Kategori: Psikoloji

Divandan Laboratuvara: Freud’un Tahtı Neden Devrildi? (mi ? )

Bir zamanlar “bilinçaltının kâşifi” olarak yere göğe sığdırılamayan, her entelektüel tartışmanın başköşesinde oturan Sigmund Freud, bugün neden popüler kültürde sadece “puro içen ve her şeyi cinselliğe bağlayan yaşlı adam” karikatürüne dönüştü? Freud’un fikirlerinin düşüşü bir gecede olmadı; bu, üç koldan gelen bir kuşatmanın sonucuydu. 1. İlaç Devrimi ve Biyolojik Psikiyatri (1950 – 1980) Freud’un altın

okumak için tıklayınız

Jung’un Amerika gözlemleri günümüz toplumları için ne ifade ediyor?

Jung’un Amerika üzerine yaptığı gözlemler, modern toplumların karşı karşıya olduğu teknolojik, materyalist ve aşırı dışa dönük yaşam krizini anlamamız için çarpıcı uyarılar barındırır. Amerika’nın kurduğu devasa sistemler ve makineler üzerinden yaptığı bu analizler, günümüzün hız ve tüketim odaklı kültürlerinin ruhsal haritasını çıkarır. Tek Tipleşme ve “Yaşam Standardı” Yanılgısı Jung, Amerika’nın tekdüzelik, hız ve tamamen dışsal

okumak için tıklayınız

Karanlık Sırların Aynası: Dr. Jung ile “Fanus” Üzerine Kurgusal Bir Röportaj!

Bugün kurgusal bir zaman makinesine biniyor ve dünyaca ünlü yazar Morris West’in o sarsıcı Fanus romanının sayfaları arasına, 1913 yılının sisli Zürih’ine dalıyoruz! Bir yanda ensest, cinayet ve karanlık fantezilerle dolu bir geçmişi olan, soylu ve güzel hasta Magda Kardoss von Gamsfeld; diğer yanda ise kendi zihninin dehlizlerinde kaybolmaktan ölesiye korkan, psikanalizin dev ismi Dr.

okumak için tıklayınız

Jung’a göre bir insanın kendi “yaşam felsefesini” kurması neden bu kadar kritiktir?

C.G. Jung’a göre modern insanın kendi yaşam felsefesini (veya dünya görüşünü) inşa etmesi, her şeyden önce kitle psikolojisi içinde yok olmamak ve nevrozların kurbanı olmamak için hayati bir zorunluluktur. Ortaçağ’da insanların bilinçdışı, kilisenin ve mutlak inançların içinde güvenle barınırken, günümüzde bu koruyucu yapılar çökmüş ve içimizdeki devasa ruhsal enerji açığa çıkmıştır. Jung, bu boşlukta bireyin

okumak için tıklayınız

Analitik psikoloji bir din değilse nasıl bir yaşam felsefesi sunar?

C.G. Jung, analitik psikolojinin kulağa bir din gibi gelse de aslında bir din olmadığını kesin bir dille belirtir. Kendisinin bir misyonu veya mesajı olan dini bir lider değil, yalnızca anlamaya çalışan bir filozof, yani eski anlamıyla bir “bilgelik aşığı” olduğunu ifade eder. Analitik psikoloji, modern insana dogmatik bir inanç sistemi yerine, bireysel deneyime ve cesarete

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’a Göre “iki milyon yaşındaki insan” Ne Demektir ?

Carl Gustav Jung’un “iki milyon yaşındaki insan” veya “Yüce İhtiyar” (Great Old Man) olarak adlandırdığı kavram, kolektif bilinçdışının ve insanlığın var olduğu günden bu yana beynimizde biriktirdiği kadim bilgeliğin ve içgüdüsel uyum sistemlerinin kişileştirilmiş halidir. Jung’a göre, modern insanın yaşadığı nevrozların, korkuların ve hayatındaki yön kaybının temelinde, bu iki milyon yıllık geçmişle ve içgüdülerle olan

okumak için tıklayınız

Morris West’in Fanus Adlı Romanı ve Jungiyen Psikoloji

Morris West’in Fanus adlı romanında, psikanalist Carl Gustav Jung ile kurgusal bir karakter olan Magda Kardoss von Gamsfeld arasında geçen terapi seansları, insan ruhunun karanlık yönlerine, psikoterapinin sınırlarına ve insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmesinin zorluklarına dair çarpıcı dersler barındırır. Bu konuşmaların analizi üzerinden çıkarılabilecek temel öğretiler şunlardır: 1. Bilinçdışının Kaçınılmaz Gerçekliği ve “Fanus” Metaforu Magda; ensest,

okumak için tıklayınız

Sadece Cinsellik mi, Yoksa Yaşam Enerjisi mi? C.G. Jung’un Gözünden “Libido”

