Kategori: Politika

Adorno ve Horkheimer’in “Ütopyacılık” üzerine tartışmaları

(25 Mart, öğleden sonra) HORKHEIMER— Burjuva arzuları metafizikle yaldızladığımız sanılmamalı. “Başka olan” dediğimiz şeyin ideolojik bir projeksiyondan başka bir şey olmadığı şeklinde bir itiraz yöneltilebilir. Toplumsal çıkarlar bakımından arzu edilir görünen ne varsa, “başka olan” statüsü kazanır ve tüm dünya tarihinin kar­şısına yerleştirilir.

okumak için tıklayınız

Saramago Okurları Yaşıyor – Zafer Köse

Olay örgüsü gelişirken Saramago ölüyor; bir roman kahramanı değil, bu kez yazar ölüyor. Kurgunun bir parçasına dönüşüyor bu ölüm. Toplantıda, yolculukta, komşulukta… Türlü ortamlardaki türlü işlerde sahtekarlara rastlayabilirsiniz. Bencillere, zamanınızı harcayanlara, zorbalara. Kötülere. Kötülükten kaçmak imkansızdır bazen. Ama kötü insan olmamak her zaman mümkün! İyiliğin, umudun, bütün olumsuz koşullara rağmen sevginin mümkün olduğunu biliyoruz biz.

okumak için tıklayınız

Eduardo Galeano: Kimse itiraf etme dürüstlüğünü göstermez: “Ben çalmak için öldürüyorum.”

Savaşlar Yalan Söylüyor Savaşların saygın nedenlerle gerçekleştirildiği söylenir: uluslararası güvenlik, ulusal onur, demokrasi, özgürlük, düzen, Uygarlığın gereği ve Tanrı’nın isteği. Kimse itiraf etme dürüstlüğünü göstermez: “Ben çalmak için öldürüyorum.” •

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Halk gerçekten sırtını çevirdi ve düşüncelerinin büyük bir kısmından silip attı sizleri (hiç olmazsa karşı konulmaz bir çoğunluk bunu yaptı.)

MOSKOVALI BiR ÖĞRENCİ TOPLULUĞUNA, Petersburg, 18 Nisan 1878 (Not: 3 Nisan 1878’de Moskovalı öğrenciler, Kiev’de tevkif edilen arkadaşları hakkında alınan karara karşı olduklarını belirtmek için bir gösteri yaparlarken sokakta, kasaplar tarafından saldırıya uğrayarak (Moskova’daki et pazarı, Üniversitenin yakınındadır) fena halde dövülmüşler ve içlerinden bir grup bir protesto mektubu ile Dostoyevski’ye başvurmuştur.)

okumak için tıklayınız

Sanat, Hayat ve Livaneli – Zafer Köse

Başarı, mutluluk, yarı aydınlar, pop kültürü, arabesk, tek boyutlu yaşamak, itaat… Hepsiyle meselesi olan bir sanatçı, Livaneli. Rotterdam’da bir otel odası. Zülfü Livaneli birazdan dışarı çıkacak, bir sanat etkinliği için bulunduğu kentte dolaşacak. Bu gece programı yok. Çıkmadan önce bağlamasını alıp akortunu kontrol ediyor. Sazı yatağının yanına koyduktan sonra, herhalde biraz oyalanmak için, diğer tarafa

okumak için tıklayınız

Karakter Aşınması (Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri) – Richard Sennett

Yeni ekonomik düzenin büyülü sözcüğü “değişim”in doğası nedir, insanlara nasıl yansıyor? Her zaman kısa vadeye endeksli bir ekonomide kişi nasıl kalıcı değer ve hedeflere sahip olabilir? Her an parçalanan veya sürekli yeniden yapılanan kurumlarda, kişi kendi kimliğini ve yaşam öyküsünü nasıl oluşturabilir? Küreselleşme olgusunu makro düzeyde inceleyen birçok kitap yayımlandığı halde, bu sürecin mikro düzeyi,

okumak için tıklayınız

ölümün faşizm açısından önemi: “Yaşasın ölüm”

