Kategori: Psikoloji

Aile Aidiyeti – Psk. Banu Beyaz

ÖZET Bu yazıda aidiyet, aile aidiyeti, ailenin işlevleri, aile aidiyetini destekleyen unsurlar üzerinde durulmuştur. İÇERİK TDK (2019) ‘da ‘ilişkinlik’, ‘ilgi’ olarak tanımlanan aidiyet kavramı, Maslow’a (1987) göre “kişinin cevresi tarafından kabul edilme, etrafındakiler tarafından biliniyor olma, önemli olma ve değer taşıma ihtiyacıdır. (Avşar;2019) Bir yere ait olma, “aidiyet” duygusu, bireyin insanlığını sürdürmek için içinde bulunduğu doğa ve toplumla sürdürdüğü çabadan kaynaklanmaktadır.

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un 75. Yaş Günü Anısına Yonttuğu Taşın Gizemi

C.G. Jung’un 75. yaş günü anısına yonttuğu bu taş, ortasında küçük bir figür bulunan bir mandala taşıdır ve üzerindeki semboller ile yazıtlar “bireyleşme (individuation) sürecinin” özünü bütünüyle temsil etmektedir. Taşın üzerindeki sembollerin ve metinlerin detaylı anlamları şunlardır: Taşın Kendisini Kişileştirmesi (Gizemli Metin): Taşın üzerindeki oldukça şifreli bir metin, taşı şu sözlerle konuşturur: “Ben bir yetimim,

okumak için tıklayınız

Dijital İstifçilik – Psk. Banu Beyaz

Dijital istifçilik, teknolojik dönüşümle birlikte ortaya çıkan yeni bir psikososyal sorun alanı olarak Türkiye’de de akademik ilgiyi çekmeye başlamıştır. DSM 5’te (APA,2013) biriktiricilik bozukluğu, değerine bakılmaksızın sahip olduğu eşyaları atmakta ya da bu eşyalarla olan ilişkisini koparmakta sıkıntı çekmek olarak tanımlanmıştır. Bu sıkıntı, sahip olunan bu eşyaların saklanması gerektiği inancından ya da atarken yaşanacak olan

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Saatli Bomba ve Yüzümüzdeki Maskeler: C.G. Jung’un Tarihi Belgeselinden Çarpıcı İnciler!

Jung On Film 1957 yılındaki röportaja dair Dr. Carl Gustav Jung’un o meşhur belgesel röportajında Jung, kelimelerin izini sürerek başladığı bu uzun soluklu sohbetinde, ruhumuzun en karanlık dehlizlerinden insanlığın en büyük tehlikesine kadar muazzam bir ufuk turu atıyor. Gelin, Jung’un o sakin ama sarsıcı ses tonuyla anlattığı, “içimizdeki o yabancı”ya dair büyüleyici sırları birlikte keşfedelim!

okumak için tıklayınız

Psikoloji Tarihinin En Karanlık Aşk Üçgeni: ‘Biri Temelim, Diğeri Kokum!

C.G. Jung’un eşi Emma Jung ile eski hastası ve asistanı Toni Wolff arasındaki ilişki, psikoloji tarihinin en karmaşık, zorlu ve acı verici aşk üçgenlerinden birini oluşturur. Hem tarihsel kayıtlara hem de Morris West’in kaynaklarda yer alan Fanus adlı romanındaki yansımalarına göre, bu ilişki keskin bir rekabet, büyük fedakârlıklar ve mecburi bir kabulleniş üzerine kuruluydu. Tarihsel

okumak için tıklayınız

Bir Dehanın İnsani Yüzü: C.G. Jung ile Dört Eşsiz Temas!

C.G. Jung’un sadece kitaplarındaki teorileriyle değil, bizzat karşısındaki insana dokunuşuyla da nasıl dönüştürücü bir etkiye sahip olduğunu hiç merak ettiniz mi? Michael Fordham tarafından derlenen “Contact with Jung” (Jung ile Temas) adlı kitaptan alınan dört farklı anı, bu büyük bilgenin şaşırtıcı, iyileştirici ve zaman zaman “telepatik” yönlerini gözler önüne seriyor. Gelin, zaman makinesine binip Jung’un

okumak için tıklayınız

“Şeytanlar Yeni Kurbanını Arıyor”: C.G. Jung’un Gözünden Almanya’nın Savaş Sonrası Ruhsal Çöküşü!

