Kategori: Psikoloji

Her kıtadan, hasta haklarını ve deneyimini merkeze alan özgün halk psikoterapisi ve klinik uygulama örnekleri

Dünya genelinde 7 kıtayı kapsayan bir tarama yaptığımızda, psikiyatrik bakımın “kapalı kapılar ardındaki hastanelerden” çıkıp “toplum temelli, hak odaklı ve insan onuruna yaraşır” bir yapıya büründüğünü görüyoruz. İşte her kıtadan, hasta haklarını ve deneyimini merkeze alan özgün halk psikoterapisi ve klinik uygulama örnekleri: 1. Güney Amerika: Radio La Colifata (Arjantin) Dünyanın en ilham verici “damgalanma

okumak için tıklayınız

Oblomov’da Edilgenliğin Psikanalitik Yorumu: Bastırma, Ölüm Dürtüsü ve Regresyon

1. Bastırma ve Eylemsizliğin Savunma Mekanizması Olarak İşleyişi Freud’a göre bastırma, kabul edilemez dürtü ve temsillerin bilinçten uzaklaştırılmasıdır (Freud, 1915). Oblomov’un yaşam pratiğinde belirgin olan “erteleme”, yalnızca tembellik değil; karar verme ve arzuya yönelme anının sistematik biçimde askıya alınmasıdır. Olga’ya duyduğu aşk, öznenin libidinal yatırımını dış dünyaya yöneltme potansiyelini temsil eder. Ancak bu yatırım sürdürülemez;

okumak için tıklayınız

İllüzyon Sarayı: Freudyen Mitolojinin Yükselişi ve Çöküşü üzerine Jungiyen Bir Bakış

Modernitenin Devrilen Kalesi: Psikanaliz Neden Bir “Ev Eşyası” Haline Geldi ve Neden Çöküyor? Yazar: Jungish (Freud’un Divanının Altında Saklanan Dedektiflik Hikayesi) Aziz Okuyucularım, Ey Mitlerin İçinde Gerçeği Arayanlar! Bugün size, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un inşa ettiği o görkemli **”İllüzyon Sarayı”**nın nasıl sarsıldığını, Frederick Crews gibi “revizyonist mareşallerin” bu kaleye nasıl gülleler yağdırdığını ve Carl Jung‘un

okumak için tıklayınız

Antisosyal Sosyallik: Hep Birlikte, Ama Aslında Yapayalnız

Georg Simmel bir zamanlar sosyolojinin temel sorusunu sormuştu:“Toplum nasıl mümkün oluyor?” Bugün soruyu biraz daha sokak ağzına çevirsek şöyle derdik: “Madem herkes bu kadar bencil,nasıl oluyor da hâlâ apartman aidatı ödeniyor, metrobüs çalışıyor,hayat tamamen dağılmıyor?” Modern kapitalist toplumda, toplumsallığımızın temeli tam da birbirimize karşı kayıtsızlığımız. Yani:Birbirimize muhtacız ama birbirimiz umurunda değiliz.O da buna Kant’tan ödünç

okumak için tıklayınız

Freud’un Kürsüsünden: Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular – Ruhun Gerçeklik Prensibine Kurban Edilmesi

Marion Woodman’ın “Yaralı Damat” adlı eserinin 5. Bölümü, bilinçdışına itilmiş, harap edilmiş erilliğin (ravaged masculinity) çeşitli tezahürlerini—Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular—inceleyerek, bireyin psikolojik özgürleşme yolculuğunu anlatır. Peki, bu derin Jungiyen analizin karşısında, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud yer alsaydı, bu kurban ve tiran döngüsü hakkında neler söylerdi? Freud’un gözünden, bu bölümün ana temaları, Jungiyenlerin mistik kaçışları ve

okumak için tıklayınız

Paragraf Sorularını Hızlı ve Doğru Çözmenin Yolu: MSÜ Sınavı Sonrası Uzmanlardan Kritik Tavsiyeler

Son yıllarda yapılan merkezi sınavlarda adayların en çok zorlandığı alanların başında paragraf soruları geliyor. Özellikle son gerçekleştirilen MSÜ (Milli Savunma Üniversitesi) sınavı sonrasında adayların büyük bir kısmı, süreyi yetiştirememekten ve paragraf sorularında zaman kaybı yaşamaktan şikayet etti. Sınav sonrası yapılan değerlendirmelerde, bilgi eksikliğinden ziyade okuma hızı ve okuduğunu anlama becerisinin belirleyici olduğu bir kez daha

