Kategori: Albert Einstein

Einstein kimdir?

Einstein 1905 yılına kadar hiçbir ciddi fizikçinin bilmediği, üniversite yıllarında onu tanıyan hocalarının ise pek önem vermediği bir kimseydi. Zürih Federal Tek-noloji Enstitüsü’nü bitirdiği 1900 yılından, matematikçi bir sınıf arkadaşının (Marcel Grossman) babası onu 1903’te Bern’deki Federal Patent Bürosu’na yerleştirene kadar doğru dürüst bir işi bile yoktu. Ama kendi kendine çalışarak, önce doktora tezi olarak

okumak için tıklayınız

Albert Einstein, “Neden Sosyalizm?” (Why Socialism?)

Einstein, makalesini 1949 yılında, Soğuk Savaş’ın başlangıcında, ABD’deki anti-komünist atmosferin ifade özgürlüğünü kısıtladığı bir dönemde yazmıştır. Bu makalede Einstein, kapitalist sistemin temel sorunlarını ele almış ve bu sorunlara karşı bir çözüm olarak sosyalizmi savunmuştur. Bu makalesinde ana hatlarıyla şunları demek istemiştir: 1. Kapitalizmin Temel Sorunları Einstein’a göre, kapitalizmin en büyük kötülüğü bireyin sakatlanması ve deforme olmasıdır. Özellikle

okumak için tıklayınız

Zamanın Kırılganlığı: Merkür’ün Saati ve İnsanlık Tarihinin Kronolojik Yanılsaması

Zaman, insanlık tarihinin en temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilir; ancak Merkür’ün benzersiz fiziksel koşulları, bu kavramın evrensel bir sabit olmadığını gösterir. Einstein’ın görelilik teorisi, zamanın kütleçekimi ve hız gibi faktörlere bağlı olarak farklı hızlarda aktığını kanıtlar. Merkür’ün yoğun kütleçekimi ve Güneş’e yakınlığı, burada zamanın Dünya’ya kıyasla daha yavaş akmasına neden olur. Bu durum,

okumak için tıklayınız

Zamanın Sabit Döngüsü ve Özgür İradenin Kırılganlığı

Einstein’ın zamanı bir yanılsama olarak tanımlaması, evrenin dört boyutlu bir “blok evren” olarak sabitlenmiş olabileceği fikriyle birleştiğinde, özgür iradenin doğası üzerine derin bir sorgulama başlatır. Eğer her an, her olay, geçmişten geleceğe uzanan bir bütünlükte zaten yazılmışsa, insanın seçimlerinin özgürlüğü ne kadar gerçek olabilir? Bu soruya yanıt ararken, evrenin yapısını, insan bilincini, bilimsel gerçekliği, felsefi

okumak için tıklayınız

Zamanın Sabit Dokusu ve Özgür İradenin İmkânı

Einstein’ın zamanı bir yanılsama olarak nitelemesi ve blok evren kavramı, özgür iradenin doğasını sorgulamaya iter. Eğer her an, dört boyutlu bir uzay-zaman dokusunda sabitlenmişse, seçimlerimiz ne kadar özgür olabilir? Bu soruya yanıt ararken, insan bilincinin, evrenin doğasının ve karar anlarının karmaşık kesişimlerini derinlemesine inceleyeceğiz. Aşağıda, bu soruyu farklı açılardan ele alarak, insan varoluşunun bu temel

okumak için tıklayınız

Zamanın Dokusu: Augustinus, Einstein ve Ontolojik Keşif

Augustinus’un zaman kavramı, “Geçmiş şimdiki zamanın anısı, gelecek şimdiki zamanın beklentisidir” ifadesiyle, insan bilincinin zamanı algılama biçimini felsefi bir derinlikle sorgular. Einstein’ın görelilik kuramı ise zamanı fiziksel bir boyut olarak ele alarak evrenin işleyişine bilimsel bir çerçeve sunar. Zamanın ontolojisi, bu iki yaklaşımın kesişiminde, varlığın doğasını anlamak için bir köprü kurar. Bu metin, Augustinus’un içsel

okumak için tıklayınız

ALBERT EİNSTEİN: İnsanların yaptığı ve bulguladığı her şey, gereksinimlerini sağlama ve acılarını gidermeye sıkı sıkıya bağlıdır.

ALBERT EİNSTEİN DİN VE BİLİM İnsanların yaptığı ve bulguladığı her şey, gereksinimlerini sağlama ve acılarını gidermeye sıkı sıkıya bağlıdır. Dinsel hareketler ve onların gelişimi anlaşılmak istendiğinde, bu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalı. Ne tür bir yücelik olarak görünürse görünsün, bütün insansal amaçların ve ulaşılan başarıların temelinde duygular ve istekler yatıyor. Hangi duygular ve gereksinimler insanları dinsel

okumak için tıklayınız