Paslı Deniz – Bedriye Korkankorkmaz

Bedriye Korkankorkmaz’ın yeni şiir kitabı çıktı! Şair ve yazar Bedriye Korkankorkmaz’ın yeni şiir kitabı Paslı Deniz, ArtShop Yayıncılık tarafından yayınlandı. Şiirlerinde genel olarak “insan”, “aşk”, “ölüm” temasını işleyen Korkankorkmaz, toplumsal olanla bireysel olan arasında sarsılmaz bir denge kuruyor. Paslı Deniz, yaşadığımız şu zorlu günlerde bize bir kez daha insan olmanın, sevmenin önemini anlatacak bir kitap.

okumak için tıklayınız

İnsan ve Emek – Ruhi Su (kendi sesinden)

İNSAN VE EMEK Bir sergiyle geldi bahar Ne don vurur, ne meyve verir Öylece bir çiçek düşlemesi Ne güzel bir oyundur canım Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metrekaresi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi Bir gece kulübünde bugün Kırk bin, elli bin liradır Bir

okumak için tıklayınız

Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar

“Roma’nın yükseliş ve çöküş döngüsünde, bugün bizim medeniyetimiz nerede” sorusu ile her tarihçi bir gün karşılaşır. Tarihçiler geçmişin bu şekilde ele alınmasından sıkıntı duyabilir ama tarih tekerrür etmemesine ve ahlak dersleri ile dolu olmamasına rağmen, insan olmanın ne anlama geldiğine ve toplumlarımızın ne kadar kırılgan olduğuna ilişkin algımızı yine de derinleştirebilir. İkinci yüzyılın ortasında Romalılar,

okumak için tıklayınız

Dünyayı değiştiren salgın: İspanyol gribinin 5 ilginç etkisi

Birinci Dünya Savaşı’nın yaralarının sarılmaya çalışıldığı bir dönemde yaşandı İspanyol gribi salgını. Bu salgın 20. yüzyılda dünyayı değiştiren izler bıraktı. 1918’deki grip salgınıyla ilgili ayrıntılar bugün çok daha net ortaya çıktığı halde tamamlanmış bir süreç değil. 2005’te Ann Reid ile birlikte İspanyol gribine yol açan virüsün gen dizilimini bulan Amerikalı bulaşıcı hastalıklar uzmanı Jeffery Taubenberger

okumak için tıklayınız

Ölümcül Yakınlıklar – Mikroplar Tarihimizi Nasıl Şekillendirdi? – Dorothy H. Crawford

Yaşadığımız dünyada bitki ve hayvanlar dışında bir canlı grubu var ki, gözle görülemeyecek kadar küçük olmalarına rağmen yeryüzünün asıl sahipleri oldukları söylenebilir: Diğer tüm canlılardan önce onlar vardı, muhtemelen en son da onlar yok olacak. Yalnızca çevremizi değil, bedenlerimizi de mesken edinen bu canlıların “dost” olanlarına muhtacız: Sağlıklı bir yaşam için bize hava ve su

okumak için tıklayınız

Amerika kıtasının asıl fatihleri mikroplardır

Üç Amerika Asya’ya çok benzer biçimde, 80 ilâ 100 milyon insanla dolu karmaşık bir dünya oluşturuyordu; nüfusun toplamı, insan türünün o zaman dünya üzerindeki sayısının dörtte biri ile beşte biri arasındaydı. 1500’de Amerika kıtasındaki en güçlü siyasi oluşumlar Aztek İmparatorluğu, Meksika olarak bilinen kent birleşiminin hâkim olduğu Aztek İmparatorluğu ile And Dağları ve Pasifik sahili

okumak için tıklayınız

Camus’un “Yabancı”sı Meursault

“Bugün annem öldü. Belki de dün bilmiyorum.”(s.11) cümleleriyle başlıyor roman. Meursault annesinin ölümüyle ilgili hiçbir şey düşünmez. Onun annesinin ölümünden haberi yoktur ve ne zaman öldüğünü bilmez. Sanki annesinin değeri yok gibidir. Annesini huzurevine yerleştirmiş ve onu ziyarete gitmek zor gelir olmuştur. Cenazesine bir yabancı ve uzaktan biri gibi katılır. Meursault, morga girdiğinde görevli tabutu

okumak için tıklayınız

Harika Bir İnsan Hakkında Harika Bir Kitap: Karanlıktaki Işık YILMAZ GÜNEY – Müslüm Üzülmez

İnsan bazen bir haber veya hediye aldığında çok sevinir. Tahir Yüksel’in Karanlıktaki Işık Yılmaz Güney kitabı elime ulaştığında ben de böylesi bir sevinci yaşadım. Sevinmemin birinci nedeni harika bir insan hakkında harika bir kitabın yazılmış olması ise, ikincisi de her Diyarbakırlı gibi benim de Yılmaz Güney’e duyduğum sevgi ve hayranlığın yaratmış olduğu devrimci vefa bağının

okumak için tıklayınız

Teknoloji ve İnsan 2 – Nejdet Evren

Teknoloji yoğun yaşam ile kültür yoğun yaşam ayrıştırılabilir mi? Biri öncelenip diğeri öteleştirilebilir mi? Teknoloji bağımlılığı kültür erozyonuna neden olur mu? Teknolojiden tamamen uzakta bir yaşamı özlemek tekniğin yarattığı kirlenmeye duyulan öfkenin bir yansıması olabilir mi? Tekniğin kullanım biçimi, teknik araçların hangi ihtiyaç için üretilmesi ile yakından ilgili olmasına göre, çoğunluk azınlığın tercihlerine göre mi

okumak için tıklayınız

BEHÇET ÇELİK: “Çoğu zaman öyküler aklıma mekânlarıyla birlikte gelir” (Söyleşi: Elif Şahin Hamidi)

