Kategori: Tarih

Tolkien’in Yüzüğü: Açgözlülüğün, Yozlaşmanın Yüzüğünün Tarihi Kökenleri Nelerdir?

J.R.R. Tolkien’in “Yüzüklerin Efendisi” eserindeki yüzük teması, özellikle Tek Yüzük, güç, yozlaşma, irade ve ahlaki mücadele gibi evrensel kavramları işler. Tolkien’in yüzük temasının tarihsel kökenleri, doğrudan tek bir kaynaktan gelmese de, çeşitli mitolojik, edebi ve kültürel geleneklerden esinlenmiştir. Kuzey Avrupa (Norse) Mitolojisi Tolkien’in yüzük teması, özellikle İskandinav mitolojisindeki yüzük hikayelerinden güçlü bir şekilde etkilenmiştir: Andvaranaut

okumak için tıklayınız

Tarihsel olarak “normallik” ve “sağlık” kavramları

İşte bu ilişkinin tarihsel gelişimi: 1. Antik Dünyada Sağlık: Uyum ve Denge Anlayışı 2. Kapitalizmin Yükselişi ve Mekanistik Vücut Anlayışı 3. Normalliğin İcadı: İstatistik ve Hiyerarşiler 4. Büyük Kapatma ve Öjenik Hareket 5. Savaş Sonrası Dönem ve Neoliberal Kapitalizmin Etkileri 6. Nörotipikliğin Geçici Bir Aşama Haline Gelmesi Sonuç olarak, “normallik” ve “sağlık” kavramları, tarihsel olarak

okumak için tıklayınız

Geç Hitit Dönemi Tasvir Sanatında Mobilyalar başlıklı kitap, sadece arkeologlara yönelik gibi görünse de sade dili ve akıcı anlatımı ile söz konusu döneme ilgi duyan tüm okuyuculara hitap ediyor

Doç. Dr. K. Serdar Girginer tarafından kaleme alınan “Geç Hitit Dönemi Tasvir Sanatında Mobilyalar” kitabı, yazarın 1996 yılında hazırlamış olduğu ‘M.Ö. I. Binin İlk Yarısında Anadolu Tasvir Sanatında Mobilyalar’ başlıklı doktora çalışmasının bir bölümünün güncellenerek hazırlanmış halidir. 2018 yılında Bilgin Kültür Sanat Yayınları tarafından yayımlanan kitap, 170 sayfadan oluşur. Yazar kitabın giriş bölümünde tarihsel çerçeveyi

okumak için tıklayınız

Kaldellis, Bizans tarihini bugünün gözüyle, geleneksel olarak tekrarlanan “bilgi”leri günümüzün arkeolojik ve metinsel bulgularının ışığında yeniden değerlendirerek, kalıplaşmış pek çok kanıyı tartışmaya açarak sunuyor bize.

Chicago Üniversitesi’nden Anthony Kaldellis’i Türkçede Bizans: Roma Diyarında Etnisite ve İmparatorluk kitabı (çev. Deniz Türker, Karakarga Yayınları) ve Bizans’ın Entelektüel Tarihi derlemesi (YKY) ile tanıyoruz. Kaldellis 2024’ün başında iddialı, büyük bir kitapla karşımıza çıktı: The New Roman Empire: A History of Byzantium başlıklı, 1.160 sayfalık bu kitapta, Konstantinos’un 330’da yeni başkenti kurmasından 1453’e kadar süren

okumak için tıklayınız

Ortaçağ Avrupası’nın büyük imparatoru, “Avrupa’nın Babası” Şarlman’ın biyografisi

Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılıp batı kısmının sona ermesi, doğudan gelen göçebe kavimlerin kıtayı işgali ve benzeri nedenler Avrupa’da kaotik bir dönemin başlangıcı olmuştur. Siyasi, ekonomik, toplumsal hayat belirsizlikler içerisinde sürüklenirken, bilimsel teknolojik gelişmeler, eğitim duraklamış, antik dünya unutulmaya başlamıştır. Böylesi bir ortamda varlığını koruyan ve gelişen tek yapı Hıristiyan kilisesidir. Zayıf siyasi birliklerin yanı başında

okumak için tıklayınız

Tüm görkemiyle Roma İmparatorluğu

Roma İmparatorluğu, pek çokları için Yunan uygarlığının devamı niteliğindedir. Bu düşünce büyük oranda doğrudur da. Çünkü Roma, Antik Yunan’dan çok fazla etkilenmiştir. Özellikle sanat ve mimarlık alanında günümüze ulaşan eserlere bakıldığında, Yunan uygarlığının izleri kolayca görülür. Ancak Roma’yı Antik Yunan’dan ve dünyanın diğer sayısız medeniyetinden farklı yapan dinamikler de hayli fazla. Gelişmiş kültürleri sayesinde felsefe,

okumak için tıklayınız

Fransız Devrimi Bastille baskınıyla değil, bir tavşan kıyımıyla başlamıştır.

