Kategori: Politika

Hayatı ölümle ölçersin. Nasıl öldüğün, öldürüldüğün, senden sonra kalanların hayatı nasıl geçireceklerinin de ölçütüdür.

Antigone, çağlar öncesinde olayları bilmemezlikten gelen kızkardeşi İsmene’ye şöyle seslenmişti: “Kreon, yalnız birini gömüyor ağabeylerimizin, öbürünü gömütsüz bırakıyor aşağılamak için!.. Kardeşimizi böyle gömütsüz, gözyaşsız leş kargalarına, akbabalara peşkeş çekmiş, tatlı bir şölen niyetine. Ben gömmeye gidiyorum ağabeyimi. Bu uğurda ölsem ne gam? Yan yana yatarız kardeşimle iki sevgili gibi, suçsa kutsal bir suç benim ki.

okumak için tıklayınız

Mütereddid Hitlerci: Said-i Nursi

Bediüzzaman Efsanesi ve Saidi Nursi Gerçeği (Patika Yayınları 2015) adlı önemli kitabın yazarı Emrah Cilasun’dan öğrendiğime göre, İkinci Dünya Savaşı başladığında Kastamonu’da mecburi ikamette olan, 1943-1944’te Denizli Hapishanesi’nde yatan ve savaşın sonunu Emirdağ’da karşılayan Said-i Nursi, “Milli Şef’in 1941’den 1944’e kadar İkinci Dünya Savaşı’nda izlediği politikayla Nursî’nin aynı yıllarda aldığı pozisyon arasında muazzam benzerlikler söz

okumak için tıklayınız

Batı Marksizmi (Lukacs) – A.Kadir Şahin

Marksizm, Marx’ın eserlerinden hareketle siyasal pratik ve kuramsal çalışmalar yoluyla Marx’ın felsefesini, kavramsal ve yöntemsel çerçevesini inceleyen yorumlayan, eleştiren ve güncel pratik tartışmalar odağına oturtmaya çalışan yaklaşımların tamamı olarak özetlenebilir. Batı marksizmi ise genel olarak Pary Anderson ‘un ‘Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler’ kitabında sözünü etttiği 19.yüzyıldan 20. Yüzyıla avrupa marksistlerinin kuramsal çalışmalarında ortaya çıkan düşüncelerdir.

okumak için tıklayınız

Türkiye, Güneydoğu’dan İç Savaş Görüntüleri Gelmiyormuş Gibi Yapabilmek İçin Alternatif Gündem Arayışlarını Sürdürüyor…

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde uzun süredir tüm hızıyla süren çatışmaların batıda da artık görmezden gelinemez bir hal almasıyla birlikte tedirginlik de büyüyor. Bölgedeki il ve ilçe merkezlerinden gelen iç savaş manzaralarını hiç görmemiş gibi yapmak için dikkatlerini başka konulara odaklamaya çalışan vatandaşların alternatif gündem arayışları ise tıkanma noktasında.

okumak için tıklayınız

Nazilerin Türkiye’yle büyümesi

Politik bir hareket olarak Anadolu’daki milliyetçi hareketle aynı anda faaliyete geçen Naziler, Türkiye’ye gıptayla bakıyordu. Onlar için şüphesiz en temel konu, dayatma şeklinde imzalanan intikamcı barış antlaşmalarının revizyonu meselesiydi. Güçlü bir liderin iktidarıyla Versailles Antlaşması’na başkaldırabilmek Alman milliyetçileri için bir rüyaydı. “Türk çözümü” bu yönüyle bir rol modeli olarak Naziler üzerinde etkiliydi. Ihrig’e göre, özellikle

okumak için tıklayınız

Bir Özgürlük Düşmanına Saldırı – Cicero

Gelmiş geçmiş tüm siyasi polemikçilerin en ünlü ve etkilileri arasında yer alan Cicero’nun, Marcus Antonius’un diktatörlük sevdasını hedef alan sert söylevleri, hem çağının en büyük devlet adamının ardında bıraktığı son ateşli uyarıları, hem de çok sevdiği Cumhuriyet’ini eski haline getirmek için giriştiği, ama sonunda hayatına mal olacak olan son kararlı hamlesidir. Tarih boyunca bazı kitaplar

