Huzurlu Sessizlik Öyküler – İvan Sergeyeviç Turgenyev

Huzurlu Sessizlik, Turgenyev’in düzyazıda romantizmden realizme geçmekle öykücülükte eşik atladığı dönemin seçkin ürünlerinden oluşan bir derleme. 1850’lerin başında ünlü eleştirmen Belinski’nin edebiyatta sosyolojik gerçekçilik savunusundan etkilenen Turgenyev, Rus hayatından gerçekçi portreler içeren realist öykülerini yazmaya koyulur. Ansızın sevdalanmanın güzelliği, aşk ümitlerinin suya düşmesi, hayaller ile gerçekler arasındaki uçurum, mazurka ve düello, çözülen aile bağları, Rus

okumak için tıklayınız

İlk Aşk – İvan Sergeyeviç Turgenyev “Bu aşk, bu tutku, bu adanış; insanın kendini kurban etmesi mutluluğun doruğudur.”

Turgenyev’in Çarlık Rusya’sında geçen “İlk Aşk” romanında etkileyici aşk öyküsünü dile getirirken, toplum yapısını ve toplumdaki değişimleri, aile içi ilişkileri, tutkuyu, karşılıksız aşkları ve hayal kırıklıklarını da okuyucuya sunar. Turgenyev görünüşte bir “aşk üçgeni” çıkartır karşımıza. Ama aslında bir “aşk-çokgeni” bu; çökmeye yüz tutmuş taşradaki aristokrat bir ailenin genç kızı çevresinde “defile yapan” lüzumsuz entelektüeller,

okumak için tıklayınız

Duman (Ciltli) – Ivan Sergeyeviç Turgenyev

İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilkönce çevrilen 19. yüzyıl Rus yazarlarındandır. Döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. 1867 yılında yayınlanan Duman, toprak köleliğinin de kaldırıldığı 1861 reformlarının ardından belirsizlik, şüphe ve umutsuzluk dumanına boğulmuş Rus toplumsal hayatını anlatır. Aristokrat ve aydınlarını acımasızca alaya alır. Hemen her kahramanın karakterine

okumak için tıklayınız

Bazen İnternet Kesilir, Hayat Başlar- Özlem Toprak

Marc-Uwe Kling, interneti bütün yarar ve zararları eşliğinde dengeli bir şekilde anlatmayı başarırken, bu büyük bilgi kaynağını yerinde kullanmayı, iletişimin elektronik aletlerden çok daha fazlası olduğunu anımsatıyor hepimize. İnternet ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte, iletişime dair tartışmalar hız kazandı. Bilgiye erişimin ve kendini ifade etmenin önemi bir yanda, cep telefonu ve oyun bağımlılığı diğer yanda…

okumak için tıklayınız

Matematikle barışan çocuklar – Murat Naroğlu

Ön yargıları ve korkuları nedeniyle pek çok güzellikten uzak duruyor insanlar. Mutlu olacağını düşündüğü kente taşınmak adına hiçbir adım atmayan, zirvesini hayal ettiği dağın eteğine bile yanaşmayan, sevdiği bir müzik aletini çalamayacağını düşünen milyonlarca birey yaşıyor. Cesaret, özgüven ve azim eksikliği, şartları kabullenmeye, iradenin tükenmesine yol açıyor. Okul yıllarından söz açıldığında, matematikten duyduğu korkuyla tekrar

okumak için tıklayınız

Costa Gavras Sıkıyönetim filmini izle

1969 Uruguay yarı-askeri diktayla yönetilmektedir. Devrimci gerillalar CIA’in Uruguay’daki en önemli adamını, Philip Mike Santore’yi kaçırmıştır. Gerillarlar Santore’yi sorgulamaya başlarlar. Görünüşte bu adam Uluslararası Kalkınma Örgütü’nün bir ‘uzman’ı olarak çalışmaktadır. Uzmanlık konusu istihbarat ve iletişimdir, hem polis merkezinde hem de ABD elçiliğinde bir bürosu bulunmaktadır.  Filmden, Uluslararası Kalkınma Örgütü’nün açık amacının ilgili ülkenin kaynaklarının saptanması

okumak için tıklayınız

Çav Bella – Bella Ciao (seslendiren: Mehmet Celal)

