“Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler”

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben

okumak için tıklayınız

Salkımsöğüt – Nazım Hikmet (seslendiren: Grup Baran)

SALKIMSÖĞÜT Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne yazık ki ona dörtnal giden

okumak için tıklayınız

Yitirme sakın cesaretini / Güneşin olsun gönlünde (seslendiren: İlkay Akkaya)

Güneşin olsun gönlünde Kar bile yağsa Ya da fırtına olsa. Gök bulutlarla Dünya kavgayla dolsa Güneşin olsun gönlünde O zaman gelsin ne gelirse Doldurur ışıklarla En karanlık gününü Bir şarkın olsun gönlünde Sevinçli ezgilerle Seni günlük tasalar boğsa bile Bir şarkın olsun dudaklarında O zaman gelsin ne gelirse Yardım eder atlatmaya En yalnız gününü Başkaları

okumak için tıklayınız

Akılla Bir Konuşmam Oldu – Fazıl Say / Serenad Bağcan

Akılla bir konuşmam oldu dün gece; Sana soracaklarım var, dedim; Sen ki her bilginin temelisin, Bana yol göstermelisin. Yaşamaktan bezdim, ne yapsam? Birkaç yıl daha katlan, dedi. Nedir; dedim bu yaşamak? Bir düş, dedi; birkaç görüntü. Evi barkı olmak nedir? Dedim; Biraz keyfetmek için Yıllar yılı dert çekmek, dedi. Bu zorbalar ne biçim adamlara dedim;

okumak için tıklayınız

Halkın Ekmeği – Bertolt Brecht

Halkın Ekmeği, şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısı Bertolt Brecht’in dokuz ciltlik şiirlerinden yapılmış bir seçmedir. Daha önce değişik yayınevleri tarafından birçok baskısı yapılan ve ilgiyle okunan bu kitabın yeni bir baskısını sunuyoruz. ‘İki edebiyatçı, iki sanatçı, işine saygılı ve iki edebiyat ve dil işçisi A. Kadir ile A.Bezirci baş başa vermiş, pırıl pırıl

okumak için tıklayınız

“Kor düşseydi keşke yüreğime” Metin Altıok (kendi sesinden)

KOR DÜŞSEYDİ Kor düşseydi keşke yüreğime, Bu yine anlaşılır olurdu. İçimde suyu kesilmiş bir fıskiye, Birdenbire buruşup soldu. Hoşçakal diyebildim güçlükle, Sesimi iğneden geçirerek. Dönüp arkama yürüdüm, Adım adım gittikçe küçülerek. Sen bana bir gurbet sundun, Buğulu çocuk gözlerinle. Öpüp başıma koydum, Sevginin solgun güzelliğiyle. Metin Altıok

okumak için tıklayınız

Sanatçının Yaşlı Bir Adam Olarak Portesi – Joseph Heller “Hakikatin yerini sessizlik aldığı zaman, sessizlik bir yalandır”*

Sanatçının Yaşlı Bir Adam Olarak Portesi, Joseph Heller’in 1999 yılında ölümünün ardından yayımlanmıştır. “Hakikatin yerini sessizlik aldığı zaman” diyordu *Yevgeni Yevtuşenko, “sessizlik bir yalandır”. 19.yüzyıl gerçekçiliğinin mirası henüz tüketilmemiş, sanatla politika arasındaki organik ilişki kopmamış, edebiyat oyuna çevrilmemiş, hakikat sessizlikle çevrilmemişti. Pek çok büyük yazar gibi Joseph Heller de, bir zamanlar hakikati seslendirmiş, ihtiyar dünyanın

okumak için tıklayınız

Joseph Heller ‘in günlük çalışma rutini

Heller, ‘Madde 22’yi (Catch-22 ) akşamları işten sonra Manhattan’daki dairesinde mutfak masasında otururken yazmış. “Romana sekiz yıl boyunca gecede iki-üç saat harcadım” diyen Heller, “Bir keresinde bıraktım ve karımla televizyon seyretmeye başladım. Televizyon beni tekrar ‘Madde 22’ye itti. Amerikalıların geceleri roman yazmadıklarında ne yaptıklarını hayalimde canlandıramazdım.” Heller, gündüzleri Time, Look ve en son McCall’s dergilerinin

okumak için tıklayınız

Adı değişen 18 klasik kitap

1 – Jane Austen’ın babası Pride and Prejudice’ın (Gurur ve Önyargı; İş Bankası, Remzi) ilk taslağını First Impressions adıyla gönderdiğinde, yayıncısı tarafından reddedilmişti. Kitap daha sonra bugün bildiğimiz adını aldı. 2- Don DeLillo 1985 çıkışlı romanına Panasonic adını vermek istediyse de şirket avukatları karşı çıkınca White Noise (Beyaz Gürültü, Dost Kitabevi) adında uzlaştı. 3-El yazmaları

okumak için tıklayınız

Madde 22 – Joseph Heller

Joseph Heller’in 1961 yılında yayımladığı başyapıtı Madde 22 (Catch-22) adlı romanı; savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüştüğünü büyük bir başarıyla gözler önüne seriyor. Yalnız bildiğiniz savaş romanlarından değil. Her savaş romanı içinde trajediler barındırır elbet; yine de çoğu bir tür zaferi anlatır: Neyin ve kimin zaferi olduğu belli olmayan bir zaferi!

