Kategori: Politika

Paris Komünü’nden Paris Katliamı’na

2015 Paris… Bir can pazarı…Çığlık çığlığa kaçışan kalabalıklar;Pencereden sarkık vaziyette; bir kendi canının,bir de taşıdığı canın telaşına düşen hamile bir kadın…Korkunç bir katliam…Ve kana bulanan romantik bir şehir… 1871 Paris… Paris’in en romantik zamanları…Paris’li,Lyon’lu ve Marsilya’lı İşçiler,kendi renkleriyle tarih sahnesine çıkıp,İşçi sınıfı yönetiminin; tarih sayfalarına yerleşecek ilk örneğini sergileyecekti.

okumak için tıklayınız

Ecevit’in Ardından – Zafer Köse

O tarihi CHP kurultayında İsmet İnönü kaybediyor, Ecevit genel başkanlığa seçiliyor. İsmet Paşa; Garp Cephesi Komutanı, Lozan Kahramanı, devletin kurucularından, çok partili rejime geçişin öncüsü… ayağa kalkıyor, önünü ilikliyor, 87 yaşının yorgun adımlarıyla “Bülent”i kutlamak üzere yürümeye başlıyor. Bunu fark eden Ecevit hemen yerinden kalkıyor, Paşa’ya doğru ilerliyor, ortada buluşuyorlar, tokalaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

“Hükümet Türkiye’yi idare edecek mi,” diye sormuyorum. Soru, “Türkiye –yeniden- yönetilebilir olacak mı”

2 Kasım’dan sonra Türkiye yönetilebilecek mi? 1 Kasım seçim sonuçlarının parlamento aritmetiğini nasıl şekillendireceğinin belli olmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde Türkiye’ye kimin tek başına hükümet edeceği belirginleşmiş oldu. Şimdi cevabı belki de daha önemli olan bir soru var. O da şu: Türkiye yönetilebilecek mi? “Hükümet Türkiye’yi idare edecek mi,” diye sormuyorum. Soru, “Türkiye –yeniden- yönetilebilir olacak

okumak için tıklayınız

Yeni Dönem – Zafer Köse

Yüz yıllık bir projeydi bu Cumhuriyet. En önemli hedeflerinden üçü şunlardı: 1- Müslüman ümmeti Batılı topluma dönüştürmek. 2- Kürtleri Türkleştirmek. 3- Köylerde ve kentlerdeki milyonlarca emekçinin ürettiği değerlerin toplanmasıyla bir zenginler kesimi yaratarak ekonomiyi büyütmek.

okumak için tıklayınız

Suriye suçları ve diğerleri – Korkut Boratav

Sic Semper Tyrannis başlıklı sitede (20 Ekim) CC rumuzunu kullanan bir yazardan aktarıyorum: “Erdoğan ABD’nin Suriye politikasını önce zorla yönlendirmeye, başaramayınca da aktif olarak baltalamaya çalıştı. Türkiye’nin kendine özgü Suriye politikalarındaki inatçı ısrarı hayret vericidir.” Dört örnek veriyor: Birincisi, Suriye’nin kimyasal silah kullandığı bahanesiyle Obama’yı “kırmızı çizginiz aşıldı; müdahale edin” doğrultusunda ısrarla ikna etmeye çalışmasıdır.

okumak için tıklayınız

Salman Rushdie ‘Nereye baksam utanacak bir şey var. Ama utanç da diğer şeyler gibi; insan onunla uzun süre yaşadığında mobilyalarından biriymiş gibi alışıyor’

‘Ülke’lerinden biri olan Pakistan’da aforoz edilmesine yol açan Salman Rushdie’nin politik romanı Utanç, yayımlanışından yirmi iki yıl sonra 2005 tarihinde Türkçeye çevrildi. Şiddetin kökleri olarak niteliyor Rüşdi utanmazlık ve utanç duyusunu ve davranışını. “Utançla utanmazlık arasında, etrafında döndüğümüz mihver uzanıyor; bu iki kutuptaki meteorolojik koşullar da aşırı uçlarda. Utanmazlık, utanç: şiddetin kökleri.”

