Kategori: Politika

Faşizme karşı Yahudilerin direnişi: Varşova Gettosu – Meltem Oral

Dünya tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı genellikle, Nazilerin ‘üstün ırk’ dışındaki her toplumsal kesime yönelik imha politikasıyla hatırlanır. Milyonlarca Yahudi, komünist, eşcinsel ve dahası öldürülür. Soykırımdan bahsedilince akla gaz odaları, toplama kampları, açlık, ölüm kamplarına doğru yol alan tren vagonları gelir çoğu zaman. Ancak Nazilere karşı direniş deneyimleri aynı sıklıkla anılmıyor

okumak için tıklayınız

Bülbülü Öldürmek – Harper Lee “kötücüllüğe yenik düşmemek için her daim mücadele etmek”

Adil olmak bu kadar zor mu? Harper Lee’nin ‘Bülbülü Öldürmek’i, kötücüllüğe yenik düşmemek için her daim mücadele etmek gerektiğini vurguluyor. Robert Mulligan filmiyse bu romanın ruhunu kusursuzca görselleştiriyor Harper Lee… Yazdığı tek romanla 20. yüzyıl edebiyatının önemli kalemlerinden birine dönüşmüş bir isim. 1960’ta yayımlanan ve kısa zamanda “çok satanlar” arasına giren “Bülbülü Öldürmek”le insanoğlunun “iyicil”

okumak için tıklayınız

Edebiyat ve Bilim – Aldous Huxley

“Edebiyatın ve bilimin işlevi nedir, psikoloji nedir, yazınsal dilin doğası nedir? Edebiyatın işlevi, psikolojisi ve dili, bilimin dili, işlevi ve psikolojisinden nasıl ayrılır? Edebiyatla bilim arasındaki bağıntı geçmişte nasıldı? Şimdi nasıldır? Bu bağıntı gelecekte nasıl olabilir? Sanatsal yönden konuşulursa, edebiyat insanının gelecek yüzyılların bilimine katkısı nasıl olmalıdır? Bu kitapta yanıtlamaya çalışacağım sorular işte bunlar olacaktır.”

okumak için tıklayınız

Kitaplı Mücadele – Zafer Köse

Son on yıllarda yazılmış kitapların çoğu, emeğiyle geçinen insanlara zararlı. “Yazar Müsveddeleri”nin listesi aşağıdaymış. Bunları okullara davet etmek resmi suçmuş. “Liste” dediği, barış isteyen akademisyenlere yönelik baskılara karşı çıkmak için imza veren yazarların isimleri. Bir Milli Eğitim yetkilisi öğretmenlere bu şekilde mesaj yayınlıyor.(*) Oysa bu bir “resmi yalan”! Çünkü bu sözlerin yasal bir dayanağı yok.

okumak için tıklayınız

Zincirli Zincirsiz Emekçiler – Zafer Köse

“FLAŞ”, “ŞOK!” Keşke yıllardır her konuda böyle ünlemler kullanılmasaydı. Bu flaş “düzelti” bilgisini gerçekten de öyle dikkat çekecek biçimde paylaşmak isterdim. Marx ve Engels’in, bir türlü aklıma tam yatmayan, hem de Manifesto’da geçen bir sözü var(dı). İşçilerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını belirten o söz, meğer bir çeviri hatasıymış. Çok şaşırtıcı bir durum. Üstelik

okumak için tıklayınız

Mülteciler – Göçmenler – Ganime Gülmez

Kobane’li Aylan Kurdi’nin haberiyle hepimiz sarsılmıştık. Ondan öncesinde ve sonrasında da Akdeniz’de gittikçe artan mezarlık sayılarıyla. Hem de bunların yeni ve bitmeyecek kötü haberler olmadığını bile bile. Yaşamının neredeyse yarısından fazlasını önce Fransa’da, daha sonra Almanya’da sürgünde geçirmek zorunda kalan Yazar Engin Erkiner; sık sık unuttuğumuz, yeterince öğrenmekte ısrar etmediğimiz “Mülteciler-Göçmenler” tarihini, 160 sayfalık bir

okumak için tıklayınız

Babeuf: Erdem ölmez; zorbalar baskılarında kendi kendilerini aldatırlar. Yok ettikleri yalnız bedenlerdir

