“Kimdir Bu Lazlar?” Laz Kimliği ve Sanal Mekânda Lazca

“Özellikle Kâzım Koyuncu’dan sonra Lazca etnik müzik olmaktan çıkmış çok daha geniş bir kitleye hitap eder olmuştur. (…) Lazca kültür aktivizmi genişledikçe Lazca müzik yöresellikten çıkarak aktivizm ile popülerleşen iyiden iyiye kimlik kurucu bir rol üstlenmeye başlamıştır. (…) Müzik ve dansın yaygınlaşan ve gittikçe daha geniş kesimlerce kabul gören Lazlık etnikliğinin performansları olarak algılanışı sosyal

okumak için tıklayınız

Oyuncu Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit

Babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”, dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre, kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim… Kısaca, kanında “oyuncu”luk olan bir sahne sevdalısı Adile Naşit… Oyuncu, dış görünüşüyle klasik “yıldız” standartlarına taban tabana zıt sayılsa da oyunculuğuyla, sahneye/rollere hâkimiyetiyle, duruşuyla

okumak için tıklayınız

Corono Aşısına Kadar Neler Yaşanabilir? Dr. Suat Kamil Aksoy

Önce şu sürü bağışıklığı konusuna değinmek gerek. Yaşamakta olduğumuz olayın bir çok bilinmeyeni var. Daha doğrusu kesin olarak bilinmeyeni var. Bu virüsün insanları ne oranda öldürdüğünü tam olarak henüz bilmiyoruz. Bu konuda tahminlerimiz var. Örneğin yüzde dörtten az olduğunu kesin olarak biliyoruz. Yüzde dört virüsle ilk mücadelenin yaşandığı Çin örneğindeki pozitif olgu ve toplam ölen

okumak için tıklayınız

Palto – Nikolay Vasilyeviç Gogol “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” Dostoyevski

‘Palto’, Nikolay Vasilyeviç Gogol’un 1842 yılında yayımlanan uzun hikayesi. Yazar gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı bu hikayesinde küçük adam temasını ele alır. Sıradan insanların çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlikler ve çektikleri acılar hikayenin başkahramanı Akakiy Akakieviç’in yaşantısıyla tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilir. Bu yapıtı dönemin Çarlık Rusyası’nda büyük tepki alır ve Gogol Rus insanını

okumak için tıklayınız

Paskalya’nın Tarihi

Üç parça hamurun örülmesiyle yapılan Paskalya çöreğinin ve hatta pastanelerde gördüğünüz üç parçadan oluşan dev çatalların hep sembolik anlamları var. Hepsi dini göndermeler içeriyor. Ama paskalya adetleri hristiyanlık öncesine dayanıyor. Paskalya’nın kutlandığı tarihler, Pagan tanrılarından Babilli İştar’ın, doğaya bereketi ve uyanışı getirdiği tarihlerle aynı zamana rastlıyor. Onun sembolü olan tavşan da yapılan kutlamaların önemli bir

okumak için tıklayınız

Ruhi Su’nun Nazım Hikmet ‘in ölüm haberini aldığında yaktığı ağıt

AĞIT Karalı bir haber düşmüş geliyor Bakır antenlere kardeş gümüş tellere Ne bir ezan sesi ne çan çalıyor Sabahın seheri kardeş, çıkmış yollara Sabahın seheri Nazım Kardeş, çıkmış yollara Her hali aklımda, aklımdan gitmez Sol yanım unutsa kardeş sağım unutmaz Böylesi bir cana ölüm kar etmez Sürer tazelenir kardeş, gelir dallara Sürer tazelenir Nazım Kardeş,

okumak için tıklayınız

Hürriyet Kavgası – Nazım Hikmet (seslendiren: Sümeyra Çakır)

HÜRRİYET KAVGASI Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, dalga dalga aydınlık oldular, yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zaptettiler yine. Beyazıt’ta şehit düşen silkinip kalktı kabrinden, ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını yıktı Şahmeran’ın mağarasını. Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet

okumak için tıklayınız

Dört Mevsim – Cemal Süreya (seslendirme: Fazıl Say – Serenad Bağcan)

Dört Mevsim Bahar mezarına gömsünler sizi Yapraklar gibi buluştunuzdu Kokular gibi seviştinizdi Bahar mezarına gömsünler sizi Yaz mezarına gömsünler sizi İlk kezmiş gibi buluştunuzdu Son kezmiş gibi seviştinizdi Yaz mezarına gömsünler sizi Güz mezarına gömsünler sizi Salkımlar gibi buluştunuzdu Ağular gibi seviştinizdi Güz mezarına gömsünler sizi Kış mezarına gömsünler sizi Sokaklar gibi buluştunuzdu Çarşılar gibi

okumak için tıklayınız

Hoşçakalın Dostlarım – Nazım Hikmet (seslendiren: Çetin Tekindor)

