamanda çalışan sınıfların, yoksulların, tüm ezilenlerin kendi hayatlarının kaderini ellerine almak için giriştikleri mücadelelerin tarihidir. Bunların arasında işçi sınıfının en önemli deneyimlerinden biri, 18 Mart 1871’de kurulan Paris Komünü’ydü…

okumak için tıklayınız

Faşizm Kehanetleri – George Orwell

Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells’in dünya devleti görüşü ve Swift’in Gulliver’inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan “doğru bildiğini söyleme” ve

okumak için tıklayınız

Eren Aysan: ‘Bize nasip değil imiş ecelinen ölmek…’

EREN AYSAN – Babası Behçet Aysan’ı Sivas Katliamı’nda yitiren yazar Çok uzun yıllar önceydi. Artık eskisi gibi hatırlamıyorum. Belki de unutmak istediğimden… Daha fazla acı çekmemek için. Ama zorlayınca bütün ayrıntılar ince işlenmiş bir resim gibi yerini buluyor. Sonra öylece kalakalıyorum. En azından hâlâ öylece kalabiliyorum. Bu, iyi bir şey… Nefes aldığımı duyumsatıyor bana. Bundan

okumak için tıklayınız

İletişim Yoluyla Tecrit

İletişim araçlarının tecrite yol açtığı yalnızca zihinsel anlamda doğru değildir. Radyo sunucusunun yalan dolu konuşması yalnızca dilin imgesi olarak beyine yerleşip insanların birbiriyle konuşmasını engellemez; Pepsi-Cola reklamındaki övgüler yalnızca kıtaların yıkımına düzülen övgüleri bastırmaz; film yıldızlarının hayaletimsi modelleri yalnızca yeni yetmelerin birbirine sarılmalarına ya da zinaya örnek oluşturmaz. İlerleme insanları kelimenin tam anlamıyla birbirinden uzak

okumak için tıklayınız