Faşizmi anlamak için ölüm meselesi üzerinden düşünmek gerekir. Ölümün faşizm açısından önemli bir rol oynadığı birçok metinde açıktır. Hitler, Kavgam’da, temel amaçlarından birisinin “Alman halkı için ölümün acı yolunu yürümüş olanlara saygı göstermek” olduğunu söyler. Genel oy hakkı dışında hiçbir şey getirmeyen dört yıllık savaşın sonrasındaki mutabakat yaparken Hitler, “ölü kahramanların mezarlarından onların savaş gayelerini

okumak için tıklayınız

Aldous Huxley: Etkili totaliter devlet; kölelerden oluşan nüfusun, köleliklerini sevdikleri için zor kullanmaksızın kontrol ettikleri devlettir.

Polis copu ve idam mangaları, yapay açlık, toplu hapsetmeler ve toplu sınırdışı etmeler yoluyla devlet, yalnızca insanlıkdışı değil (bugünlerde buna kimse pek aldırmıyor); açık şekilde yetersizdir – ve ileri teknoloji çağında yetersizlik, Kutsal Ruh’a karşı işlenmiş bir günahtır. Gerçekten etkili totaliter devlet, siyasi patronların ve onların yönetici ordularının tüm güçleri kendisinde toplayan hükümetinin, kölelerden oluşan

okumak için tıklayınız

Osmanlı Döneminde Maymunlar Neden İdam Edildi?

“Devir III.Murat devri, Osmanlı’nın en şaşaalı yılları… Yavuz zamanında başlayan Kuzey Afrika’daki fetihlerle beraber daha önce İstanbul’da pek rastlanmayan maymunların sayısı hızla artıyor. Maymunlar gemilerde gözcülük yapıyor, direklere kolayca tırmanıyor, keskin gözleriyle kara ya da başka bir gemi gördüklerinde aşağıya haber veriyorlar.

okumak için tıklayınız

Şehirler Düşerken : Işid Saldırıları Yıkım ve Göç – Simla Yerlikaya

2011 yılından bu yana Erbil’de yaşayan gazeteci Simla Yerlikaya, Şehirler Düşerken: IŞİD Saldırıları, Yıkım ve Göç’te IŞİD’in nasıl güçlendiğini, işgal ettiği topraklarda yaşanan dev göç dalgasını, bölgenin kaderini değiştirecek dinamikleri yerinden gözlemler ve röportajlarla anlatıyor ve direnen bütün halkların sesi oluyor. Birçok kişi IŞİD’in adını 10 Haziran 2014’te Musul’un düşmesiyle duydu. Oysa o güne gelene

okumak için tıklayınız

Postmodern Çağda Ortodoks Hristiyanlar ve İslamiyet – Andrew Sharp

Elinizdeki kitap Ortodoks Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki ilişkileri, iki din arasındaki farklılıkları, onları birbiriyle anmamızı sağlayan benzerlikleri tarihsel zemine oturtarak tartışıyor. Her iki dinin mensuplarının olası bir işbirliğine yahut işbirliği çağrılarına bakışını, bu işbirliği çağrısının altındaki muhtemel sebepleri gerçekçi bir gözle önümüze koyuyor.

okumak için tıklayınız

Sessizce Anlatan Bir Roman – Zafer Köse

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde: Mehmed Uzun’dan Cumhuriyet’in ilk dönemindeki bir Kürt aydınının hikayesi. Bir karanlık bir aydınlık fotoğraflara bakar gibi okuyorsunuz. Bir dostunuz sizi davet etmiş. Oturmuş, karşınızdaki duvara yansıtılan fotoğrafları izliyormuşsunuz. Yavaş yavaş değişiyormuş fotoğraflar. Hemen arkanızdaki cihazdan çıkan ve omzunuzun yanından geçerek duvara ulaşan huzmenin içinde toz zerrecikleri uçuşuyormuş. Genişleyerek ilerleyen bu ışık

