Yaşamımda Kışlak-Malatya İlişkisi – Müslüm Kabadayı

İnsanların kaderini yaşadıkları coğrafyanın belirlediğini söylemiş İbni Haldun. Mukaddime yazarı sosyologun bu sözü, konunun bir boyutunu dile getiriyor. Oysa insan, ya göçler ya da bilim ve teknik yoluyla coğrafyasını da değiştirerek kaderini değiştirmiştir. Çok eskilere gitmeye gerek yok, bizim çocukluğumuzu yaşadığımız 1960’lı yıllarda Hatay ili Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyünde yaşananlara bakmak bile, coğrafyanın insan

okumak için tıklayınız

Albert Camus, Veba, Dr. Rieux ve “Saçma” Kavramı Üzerine

Veba hem yarattığı trajik sonuçlar yüzünden hem de tüm sırları çözülemeden tarihin derinliklerinde kaybolup gidişinin yarattığı merak duygusundan olsa gerek; “toplumcu” yazarların en sevdiği hastalıklardan biridir. Fransız edebiyatının aykırı ismi Albert Camus (1913-1960) 17 yaşında Cezayir Üniversitesi’nin Felsefe bölümüne girer ve kendi ifadesiyle “verem ve komünizm illetine” yakalanır.Bu iki olgu gerek felsefi ve edebi; gerekse

okumak için tıklayınız

Jack London ve Veba

Jack London’un(1876-1916) füturist romanı Kızıl Veba/The Scarlet Plague’da (1912) yine bu belalı hastalık çıkar karşımıza:2013 yılında New York şehri halkı bir veba salgını sonunda yok olmaktadır. Veba kısa sürede ülkeye yayılır ve San Fransisco’ya varır. Kahramanız edebiyat profesörü Smith ve birkaç kişi dışında tüm şehir halkı ölür.Şehirleri terketmeye çalışan zenginlerin ölümü ise yoksulların elinden olur.Hikaye

okumak için tıklayınız

Kara Ölüm’ün Devrimci Rolü

1348-1351 arasında Avrupa nüfusunun 1/3’ünü tırpanlayan Büyük Veba Salgını Avrupa tarihinde dönüm nokta olmuştu. Hayatta kalmayı başaranlar,ahlaki bakımdan zedelenmiş,dinsel inançlarını sorgulayan, yaşamın sonlu olduğunun farkına varmış insanlardı. Kilisenin halkın ihtiyaçlarını karşılamakta ve durumu açıklamakta yetersiz kalması,halkın tanrıya inancını azaltmadıysa da kiliseye güvenini ciddi biçimde sarsmıştı. Bu tarihten sonra Avrupa’da pek çok sapkın hareket gelişirken,halkın mucizeler

okumak için tıklayınız

“Aksaray’dan Bir Perihan”, Suat Derviş

“Suat Derviş’in öyküsü, Demokrat Parti döneminin zenginleşme, Küçük Amerika olma düşleri içindeki kültürsüz burjuva insan tipini, eşyanın iktidarını Aksaray’lı Perihan özelinde çok iyi yansıtıyor; “Nuri karısının para ve servet isteğinin ölçüsüzleşmeye başladığını o anda hissetti. Yirmi bin lirası olunca ev yaptırmak hevesine hemen düşmüştü. Başlangıçta ilk arzusu bir dikiş makinesine sahip olmaktı, sonra radyo istemiş,

okumak için tıklayınız

“Mağlup olmak, bir alçalma değil. Ama alçaltıcı olan, kendini mağlup ilan etmek…” Bertolt Brecht

Dünya edebiyatının ve tiyatrosunun seyrini değiştiren Bertolt Brecht, Günlükleri´yle ilk kez Türkçede… İki cilt halinde yayımlanacak olan Günlükler’in, birinci cildi, yazarın 1913-1941 yılları arasında tuttuğu notlardan -Günlükler, Jurnaller ve Otobiyografik Notlar alt başlıklarıyla- oluşuyor. Ve geç de olsa Türkçe okuru da Brecht’in yazma-yaşama serüvenini kendi ağzından dinliyor. Brecht, 1956 yılında öldüğünde ardında bıraktığı eserler aşağı

okumak için tıklayınız

Fichte: Tarih ve “Ben”

