Aziz Nesin: Polis beni bulamadı. Çünkü…

Bu Kitabın Nasıl Yazıldığına Değgin Açıklama 1948 yılında “Aziznâme” adlı bir taşlama kitabı yayınlamıştım. Bu taşlama kitabının ilk sayfasında şu dörtlük vardı: ONLARA Zannetme ki dâim bîşekcesine Siz her anırdıkça huu çeker millet Alkış beklerken siz eşşekcesine Verir hakkınızı yuu çeker millet Zamanın basın savcısı Hicabi Dinç, bu taşlama dörtlüğüyle hükümeti aşağıladığımı iddia ederek aleyhime

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’in masallara yönelme gereği

T. ALANGU – Bir yazar olarak masallara yönelmenin gereğini neden duydunuz? AZİZ NESİN -Ben halkı masallarında ve hikayelerinde, fıkralarında, “baskıya karşı direnme” eğilimi gördüm. Bu masal alışkanlığından yararlanarak kanunlu, yada kanunsuz baskıya karşı “bilinçli” olarak, o iki kitabımı yazdım. Onları o günlerde halkın bildiği masal biçiminde vermek gereğini duydum. Aslında onlar hikayeydi. Oysa masalda “öğretici

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin özeleştirisini yapıyor

İçtenlikle özeleştiri yapmanın, biri kendimize, biri de başkalarına dönük, iki zorluğu var. Kendimize dönük nedenden ötürü özeleştirinin zorluğu, kendimizi beğenmişliğimizden geliyor. Bir zorlama olmayınca, insan umarsız ve bir dar yerde kalmayınca özeleştirisini içtenlikle yapabilir mi? Sanmıyorum. Kendimizden memnun değilsek, bu, kendi yüzümüzden değil, başkalarının yüzündendir. Olsa olsa, ancak çok acı başarısızlıklara uğradığımız zaman bir özeleştiriyi

okumak için tıklayınız

Kendine karşı cimri, başkalarına karşı çok cömert olan Aziz Nesin – Mina Urgan (anılar)

Bir başka büyük devrimciye, Aziz Nesin’e değinmek istiyorum şimdi. Aziz Nesin üstüne çok yazıldığından, ileride daha da çok yazılacağından, kısaca söz edeceğim ondan. Aziz Nesin, Türk aydınlarının onuruydu, Türk aydınlarının şanıydı bence. Çünkü hepimizin düşündüğünü, ama dile getirmekten çekindiğini, ancak o söylerdi hiç korkmadan, açıkça. Örneğin çoğumuz tanrıtanımazdık. Ama bunu açıklamayı göze alamazdık. Bir tek

okumak için tıklayınız

Dostoyevski ve Polisiye – A. Ömer Türkeş

Polisiyelerden söz açıldığında, pek çok incelemeci ve eleştirmen, türün yüksek edebiyata giren ürünlerine örnek olarak Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanını gösterir. Elbette hem suçu hem de cezayı barındıran öyküsü ile polisiyelere özgü bir kurgusu var bu romanın. Ne var ki, bu haftanın yeni kitaplarında sözünü ettiğim yazarlar gibi, Dostoyevski de polisiyenin sınırları içinde değerlendirilemez. Roman

okumak için tıklayınız

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Ergin Altay çevirisi, Joseph Frank’ın önsözüyle, Yazar ve dönem kronolojisiyle, Dostoyevski’nin ilk Avrupa seyahatinin ardından kaleme aldığı Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları öfkeli ve alaycı bir Batı eleştirisidir. Dostoyevski, 1862 Haziranı’nda Petersburg’dan ayrılarak ilk kez Batı Avrupa seyahatine çıktığında, tedavi için gittiği bu topraklarda bir yandan da varlığını uzaktan sezdiği yoldan çıkmışlığı ve yozlaştırıcılığı arama

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “İnsan kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?