okumak için tıklayınız

Kapitalizmde insanların kendilerini aşırı tüketimden öldürmeleri bile teşvik edilir. Tutumluluk ise tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Alışveriş Çağı Modern kapitalist ekonomi ayakta kalabilmek için, tıpkı yüzmek ya da boğulmak arasında seçim yapmak zorunda olan bir köpekbalığı gibi sürekli üretimi artırmak zorundadır. Ama üretmek tek başına yeterli değildir, birilerinin de bu ürünleri alması gereklidir, yoksa tüm sanayiciler ve yatırımcılar iflas ederler. Bu felaketi önlemek ve insanların sanayi ne üretirse üretsin almalarını sağlamak

okumak için tıklayınız

Herkes Tek Başına Ölür – Hans Fallada

“Bir kişi mi savaşır, on bin kişi mi, bu hiç önemli değildir! Eğer tek bir insan savaşması gerektiğini kavramışsa savaşmalıdır!” Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail’de yüzbinler satan, yirmiden fazla dile

okumak için tıklayınız

Mutasavvıf ve isyancı: Börklüce Mustafa bilmecesi – Aydın Çubukçu

Börklüce Mustafa… Osmanlı tarihçileri ve sonra gelen herkes onu böyle anıyor. Yoldaşlarının ve kendisinin benimsediği namı, Dede Sultan! Şeyh Bedreddin tarafından halifesi olarak tanıtıldı, kethüda (çocuklarının eğitmeni ve sahip olduğu mülkün yöneticisi) olarak görevlendirildi. Nâzım Hikmet’in başlattığı “mitolojik” sahipleniş onu bir “köylü isyancı”, bir toprak adamı, yoksulların içinden gelen bir ihtilalci gibi anmayı seçti.1 Alevi

okumak için tıklayınız

Aşk Birdenbire, İmge Birdenbire – Zafer Köse

Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan! Onur Behramoğlu’nun son kitabından yola çıkan sözler. SÖYLEŞİ: ZAFER KÖSE Sanat uzun hayat kısa. “Sanat” derken “hekimlik” kastedilerek Hipokrat tarafından söylenen bu söz, yüzyıllar boyunca anlamı genişleyerek yaşıyor. En çok da bir insandan daha uzun yaşayacak yapıtlar üretmekle, kültür sanat çalışmalarıyla ilgili kullanılıyor.

okumak için tıklayınız

Sosyal Medya – Eleştirel Bir Giriş – Christian Fuchs

Facebook, Twitter, Youtube biz kullanıcıları sömürüyor mu? Bu platformları kullanırken gizliliğimiz güvence altında mı? Christian Fuchs bütünlüklü bir sosyal medya analizi sunarken bizleri sosyoloji kuramları, Marksist ekonomi politik, katılım kültürü ve kamusal alan gibi farklı uğrakları olan bir yolculuğa çıkarıyor ve başka bir sosyal medyanın olanağını soruşturuyor.

okumak için tıklayınız

Ortak Lüks – Paris Komünü’nün Siyasi Muhayyilesi – Kristin Ross

Kristin Ross müthiş bir şey yapıyor bu kitabıyla: Paris Komünü’nün ardından gelen yorumların yarattığı sahte ikilikleri –anarşizme karşı komünizm, köylüye karşı işçi, Fransız cumhuriyetçiliğinin sahiplendiği komün ile reel sosyalist gelenekteki komün vs.– bir kenara bırakıyor ve Komün’ü yetmiş iki günün sonunda katliamla sona ermiş bir “trajedi” olarak yorumlamayı reddediyor. Ross’a göre, Komün’ün değerlendirildiği iki bağlamın,

okumak için tıklayınız

Zaten Bir Aradayız – Zafer Köse

Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan: Onur Behramoğlu’nun kitabında Fazıl Hüsnü, Leyla Erbil, Nihat Behram, Cemal Süreya, Nâzım ve diğer dostlarla buluşuyoruz. Ne büyük, ne derin bir sözdür, “Güzel insan.” Elbette boy bosla ilgili değil bunun anlamı. Fiziksel bir konu değil ama yine de somut biçimde algılanabilir. En çok yüzlerde yansır insan güzelliği. Özgürlük, merhamet, eşitlik,

okumak için tıklayınız