Avrupa harabeye dönmüş, İkinci Dünya Savaşı henüz sona ermişken, sapanlar susmuş ama zihinlerdeki enkaz tüm dehşetiyle ortalığa saçılmıştı. Tam bu tarihi kırılma anında, Mayıs 1945’te, C.G. Jung Die Weltwoche gazetesi için Peter Schmid’e “Almanların Savaş Sonrası Ruhsal Problemleri” üzerine sarsıcı bir röportaj verir. Koca profesör, bir ulusun cinnetini askeri ya da politik bir dille değil,

okumak için tıklayınız

Zürih’in Karlı Sokaklarında: Charles Baudouin’in Gözünden 1945 Kışı

Tarihler 10 Ocak 1945 Çarşamba gününü, yani İkinci Dünya Savaşı’nın o dondurucu ve zorlu son kışını gösterirken, psikanalist ve yazar Charles Baudouin Zürih’teydi. C.G. Jung ile olan temaslarından da tanıdığımız bu Cenevre Üniversitesi profesörü, günlüğünün 1945 yılına ait bölümüne şehri yavaş yavaş tanımaya başladığını belirterek; adeta bir ressamın fırçasından çıkmışçasına şu soğuk ama canlı Zürih

okumak için tıklayınız

Savaşın Karanlığında Parlayan Umut: C.G. Jung’un Gözünden İnsan Ruhunun Bilinmeyen Köşeleri!

1942 yılının o karanlık yaz ayları… Avrupa İkinci Dünya Savaşı’nın kanlı pençesinde kıvranırken, Mihver devletleri tarafından dört bir yanı kuşatılmış İsviçre’de hayat diken üstünde devam etmektedir. Müttefikler için savaşın en umutsuz ve en karanlık günlerinin yaşandığı bu dönemde, Fransız-İsviçreli sanat tarihçisi Pierre Courthion, Zürih’in Seestrasse 228 numaradaki o meşhur inziva köşesinde, C.G. Jung ile tarihi

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Canavarı Susturmak: Jung’un Diktatörler Analizinden Hayati Dersler!

Dr. Carl Gustav Jung’un 1938 ve 1939 yıllarında gazeteci H.R. Knickerbocker ve Howard L. Philp ile yaptığı o meşhur söyleşilere değinmiş, dünyayı ateşe atan diktatörlerin psikolojik röntgenini çekmiştik. Hatırlarsanız o konuşmamızda Jung’un çarpıcı tespitlerini masaya yatırmıştık: Stalin’in kurnaz bir “Sibirya kaplanı”, Mussolini’nin güce tapan bir “Şef”, Hitler’in ise Alman halkının bilinçdışındaki aşağılık kompleksine megafon olan

okumak için tıklayınız

Canavara Dönüşen Uluslar ve Diktatörlere Tanı Koymak!

1938 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın o kanlı cehenneminin hemen öncesinde karşımızda ünlü Amerikalı gazeteci H.R. Knickerbocker ve onun çapraz sorguya aldığı, Zürihli Dr. Carl Gustav Jung var. Gazeteci soruyor, koca profesör dünyayı kasıp kavuran o üç büyük diktatörü (Hitler, Mussolini ve Stalin) siyasetin değil, psikanalizin o keskin neşteriyle ameliyat masasına yatırıyor. Ortaya çıkan tablo mu?

okumak için tıklayınız

1938 Oxford Kongresinde İrade, Gençlik ve Ölüm!

Ey fani ! Bugün zaman makinemizi 1938 yılının yaz aylarına, İngiltere’nin o tarihi ve puslu üniversite kenti Oxford’a kuruyoruz. 10. Uluslararası Psikoterapi Kongresi toplanmış ve kürsüde başkan sıfatıyla yine o meşhur Zürihli zihin hafiyesi, Doktor Carl Gustav Jung var. Çeşitli ülkelerden gelen hekimlerin soru yağmuruna tutulan Jung, öyle ilham verici, öyle sarsıcı yanıtlar veriyor ki,

okumak için tıklayınız

Analitik Psikoloji Bir Din mi? C.G. Jung’un Olaylı Veda Yemeğinden Sızan Çarpıcı Gerçekler!

1936 yılının sonbaharı… Carl Gustav Jung, Harvard’daki konferanslarının ardından İngiltere’ye yelken açmadan hemen önce, 2 Ekim akşamı yakın dostlarıyla bir veda yemeğinde buluşur. Ancak bu yemekten önce yaşananlar tam bir trajikomedidir; Jung’un asistanı bir seminerdeki slayt gösterisinde o kadar beceriksizce davranmış, resimleri o kadar birbirine katmıştır ki, Jung bu sinir bozucu olayın ardından “Hayatımda hiç

okumak için tıklayınız

İçimizdeki 2 Milyon Yaşındaki Bilgeye Uyanmak: Jung’un Gözünden “İlerleme” ve Rüyaların Sırrı!