BEHÇET ÇELİK “Çoğu zaman öyküler aklıma mekânlarıyla birlikte gelir”  Behçet Çelik’in eski kitapları, yeni baskılarıyla tekrar okurla buluştu. Diken Ucu‘nun ikinci baskısının ardından Dünyanın Uğultusu, Gün Ortasında Arzu, Düğün Birahanesi, Herkes Kadar, Yazyalnızı ve İki Deli Derviş Can Yayınları tarafından yeniden basıldı. Sait Faik Hikâye Armağanı sahibi Behçet Çelik, sade ve dolaysız bir dil kullanarak

okumak için tıklayınız

BUKET UZUNER: SU romanı bize ‘vicdanımızı kaybettik’ diyor. (Söyleşi: Elif Şahin Hamidi)

BUKET UZUNER: SU romanı bize ‘vicdanımızı kaybettik’ diyor  “Başlangıçta yalnız su vardı”. Evet, sadece su. Gökten, aydan, havadan, ateşten, topraktan ve de ağaçtan evvel yalnızca su vardı. Ebedi başlangıç olan su, ana rahmiydi, doğurgandı. Su zamandı, saflıktı, bereketti… Ve saadetti su, şifaydı…  Gezgin ruhlu yazar Buket Uzuner, “Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları” dörtlemesinin ilkine “SU” ile

okumak için tıklayınız

Dörtlerin Gecesi, Direnişin Aydınlığı – Zafer Köse

İnsanlar vardı, ama insanlık yoktu burada: Mehmet Tanboğa ve Fevzi Yetkin’in Dörtlerin Gecesi kitabında geçiyor bu söz. Diyarbakır Cezaevi’nin 12 Eylül sonrası koşullarını anlatıyor. Adnan Yücel ise, o uzun şiirinde şöyle diyor: Havasızlık içinde veremler yaratılırken Gardiyan hakimler ve savcı çavuşlarla Her gece mahkemeler kurulurken İnsanlar soyundurulup makatlar aranırken Hangi kuş konardı zindan penceresine Ve

okumak için tıklayınız

Jacques Ranciére’den “Demokrasi Nefreti”

Jacques Ranciére, “Demokrasi Nefreti”nde demokrasiden ne anlayıp anlamadığımız üzerinde dururken ona getirilen haklı ve haksız eleştirileri masaya yatırıyor. Ranciére, demokrasi fikrinin, başkalarını yönetmeyi kendine “doğal hak” sayanları nasıl rahatsız ettiğini anlatırken buradan doğan korku ve nefretin kaynaklarına iniyor. Kirli sepetinde bir ‘gömlek’ Demokrasi, Eski Yunan’dan beri hep tartışma konusuydu. Tartışma bir tarafa, o dönemde korkutucu,

okumak için tıklayınız

Aydınlanmacı Montesquieu ‘nun Hayatı

“Fransız Aydınlanması’nın önde gelen düşünürlerinden Montesquieu (Charles-Louis de Secondat, Baron de La Brède et de Montesquieu), Fransız siyasetine, Kilise’nin uygulamalarına, toplumsal koşullara ağır eleştiriler getirdi. “Yasaların Ruhu” eserinde kanunlar karşısında bütün insanların eşit olması gerektiğini savundu. Bir dilenci vaftiz etmişti onu. Yırtık pırtık giysileri lekeli, kim bilir kaç zamandır su götürmeyen saçları katılaşarak birbirine yapışmış,

okumak için tıklayınız

Nicolas Guillen ‘in Hayatı

Che Ernosta Guevara’nın, 1967 yılında Bolivya’da CIA tarafından öldürüldüğünde cebinde bulunan yeşil not defterine kendi el yazısıyla yazdığı şiirlerden oluşan antolojide bulunan şairlerden biri olan Kübalı şair Nicolas Guillen, Che’yi katleden Bolivyalı askerlere yazdığı şiir olan Soldatido Boliviano (Bolivyalı Küçük asker) şarkısı hala unutulmaz yerini koruyor. Bolivyalı Küçük Asker Bolivyalı küçük asker, Bolivyalı küçük asker,

okumak için tıklayınız

Montesquieu’nün siyaset felsefesi

Montesquieu’nün siyaset felsefesini yasanın anlamını, hukukun temellerini, farklı yönetim biçimlerini ele alan, yönetimlerde koşulların gerekli kıldığı değişmeler üzerinde duran Kanunların Ruhu Üzerine adlı eserinde buluruz. Yasa Montesquieu beşeri yasalarla yazılı olmayan yasalar olarak örf ve âdetlerin çeşitliliğini anlamak ve mümkün olduğu her yerde iyi/bilge yönetimlere yardım etmek gibi, biri teorik diğeri pratik iki amaç üzerine

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın Hayatı

Franz Kafka, 1883 yılında Prag’da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi’si annenin çocuğu olan Franz Kafka’nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka’nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli,

okumak için tıklayınız