Hoşça kalın dostlarım benim, hoşça kalın! Sizi canımda, canımın içinde Kavgamı kafamda götürüyorum. Hoşça kalın dostlarım benim Hoşça kalın… Resimlerdeki kuşlar gibi Dizilip üstüne kumsalın, Mendil sallamayın bana. İstemez… Ben dostların gözünde kendimi Boylu boyumca görüyorum. A dostlar A kavga dostu İş kardeşi A yoldaşlar a… Tek hecesiz elveda… Geceler sürecek kapımın sürgüsünü, Pencerelerde yıllar

okumak için tıklayınız

Yağmur Çiseliyor – Nazım Hikmet (Seslendiren: Tuncel Kurtiz)

Yağmur çiseliyor, korkarak yavaş sesle bir ihanet konuşması gibi. Yağmur çiseliyor, beyaz ve çıplak mürted ayaklarının ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi. Yağmur çiseliyor, Serezin esnaf çarşısında, bir bakırcı dükkânının karşısında Bedreddinim bir ağaca asılı. Yağmur çiseliyor. Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir. Ve yağmurda ıslanan yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin çırılçıplak etidir. Yağmur

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar (seslendiren: Grup Ekin)

YATAR BURSA KALESİNDE Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa kalesinde. Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar, en âlâ mertebeye ermiş yatar, yatar Bursa kalesinde. Memleket toprağındadır kökü, Bedreddin gibi taşır yükü, yatar Bursa kalesinde. Yüreği delinip batmadan, şarkısı tükenip bitmeden, cennetini kaybetmeden, yatar Bursa kalesinde. (1947) Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

İnsanlar neden el sıkışır?

İnsanlar neden el sıkışır? Weizmann Enstitüsü’nde yeni yapılan bir çalışmanın sonucuna göre, atalarımızdan gelen bu eski alışkanlık, belki de birbirimizin kokusunu ayırt edebilmek için edinilmişti. Bilinçli olarak yapmasak da el sıkışma, insanlar arasında koku duyusu yoluyla iletişim kurmanın sosyal kabul edilebilir şeklidir. Araştırmanın sonucuna göre, insanlar sıklıkla bir tokalaşmadan uzun süre sonra olsa da ellerini

okumak için tıklayınız

Aşk Şiirleri – Furuğ Ferruhzad

İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam, Furuğ Ferruhzad, 5 Ocak 1935 – 13 Şubat 1967 tarihleri arasında yaşamıştır. Düşünceleri ve şiirleriyle İranlı kadınları olduğu kadar, baskıcı rejimlerde yaşayan kadınları da etkiledi. Kadınların sorunlarını ele aldığı şiirleri fikirleri şiddetli tartışmalara neden oldu. İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirdi ve kadınların, daha iyi koşullarda bir yaşama

okumak için tıklayınız

Bu Bizimki – Cemal Süreya (seslendiren: Fazıl Say & Serenad Bağcan)

BU BİZİMKİ Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına Tutku yükünü. Bölücü bir aşk, Ekmeği suyu bölüyor Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer Onunkine polis. Yasadışı bir aşk , Evlenmeyi Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden Sevinçler devşiriyor. Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice’inkine

okumak için tıklayınız

Haber – Nâzım Hikmet (kendi sesinden)

HABER Onlardan haber geldi. Oradan onlardan. Gömlekleri kirli değil çatık değilmiş kaşları. Yalnız biraz uzamış tıraşları. “Yandık!” dememişler. Dayanmışlar biliyorum. “Dayandık!” dememişler. Gözleri gülerek bakıyorlarmış adama. Şakaklarında taze bir yara varmış ama, çatık değilmiş kaşları. Yalnız biraz uzamış tıraşları…. Nâzım Hikmet

okumak için tıklayınız

Bulut mu Olsam – Nazım Hikmet (seslendiren: Zülfü Livaneli)

Bulut mu Olsam Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür. Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam, yosun mu yoksa?.. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla. Nazım Hikmet Ran

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in sesinden Fidel Castro!

Nazım Hikmet, ses kaydında Küba seyahatinin ilk anını şu sözlerle anlatıyor: “Geçen yıl Küba’ya gittim. Havana’ya. Prag’tan kalktı uçağımız. 17 saat süren yolculuğumuzun ardından indik Havana’ya. Orada iki şeyi gördüm. Küba halkını gördüm. Görülecek şeydi yani. Sonra, o halka layık ikinci şeyi gördüm. O da yani insanı afallatan şey, Fidel Castro’yu gördüm.”

okumak için tıklayınız

Dünya, Dostlarım, Düşmanlarım, Sen ve Toprak – Nazım Hikmet (kendi sesinden)

Dünya, Dostlarım, Düşmanlarım, Sen ve Toprak fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime, toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. dünyayı dolaşmak, görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim. halbuki ben yalnız yazılarda ve resimlerde yaptım avrupa yolculuğumu. mavi pulu asya’da damgalanmış

okumak için tıklayınız

Davet – Nazım Hikmet (seslendiren: Rüştü Asyalı)

DAVET Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim…. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir

okumak için tıklayınız