okumak için tıklayınız

Bizim Cumhuriyet – Zafer Köse

AKP öncesindeki onlarca yıl boyunca uygulanan zulümlerin listesi uzundur. Onca baskı, inkar, vahşet… Bütün bunlar cumhuriyetin gerçek nitelikleriyle yerleşmesi için değildi, onu halktan koparmak içindi. Kuşaklar boyunca biriken hınç ve öfke sonucunda halk, doğal olarak, düzene karşı gördüğü hareketleri destekleyecekti. Ve 12 Eylül nedeniyle ortada bir sol muhalefet kalmadığı için, düzen karşıtı olarak dinci hareketler

okumak için tıklayınız

Boyunuzu aşan “kurnaz” hesaplarınızla ve hatalı kırmızı çizgilerinizle Ortadoğu’dan başınızı kurtarmaya “ölü yıkayıcılığınız” bile kifayet etmez!

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? -4 Bu yazı dizisinin en başında Suriye İç Savaşı’nın patlak verme nedenleri üzerine söylediklerimizi kısaca hatırlayalım: Şam yönetimi, 2009 yılında Katar’ın kuzeyindeki off-shore doğal gaz sahasından başlayıp Suudi Arabistan – Ürdün –Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz sağlayacak bir boru hattı önerisini reddetti. 2011 yılında da tercihini

okumak için tıklayınız

Çanlar Kimin İçin Çalıyor – Ernest Hemingway

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Hemingway’in en güzel romanlarından biridir. İspanya iç savaşının anlatıldığı roman, 1940’larda yazılmıştır. Böyle olmasına karşın, hâlâ birçok ülkede çevirisi yayımlanmakta, hâlâ en çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır. Bu ilginin nedeni, bir serüven romanı oluşundan ya da Hemingway’in o kendine özgü anlatış biçiminde aranabilir. Ancak şöyle bir saptama da yapılabilir: Çanlar

okumak için tıklayınız

Ankara Tren Garı – Sadık Güvenç

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde memleketin birinde Ankara derler bir şehir var mıymış, yok muymuş, ne desem yanlış olur. Bu Ankara denilen şehir koskoca bir ülkenin başkenti değilmiş. Bu koskoca ülkenin koskoca başkenti olmayan Ankara şehrinde kocaman kocaman bakanlık binaları da yokmuş. Kocaman kocaman bakanlık binaları, onlara bağlı yönetim binaları

okumak için tıklayınız

İstanbul’da Bir Pınar – Zafer Köse

Cervantes’ten beri roman okuruz. Aslında hikayelerle olan ilişkimiz çok daha eski tarihlerden gelir. Destanlar, masallar, hatta mağara duvarlarına çizilen resimler var. İnsanın günlük hayatı ve içinde yaşadığı toplulukla ilişkisi değiştikçe, onun hikayesini anlatma yolları da değişti. Ve elbette hayatın değişmeyen yönleri gibi, anlatının da değişmeyen yönleri devam etti. Biliyoruz ki, iyi romanlar insanları kabaca “iyiler

okumak için tıklayınız

Rusya’nın Ortadoğu’ya inmesinin 10 sebebi – Akdoğan Özkan

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? –3 Ortadoğu’da bugün olup bitenler, o hay huy içinde bize dünyanın yeni ekonomik merkezinin Avrasya olarak şekillenmekte olduğu gerçeğini unutturabilir. O yüzden önce şunları hatırlayalım: Çin’in özellikle odaklandığı yüksek hızlı kıtasal demiryolu şebekesi (yeni Demir İpek Yolu) yakın bir tarihte Asya ve Avrupa’daki 40 ülkeyi ve dünya