Çav Bella (Bella Ciao) aslında bir İtalyan halk şarkısı. 2. Dünya Savaşı sırasında anti-faşist partizanların marşı haline geldi. Önce Mussolini’ye sonra Alman işgalcilere direnen anti-faşistler sözlerinin bir kısmını değiştirerek Çav Bella’yı direnişlerinin temsili şarkısı haline getirdiler.Kısa sürede ise anarşistleri, komünistleri, sosyalistleri ve diğer anti-faşist grupları bünyesinde toplamış olan İtalyan partizanlarının resmi marşı haline geldi. İşte

okumak için tıklayınız

Komsomollar – Nazım Hikmet (seslendiren: Mehmet Celal)

Kızıl bir karanfil tutmak için Sıkılan binlerce yumruklar Sınıf kinini kusmak için Saflara dizilen yürekler Yepyeni bir dünya kurmak için Saflara dizilen yürekler Komsomollar Kavgada parti neferleri Komsomollar Devrimin tunç bilekleri Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını Salkım söğütler yıkıyordu suda saçlarını Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere Koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere Birdenbire kuş

okumak için tıklayınız

No Pasaran – Geçit Yok (Seslendiren: Mehmet Celal)

İspanya iç savaşı için yazılmıştır. Proletarya Partisi Savaşta en ön safta Beşinci Alay’ı kurdu Savunmak için İspanya’yı İspanya’nın çiçeği En kırmızı çiçeği halkın Omuz omuza dört taburla Dövüşüyor Madrid sokaklarında Anacığım anacığım Bak şuraya şarkılarla Yürüyor alayımız Yürüyor savaşa doğru! Yürüyor zafere doğru! Yürüyor faşizme karşı! No pasaran!

okumak için tıklayınız

Bolivyalı Küçük Asker – Nicolas Guillen (Seslendiren: Mehmet Celal)

BOLİVYALI KÜÇÜK ASKER Bolivyalı küçük asker, Bolivyalı küçük asker, sırtında tüfeğin, gidiyorsun tüfeğin Amerikan malı tüfeğin Amerikan malı Bolivyalı küçük asker tüfeğin Amerikan malı. Sinyor Barrientos verdi onu sana Bolivyalı küçük asker Mister Johnson’ un armağanı kardeşini vurman için kardeşini vurman için Bolivyalı küçük asker kardeşini vurman için. Kim bu ölü, bilmiyor musun Bolivyalı küçük

okumak için tıklayınız

Jules Bonnot: İlk arabalı soyguncu

Arabalı soygunculuğun ‘mucidi’ anarşist Jules Bonnot, kendi soy ismiyle anılan ‘çetesiyle’ soygun dünyasına adını yazdırmakla kalmadı, Fransa tarihi için neredeyse mitolojik bir karaktere dönüştü. Bugün, içinde banka soygunu sahnesi geçen herhangi bir film izlemeye kalksak aşağı yukarı şu sahne ile karşılaşırız: Soyguncular çalıntı bir arabayla bankaya gelir, bir kişi araçta arkadaşlarını bekler, diğerleri içeriye girer,

okumak için tıklayınız

Satın alıp da okumadığımız kitapların üzerimizdeki etkisi

‘’Okuması mümkün olmadığında bile, edinilmiş kitapların varlığının, bir kişiye okuyabileceğinden çok fazla kitap aldıran bir keyif üretmesi, ruhun sonsuzluk arayışından başka bir şey değil. Kitapları okumasak bile el üstünde tutarız. Çünkü sadece varlıkları bile konfor verir, içlerindekine erişim kolaylılığı bir tatmin yaşatır.’’  – A. Edward Newton – İyi bir kitap okuru olmak bir yönüyle, aslında, bağlama

okumak için tıklayınız

Bir Ülkeye Ağıt: Annus Horribilis – Ragıp Zarakolu

“Annus Horribilis”, yani “Dehşet Yılı”… Türk basınının duayenlerinden ve en onurlu seslerinden biri olan Doğan Özgüden, 1993 yılını böyle nitelendirmişti… Gerçekten de 1993 yılı, yaşanan son derece dramatik olaylar ile tam bir “dehşet yılı” olmuştu. Elinizdeki “Günlük” o yılda yaşananlardan kesitler sunuyor ve bugün haklı çıkan öngörülerde bulunuyor. (Arka Kapak) Kitabın Künyesi Bir Ülkeye Ağıt:

okumak için tıklayınız