KARŞITINA DÖNME KİTLELERİ “Sevgili Dostum, hep kurtlar koyunları yemiştir; bu kez koyunlar mı kurtları yiyecek?” Madam Jullien’in Fransız Devrimi sırasında oğluna yazdığı bir mektuptan alınan bu cümle, yalın bir anlatımla karşıtına dönmenin özünü içermektedir. O zamana kadar birkaç kurt, pek çok koyuna saldırmıştır. Artık çok sayıdaki koyunun kurtlara saldırmasının zamanı gelmiştir. Koyunların etyemez olduğu doğrudur,

okumak için tıklayınız

Şu Çılgın Türkler ve Yaralı Ulusal Onur – Ayşe Hür

Son ayların en önemli sosyal psikoloji vakalarından biri Şu Çılgın Türkler adlı kitabın yarattığı duygu patlaması olmalı. Piyasaya çıktığından beri 38 baskı yapan, kimbilir kaç kez de korsan basılan kitap Cumhurbaşkanımızdan CHP genel başkanına, Devlet Bahçeli’den Server Tanilli’ye, toplumun belli katmanlarında büyük bir çoşku yarattı. Çankaya Belediyesi kesenin ağzını açtı, kitabı Lozan’ın 82. yıldönümünde halka

okumak için tıklayınız

Küreselleşen Anti-Semitizm ve Türkiye – Ayşe Hür

Fransa’nın Londra Büyükelçisi Daniel Bernard bir kokteylde diplomatik teamülleri unutup “dünyanın karşılaştığı problemlerin hepsi bu b..tan ve küçücük ülke İsrail’den kaynaklanıyor. Niçin bu adamlar yüzünden III. Dünya savaşı tehlikesiyle karşı karşıya olalım?” dediğinde, bu sözlerine pek bir tepki verilmemişti. Ancak 2003 yılında bir AB kurumu olan Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Dairesi’nin yaptırdığı ancak nedense

okumak için tıklayınız

Bin yıllık Dağlık Karabağ / Artsakh meselesi (2) – Ayşe Hür

Karabağ’da Azerbaycan ablukasının yarattığı insanî kriz sürerken bölgenin tarihi de yeniden gündemde. Tarihçi Ayşe Hür, Karabağ tarihine dair kaleme aldığı ve daha önce kendi sosyal medya hesabından paylaştığı kapsamlı bir makaleyi Agos okurlarına da sundu. Makalenin ilk bölümünü önceki hafta internet sitemizde yayınlamıştık. Hür, bu bölümde Hocalı Katliamı ve sonrasını mercek altına alıyor. 7 Aralık

okumak için tıklayınız

Bin yıllık Dağlık Karabağ / Artsakh meselesi (1) – Ayşe Hür

Karabağ’da Azerbaycan ablukasının yarattığı insanî kriz sürerken bölgenin tarihi de yeniden gündemde. Tarihçi Ayşe Hür, Karabağ tarihine dair kaleme aldığı ve daha önce kendi sosyal medya hesabından paylaştığı kapsamlı bir makaleyi Agos okurlarına da sundu. Makaleyi okunmasını kolaylaştırmak açısından iki bölüm halinde yayınlayacağız. Hocalı katliamı gibi 1992 sonrasındaki gelişmeler ikinci bölümde yer alacak.Azerbaycan Devleti içindeki

okumak için tıklayınız

100 yıl önce Lozan’da Ermeni meselesi nasıl ele alındı? – Ayşe Hür

İsmet Bey’e cevap vermek üzere söz alan Lord Curzon İsmet Bey’in Ermenilerle ilgili olarak çizdiği tablonun gerçeklere uymadığını belirtti. Curzon’a göre, eğer öyle olsaydı Küçük Asya’da yaşayan üç milyon Ermeni’nin 130 bine inmesini, Fransız birlikleri Kilikya’dan ayrılırken “bu mutlu ve memnun soydan” 60 bin ila 80 bin kişinin yurtlarını ve ailelerini bırakarak “başka yerlerde yoksulluk

okumak için tıklayınız

Yılbaşı ve Cumhuriyet baloları – Ayşe Hür

Mustafa Kemal’in modernleşme projesinde Batı tarzı kadın-erkek ilişkileri, eğlence tarzı, giyim kuşam, adabımuaşeret kuralları ve daha bir dizi yenilik, balolar aracılığıyla topluma aktarılırdı. Mustafa Kemal’in isteğiyle, sadece Müslüman erkeklerin ve kadınların katıldığı ilk balo, 9 Eylül 1925’te İzmir’de düzenlenmişti. Bu küçük toplantı daha düne kadar haremlik-selamlık şeklinde yaşayan, kadının kamusal alandan dışlandığı, iki cinsin özgürce