EZEN MUTLULARA KARŞI EZİLEN MUTSUZLARDAN YANA Nedir bu ardı arası gelmez bağırıp çağırmalar? Siz, ey halkın dostları, siz bilirsiniz bunların ne demek olduğunu. Hiç de yerinde olmayarak namuslu denen yurttaşlarımızın sesleri bunlar. Koca halkın karşısında bir hiç oldukları halde utanmadan her şey olmaya kalkanların, çoğunluğun alın terilerini süzüp hiç bir şey yapmadan yaşamak istiyenlerin, tek

okumak için tıklayınız

Sınıfın Yeniden Üretimi – Henry J. Rutz, Erol M. Balkan

Sınıf önemlidir, sınıfın yeniden üretimi ise yaşamsal… Ama kapitalizm için. Kimse işçi olmayı ya da orta sınıfta kalmayı istemez. Kimse çocuğuna bunu reva görmez. Daima üst sınıfa geçmektir amaç. İyi bir meslek edinip “rahat bir yaşam” sürmeyi sağlayacak eğitimin bu rüyayı mümkün kılacak, ulaşılabilir en önemli fırsat olduğu düşünülür (bu piyangoda büyük ikramiyenin çıkmasından da

okumak için tıklayınız

Din, Günah, Edebiyat – Zafer Köse

Dinselliği ve günahkarlığı yükselten, aynı koşullardır. Onlar birbirinin karşıtı değil, aynı maddi koşulların sonucudurlar. Ya birlikte çoğalırlar ya da birlikte azalırlar. İngiltere’de Victoria Dönemi’nde (1837-1901) dinsellik, sapıklık, hırsızlık hızla yükselmişti. Ticaret, sanayi ve çok bozuk bir dağılımla zenginlik de aynı şekilde yükselmişti. Oscar Wilde’ın ünlü yapıtı Lord Arthur Savile’in Suçu’nu okurken, dönemin atmosferi somut biçimde algılanıyor.

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Tarihi 1500 – 2010 – Michel Beaud

Dünyaca tanınmış bir iktisat tarihçisi ve kuramcısı olan Michel Beaud, çevrildiği her dilde büyük bir ilgiyle karşılanan bu kitabında kapitalizmin doğuşunu ve gelişimini tüm ayrıntılarıyla çözümlüyor. Ticarete dayalı Batı toplumlarının tüm dünyaya hükmeden bir güç haline geldiği bir doğal çevrede yine ticaretle yaşayan Doğulu eşdeğerlerinin neden kapitalizmin diye bilinen bu yaratıcı ve yıkıcı olgunun bir

okumak için tıklayınız

Kentin Mutenalaştırılması – Hazırlayanlar: Neil Smith, Peter Williams

“Mutenalaştırmaya ilişkin geliştirilen tanımlara baktığımızda, konut alanlarının rehabilitasyonundan daha kapsamlı bir süreçle karşı karşıya olduğumuz açıktır…. Kent peyzajında ortaya çıkan tüm bu değişikliklerin altında, ileri kapitalist toplumların kapsamlı olarak yeniden biçimlendirilmesini üstlenmiş belirli ekonomik, toplumsal ve politik güçler yatar: Burada sanayinin yeniden yapılanması, üretim sektöründen hizmet sektörüne kayış ve bunun sonucunda sınıf yapısındaki genel dönüşüm

okumak için tıklayınız

21. Yüzyılda Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi – Leo Panitch

Türkçe yayınını Yordam Kitap’ın üstlendiği, yılda bir sayı yayınlanan uluslararası dergi Socialist Register, dönemin en güncel konularını değerlendirmek üzere dünyanın önde gelen radikal düşünürlerini bir araya getiriyor. Bağımsız, sorgulayıcı ve derinlemesine analizler Socialist Register’ın hep alametifarikası olagelmiştir. Derginin 50. yılının kutlandığı “21. Yüzyılda Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi” konulu bu sayı da bir istisna değil. Katkıda

okumak için tıklayınız

Özne, Nesne, Biliş – Viktor A. Lektorski

Viktor A. Lektorski bu kitabında insana dair bir etkinlik olarak bilginin niteliği, yine felsefenin özel bir alanı olan epistemoloji tarafından bilginin tarihsel olarak nasıl yorumlandığı ve ortaya çıkan yaklaşımlar ekseninde de bilgi sorunsalı üzerine bir tartışma yürütüyor. Felsefe tarihinin ilk sorunlarından biri olan ve özellikle son yüzyıldaki bilimsel devrimin etkisiyle daha dinamik bir incelemeye konu

