Kategori: Psikoloji

Carl Gustav Jung hastalarından neler öğrenmiştir ?

Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler adlı eserinde hastalarından edindiği deneyimlerin, kitaplardan öğrendiklerinden çok daha değerli olduğunu vurgular. Ona göre, “Hastalarım bana insan yaşamının gerçeklerini öğretti”. Jung’un teorisini şekillendiren, yöntemlerini değiştirmesine neden olan ve onu kişisel olarak etkileyen önemli vakalar ve bunlardan çıkardığı dersler şunlardır: 1. “Ayakkabı Dikme Hareketi Yapan” Kadın ve Şizofreninin Anlamı Jung, Burghölzli Akıl

okumak için tıklayınız

Baba Katli mi, Özgürleşme mi? Jung ve Freud’un Büyük Kopuşunun Anatomisi

Psikoloji tarihinin en büyük “aşk ve nefret” hikayelerinden biri, hiç şüphesiz Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud arasındakidir. Bir yanda Viyana’nın dahi ama dogmatik babası Freud, diğer yanda Zürih’in mistik ve asi oğlu Jung. Bu ilişki, 1907’de Viyana’da gerçekleşen ve tam 13 saat süren o efsanevi ilk buluşmayla başladı, 1913’te ise sessizliğe gömülen bir mektupla

okumak için tıklayınız

İŞ YERİNDE MUTLULUK – PSK. BANU BEYAZ

Son yıllarda mutluluk üzerine yapılan çalışmalarda önemli bir artış  olmuştur. Konuya olan ilgi hem araştırmalarda bu konunun değerlendirilme sıklığı anlamında, hem de sosyoloji, geriatrik araştırmalar, klinik psikoloji, kişilik özellikleri, bilişsel etki gibi bu konuyu ele alan araştırma alanlarının çeşitliliği anlamında artmıştır Mutluluk kavramı birçok araştırmacı tarafından yakından ilgilenilen bir alan olup birden fazla tanıma sahiptir.

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı eserinde yer alan Çiçikov’un Babasıyla İlişkisi (VİDEO)

Bu video, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar romanındaki başkarakter Çiçikov’un babasıyla olan sorunlu ilişkisini çeşitli psikanalitik teoriler üzerinden inceler. Çalışma; Freud, Adler, Lacan ve Winnicott gibi düşünürlerin yaklaşımlarını kullanarak karakterin çocukluk döneminde yaşadığı duygusal ihmalin yetişkinlikteki davranışlarını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyar. Yazara göre babanın ahlaki değerler yerine sadece maddi kazancı öğütlemesi, Çiçikov’da çarpık bir süperego ve toplumsal maskelerden oluşan sahte bir benlik yaratmıştır. Video, karakterin ölü köylüleri satın alma saplantısını,

okumak için tıklayınız

Projektif Teknik İle Bir Çalışma: Çocukların Kişisel Eşyalarına Dair Algılamalarına İlişkin Cümle Tamamlama Tekniğinin Uygulanışı

ÖZET Eşyalar konuşamıyor, acaba konuşsalar neler söylerlerdi size ?” denilerek çocuklardan kişisel eşyalarına dair yanıtlar alınmıştır. İÇERİK Bireyleri  tanıma   tekniklerinden  birisi  de  projektif (yansıtmalı) bir teknik olan cümle tamamlama  ile veri toplamaktır. “Projeksiyon”  sözcüğü  Freud  tarafından ortaya konmuştur.  “Projektif  testler” deyimi  ilk  kez 1939  yılında  Amerikalı  psikolog  Lawrance  K. Frank tarafından  bir  test grubu  için 

okumak için tıklayınız

EVLİLİK TİPLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

ÖZET Evlilik, bireyci topluluklarda ve toplulukçu toplumlarda evlilik ve evlilik tiplerinden söz edilmiş, eşinizle aranız nasıl testi ile yazı sonlanmıştır İÇERİK Evlilik  : İnsan yaşamını pek çok yönüyle etkileyen evlilik kurumu, yaklaşık 4000 yıllık bir tarihe sahiptir. Tarihte bilinen en eski evlilik belgesi ise Yahudilere ait olan ve Aramca yazılmış İ.Ö 5. yy’a ait bir

okumak için tıklayınız

Çıkar ile vicdan çatıştığında insan hangisini seçmeye daha yatkındır?

