Kategori: Şiire Dair

Tomris Uyar’ın Aşkı ve Psiko-Politik Yansımaları

Aşkın Toplumsal Çöldeki İzleri Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın Tomris Uyar’a duyduğu aşk, 20. yüzyıl Türkiye’sinin toplumsal cinsiyet normlarının katı zemininde filizlenen bir isyan gibi okunabilir. Bu şairler, İkinci Yeni’nin soyut ve bireyci estetiğiyle, dönemin muhafazakâr ve patriyarkal düzenine karşı bir başkaldırı inşa ederken, Tomris Uyar’a olan tutkuları, bu başkaldırının hem en insani

okumak için tıklayınız

Aşkın Psişik Yankıları: Tomris Uyar ve İkinci Yeni Şairleri

Aşkın Psişik Yörüngesi: Şairlerin Bilinçaltındaki Tomris Tomris Uyar’a duyulan aşk, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın psişik evrenlerinde bir kırılma noktası, bir tür varoluşsal deprem gibi işledi. Bu aşk, yalnızca romantik bir tutku değil, aynı zamanda şairlerin bilinçaltındaki kaotik dürtüleri, özlemle örülü çatışmaları ve yaratıcı sancıları ateşleyen bir kıvılcımdı. Edip Cansever’in melankolik ve içe

okumak için tıklayınız

Aşkın ve Kimliğin Kavramsal Haritası: Tomris Uyar ve İkinci Yeni Şairleri

Aşkın Kavramsal Temsili: Tutku, Kültür ve Varoluşsal Sınır Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın Tomris Uyar’a yazdığı şiirler, aşkı bireysel bir tutku ile toplumsal ve kültürel bir olgunun kesişiminde ele alır. Cansever’in melankolik ve içe dönük üslubu, aşkı bir varoluşsal sorgulama alanı olarak işler; onun dizelerinde aşk, bireyin kendi sınırlarını zorlayan, neredeyse metafizik bir

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’ın Edebiyat ve Aşkın Kesişimindeki Poetik İzleri

Tomris Uyar’ın Çift Yönlü Poetik Rolü Tomris Uyar, Türk edebiyatında yalnızca bir yazar olarak değil, aynı zamanda bir ilham kaynağı olarak da benzersiz bir konuma sahiptir. Onun varlığı, İkinci Yeni şairlerinin modernist ve bireyselci yaklaşımlarını derinden etkilemiştir. Kuramsal açıdan, Uyar’ın konumu, post-yapısalcı edebiyat kuramlarıyla, özellikle Roland Barthes’ın “yazarın ölümü” ve Julia Kristeva’nın “metinlerarasılık” kavramlarıyla değerlendirilebilir.

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’ın İkinci Yeni Şairleri Üzerindeki Duygusal ve Estetik Etkisi

Tomris Uyar, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya gibi İkinci Yeni şairlerinin hayatında hem bir ilham kaynağı hem de duygusal çatışmaların merkezi oldu. Onun varlığı, bu şairlerin şiirlerinde aşkı, kaybı ve varoluşsal sorgulamaları işleyiş biçimlerini derinden etkiledi. İkinci Yeni’nin melankolik ve imgeci tonu, Tomris Uyar’ın bu şairler üzerindeki etkisiyle daha da yoğunlaştı. Aşkın Şiirsel

okumak için tıklayınız

Ahmet Telli Şiirinde Kentin Provokatif Rolü

Kentin Çelişkili Yüzü Ahmet Telli’nin şiirleri, kenti yalnızca bir mekân olarak değil, bireyin ve toplumun psişik, politik ve ahlaki çatışmalarının sahnesi olarak resmeder. Kent, Telli’nin dizelerinde hem bir özgürlük vaadi hem de bir tutsaklık labirenti olarak belirir. Freud’un uygarlık eleştirisindeki gibi, Telli’nin kenti, bireyin içsel huzursuzluğunu ve toplumsal baskılarla mücadelesini açığa vuran bir aynadır. Bu

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in kendi sesinden 1 Mayıs kutlaması / Türkiye işçi sınıfına selâm!

Nazım Hikmet’in kendi sesinden 1 Mayıs kutlaması / Türkiye işçi sınıfına selâm! ONLAR Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, cahil hakim ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destanımızda yalnız onların maceraları vardır. Onlar ki uyup hainin igvasına sancaklarını elden yere düşürürler ve düşmanı meydanda koyup kaçarlar evlerine ve

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?” sorusuna Abidin Dino’nun “Mutluluğun Şiiri”yle yanıtı

Nazım Hikmet’in Saman Sarısı şiirinde Abidin Dino’ya “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?”dizesiyle sorması üzerine Abidin Dino belki mutluluğun resmini yapamadı ama yazdığı şiiriyle mutluluğu anlatmaya çalıştı. Nâzım Hikmet, tüm dünyada ilgiyle takip edilen, yeni bir düzen kurma çabası içindeki Küba’ya adımını atar. Tarih 1961 yılının Mayıs ayıdır. Dünya tarihine geçecek olan Domuzlar Körfezi çıkarmasının üzerinden

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif ‘in “Otuzüç Kurşun” şiirini yazma hikayesi

