Kategori: Tiyatro oyunları

Bakkhalar – Euripides “En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir.”

Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu durum şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripidesin oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri

okumak için tıklayınız

Atinalı Timon – William Shakespeare

“Atinalı Timon” 1623 yılında “folio” boyutunda (yani matbaa kâğıdını “quarto’lardaki gibi sekiz küçük sayfa yerine, dört büyük sayfa halinde katlayarak) yayınlanmıştır. Hangi tarihte yazıldığı kesin olarak bilinmiyor. Ancak, temasıyla Kral Lear’ı anımsatan oyunun, Kral Lear’dan hemen önce, ya da hemen sonra, yani 1606 ile 1608 arası bir tarihte yazıldığı tahmin ediliyor. Paranın yozlaştırıcı etkisini şairlerin,

okumak için tıklayınız

“Oidipus kompleksi”nin kaynak kitabı: Kral Oidipus – Sophokles

Yunanlı trajedi şairi Sophokles (MÖ. 496- MÖ.406), Antik Yunan’ın Eshilos ve Evripides ile beraber 3 büyük trajedya yazarlarından biridir. Suda’ya göre 123 oyun yazmıştır; ve Dionisos Festivali isimli drama yarışmasında da en fazla ödül alan (24 tane) yazardır. Tragedyayı daha da geliştirmiştir. Sophokles’in eserlerinde insanlar alınyazılarına boyun eğmezler, sürekli mücadele ederler. Onun eserlerinde seyirci baştan

okumak için tıklayınız

Cesaret Ana ve Çocukları – Bertolt Brecht

Cesaret Ana, kazanıyorum derken kaybedenlerin simgesi mi? 1938-39 yıllarında yazılan “Cesaret Ana ve Çocukları” (Mutter Courage und Ihre Kinder) oyununda, Cesaret Ana kimdir? Brecht, bu oyununda otuzyıl savaşlarında seyyar tüccarlık yapan ve askerler tarafından cesaret ana lakabı takılan biri kız, üç çocuk sahibi bir kadının heyecan dolu maceralarından yararlanır. Anne’yi çocuklarını ve öykünün arka planındaki

okumak için tıklayınız

Kendini Tanrı’nın lûtfu sayan o hazret, Savaşına hazırmış, tanklar, toplar – Bertolt Brecht

ALMAN GEÇİT TÖRENİ Beşinci yılda duyduk ki, kendini Tanrı’nın lûtfu sayan o hazret Savaşına hazırmış, tanklar, toplar Savaş gemileri yapılıp bitmiş ve Hangarlarında öyle çok uçak varmış ki Onun bir işaretiyle havalandılar mı Kapkara olurmuş gökyüzü, öyleyse Bakalım dedik biz de, nasıl bir halktır, ne durumda Ne düşüncede, nasıl insanlardır toplayacağı Bayrağının altına. Bir geçit

okumak için tıklayınız

Sezuan’ın İyi İnsanı – Bertolt Brecht. Dünyayı mı değiştirmeli? İnsanı mı?

“Sezuan’ın İyi İnsanı”, (Der Gute Mensch Von Sezuan) epik tiyatronun öncüsü Bertolt Brecht’in, Mutlu Son, Simone Macharde’nin Düşleri, Mezbahaların Aziz Yohanna’sı, Puntilla Ağa ile Uşağı Matti oyunları içerisinde en ünlü olanıdır. “Sezuan’ın İyi İnsanı”, (Der Gute Mensch Von Sezuan) hâlâ tüm dünyada sık sık sahnelenen bir oyun. Çünkü temel bir insani meseleyi ele alıyor: Parayı

okumak için tıklayınız

Müfettiş – Nikolay Vasilyeviç Gogol ‘Müfettiş benim yaşamımda bir dönüm noktası oldu.’

Nikolay Vasilyeviç Gogol’un aklını 8 yıl meşgul eden, Müfettiş  adlı oyun, 1836 yılında yayınlandı ve sahnelendi. Gogol, “çarlık yönetiminin çürümüş, kokuşmuş ve çirkefe bulaşmış ilişkilerinin ve taşra bürokrasisinin korku ile bezenmiş aymazlıklarının mizah ve ironin bütün dilsel olanaklarını kullanarak yetkince kotardığı oyununda; bürokratik ilişkilerin tepeden tırnağa yozlaşmışlığı ve iktidarın olanaklarını kendi yaşamları için savunurken, halka

okumak için tıklayınız

Arthur Miller’in “Cadı Kazanı” adlı oyunu – Serkan Fırtına

Tiyatroya uzun yıllardır nitelikli eserler yayımlayarak hizmet veren Mitos Boyut yayınları, hem yeni eserler hem de tiyatronun klasikleşmiş yapıtlarını sunmaya aralıksız devam ediyor. Son olarak dram sanatının Amerikalı büyük ustası Arhur Miller’ın “Cadı Kazanı” adlı yapıtı, kitapçı raflarındaki yerini aldı. Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol’un nitelikli ve unutulmaz çevirisi ile genç kuşaklarda bu ölümsüz eserle

okumak için tıklayınız

Vichy’deki Olay – Arthur Miller “faşizmin insanı derinden sarsan, yaşamları alt üst eden uygulamaları”