okumak için tıklayınız

Vergi Cennetleri (Ulusların Gizli Zenginliği) – Gabriel Zucman

Zürih, Hong Kong, Bahamalar, Cayman Adaları, Lüksemburg… Bu sembolik isimler korkunç bir gerçeği gizliyor: Toplum çoğunluğunun zararı pahasına, bir avuç aşırı zenginin gerçekleştirmekte olduğu vergi kaçakçılığını. Daha önce denenmemiş bir yöntem uygulayan Gabriel Zucman, bu olgunun dudak uçuklatan boyutunu ortaya koyuyor; bu kaçakçılığı, dünya hane halkı finansal zenginliğinin % 8’i, yani 5 trilyon 800 milyar

okumak için tıklayınız

6-7 Eylül 1955 yağması ve 1964 sürgünleri. “Galiba dozu kaçırdık” Celal Bayar

Bugün tarihimizdeki utanç verici olaylardan biri olan 6-7 Eylül yağmasının 60. yıldönümü. Geçen yıl da aynı vesileyle “Cumhuriyet’in azınlık raporunu” (okumak için tıklayın) sizlerle paylaşmıştım. O yazının girişinde geçmişi neden hatırlamalıyız sorusuna uzunca bir cevap vermiştim. Bu yüzden bu hafta neden utanç verici bu olaya dair yazdığımı açıklamaya girişmeyeceğim, doğrudan konuya gireceğim.

okumak için tıklayınız

İntihar Üzerine – Karl Marx

Fransız toplum eleştirisi, sadece belli sınıfların ilişkilerinde değil, tüm modern ilişki alanlarında ve biçimlerinde yaşanan (modern yaşamın) çelişkileri ve yapaylıkları, kıs¬men de olsa ortaya koyma becerisine sahiptir. Bunu, Fransızlara özgü yaşam coşkusunu, bakışlarının zenginliğini, ince zekalarını, cesur yaratıcı ruhlarını açıkça anlatarak yapmıştır. Fransızların toplum eleştirisindeki üstünlükleri hakkında fikir sahibi olmak için, mesela, kendi dönemlerindeki insan

okumak için tıklayınız

Para dışında kitleler için de kullanılan milyonlar kelimesinin şifresi: faşizm

ENFLASYON VE KİTLE Enflasyon, sözcüğün en katı ve en somut anlamıyla bir kitle fenomenidir. Enflasyonun bütün ülkelerin vatandaşları üzerinde yarattığı karı­şıklık etkisi hiçbir şekilde yalnızca fiili enflasyon dönemiyle sınırlı de­ğildir. Savaşlar ve devrimler bir yana, modem uygarlıklarımızda önem bakımından onunla karşılaştırılabilecek hiçbir şeyin olmadığı söylenebilir.

okumak için tıklayınız

Küreselleşme Dinamiklerinde Yeni Dönüşümler – David Harvey

Dört dönüşüm dikkat çekiyor: l. Finans sektöründe kontrollerin kaldırılması 1970’lerin başında ABD’de başladı. Bu alanda serbestleşme, iç piyasada durgunluk ve enflasyonun bir arada oluşması, dış piyasalarda ise, büyük ölçü­de Euro dolar piyasasındaki kontrolsüz büyüme yüzünden, Bretton Woods uluslararası ticaret ve kur sisteminin çökmesi karşısında zorunlu bir seçenek olarak benimsendi. Finansal kuralsızlaşmanın sermayenin iradi bir stratejisi olmadığını,

okumak için tıklayınız

“Akıl akıldışı olur” Hegel

Kapitalist sınıfın akılcı (rasyonel) bir dünya görüşünü savunduğu dönem, bulanık bir anı oldu. Kapitalizmin ihtiyarlığa özgü çürüme çağında, eski süreçler tersine döner. Hegel’in sözlerindeki gibi, “akıl akıldışı olur.” Sanayileşmiş ülkelerde “resmi” dinin ayakta öldüğü doğrudur. Kiliseler bomboştur ve giderek daha çok kriz içine girmektedirler. Bunun yerine, mistisizmin ve her türden hurafenin palazlanması eşliğinde, garip dinsel