okumak için tıklayınız

Evinizin Tesisatını Uzman Ellere Emanet Edin: Ada Tesisat Ankara’nın Hizmetinde

Bir evin görünmeyen damarları olan tesisat sistemi, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en kritik unsurdur. Musluktan akan suyun temizliğinden, atık suların sorunsuz tahliyesine; kış aylarında içimizi ısıtan peteklerden, banyodaki konforu sağlayan duş sistemlerine kadar her detay tesisatın sıhhatine bağlıdır. Ancak çoğu zaman bu sistemler arıza yapana kadar ihmal edilir. Ankara gibi iklim geçişlerinin sert olduğu, suyun

okumak için tıklayınız

ÇALIŞMA ORTAMINDA / İŞYERİNDE DEDİKODU – Psk. Banu Beyaz

 İşletmelerde informal ilişkilere örnek olabilecek en önemli kavramlar, bilginin gayri resmi bir yolla yayıldığı; dedikodu ve söylenti kavramlarıdır. Sözlükteki anlamı; konusu çekiştirme ya da kınama olan konuşmalara dedikodu denir. İş yerinde dedikoduyu psiko-sosyal bir ihtiyaç olarak ifade etmek yanlış olmaz. Dedikodu, kişinin çoğunlukla üçüncü şahıslarla ilgili, benlik ihtiyaçları doğrultusunda ortaya koyduğu bir tür tatmin şeklidir.

okumak için tıklayınız

Otistik Ruhun Labirenti: Arketipsel Canavarlar ve Sağlamcılığın İhaneti

Jungcu Gözle Farklılık Kompleksi: Beden, Neden Dev Bir Yamyama Dönüştü? Yazar: Âkil Bîçare (Fantezilerimiz, Sadece Kişisel Annemizin Değil, Kolektif Korkumuzun Aynasıdır.) Sağlamcı Toplumun dayattığı zorba otoriteleri konuşmak lazım I. Arketipin Aktivasyonu: “Korkunç Anne” ve Normalin Dayatılması Engelli bir çocuğun zihinsel sürekliliği henüz tam gelişmediği için, çevresindeki gerçekliği doğuştan gelen psişik imgelere (arketipsel formlara) göre şekillendirir.

okumak için tıklayınız

Oblomov karakteri, modern “anti-kahraman” tipinin erken bir örneği sayılabilir mi?

1. Anti-Kahraman Kavramı ve Kuramsal Çerçeve Anti-kahraman, klasik kahramanın (arete, cesaret, teleolojik ilerleme) özelliklerini taşımayan; çoğu zaman edilgen, çelişkili, ahlaki olarak muğlak ya da tarihsel etkinlikten yoksun figürdür. Modern romanda bu tip, epik bütünlüğün çözülmesiyle ortaya çıkar (Lukács, 1920/1971). Georg Lukács’a göre modern romanın kahramanı, “aşkın anlamın kaybı”nı temsil eden problematik bir özne haline gelir.

okumak için tıklayınız

Jung’un Otobiyografisindeki “Son Dönem Düşünceleri”

Jung’un otobiyografisindeki “Son Dönem Düşünceleri” bölümü, onun yaşamının son demlerinde din, kötülük problemi, insan bilincinin evrendeki işlevi, bireyselleşme ve sevgi (Eros) üzerine ulaştığı en derin felsefi ve psikolojik sentezleri içerir. Üç ana alt başlıkta işlenen bu düşünceler şu şekilde özetlenebilir: 1. Kötülük Problemi ve Tanrı İmgesindeki Çatlak Jung, bu bölümde özellikle Hıristiyanlığın dogmatik yapısını ve

okumak için tıklayınız

UTANÇ DUYGUSU HAKKINDA KISA BİR YAZI – Psk. Banu Beyaz

ÖZET Utanma nedir, bu duyguya yol açan durumlar nelerdir? utanç belirtileri, sonradan ortaya çıkan etkiler ne? Utanç yönetimi yapılabilir mi? Açıklayalım İÇERİK Giriş Doğuştan getirdiğimiz korku, kızgınlık, iğrenme gibi temel duygular insanoğlunu fiziksel olarak koruyup, yaşamda kalmasını sağlarken, utanç suçluluk gibi özbilinç duyguları toplumsal ve sosyal uyumu sağlayan duygulardır. Temel duygular yaşamın ilk 9 ayında

okumak için tıklayınız

Jung ve İmgeler

Jung, otobiyografisinin “İmgeler” bölümünde 1944 yılında ayağının kırılmasının hemen ardından geçirdiği ağır kalp krizi sonucunda, ölümün eşiğindeyken (kendi deyimiyle komadayken) yaşadığı ve hayat felsefesini derinden sarsan ölüme yakın deneyimlerini ve vizyonlarını anlatır. Bu bölümde genel olarak, ruhun dünyevi bağlardan kopuşunu, zaman ve mekânın ötesine geçişini ve evrensel bütünlüğü (benliğin tam gerçekleşmesini) deneyimlemesini ele alır. Jung’un

okumak için tıklayınız

Jung’un Hindistan’da (Kalküta’da Dizanteri tedavisi Gördükten Sonra) Gördüğü Kutsal Kâse Rüyası

