Psikanaliz tarihine baktığımızda genellikle Viyana’nın burjuva salonlarını, lüks muayenehaneleri ve bireysel nevrozlarıyla boğuşan orta sınıfı görürüz. Ancak psikanalizin tarihinde, bu steril odaların çok uzağında, tozlu topraklarda ve kolektif yaşam alanlarında (kibbutzlarda) gerçekleşen şaşırtıcı bir deney daha var.
Bu yazımızda, psikanalizi sadece bir “tedavi” yöntemi olarak değil, yeni bir toplum ve “Yeni İnsan” yaratmak için bir devrim aracı olarak kullanan radikal gençlik hareketi Hashomer Hatzair‘e yakından bakacağız.
Marx ve Freud’un Buluşması: Bir Ütopya Arayışı
Filistin’e (bugünkü İsrail) göç eden radikal Siyonist ve sosyalist bir gençlik hareketi olan Hashomer Hatzair, o güne kadar denenmemiş bir sentezin peşindeydi. Siegfried Bernfeld, Otto Fenichel ve Paul Federn gibi sosyalist psikanalistlerin fikirlerinden etkilenen bu gençler, toplumun ekonomik yapısını değiştirmek için Karl Marx‘a, insan ruhunu özgürleştirmek için ise Sigmund Freud‘a sarıldılar.
Onlara göre devrim sadece tarlalarda veya fabrikalarda yapılamazdı; asıl devrim zihinlerde, çocuk yetiştirme tarzlarında ve insan ilişkilerinde yapılmalıydı.
Amaç: “Yeni Yahudi”yi Yaratmak
Bu hareketin temel motivasyonu, geçmişin travmalarından kurtulmaktı. Avrupa’daki “Getto Yahudisi”nin ezilmişliği ile Batı’nın “Asimile olmuş Yahudisi”nin köksüzlüğü arasında sıkışıp kalmak istemiyorlardı. Amaçları, bu iki uçtan da sıyrılmış, özgür, sağlıklı ve kendine güvenen “Yeni Bir Yahudi” (New Jew) kimliği inşa etmekti.
Bunun yolu da eğitimin ve çocuk yetiştirmenin psikanalitik ilkelerle yeniden düzenlenmesinden geçiyordu.
Tedavi Değil, Önleme: “Profilaktik Analiz”
Hashomer Hatzair’in psikanaliz tarihindeki en özgün katkısı, analizi bir “tedavi” (cure) olmaktan çıkarıp bir “önleme” (profilaksi) aracına dönüştürmesidir. Nevroz ortaya çıktıktan sonra onu yıllarca divanda tedavi etmeye çalışmak yerine, nevrozu daha oluşmadan engellemek istiyorlardı.
Bunu nasıl yaptılar?
- Analistler Sahaya İndi: Psikanalistler ofislerinden çıkıp doğrudan halkın arasına, kibbutzlara gittiler. Örneğin, Freud’un meşhur Çarşamba Toplantıları grubundan Karl Friedjung, kibbutzları gezerek eğitimcilere ve ebeveynlere yerinde rehberlik hizmeti verdi.
- Eğitimcilerin Analizi: Çocukların nevrotik olmasını engellemenin yolunun, onları yetiştiren eğitimcilerin kendi komplekslerinden arınması olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden psikanalitik rehberlik, öncelikle çocuklara bakım verenlere uygulandı.
- Kolektif Eğitim: Çocuk yetiştirme yöntemleri, Freud’un teorileri (cinselliğin bastırılmaması, özgür ifade vb.) ile sosyalist kolektivizm ilkelerinin harmanlandığı bir pedagojiyle yeniden kurgulandı.
Sonuç: Duvarları Olmayan Bir Psikanaliz
Hashomer Hatzair deneyi, psikanalizin sadece “zenginlerin hastalığı” ile ilgilenen elit bir uğraş olmadığını kanıtlayan en güçlü tarihsel örneklerden biridir. Bu hareket, psikanalizin sosyal adalet, eğitim reformu ve toplumsal inşanın tam merkezinde yer alabileceğini göstermiştir.
Bugün “Halk İçin Psikoterapi”yi tartışırken, analistin fildişi kulesinden inip toplumun ayağına gittiği, teoriyi halkın ihtiyaçlarına göre esnettiği ve “iyileşmeyi” toplumsal bir dava olarak gördüğü bu model, bize hala ilham vermeye devam ediyor.