Sürekli hızlanan, teknolojik yeniliklerin başımızı döndürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Her gün yeni bir “ilerleme” haberiyle uyanıyor, akıllı telefonlarımıza, gökdelenlerimize bakarak atalarımızdan ne kadar üstün, ne kadar gelişmiş olduğumuzu düşünerek böbürleniyoruz. Ancak, 1936 yılında Harvard Üniversitesinin 300. yıl kutlamaları için Amerika’ya gelen ünlü psikanalist Carl Gustav Jung, The New York Times’a verdiği o sarsıcı röportajda bu

okumak için tıklayınız

Kabile Reisleri, Büyücüler ve Diktatörlüğün Psikolojisi: C.G. Jung’un Siyasi Analizlerine Eleştirel Bir Bakış

Sevgili okurlar, bugün Carl Gustav Jung’un zihin okuyan dedektifliğinden siyaset bilimi arenasına adım attığı, oldukça kışkırtıcı ve bir o kadar da tartışmalı bir röportajını masaya yatırıyoruz. 1936 yılında, Avrupa’nın üzerinde İkinci Dünya Savaşı’nın kara bulutları toplanırken Jung, The Observer gazetesine “Diktatörlüğün Psikolojisi” başlıklı sarsıcı bir mülakat verir. Gelin önce Jung’un kitleleri peşinden sürükleyen diktatörlerin zihin

okumak için tıklayınız

Olumsuz Dinleme Tutumları ve Etkin Dinleme İpuçları – Psk. Banu Beyaz

Dinleme becerisi, insan yaşamında oldukça önemli bir yere sahiptir. Yazma, okuma ve konuşma gibi temel birtakım becerilerin geliştirilebilmesi için de dinleme becerisinin gelişmiş olması gerekmektedir. Dinleme, bu özelliği itibariyle diğer becerilere de etki eden önemli bir beceri olarak dikkat çekmektedir (Emiroğlu ve Pınar, 2013). Dinleme becerisi gelişmemiş olan kişilerin okuma, yazma ve konuşma etkinliklerinde de

okumak için tıklayınız

TELEYİZYONDAKİ ANA HABER BÜLTENLERİ VE TRAVMA – Psk. Banu Beyaz

Kitle iletişim araçları; dünyada ve Türkiye’de olan olayları, haberleri insanlara duyurması, onları aydınlatması, gerçekleri göstermesi ve toplumu her yönden bilgilendirmesi açısından önemli güce sahip bir araçtır. Ancak, medya kuruluşları bir taraftan halkı her konuda aydınlatırken, diğer taraftan da şiddet gibi olumsuz içerikli mesajları da beraberinde vermekte ve özellikle son yıllarda şiddet içerikli haberlere sıkça yer

okumak için tıklayınız

MÜZİK İLGİSİ,  MÜZİK BEĞENİSİ VE MÜZİKAL İLGİNİN  İŞLEVLERİ – Psk. Banu Beyaz

Müziğin insan yaşamındaki işlevleri, insanın içinde yaşadığı ses çevresinin bir parçasını oluşturan müziksel çevresine yönelmesi, ona duyarlı duruma gelmesi ve açılması, onunla etkileşim içine girmesi, bu yolla çevresindeki öbür öğeler ile iletişim kurması ve etkileşimde bulunması, müzik yoluyla kendine düzenli-dengelisağlıklı-mutlu bir yaşam kurması ve gerçekleştirmesi durumlarında kendini belli  eder. (Uçan, 2005:21) Müzik, insanlar için çok

okumak için tıklayınız

SANAT İLGİSİ – Psk. Banu Beyaz

Sanat ilk çağlardan bu güne bugüne her zaman var olan önemli ve vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Çağımızda sanat hayatı güzelleştiren, kıymetli hale getiren ve teknolojiden bunalan insanın rahatlama alanıdır. İnsan ruhunun gereği haz aldığı, estetik olan her şeyi beğenme çabasıyla etrafında bulunun her şeyi de kendi beğenisiyle düzenlemek ve güzel hale getirmeye çalışmaktadır.“İnsan doğasının en doğal,

okumak için tıklayınız

Psikanalizin “Titanik” Anı: Freud ve Jung’un Amerika Yolculuğu

Tarih 1909… Atlantik Okyanusu’nu aşan bir gemide, psikoloji dünyasının kaderini değiştirecek iki adam yan yana oturuyordu: Sigmund Freud ve halefi olarak gördüğü genç meslektaşı Carl Gustav Jung. Amerika’daki Clark Üniversitesi’nden aldıkları davet, teorilerini dünyaya tanıtmak için altın bir fırsattı. Ancak yedi hafta süren bu yolculuk, bir dostluğun zirvesi değil, devasa bir kopuşun başlangıcı olacaktı. Rüyaların

okumak için tıklayınız