okumak için tıklayınız

STEFAN ZWEIG: Balzac ve Napoléon

Onun kılıcıyla başlattığını, ben kalemimle tamamlayacağım. Böylesine büyük bir çöküşten sonra, bitmez tükenmez umutların enkazları altında bu sabırsız spekülatörün kendine inancını yitirmesi beklenirdi. Ancak sığındığı çatının üzerine çökmesiyle Balzac’ın hissettiği tek şey şu olmuştur: Yine özgürdür ve baştan başlayabilecektir. Babasından ve belki de çiftçi soyundan miras aldığı sarsılmaz canlılığı sayesinde bu felaketten etkilenmemiş ve hatalarının

okumak için tıklayınız

Metinden Uygulamaya: İslam Dünyasında Farmakoloji, Klinik Tıp ve Cerrahi – Maria Conforti

Arap tıbbı, Pers ve Hint geleneğinden de kaynaklanan katkılarla antikçağdan devralınan bilgileri zenginleştirir ve önemi Batı tarih eleştirisi tarafından uzun süre boyunca hafife alınan “rehberlere” ve derlemelere kaynaklık eder. Hekimlerin eğitimi ve tedavi uygulamaları açısından da, Arap dünyası Batıyla karşılaştırma ve inceleme açısından ilginç bir alan teşkil eder. İslam Tıp Metinleri Teori ve uygulama Arap

okumak için tıklayınız

Süryani Geleneğinde ve Arap Dilinde Antik Kültür ve Galenos – Maria Conforti

Arap tıbbının ardında tek bir kaynak yatmaz, her bir coğrafi bölgenin ayrı geleneklerinden ve Pers veya Hint uygarlığı gibi eski uygarlıkların tekniklerini devralmış olmasından dolayı Arap tıbbı çok çeşitlilik gösterir; bu alan için asıl dönüm noktası, İskenderiye’nin 642 yılında fethedilmesidir. Bu tarihten itibaren tıp ve bilim alanındakiler de dahil, ilmi eserler ulusal dillere tercüme edilmeye

okumak için tıklayınız

Doğuda ve Batıda Tıp – Maria Conforti

Geç antikçağda tıp, çok uzun zaman varolmaya devam eden önyargılara hem Doğuda hem de Batıda çok uzun süreli önyargılara maruz kalmıştır. Oftalmoloji ve veterinerlik gibi belli alanlarda -sonradan Araplar tarafından aktarılacak olan- özgün sonuçlara varıldığı kabul edilse de, Galenosçu tıp sisteminin düzenlenmesini izleyen dönemin, sadece Bergamalı hekimin metinlerini tekrarlayıp özetleme amacını taşıdığı düşünülmüştür. Bu önyargıların

okumak için tıklayınız

Tedavi Alanı ve Hayır İşleri: Geç Antikçağdan Ortaçağa Hastalara Yardım Geleneği – Maria Conforti

Erken ortaçağ, antik şehirlerin ideal dünyasında var olmayan “yoksul” figürünün ve ona bağlı olarak, gelişmekte olan Hıristiyan doktrinine zamanla nüfuz eden, en zayıf olanlara sunulması gereken yardım olan caritas kavramının ortaya çıkışına tanık olur. Bu olguya örnek olarak, VI. yüzyıla doğru Doğu Roma İmparatorluğunda hastane kurumu ortaya çıkar; hastaneler, Batıda olduğu üzere, sadece yoksullar ve

okumak için tıklayınız

Hıristiyanlıkta Beden, Sağlık ve Hastalıklar – Mana Conforti

Hıristiyanlığın yayılmasının neden olduğu değişime rağmen ortaçağın başlangıcı tıbbi inanışlar ve bilgiler açısından toplum tarafından algılanmamış gibidir. Galenos ile Hipokrat başlıca referans noktaları olmaya devam ederler. Ancak Hıristiyanlığa ait uygulamaların yayılması ve özellikle antropolojik davranışları modifiye eden ve geç antikçağa ait teorilerle çakışan çilecilikle cinsel perhiz bir kırılma noktası oluşturur. Hastalığın konumu da köklü bir

okumak için tıklayınız

Yunan Mirası ve İslam Dünyası – Giorgio Strano

İslamın VII. yüzyılda Doğu Akdeniz’de hızla yayılması bu yeni egemen halka Yunan kültürünün asıl kaynaklarına rahatça erişme imkânı sağlar; bu kaynaklar kısa sürede hem Latin hâkimiyetindeki Batı topraklarında hem de Hindistan’ın güney bölgelerinde bir iktidar ve itibar aracına dönüşecektir. Tercümeler ve Yeni Araştırmalar:Bağdat’taki Hikmet Evi Siyasal iktidar aracı olarak kültür VII. yüzyılın ilk yarısı İslam

okumak için tıklayınız