İnsan davranışları üzerine yapılan psikolojik ve nörobiyolojik araştırmalar, çıkar (self-interest) ile vicdan (moral conscience) arasındaki çatışmanın, basit bir “iyi-kötü” seçiminden ziyade, karmaşık bir bilişsel süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bilimsel literatür, insanın bu çatışmada hangi tarafı seçeceğinin bağlama, nörolojik aktiviteye ve rasyonalizasyon mekanizmalarına bağlı olduğunu gösterir. Bu ikilemin dinamikleri üç ana bilimsel çerçevede incelenebilir: 1. Evrimsel ve Ekonomik

okumak için tıklayınız

Winnicott’a Göre Jung İle Freud Arasındaki Kopuşun Nedenleri

D.W. Winnicott, Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler üzerine yazdığı eleştiride, Jung ile Freud arasındaki kopuşu entelektüel bir anlaşmazlıktan ziyade, Jung’un kendi ruh sağlığını koruma zorunluluğuna dayanan klinik bir nedensellikle açıklar. Winnicott’un analizine göre bu kopuşun temel dinamikleri şunlardır: 1. “Psikotik” ve “Nevrotik” Zemin Farkı Winnicott’a göre Freud ve Jung, temelde farklı psikolojik zeminlerde çalışıyorlardı. Freud,

okumak için tıklayınız

Jung’un “Yeniliği” Bir Bilimsel Devrim mi, Yoksa Parçalanmış Bir Ruhun Hayatta Kalma Kılavuzu mu?

Carl Gustav Jung dendiğinde aklımıza ne gelir? Bilge bir şifacı, arketiplerin kâşifi, ruhun derinliklerine inen cesur bir kahraman mı? Belki de bu romantik tabloyu biraz kazımanın ve “Jung”un ardındaki gerçeğe, yani o dönemin ruhuna ve Jung’un kendi ruhsal patolojisine bakmanın zamanı gelmiştir. Jung’un psikiyatriye getirdiği “yenilik” olarak gördüğümüz şeyler –Kolektif Bilinçdışı, Benlik (Self), Bireyleşme– gerçekten

okumak için tıklayınız

Jung ve İlk Psikiyatrik Çalışmaları

Jung’un Zürih’teki Burghölzli Akıl Hastanesi’nde 1900 yılında başlayan asistanlığı ve ardından gelen ilk psikiyatrik çalışmaları, dönemin yerleşik psikiyatri anlayışından radikal bir kopuşu ve hastanın iç dünyasını anlamaya yönelik yeni yöntemlerin geliştirilmesini kapsar. 1. Literatürü Tarama ve Gözlem Dönemi Jung, 1900 yılının Aralık ayında göreve başladığında, kendini adeta bir “dünya manastırına” kapanmış gibi hissetmiştir. Psikiyatrik düşünce

okumak için tıklayınız

Jung’un Parapiskoloji, Okültizm, Simya, Gnostisizm ve Astrolojiyle İlişkisi Nasıl Başlamıştır ?

Jung’un parapsikoloji, okültizm, simya, astroloji ve mistisizm gibi “bilim dışı” görülen alanlara olan ilgisi, çocukluğundaki açıklanamayan deneyimlerden başlayıp, üniversite yıllarındaki somut olaylarla pekişen ve olgunluk döneminde tarihsel/psikolojik bir zemine oturan ömür boyu süren bir araştırmadır. 1. Parapsikoloji ve Okültizm: Üniversite Yılları ve “Poltergeist” Olayları Jung’un bu konulara bilimsel merakı üniversite yıllarında başlamıştır. Bir arkadaşının babasının

okumak için tıklayınız

Jung ve Nietzsche

Jung’un Nietzsche okumaları ve ona dair değerlendirmeleri, hayranlık, korku ve derin bir psikolojik analizin iç içe geçtiği karmaşık bir süreci yansıtır. Jung, Nietzsche’yi kendisi için hem bir “paralel kader” hem de büyük bir “uyarı levhası” olarak görmüştür. Jung’un Nietzsche ile ilgili deneyimi ve değerlendirmeleri şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Başlangıçtaki Çekince ve Korku Jung, tıp

okumak için tıklayınız

Genç Jung’un Yol Ayrımı: Üniversite Yılları, Yoksulluk ve Ruhların Peşinde

Carl Gustav Jung dendiğinde aklımıza genellikle yaşlı, bilge, pipo içen ve insan ruhunun derinliklerini çözen o ikonik figür gelir. Ancak Jung her zaman böyle değildi. 19. yüzyılın sonlarında Basel Üniversitesi’nin koridorlarında dolaşan Jung; parasızlık çeken, geleceği hakkında kararsız ve içinde taşıdığı iki farklı kişilikle boğuşan genç bir öğrenciydi. Bu yazıda, analitik psikolojinin kurucusunun üniversite yıllarında