Günlük hayatta “libido” kelimesini duyduğumuzda aklımıza ilk olarak cinsellik gelir. Ancak psikanalizin dev isimlerinden Carl Gustav Jung için bu kavram çok daha derin, kapsayıcı ve hayatın her alanına dokunan bir gücü ifade eder. Freud’a Karşı Jung: Libidonun Gerçek Anlamı Sigmund Freud, libidoyu cinsel enerji anlamında kullanmış ve bu kavramı teorisinin merkezine oturtmuştu. Ancak Jung, hocasıyla

okumak için tıklayınız

Jung’a göre modern insanın yaşadığı temel psikolojik sorun

Jung’a göre modern insanın yaşadığı temel psikolojik sorun aslında tamamen tinsel (ruhsal) ve dini bir sorundur. Bu krizin merkezinde, modern dünyanın kutsallıktan arındırılmış olması ve insanın kendi içindeki psişik güçlerle güvenli bir ilişki kuramaması, bu nedenle de derin bir anlam arayışı ve açlığı çekmesi yatar. Jung bu durumu Ortaçağ insanının yaşantısıyla karşılaştırarak açıklar. Ortaçağ’da insan,

okumak için tıklayınız

Analitik Psikoloji Bir Din mi? C.G. Jung’un Olaylı Veda Yemeğinden Sızan Çarpıcı Gerçekler!

1936 yılının sonbaharı… Psikanalizin dahi ve tartışmalı ismi Carl Gustav Jung, Harvard’daki konferanslarının ardından New York’a gelmiştir. Plaza Oteli’nin balo salonunda “Kolektif Bilinçdışı” üzerine vereceği büyük konferans, slayt makinesini kullanan asistanın beceriksizliği yüzünden tam bir kaosa dönüşür. Slaytlar ters döner, yere düşer; Jung kocaman kalabalığın önünde elinde işaret çubuğuyla çaresizce doğru resmi bekler. Ancak bu

okumak için tıklayınız

Sabır Nedir? Türleri Nedir? İlgili Kavramlar Nelerdir? – Psk. Banu Beyaz

Sabır, psikolojide yeni bir kavram olduğu için sabrın kavramsallaştırılması ve tanımlanması oldukça zordur. Bilinen en temel anlamı hayal kırıklığı, sıkıntı ve acı karşısında bireyin sakince bekleme eğilimidir. Blount & Janicik’e göre sabır, gecikmeye verilen bir tepkidir; sakinlik, sempati ve empati gibi duyguları yansıtır. Sabrın duyuşsal ve davranışsal özelliği olduğunu ifade eder. Sabır davranışsal olarak beklemeyi,

okumak için tıklayınız

Kabile Reisleri ve Büyücüler: C.G. Jung’un Gözünden Diktatörlüğün Psikolojisi!

Sene 1936… Avrupa’nın üzerinde kara bulutların toplandığı, koca koca ulusların tek bir adamın ağzından çıkacak söze bakarak hipnotize olduğu o tekinsiz günler. Zürihli zihin hafiyesi Doktor Carl Gustav Jung, Amerika seyahatinden yeni dönmüş ve Ekim ayında Londra’daki The Observer gazetesinin muhabirine o sarsıcı röportajını vermiştir. Konu, dünyayı kasıp kavuran diktatörler ve kitlelerin bu adamların peşinden

okumak için tıklayınız

İçinizde Uyuyan İki Milyon Yaşındaki Bilge: İlerleme Masalı ve Rüyaların Sırrı!

Modern dünyanın o sağır edici gürültüsü içinde, gökdelenlere, uçaklara ve o çok övündüğümüz teknolojik “ilerlemelere” bakıp da kendimizi ne kadar zeki, ne kadar gelişmiş sanıyoruz değil mi? Peki ya size, Zürihli meşhur ruh hafiyesi Doktor Carl Gustav Jung’un bu yaldızlı “ilerleme” masalına hiç de kanmadığını, hatta bizim şu yeryüzündeki serüvenimizi bambaşka bir gözle okuduğunu söylesem?

okumak için tıklayınız

Cinsellik Masalı ve İnsanın Ölümsüz Zihni!