AHMED ARİF — Nasıl yazdım “Otuzüç Kurşun”u Olay 1942-43’te olmuş. Basına 1946’dan sonra yansıyor. Bir de fısıltı var. İlginç bir durumu da var bunun. Olayı parlamentoya getiren bizim süt dayımız Mustafa Ekinci. Diyarbakır milletvekili. Mustafa Ekinci delikanlı iken sürgüne gitmiş. 1925 mi, 1927 mi ne? Benim doğumum sırası yani. Şeyh Sait isyanından sonra. İşte milletvekili

okumak için tıklayınız

Attilâ İlhan’ın Deniz Gezmiş için yazdığı şiir

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı Gittiler akşam olmadan

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Hapishane Şarkısı (Başın öne eğilmesin) şiiri ve Sinop Cezaevi

Sinop Kalesi, “büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkum kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.” Evliya Çelebi Sabahattin Âli, 26 Aralık 1932 – 29 Ekim 1933 yılları arasında

okumak için tıklayınız

Can Yücel’in sesinden Deniz Gezmiş’e yazdığı “Bizim Deniz” şiiri

Şair Can Yücel, unutulmaz  “Mare Nostrum” adlı şiiri Türkiye’de devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş’in anısına yazmıştır. “Mare Nostrum” latincede “Bizim Deniz” anlamına gelmektedir. “Mare Nostrum” kavramı ilk kez M.Ö. 100? M.Ö. 44 yılları arasında yaşamış, Köle Devleti Roma İmparatorluğu’nun askeri ve politik lideri Jul Sezar (Gaius Julius Caesar) tarafından Akdeniz için kullanılmıştır. Bizim Deniz

okumak için tıklayınız

Haziranda Ölmek Zor – Hasan Hüseyin Korkmazgil

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in 2 Haziran 1970 yılında kaybettiğimiz “Orhan Kemal’in güzel anısına” yazdığı “Haziranda Ölmek Zor” şiiriyle, Orhan Kemal’in insanlık tarihinin gelişimi adına yaptığı ilerici katkılarından dolayı saygıyla anıyoruz. Ayrıca şair, şiirin başında “Orhan Kemal’in güzel anısına” demesine rağmen şiirde, 3 Haziran’da Nazım Hikmet’i kaybetmemizi de dile getirerek büyük bir saygıyla anar. “3 Haziran 1963.

okumak için tıklayınız

Şiir Üzerine – Arthur Schopenhauer

Divina Commedia’nın (İlahi Komedya) büyük şöhretinin bana abartılı göründüğünü içtenlikle kabul ederim. Büyük ölçüde bunun sorumlusu temel fikrin aşırı saçmalığıdır ve bunun bir sonucu olarak Hıristiyan mitolojisinin en itici boyutu Infemo’da derhal dikkatimize canlı bir şekilde sunulur. Üstelik üslup ve telmihlerin karanlıklığının da bunda payı vardır: Omnia enim stolidi magis admirantur, amantque, lnversis quae sub

okumak için tıklayınız

Federico Garcia Lorca ‘nın Şiirlerinden Örnekler

1936 – 1939 tarihlerinde yaşanan İspanya İç Savaşı’nda Franko faşizmi tarafından henüz otuz sekiz yaşındayken kurşuna dizilerek katledilen Federico Garcia Lorca ‘nın şiirlerinden örnekler sunuyoruz. UYKUDA GEZEN AŞK MACERASI Yeşil, isterim seni yeşil ne kadar. Yeşil rüzgâr. Yeşil dallar. Uzaktaki denizin üstünde vapur ve dağın üstünde at. Belinin çevresinde gölgeyle o balkonun üstünde görür rüya.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ‘in ‘Bugün Pazar’ Şiirinin Öyküsü

Nâzım Hikmet’in şiirleri daha yazılmaktayken, son biçimlerini almadan cezaevi duvarlarından dışarı sızardı. Kendi de gerçi bir iki kişiye gönderirdi ‘ karısı Piraye’ye, çok güvendiği bir avukat arkadaşına ‘ ama şiirler son biçimini alınca… Oysa dostları, meraklılar, şiire düşkün cezaevi görevlileri, bitmiş bitmemiş, ellerine ne geçse kopya ederlerdi. Sonra da o şiirler kopya edile edile elden

okumak için tıklayınız

Bekle Beni şiirinin öyküsü “Senin yüzün benim kaderim”

Dünyanın en tanınmış, en bilinen savaş şiiri olan Bekle Beni ‘Zhdi Meny’, Konstantin Mikhailovich Simonov’un Valentina Serova’ya yazdığı şiirdir. Simonov, Kızıl Yıldız ve Savaş Bayrağı gazetelerinde çalışırken İkinci Dünya Savaşı başlamış, Alman orduları Avrupa’nın büyük bir bölümünü işgal ettikten sonra Sovyetler Birliği’ne girmişti. Moskova ile Stalingrad kuşatma altına alındı. Simonov, gazetesi tarafından savaş muhabiri olarak

okumak için tıklayınız

Friedrich Nietzsche ‘den şiirler “Kim ısıtır, kim sever beni daha?”

Ariadne’nin Yakınması Kim ısıtır, kim sever beni daha? Sıcak eller uzatın bana! Yürek mangalları uzatın bana! Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına, can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, sarsılmışım, ah! Bilinmeyen ateşlerle yana yana, sen peşimdesin, ey Düşünce! Adlandırılamaz! Açıklanamaz! İğrenç! Sen, ey bulutların ardındaki avcı! Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle, sen alaycı göz, dikmişin gözünü bana karanlıklardan!

okumak için tıklayınız

“Garip” Önsözü – Orhan Veli Kanık

Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1941). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu

okumak için tıklayınız