okumak için tıklayınız

Anabasis Onbinlerin Dönüşü – Ksenophon

Anabasis, Pers tahtına göz diken Kyros’un ağabeyi kral Artakserkses’e meydan okumak için topladığı ve büyük çoğunluğu Hellen paralı askerlerinden oluşan muazzam ordunun Anadolu’dan Mezopotamya içlerine uzanan destansı yürüyüşününün ve bu başarısız sefer sonunda başıboş kalan Hellenlerin kendi başlarına Babil yakınlarındaki Kunaksa’dan yüzlerce kilometre uzaklıktaki yurtlarına dönüşünün çileli hikâyesidir.

okumak için tıklayınız

Figaro ‘nun Düğünü, “devlette yüceltilmesi gereken her şeyi ayaklar altına alıyor”

Figaro ‘nun Düğünü Ortamın tek renkli kişisi Marie-Antoinette değildi. O zaman özellikle saray çevresi çok renkli insanlarla doluydu. Bu renkli insanlardan biri de ünlü yazar Beaumarchais ‘ydi (1732-1799). Asıl adı Pierre Augustin-Caron olan Beaumarchais bir saatçinin oğluydu. Caron tüm renkli insanlar gibi biraz garip bir kişiydi, kendisinden beklenilenleri değil beklenilmeyenleri yapardı. ı753 ‘de yeni bir saat maşası icat edip saat­çilikte

okumak için tıklayınız

Basın Özgürlüğü Üzerine – Karl Marx “Çiçekler bataklıklarda da büyürler”

“Ren adaleti tıpkı Türkiye’deki gibi kusurludur!” K. Marx Marx’tan, ülkemizde de yakıcılığı gün geçtikçe artan basın özgürlüğü konusunda, her zamanki gibi lafını esirgemeden kaleme aldığı polemikçi bir eser. Muhataplarına aman vermeyen diliyle ve sahte polemiklerdeki gibi retorikte kalmayan, gerçek polemiğin olmazsa olmazı diyalektik bir akıl yürütmeyi yazdığı satırlara sindiren Marx, Türkiyeli okura hiç de yabancı

okumak için tıklayınız

1871 Paris Komünü Tarihi – Prosper Olivier Lissagaray

Paris Komünü üzerinden yola çıkan değerlendirmelere çokça rastlanır. Özellikle dünyada ve Türkiye’de son yıllarda başlayan, arkasının kesilmeyeceği de anlaşılan isyan dalgasıyla beraber bu tür değerlendirmeleri daha çok duyacağımız da kesin. Ancak bu denli yoğun atıf yapılan Komün’de tarihsel olarak neler yaşandığı ülkemizde çok az bilinir.

okumak için tıklayınız

Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur? – E.A. Rauter

“Bir zenginin aptal çocuğunun profesör (pekâlâ yapılabilir) ve bir işçinin akıllı çocuğunun bant kölesi (olağan durum) “yapılabildiği” ne kadar gerçekse, yıllar boyu belirli makinelerde aptalca hareketler yapmaktan başka işe yaramayan bir insan ordusunun yapılabileceği de o kadar gerçektir.” E. A. Rauter’in 70’li yıllarda yazdığı kitap, burjuva eğitim sistemine getirdiği eleştirilerle her zaman güncelliğini koruyor.

okumak için tıklayınız

Kutsal Değil, Onurludur Bizim Öğretmenlerimiz – Zafer Köse

Her 24 Kasım’da “öğretmenlik” ve “kutsallık” lafları dolaşır ortalıkta. Öğretmenler günü ilk kez 24 Kasım 1981’de kutlandı. Bunu başlatanlar 12 Eylül darbecileriydi. Seçtikleri gün olan 24 Kasım ise, 1928’de Mustafa Kemal’e “Başöğretmen” unvanı verilişinin yıldönümüydü. Darbecilerin ikiyüzlülüğü ve utanmazlığı bu uygulamayla bir kez daha tarihe geçiyordu. Atatürkçülük adına onlarca öğretmen katledilmiş, hapsedilmiş, görevden atılmıştı. Öğretmenler

okumak için tıklayınız