“Alman İdealizmi” denince, bilindiği gibi, esas olarak Fichte, Schelling, Hegel üçlüsü ile kısmen Schopenhauer ve Schleiermacher’i içine alan bir filozoflar kuşağının ortaklaşa paylaştıkları bazı temel düşünceler kastedilir ve bu felsefe akımının, çıkış noktasını Kant’ta bulduğu söylenir. Ne var ki Alman İdealizmi, Kant’tan yola çıkmakla birlikte, Kant’ı pek çok noktada aşmak isteyen bir tutuma da sahiptir.

okumak için tıklayınız

Enver Gökçe’nin Yaşam Öyküsü, ‘Ha dedi kırdı zincirini (…) Demir bağrışa bağrışa / Zindan çağrışa çağrışa’

“1920 yılında doğmuşum. Ankara’ya gelişimiz çok soğuk, hemen hemen kışın yeni başladığı zamana rastlar. O zaman dokuz yaşındaydım. Yağmurlu bir günde köyden ayrıldık. Arapkir’e ordan da Hekimhan, Kangal yoluyla Sivas’a kadar kara yoluyla ve kış vaktinde yolculuğumuzu sürdürdük. Ulaşım yolları iyi değildi. Hatta o koşullarla zor ilerliyorduk. Ve hayvanlarla geliyorduk. Hanlarda yata yata. O zaman

okumak için tıklayınız

Rousseau’nun en çok değer verdiği yapıtı: Toplum Sözleşmesi

Toplum Sözleşmesi 1756-1760 yıllarında yazılmış, 1762’de basılmıştır. Sainte-Beuve’e bakılırsa, Rousseau’nun en çok değer verdiği yapıtıdır bu. Rousseau bu kitabı için, “Epeyi önce, gücümü tartmaksızın yazmaya kalkıştığım, ama o gün bugün bir yana bıraktığım daha geniş bir yapıttan alınmıştır.” diyor. Rousseau’nun yazmayı tasarladığı bu geniş yapıtın adı Politik Kurumlar olacaktı. Toplum Sözleşmesi, taslak halinde kalan bu

okumak için tıklayınız

Tutunamayanlar – Oğuz Atay

Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın ilk romanıdır. 1970 yılında TRT Roman Ödülü’nü kazanmıştır. Çoğu yazar ve okuyucuya göre Modern Türkiye Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden biridir. Kullanılan dil ve anlatım şekli itibariyle edebiyatta bir devrim olarak kabul edilmektedir. Edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar’ı Berna Moran, “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler. Moran’a

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Ecinniler romanının Kirilov karakteri – Albert Camus

KİRİLOV Dostoyevski’nin bütün kahramanları, yaşamın anlamını inceleyip kavramaya çalışırlar. Yenilikleri hurdadır; gülünç olmaktan korkmazlar. Yeni duyarlığı klasik duyarlıktan ayıran şey, berikinin ahlaksal, ötekininse metafizik sorunlarla beslenmesidir. Dostoyevski’nin romanlarında, sorun öyle bir şiddetle ortaya atılmıştır ki, ancak aşırı çözümler getirebilir. Varoluş asılsızdır ya da ölümsüzdür. Dostoyevski bu incelemeyle yetinseydi, filozof olurdu. Ama düşüncenin bu oyunlarının bir

okumak için tıklayınız

Ecinnilerin Ecinnileri üstüne – Aziz Çalışlar

Albert Camus, Dostoyevski’nin 1870/71 yıllarında yazdığı ünlü Ecinniler romanını 1959’da oyunlaştırarak, ‘Théâtre Antoine’da kendisi sahnelemiştir. Bu yapıt, bir Dostoyevski uyarlaması olmakla birlikte, Camus’nün sanatsal-felsefi yaratımları arasında önemli ve özgün bir yere sahiptir. Ancak, nasıl Camus bu yapıtını Dostoyevski’den almışsa, Dostoyevski de yapıtım kendi döneminin gerçek yaşamından almıştır. Bu nedenle, yapıtın dayandığı yaşamsal olgulara dönerek, gerek

okumak için tıklayınız