okumak için tıklayınız

İYİLİK HALİNİN BOYUTLARI / Psk. Banu Beyaz

“Wellness” kelime karşılığı olarak “iyi oluş” “esenlik” terimleri ile açıklanmış fakat uluslararası açıklamalarda iyilik hali “Well Being” olarak tanımlanmıştır. “Bireyin kendi ve sosyal çevresinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüğü ile en üst düzeyde sağlıklı yaşam tarzını benimsemesi” tanımı alan yazında kabul gören iyilik hali tanımı olmaktadır (Myers, vd., 2000). Yaşadığımız çağa göre, iyilik hali yalnızca

okumak için tıklayınız

OLUMLU SOSYAL DAVRANIŞ (PROSOSYAL DAVRANIŞ) -PSK. BANU BEYAZ

Davranış  kavramı organizmayı bedensel ve zihinsel olarak etkileyen uyarıcılara karşı verdiği tepkiler olarak ele alınabilir ve kişinin bütün yaşamını kapsar. Davranış canlı olmakla yaşamakla özdeştir. (Eroğlu, 1998, s. 13; Karaduman, 2013, s. 56) Aristo’nun deyimiyle sosyal bir varlık olan insan, tarihin en eski çağlarından bu yana sosyal birliktelikler kurmuş ve oluşturduğu bu kollektif alanda hayatta kalabilmek

okumak için tıklayınız

Kohlberg’in Ahlaki Gelişim Evreleri İle Olgular Üzerinde Çalışma ve Ahlaki Eğitim – Banu Beyaz

Bu çalışmada literatürden hareketle ahlak, ahlaki gelişim, ahlaki evre, ahlaki ikilem kavramları açıklanmış daha sonra Kohlberg’in ahlaki gelişim evreleri tanıtılmış, kendisinin de araştırmalarında kullandığı meşhur eczacı ikilemi üniversite öğrencileri ile çalışılmış, dört olgunun yanıtlarından örnekler verilmiş, değerler ve ahlaki gelişimi özendirme yolları üzerinde durularak yazı sonuçlandırılmıştır. Ahlak, Latince kökenli “moral” (morality-moralitas) sözcüğünün karşılığıdır.Latincedeki anlamı ile

okumak için tıklayınız

D.W. Winnicott’un, C.G. Jung’u Analizi

Winnicott, Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler Adlı otobiyografisini inceler ve. International Journal of Psycho-Analysis’teki (1964) eleştiri yazısı yazar. Bu yazıda Winnicott, Jung’un yaşamını ve teorisini psikanalitik bir perspektifle, özellikle nesne ilişkileri kuramı üzerinden radikal bir şekilde yeniden yorumlar. Winnicott’un Jung analizindeki temel saptamalar ve bunların nedensellik bağları şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Temel Teşhis: “İyileşmiş Çocukluk

okumak için tıklayınız

Carl G. Jung’un 1 ve 2 Numaralı Kişiliklerinin Psikodinamiği

Jung’un “Anılar, Düşler, Düşünceler” adlı otobiyografisinde ve Winnicott’un analizinde detaylandırıldığı üzere, Jung’un 1 ve 2 Numaralı kişilikleri birbirine zıt karakter özelliklerine, ilgi alanlarına ve zaman algılarına sahipti. Jung, bu iki kişiliğin iç dünyasında neler yaptığını ve nasıl hissettiğini şu şekilde tanımlar: 1 Numaralı Kişilik: “Okul Çocuğu ve Günlük Benlik” 1 Numaralı kişilik, Jung’un dış dünyaya

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Anne ve Babasının Psikodinamiği

Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler adlı otobiyografisi ve D.W. Winnicott’un Jung’a dair yazdığı eseri incelediği psikanalitik eleştirisi ışığında; Jung’un anne ve babasının psikodinamiği, ebeveynlerin kendi içsel çatışmalarının Jung’un kişiliğinde nasıl bir bölünmeye ve sonrasında bir iyileşme çabasına yol açtığı üzerinden yorumlanabilir. 1. Anne Figürü: İkili Kişilik ve Depresyon Jung’un annesi Emilie Jung, Jung’un iç dünyasındaki bölünmenin

okumak için tıklayınız

Hastalığın ‘İkincil Kazançları’ Kavramı Jung’un Nevroz Analizinde Ne Anlama Geliyor?

Jung’un kendi yaşam öyküsünde ve nevroz analizinde “ikincil kazançlar”, hastalığın kişiye sağladığı “gerçeklikten kaçış” olanağını ve sorumluluklardan sıyrılma avantajını ifade eder. Jung, bu kavramı çocukluğunda yaşadığı ve “nevrozun ne olduğunu öğrendiği” bayılma nöbetleri deneyimi üzerinden somutlaştırır. Jung’un deneyimine göre ikincil kazançların işleyişi şöyledir: Özetle, Jung için nevrozun ikincil kazancı, kişinin yaşamın zorluklarıyla yüzleşmek yerine hastalık

okumak için tıklayınız