okumak için tıklayınız

Kat – Sinema ve Etik – Umut Tümay Arslan

Bugün muhafazakârlığın şiddetinden, vaazlarından ve dayatmalarından farklı, yaşadığımız gezegeni merkeze alan ve insanın ne olduğunu yeniden sorgulayan bir etiğe ihtiyacımız var. Seyrettiğimiz onca film üzerinde sosyal kuramın terimleriyle düşünmeye de ihtiyacımız var. Kat buna girişiyor, filmleri kesip parçalara ayırarak bağlantılar arıyor: Bu bağlantılar yoluyla, filmlerin bize etik varlıklar oluşumuzu hatırlatma, seçim yapmaya zorlama, zevk ve

okumak için tıklayınız

Hormonların Gücü – Hayatımızdaki Hemen Her Şeyi Kontrol Eden Salgıların Tarihi – Randi Hutter Epstein

Hormonlar nasıl keşfedildi? Bu keşif tıp tarihi için neden bir dönüm noktasıydı? Öncesinde hormon bozuklukları olan insanlar neler yaşıyordu? Hormonları kontrol ederek bedenlerimize hükmetme çabalarımız ne gibi zaferler ve hüsranlarla sonuçlandı? Cinsiyet hormonları hakkında öğrendiklerimiz, cinsel kimliklerimize dair görüşlerimizi nasıl değiştirdi? Son araştırmalar ileri yaştaki erkek ve kadınların rağbet ettiği hormon takviye ve tedavileri hakkında

okumak için tıklayınız

Facebook araştırmasına göre akılda en çok kalan 100 kitap

Bir yıl önce Facebook’ta kullanıcılara en çok akıllarında kalan on kitabı listelemeleri istenmiş ve soru binlerce kullanıcı arasında paylaşılmıştı. “Herhangi bir yönüyle aklınızda kalmış on kitabı listeleyin. Birkaç dakikadan fazla vaktinizi ayırmayın ve kitaplar üzerine fazla düşünmeyin. Bunların ‘doğru’ kitaplar ya da büyük edebiyat eserleri olması gerekmiyor, sizi bir şekilde etkilemiş olması yeterli.” Ağustos ayının

okumak için tıklayınız

Bozkırda Bir Kral Lear – İvan Sergeyeviç Turgenyev

Bozkır’da Bir Kral Lear, kısa öykünün ustalarından İvan Turgenyev’in kurgu ve anlatımdaki ustalığını en berrak şekilde gösteren öykülerinden meydana gelen bir seçki. Shakespeare’in ünlü tragedyası Kral Lear’ı Rus steplerine uyarlayan Turgenyev, edebiyatın ezeli temalarından aile ilişkilerini Rus toplumuna özgü karakterlerle ele alırken insan psikolojisinin derinlerine inmekte benzersiz bir ustalık sergiler. Birbirinden etkileyici on beş öykünün

okumak için tıklayınız

IMDb’ye göre Netflix’te yayınlanan en iyi 20 film

İnternet üzerinden sinema filmi ve dizi film içeriği sunan Netflix’in en iyi 20 filmi belli oldu. Çok uygun fiyatlar ile netflix, spotify veya youtube premium hesapları almak ister misiniz? Bu konuda tecrübeli ve güvenilir kullanıcılar Sadeceon sitesinde bir araya gelerek talep ettiğiniz hesap satışını sizin için çok ekonomik fiyatlara sunuyorlar. Ekonomik netflix üyelik ücretleri –

okumak için tıklayınız

Ayşe Hür: ‘İspanyol gribi Osmanlı’ya üç aşamada gelip vurmuştu’

1918-22 arasında dünyayı kasıp kavuran, en az 20 milyon kişinin ölümüne sebep olan İspanyol gribi, bir savaştan ötekine sürüklenen Anadolu ve Trakya’yı nasıl etkiledi? Mustafa Kemal ve Vahdettin gerçekten de bu hastalığa yakalandılar mı? Anadolu’da hangi vilayetlerde büyük zayiat görüldü? Tarihçi Ayşe Hür anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Malatya Ermenileri – Coğrafya, Tarih, Etnografya – Arşag Alboyacıyan

Ermenilerin Anadolu coğrafyasında yaşadığı yörelerin tarihi üzerine hazırladığı monografileriyle tanınan Arşag Alboyacıyan’ın Türkçeye çevrilen bu ilk eseri, Malatya ve çevresinin en eski zamanlardan 20. yüzyıl başına dek tarihini hayranlık uyandırıcı bir titizlikle ele alıyor. Büyük tarihçi, coğrafya, arkeoloji, kültür, mimari, siyaset, folklor gibi farklı disiplinlerin sağladığı bilgiler ışığında, yörenin olabilecek en derinlemesine hikâyesini koyuyor ortaya.

okumak için tıklayınız

Bambaşka Bir Bahar – Zahrad

Bambaşka Bir Bahar, 20. yüzyılda Ermenice şiiri derinden etkilemiş isimlerin başında gelen Zahrad’ın Türkçeye çevrilen bütün şiirlerini bir araya getiriyor. Şairin, Ohannes Şaşkal tarafından çevrilen ve farklı zamanlarda, farklı yayınevleri tarafından yayımlanan şiirlerini derleyen Bambaşka Bir Bahar, bugün artık ulaşılması neredeyse imkânsız hale gelmiş bu kitapları tek bir ciltte toplarken, Zahrad’ın nüktedan, incelikli, bilge şiiri

okumak için tıklayınız

YARI-PUSARIK / ILGIM – Nejdet Evren

Bir dil, hakınca sahiplendiği sürece ne kadar baskılanırsa baskılansın asla yok edilemez; bu direnç ana-kadından gelir,  her dile ana-dili denmesinin nedenide budur. Bir zamanlar çocuk öykülerinde herkesçe bilinen bir olgu vardı – ki, hala gündemde olsa gerek- deve kuşları kafalarını kuma gömdüklerinde saklandıklarını sanırlarmış…- deve kuşları böyle bir davranışta bulunmakdıkları halde-  Toplumsal bir olgu yok

okumak için tıklayınız