okumak için tıklayınız

Öteki Yunan Solu, Syriza’nın Solundaki Parti ve Örgütler – Derleyen: Kemal Ülker

Syriza ve Yunanistan Komünist Partisi’nden öte SoL… Yunanistan, muhtemelen Arjantin’in dışında, dünya üzerindeki en büyük ve en fazla çeşitlilik gösteren anti-kapitalist sola sahip olan ülkedir. Bu durum, uzun yıllar boyunca yaşanmış olan bölünmelerin ve varlığını sürdürmekte olan zengin anarşist ve komünist geleneklerin bir sonucudur. Hemen hemen her yerde anti-kapitalist sola egemen olan parçalanmışlık ve iç

okumak için tıklayınız

Gezi’den Sonra Sınıf : Neoliberal Sınıf Teorilerinin Eleştirisi – Selim Ergunalp

Sınıf fobisi Kapitalizmin bekası için her zaman daha çabuk, daha fazla tüketmenin erdem haline getirildiği, tüketim yoğunluğunun refah olarak anlaşıldığı günümüzde tüketim ahlâkı toplumsal bilimlere de sızmış görünüyor. Çağdaş, modern teorisyenler, sosyologlar “eski teorilerden sıkıldık, hepsini tükettik, bize yeni teoriler, yeni sınıflar gerekli,” diye haykırıyorlar.

okumak için tıklayınız

Katalonya Başkanı göreve Nazım’ın şiirini okuyarak başladı

İspanya’nın doğusundaki Katalonya Özerk Yönetimi’nin Başkanı seçilen Carles Puigdemont resmen görevini teslim aldığı törende yaptığı konuşmada Türkiye şairi Nazım Hikmet’in şiirinden bir mısrayı okudu. Katalonya’da bağımsızlık yanlısı girişimlerin devam edeceğini vadeden Puigdemont, bağımsızlık adımlarına atfen “Çok fazla şeyleri yaşadığımız uzun bir seyahatten geliyoruz. Ama yorulmadık” diye konuştu.

okumak için tıklayınız

V for Vendetta: Ulusa Sesleniş “Korku, sizi bozguna uğrattı, panik halinde kendinizi düzene teslim ettiniz”

Hiç kuşkusuz, konuşmamızı istemeyenler de var. Hatta şimdi, telefonda emirler yağdırılmıştır ve eli silahlı adamlar yola çıkmak üzeredir. Neden? Çünkü sözler yerine kaba kuvvet kullanılabilse de; kelimeler gücünü hep koruyacaktır. Kelimeler anlama ulaşmanın yollarını ve dinleyenlere hakikatin telaffuzunu gösterir. Gerçek şu ki; bu ülkede feci yanlışlar var. Zulüm ve adaletsizlik, müsamahasızlık ve baskı. Bir zamanlar

okumak için tıklayınız

Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim – Hovsep Hayreni

Yazar Hovsep Hayreni’nin uzun yıllara dayanan araştırmaları ve yoğun emeğinin ürünü olan Yukarı Fırat Ermenileri, 1915 ve Dersim kitabını tam da o karanlık ve kanlı geçmişin Abdülhamit ile Talat ve Enver Paşa taklitleri tarafından âdeta yeniden hortlatılmaya çalışıldığı bir zamanda elinizde tutuyorsunuz. Yazar Yukarı Fırat bölgesiyle sınırladığı bu çok ayrıntılı araştırmasında üç ana konu üzerinde

okumak için tıklayınız

En büyük sıkıntımız düş görememek, düş göremeyecek kadar şimdi ‘ye kapatılmış yaşamak

SAVAŞ VE BARIŞ ÜZERİNE KENDİMLE KONUŞMA -İnsanlar savaşı sevmediklerini, barışı çok sevdiklerini söylerler genellikle. Pekçok toplantı yapılmıştır savaş ve barış konusunda, bu gibi toplantılarda barışı göklere çıkarırlar, savaşı yerin dibine batırırlar. Ne dersin ? -Evet: bir çeşit barış goygoyculuğu her zaman her yerde geçerlidir, iyi adam olmanın, değerli aydın olmanın, ilerici aydın olmanın ölçütüdür bu. Yaşasın ve kahrolsun ikilemi içinde dar

okumak için tıklayınız