”İnsan kendi kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?… Heine öz yaşam öyküsü yazmanın hemen hemen olanaksız olduğunu, insanın kendisinden söz ederken birtakım yalanlar katabileceğini söyler. Heine’ye göre Rousseau ‘İtiraflar’ adlı kitabında mutlaka yalan üstüne yalan kıvırmış, üstelik bunları gururu sebebiyle bilerek, isteyerek yapmıştır. Ben de Heine’nin haklı olduğuna inanıyorum. İnsan gerçekten de bazen yalnızca gururu

okumak için tıklayınız

Bir Gün Tek Başına: Bir film projesinden hareketle yazılmış sinemaya uyarlanamayan roman

Vedat Türkali’nin 1974’te çıkardığı ilk romanı olan Bir Gün Tek Başına, Türkali’nin 20’den fazla senaryo yazdıktan sonraki eseri. Roman esasen 1960’larda Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney ve Türkali’nin üstünde çalıştıkları ama bir türlü ortaya çıkmayan bir film projesinden hareketle yazılmış. Belki de bu yüzden oldukça görsel bir roman… Güçlü anlatımı olan ve sancılı bir aşkı anlatan

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin el yazmalarındaki metinlere eşlik eden karalamaları

Columbia Üniversitesi’ndeki bu sergi, gelmiş geçmiş en büyük romancılardan Dostoyevski’nin imgelem ve anlatım gücünün düz yazılarının yanında yaptığı çizimlere de yansıdığını gösteriyor. Suç ve Ceza, Budala, Karamazov Kardeşler gibi edebi başyapıtların yaratıcısı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin gelmiş geçmiş en büyük romancılardan biri olduğuna herhalde itiraz edebilen çok az kişi vardır. 19. yüzyıl Rusya’sında yaşamış olan bu

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “Alınyazısına meydan okumak, onunla alay etmek, ona dil çıkarmak isteğini duydum”

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, “Kumarbaz” (The Gambler) adlı romanını, kumar borçlarından dolayı yoğun baskı altında 25 günde (Kasım – Aralık 1866) kaleme aldı. Kumarbaz, Dostoyevski’nin gençlik yıllarını, dramatik aşk ve kumar tutkusunu en yalın hali ile kaleme aldığı yapıtlarından biridir. İlk büyük romanı olan ve büyük bir kitleye ulaşan Suç ve Ceza’dan sonra yayınevi ile yaptığı

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza Üzerinden Ele Alındığında Acının Anlamı Nedir?

Raskolnikov, genç ve zeki bir hukuk öğrencisidir. Annesi ve kız kardeşinden uzakta yaşadığı şehirde, maddî imkânsızlıklar sebebiyle geçim sıkıntısı çekmekte ve bu itici güç ekseninde de yaşadığı toplumu ve dünyayı anlamaya çalışmaktadır. Ona göre toplumdaki bu sorunun temelinde birikimin ve imkânın yanlış ellerde olması, hak edenlerin dipte ve çaresiz yaşarken, hak etmeyenlerin en tepede ve

okumak için tıklayınız

Ölüler Evinden Anılar – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski “Gerçek, anlatılan bir hikâyeden daha etkilidir.”

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. 1861-1862 yıllarında bu dergide yayımlanan Ölüler Evinden Anılar Dostoyevski´nin Sibirya´da geçirdiği sürgün yıllarının izlenimlerini bütün canlılığıyla yansıtır. Sibirya’da geçen dört yıllık bir

okumak için tıklayınız

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Dostoyevski bitmez tükenmez bir muhaveredir. Roman bitince bu kahramanlar gene susmazlar. Bu sefer sizin içinizde konuşurlar.”