Bugün yine o sisli Londra sokaklarına, 1935 senesinin o serin güz günlerine uzanıyoruz. Bizim Zürihli meşhur zihin hafiyesi Doktor Carl Gustav Jung, Londra’daki Tavistock Kliniği’nde (Tıbbi Psikoloji Enstitüsü) peş peşe konferanslar veriyor, koca koca Frenk hekimlerine insan ruhunun gizemli dehlizlerini anlatıyor. Konferans bitiminde Observer gazetesinin muhabiri yanına yaklaşıyor ve bizim doktor, o alıştığımız koca pehlivan

okumak için tıklayınız

Arjantinli Matmazel Ocampo Zürih’te Neler Gördü?

Bugün yine o dumanlı, o yağmurlu İsviçre dağlarına uzanıyoruz. Lakin bu defa rehberimiz ne bir profesör, ne de bir hafiye; ta Arjantinlerden, Buenos Aires’in o şaşaalı salonlarından kopup gelmiş, gayet kibar, namlı bir muharrir ve mütercim hanımefendi: Victoria Ocampo! Sene 1934’ün o serin Ekim ayı… Hanımefendi Roma’dan Paris’e geçerken, rotasından saparak “Dur şu Psikolojide Tipler

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga Zihin Doktorlarının Gizli Defterleri: Cenevreli Baudouin’in Gözünden “Et ve Kemik” Bir Jung Portresi!

Bugün yine o dumanlı İsviçre dağlarına, psikanalizin o gizemli ve efsunlu dünyasına doğru yelken açıyoruz. Fakat bu sefer elimizde koca bir profesörün, Cenevre Üniversitesi’nden Charles Baudouin’in tam yirmi dört yıla yayılan o mahrem günlükleri var! İnsan sanıyor ki bu ilim irfan sahibi adamlar hep o soğuk, o aşılmaz ciddiyetleriyle yaşarlar. Aman efendim, Baudouin’in notlarını okuyunca

okumak için tıklayınız

İş Gereksinimleri – Psk. Banu Beyaz

Gereksinim Kavramı :Gereksinim psikolojide; insanın bireysel gelişimi ve çevresiyle iletişim kurabilmesi için gerekli olan koşulların yokluğu olarak tanımlanmaktadır .(Arslan, 2019). Tüm davranışların bir sorunu, eksikliği gidermek için belirli bir hedefe yöneltilmesi sonrası, bireyin eksiklikle birlikte oluşan gerginlik hali sorunun çözülmesi, gereksinimin karşılanması ile birlikte ortadan kalkar. (Ardıç ve Düzdar, 2021). Bir canlı; eksikliğini hissettiği bir

okumak için tıklayınız

Dünya Ruhsal Bir Yeniden Doğuşun Eşiğinde mi? Modern İnsanın Kayıp Anlam Arayışı

Etrafımızdaki dünyaya şöyle bir bakın; radyolar, televizyonlar, gökdelenler, otomobiller ve her gün bir yenisi çıkan teknolojik aletlerle dolu, karmaşık ve baş döndürücü bir hayat yaşıyoruz. Peki ama neden bu kadar “nevrotik”, bu kadar endişeli ve huzursuzuz? Neden her şeye sahip olduğumuz halde içimizde devasa bir boşluk hissediyoruz? Psikanalizin dev ismi Carl Gustav Jung, 1934 yılında

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga Dünyanın İpsiz Sapsız İşleri: Jung Efendi Berlin Radyosu’nda!

Yıl 1933… Avrupa’nın göbeğinde suların kaynadığı, koca koca kalabalıkların sokaklara döküldüğü ve dünyanın çivisinin çıkmaya başladığı o tuhaf günler. Zürihli meşhur Doktorumuz Carl Gustav Jung, eski talebesi olan Alman nörolog ve psikiyatrist Doktor Adolf Weizsäcker ile Berlin Radyosu’nun mikrofonları karşısına geçmiş. Söyleşinin konusu mu? Elbette şu çıldırmış kitlelerin ve Avrupa’nın ruh hali! Spiker efendi söze

okumak için tıklayınız

İçimizde Yaşayan O Yabancı: İnsanın İki Ruhu ve Jung Efendi’nin Çarpıcı Keşfi!

Şu ölümlü dünyada “Ben kimim?” diye kendi kendinize sorup da işin içinden çıkamadığınız demler muhakkak olmuştur. Hani bazen içimizden hiç tanımadığımız, bambaşka biri konuşur, bizi hayretlere düşürür ya… İşte bugün, Viyana’nın o meşhur gazete sayfalarından, 1932 yılının Kasım ayından fırlayıp gelmiş bir sırdan, Zürihli Doktor Carl Gustav Jung’un “Herkesin İki Ruhu Vardır” başlıklı o tuhaf

okumak için tıklayınız