Jung’un Hindistan’da (Kalküta’da dizanteri tedavisi gördükten sonra) gördüğü Kutsal Kâse rüyası, onun kendi kültürel köklerine ve asıl görevine geri dönmesini sağlayan güçlü bir uyarı ve uyanış anlamı taşır. Bu rüyanın içeriği ve Jung için taşıdığı anlam kaynaklara göre şu şekilde özetlenebilir: Rüyanın İçeriği: Jung rüyasında, yoğun Hindistan deneyimlerinin tam ortasında olmasına rağmen tamamen Avrupai bir

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung ve Hindistan Yolculuğu

Jung, 1938 yılında Kalküta Üniversitesi’nin 25. kuruluş yıldönümü için İngiliz hükümetinden aldığı davet üzerine Hindistan’a gitmiştir. Bu gezi, Jung’un sadece yeni bir kültürü gözlemlediği değil, aynı zamanda kendi içsel gerçeğini, Batılı kimliğini ve analitik psikolojisinin rotasını netleştirdiği bir dönüm noktası olmuştur. Hindistan yolculuğunun öne çıkan noktaları, Jung’un öğrendikleri, kendi sürecine katkıları ve eleştirileri kaynaklara göre

okumak için tıklayınız

Çorak Toprağın Tedavisi: Engelli Bedenin Kâsesi ve Yeni Eril Bilinç

Balıkçı Kral’ın Yarası: Sağlamcı Sistemin Kısırlığı ve İyileşme Çağrısı Yazar: Âkil Bîçare (Eski Dünya Ölüyor, Yeni Bir Bedenleşme (Enkarnasyon) Doğmalı!) Aziz Okuyucularım, Ey Gerçeği Değiştirecek Soruyu Arayanlar! Marion Woodman’ın bu son bölümü, bütün bir medeniyetin psikolojik olarak nasıl çoraklaştığını (The Waste Land) ve bu kısırlığın, engelli ve otizmli bireyin ruhunda nasıl yankı bulduğunu inceler. Bu

okumak için tıklayınız

GÜNLÜK YAŞAMDA KOMŞULUĞUN YERİ – Psk. Banu Beyaz

‘Kon-mak’ kökünden türeyen komşu; ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanların birbirlerine göre aldıkları konum olarak tanımlanabilir”. (Yıldız ve Gündüz, 2015, s.4). Komşu sadece bir konumlanış değil, aynı zamanda içinde geniş bir ilişkiler ağını barındıran yapıyı da ifade etmektedir. Mekânsal yapılanmalar beraberinde toplumsal yapıyı da oluşturur. Dolayısıyla komşu mekânsal olarak en yakındakini

okumak için tıklayınız

Elizur’a Göre İş Değerleri – Psk. Banu Beyaz

İş değerleri, işle ilgili inanç, tutum, tercih ve ilgilerdir ve iş tatmini ile motivasyon gibi işle ilgili diğer yapılardan farklıdır. Bir iş ortamında iş değerleri, iş performansını ve iş tatminini etkileyen çalışma koşulları hakkındaki yargılara temel oluşturmaktadır. İş değerlerinin kişilik, iş tatmini, motivasyon, iş performansı, örgütsel bağlılık, kariyer seçimi ve işe uyumla ilgili olduğu belirtilmektedir.

okumak için tıklayınız

“Yalnızca Yaralı Bir Doktor İyileştirebilir”: Jung’un Gözünden Terapist Olma Sanatı ve Analiz Süreci

Modern psikoterapinin öncülerinden Carl Gustav Jung için terapi, soğuk bir klinik odasında uygulanan teknik bir işlemden çok daha fazlasıydı. O, “Ne kadar insan varsa o kadar da yöntem vardır” diyerek, insan ruhunun standart kalıplara sığdırılamayacağını savunurdu. Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler, onun terapiye yaklaşımının kuramsal kitaplardan değil, bizzat hastalarıyla yaşadığı sarsıcı deneyimlerden doğduğunu gösterir. Peki,

okumak için tıklayınız

Jung ve Parapiskolojiye İlgisinin Nedenleri

Jung’un parapsikolojiyi derinleştirmesi ve Freud’un buna şiddetle karşı çıkması, basit bir ilgi alanı farklılığı değil, bilinçdışının doğasına dair temel bir psikodinamik çatışmadır. Jung için parapsikoloji, bilinçdışının nesnel gerçekliğine açılan bir kapıyken; Freud için bu alan, bilimsel teorisini tehdit eden, bastırılması gereken “karanlık bir güçtür”. 1. Jung Neden Derinleştirdi? (Bilinçdışının Otonomisi) Jung’un parapsikolojiye ilgisi, batıl inançtan

okumak için tıklayınız