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? 2 – Akdoğan Özkan

[Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?-1] Bundan 35 yıl önce yaklaşık bu tarihlerde, geçtiğimiz yüzyılın en uzun ve en kanlı savaşlarından biri patlak verdi: 1980-1988 arasında yaşanan İran- Irak savaşı. Bir diğer deyişle, Rusya’nın desteğini almış Şii İran ile ABD (ve müttefiklerinin) desteğini almış Sünni Irak’ın…

okumak için tıklayınız

Komünist Beyannamesi, Karl Marks ve Fridrih Engels

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) aslının 160., Türkçesi?nin 85. yayın yıldönümünde, Doktor Şefik Hüsnü tarafından çevrilen Komünist Manifesto?nın çevrim yazısını sitesinde yayımladı. *”Bundan tam 160 yıl önce, şubat ayının ortalarında, Londra’nın Bishopsgate mahallesindeki gösterişsiz bir basımevinde küçük bir broşür basılmaktaydı. Broşür Almanca yazılmıştı ve Manifest der Kommunistischen Partei (Komünist Parti Manifestosu) adını taşımaktaydı. Binlerce,

okumak için tıklayınız

“Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.”

‘İktidarı yıpratmak’tan korkmayalım “Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.” Çin atasözü. İçinde bulunduğumuz hali, siyasi kavramlar ile yorumlamak artık yaşadıklarımızı anlatmaya yetmiyor. “Siyasal kriz”, “yönetilemezlik krizi”, “istikrarsızlık”, kutuplaşma… Bunların hiçbiri, bu tahammülü zor hali anlatmak, daha doğrusu anlamak için yeterli değil.

okumak için tıklayınız

Geleceği olmayanların şimdisi: Kâbus mekânlar

Toplumda patlatılan her bomba zaman ayarlıdır, çünkü kronolojik zaman duygumuzu çökertmek, korkularla örülü bir şimdi inşa etmek için patlatılmıştır. Aramıza, zaman ayarlarımızı bozan bombalar yerleştiriyorlar. Baş edemeyeceğimiz korkular üreterek bizi geçmişten koparıp geleceksiz bırakmak niyetleri. Bakmayın siz insanın üç boyutlu olduğuna ve üç boyutlu bir evrende yaşadığına; bir de zaman boyutu vardır.

okumak için tıklayınız

‘Vatansever’ sanatçılar, faşizm ve ‘Kör Olmak’

Nazım Hikmet’in İtalya’da faşist Musolini iktidarının en gösterişli yıllarında yazdığı “Taranta-Babu’ya Mektuplar” adlı kitabı, Roma’ya resim öğrenimi için gelip faşistler tarafından kurşuna dizilen bir Habeş delikanlısının, memleketindeki sevgilisi Taranta-Babu’ya yazdığı aşk dolu şiir/mektuplardan oluşur. Usta şairimiz, bir yandan sevgiliye söylenebilecek en güzel aşk dolu dizeleri sıralarken, öbür yandan Musolini İtalya’sını ekonomik, siyasal ve sosyal bütün

okumak için tıklayınız

Bırak tuzun kokmasını… Mars’ta hayat akacak, bizde su çürüdü!

Mısırlılar… Hemen hemen 5 bin yıl önce uygarlıklarının temelini attı. Sosyal yaşamlarında sanatın ayrı bir yeri vardı. Yaşamayı da bir sanat gibi kabul edip keyfe, eğlenceye, güzelliğe, estetiğe değer verdiler. Kralları hayatın bitişine, ölümden sonra bile direndi. Bu yüzden kendilerini mumyalatıp gömdürdüler. Ebedi bir hayat, ezeli bir yaşam enerjisi vardı! Yaşama sevinci Mısırlı için ecele

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?- I

Rus uçaklarının Idlib’in güneyindeki isyancıları bombalamaya başlamasıyla birlikte Suriye’deki iç savaşta yeni bir evreye girildi. Ancak hangi evreye girmiş olduk, onu anlayabilmek için öncelikle bu savaşın Türk basınında pek aktarılmayan, dile getirilmeyen iktisadi arka planına ışık tutmaya ihtiyaç var. 2008 yılında ABD’nin önde gelen stratejik düşünce ve araştırma kuruluşlarından RAND Corporation Amerikan ordusu için önemli

okumak için tıklayınız