Fransa-Vichy kasabasında 2. Dünya Savaşı dönemi, yıl 1942. Kasaba Alman faşizminin yönetimindedir. Emniyet’te sokaktan toplanan bir grup adam sorgulanmayı beklemekte, ancak hiçbiri neyle suçlandıklarını ve nasıl bir ceza göreceklerini bilmemektedirler. Aralarında, Polonya’daki fırınlar ve trenlere doldurulan insanlara ilişkin dedikodulardan söz ederler; böylesi bir canavarlığın mümkün olamayacağını kendilerine telkin etseler de panik havasından kurtulamazlar. Arthur Miller’in (1915-2005) boğucu ve

okumak için tıklayınız

Satıcının Ölümü – Arthur Miller “acımasız kapitalist düzenin güçlü bir eleştirisi”

Pulitzer Ödülü almış, başyapıtı olarak kabul edilen Satıcının Ölümü adlı oyunu, başarılı olmadan insana yaşama hakkı tanımayan Amerika Birleşik Devletleri’ndeki acımasız kapitalist düzenin güçlü bir eleştirisidir. Oyun, ülkedeki bu yarışma düzeninde yarışmaya ayak uyduramayan, yanılsamalar içinde kendini aldatan yaşlı bir satıcının, düzenin insani olmayan, kaskatı sert koşulları ve toplumun sahte değerleri karşısında, ailesi için kendini

okumak için tıklayınız

Cadı Kazanı – Arthur Miller “zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bir dönem”

1692 yılında ABD’nin Salem kentinde cadılıkla suçlanan bir grup insan, mahkeme kararıyla idam edilir. Cadı Kazanı, zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bu dönemi anlatır. Anlatılanlar, özgür düşünceye yaşama hakkı tanımayan birtakım bağnaz Hıristiyan’ın, dini inançları kullanarak, toplumsal düzeni ve hukuku ele geçirmelerinin ibret dolu hikâyesidir. Arthur Miller (1915-2005), insanlık tarihinin gördüğü bu en korkunç ve

okumak için tıklayınız

Woyzeck – Georg Büchner “adaletsiz toplum düzenine direnemeyen toplumsal çaresizlik”

Georg Büchner, Woyzeck’de sert, baskıcı toplumsal koşullara ve adaletsiz toplum düzenine direnemeyen yoksul bir insanın aracılığıyla, toplumsal çaresizliği, yoksulların suçluluğa mahkûm oluşlarını, gerçek bir olaydan yola çıkarak açık ve kapalı biçim birlikteliğiyle sahneye getirir. (*) Woyzeck, Georg Büchner’in 1836 yılında yazmaya başladığı tahmin edilen, ölümüyle yarım kalan tiyatro oyunu. Oyun, daha sonra diğer bazı yazarlar,

okumak için tıklayınız

Danton’un Ölümü – Georg Büchner

“Alman romantizminin aksine yapıtlarında, insanları toplumsal, tarihsel ve psikolojik boyutları ile ele alan 24 yaşında ölen ve yaşamına üç eser sığdıran Karl Georg Büchner (1813-1837), 1835’de yazdığı ilk eser olan Danton’un Ölümü (Dantons Tod), Fransız Devrimi’ni konu alan bir yapıttır. Oyun, Avusturya’lı besteci Alban Berg tarafından tamamlanarak Woyzeck operası haline getirildi. Danton’un Ölümü, Alman edebiyatının

okumak için tıklayınız

Bir Garip Orhan Veli – Murathan Mungan

Bir Garip Orhan Veli, Murathan Mungan’ın şair Orhan Veli Kanık’ın şiirlerinden kurgulayarak yazdığı tek kişilik oyundur. Oyun ismini Kanık’ın İstanbul Türküsü isimli şiirinde geçen “İstanbul’da Boğaziçi’nde bir garip Orhan Veli’yim” mısrasından alır. İlk kez 1981 yılında Kent Oyuncuları tarafından sergilenen eser Mungan’ın sahnelenen ilk oyunudur. Müşfik Kenter’in 1981 yılından beri aralıklarla oynadığı Bir Garip Orhan

okumak için tıklayınız

Roma döneminde yapılmış en güzel 10 tiyatro

Roma Tiyatroları, Roma imparatorluğunun her yerine inşa edilmiş ve bugün hala Avrupa ve Orta Doğu’nun birçok yerinde görülebiliyor. Bugün bazıları hala konserler için kullanılıyor! Tüm Roma Tiyatrolarının mimarisi, sırasıyla antik Yunan Tiyatroları tarafından etkilenilmiş olan ilk Roma Tiyatrosu Puşey tiyatrosundan esinlenilmiştir. Orange Antik Tiyatrosu, Orange, Fransa Güney Fransa’da bugünün Orange’ı olan Arausio’nun Roma kolonisinde konumlanmış

okumak için tıklayınız