1. “Beylik Rus romanından ve hikâyesinden bıktım. Arkasında bir insan yerine, kurulmuş bir saatin, tıkırtısı sinirleri bozan bir zembereğin işlediği her şeyden bıktığım gibi… O yeraltı itiraflarından, o cinlerin çarptığı insanlardan, o enfüsîliği korkunç bir cehennem kuyusu gibi açılan büyük mustarip benliklerden, iradesizliklerden, o sefalet ve ıztırap sarhoşluklarından, onulmaz biçareliklerden artık rahatça sarhoş olamıyorum. O

okumak için tıklayınız

“Suç ve Ceza”nın yazıldığı dönem bakımından bir Raskolnikov analizi

“Raskolnikov” Adının Kökeni Üzerine Suç ve Ceza”nın dünyaca ünlü kahramanı Raskolnikov’un adı rastgele konulmuş bir ad olamaz. Rusça “raskolot” fiili, günlük konuşma dilinde, parçalara ayırmak, birliği bozmak, bir çevrede görüş ayrılıkları yaratmak gibi anlamlara geliyor. Bu fiilden türetilmiş olması gereken “raskol” sözcüğü 11 yüzyıl Rusya’sında resmî kiliseye karşı çıkan ayrılıkçı bir dilimi hareketin adıdır. Bu

okumak için tıklayınız

Karamazov Kardeşler – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Dostoyevski’nin ölmeden üç ay evvel tamamladığı, yaklaşık 400 bin kelimelik dev romanı “Karamazov Kardeşler” Dostoyevski’nin yazarlık yaşamı boyunca değindiği temaların işlendiği, dramatik olaylarla bezenmiş bir düşünce romanı, bir başyapıt. Karamazov Kardeşler, Tolstoy evini terk ettiğinde yanına aldığı kitaptır. Dostoyevski’nin kendi yaşamıyla pek çok paralellik taşıyan bu romanı, hem bir aile dramı, hem bir cinayet romanı,

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza romanına ve Dostoyevski’ye dair – Mazlum Beyhan

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 30 Ekim 1821 günü Moskova’da bir doktor ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1843 yılında, askeri öğrenci olarak okuduğu Petersbıırg mühendislik okulunu bitirdi, ancak bir yıl askeri mühendis olarak çalıştıktan sonra istifa etti. Nicedir verdiği bir kararla, edebiyat hayatına atıldı. Bundan hemen sonra da, 1844 yılında,

okumak için tıklayınız

Yeraltından Notlar – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Dostoyevski’nin 1864 yılında yayımlamış olduğu “Yeraltından Notları” yaratıcılığında bir dönüm noktasıdır. Dostoyevski bu yapıtında yepyeni bir anlatım denediğini, “Müzikteki geçişleri bilirsin. Bu da tıpkı öyle olacak. Birinci bölümdeki gevezelikler, ikinci bölümde yerlerini ani bir katastrofa bırakacak,” şeklinde ifade eder yazdığı bir mektupta. “Yeraltından notlar”, düşlemler ile gerçekler arasında kimi kez sakin sakin yalpalanan, kimi kezse

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sının kahramanının adı neden Raskolnikov?

Suç ve Ceza”nın dünyaca ünlü kahramanı Raskolnikov’un adı rastgele konulmuş bir ad olamaz. Rusça “raskolot” fiili, günlük konuşma dilinde, parçalara ayırmak, birliği bozmak, bir çevrede görüş ayrılıkları yaratmak gibi anlamlara geliyor. Bu fiilden türetilmiş olması gereken “raskol” sözcüğü 11 yüzyıl Rusya’sında resmi kiliseye karşı çıkan ayrılıkçı bir dilimi hareketin adıdır. Bu açıklamadan sonra “Suç ve

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Bir güneş ışınının insanın ruhunda yaratabileceği değişiklik öyle büyüktür ki!..

Geçen yılın 22 Mart akşamı garip bir olay geçti başımdan. Bütün gün dolaşmış, kendime bir daire aramıştım. Oturduğum yer pek rutubetliydi, bu yüzden kötü kötü öksürmeye başlamıştım. Daha sonbaharda koymuştum aklıma oradan çıkmayı, ama ilkbahara kadar oyalanmıştım. Sabahtan beri dolaşmıştım ama istediğim gibi bir yer bulamamıştım. Tek oda bile olsa, ayrı bir daire olsun istiyordum.

okumak için tıklayınız