Sylvia Plath: “Şiir yazarken kendimi tamamlanmış hissediyorum”

30 Ekim 1962 tarihinde Peter Orr’un Sylvia Plath ile gerçekleştirdiği söyleşi Sylvia, seni şiir yazmaya başlatan neydi? Bilemiyorum. Oldukça küçük yaştan beri yazdım. Sanırım ilkokul şiirlerini sevdim ve belki de aynısını yapabileceğimi düşündüm. İlk şiirimi, ilk yayımlanan şiirimi yazdığımda 8,5 yaşımdaydım. Boston Traveller’da çıkmıştı. Sanırım sonrasında daha profesyonel oldum. Başladığında neler hakkında yazıyordun? Doğa sanırım.

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath’in son günlerini arkadaşı Jillian Becker anlatıyor

Amerikalı şair Londra’daki evinde intihar edeli 50 yıl oldu. Büyük aşkı İngiliz şair Ted Hughes’dan ayrılışından sonra toparlanamamıştı. Şiirleri, yaşamı ve ölümüyle 50 yıldır konuşulan Plath’ın son günlerini, arkadaşı yazar Jillian Becker, BBC Dünya Servisi’nin Witness (Tanık) programında anlattı: 1963 yılının dondurucu bir Şubat öğleden sonrası Sylvia, çocukları Frieda ve Nick ile Islington’daki evimin kapısını

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath’in Sırça Fanus’undan Uyarlama Muhteşem Gravürler

Sylvia Plath’ın Sırça Fanus’unu ilk kez okuduğunda bir türlü kendini toplayamayan, duygusal, entelektüel, tek kaşını yukarı kaldırmış genç bir kız vardır. Bu kız aynı zamanda illüstrasyon sanatçısı Jensine Eckwall’ın New York temelli çalışmalarına da bayılacaktır. Projelerinden bir tanesinde Eckwall, Plath’in romanını gravürler ve akvatintalar ile görselleştiriyor. Kaynak: birazresimtaniyalim blogspot.com.tr

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath ‘ın kendi sözleriyle şiirin hayatındaki değeri

Şiir yazmak, hayatında seni en çok tatmin şey, değil mi? Sylvia Plath: Ah tatmin! Tatminsizlikte yaşayamam sanırım. Su ya da ekmek gibi bana göre, kesinlikle hayati bir konu. Şiir yazdığımda ya da yazarken kendimi bütünüyle tamamlanmış hissediyorum. Yazdıktan sonra, bir şair olma durumundan, dinlenmekte olan şaire benzer bir duruma geçiyorsunuz hızla. İkisi aynı şey değil.

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath Röportajı (Ses Kaydı, 1962) | Türkçe Altyazılı

Bu kayıt, Peter Orr’un Sylvia Plath ile 1962 yılında BBC Radyo için yaptığı 14 dakikalık röportajdan kısa bir kesittir. Çeviri: Ümid Gurbanov Twitter: http://twitter.com/umidgurbanov Blog: http://birnevidipnot.blogspot.com Facebook: https://www.facebook.com/birnevidipnot Vimeo: https://vimeo.com/umidgurbanov

okumak için tıklayınız

Öfkeli bir şair: Sylvia Plath – Raşel Rakella Asal

“Başarısızlık şairin en büyük korkusu ve karşısında hayal gibi duran sürekli arkadaşıdır..” Dave Smith 1932 de Boston’da doğdu. Doğuştan yetenekli, çok disiplinli ve çalışkan bir öğrenciydi. Smith College’indeyken başarı üstüne başarı elde ediyordu. Katılıp da kazanmadığı şiir yarışması neredeyse yoktu. Edebiyat dalında çok üretken bir yazar olmaya çalıştı. Olaylar herkesi etkilediğinden daha fazla etkiledi onu. Cambridge

okumak için tıklayınız

Sylvıa Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi – Nilgün Marmara

*Nilgün Marmara 1987’deki intiharından iki yıl önce verdiği bitirme tezinde, bir başka ünlü şairi, yaşamına kendisi son veren bir başka kadını, Sylvia Plath’ı incelemişti. Ve şair “Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda, şiirlerini ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da sanatındaki kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam.” diyordu tezi

okumak için tıklayınız

Kiraz Hanım’ın Mutfağı – Sylvia Plath

“Kiraz Bey’in gömlekleri Çamaşır Makinesi’nden çıkıp uçarak Fırın’ın içine girdiler. Pişmemiş pelteye benzeyen erikli pastalar Fırın’dan sıvışıp Buzdolabı’na gittiler. Kahve Makinesi soğuk dondurmayı yuttu. Sonunda her şey yerine yerleşti. Kiraz Hanım geri dönünce nasıl da şaşıracaktı!” Bu cıvıl cıvıl, neşeli, ilginç öyküleri ünlü Amerikalı yazar Sylvia Plath, kendi çocukları için yazmıştı. Bu kitapta yer alan

okumak için tıklayınız

Günlükler – Sylvia Plath “Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” -Sylvia Plath- “Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel

okumak için tıklayınız

Platon’un 2400 yıl önce kaleme aldığı “Devlet” ne anlatıyor?

Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428/7-İÖ yaklaşık 348/7): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates’i konuşturduğu “diyaloglar”la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir. Sokrates’in Savunması (Apologia) ile birlikte diyaloglarının en tanınmışı olan Devlet (Politeia)’te ise Platon, “iyilik”, “eşitlik”, “güçlülük” ve “haklılık” gibi “insanlık durumları”nı irdeleyerek düşlediği en iyi devletti anlatmış,

okumak için tıklayınız

Rus Devrimi – Rosa Luxemburg

Rosa Luxemburg, Rus Bolşevikleriyle güçlü polemiklere girişen Marksistler arasında Sovyet iktidarına dost kalmayı becerebilmiş ender devrimcilerdendir. 1919’daki erken ve trajik ölümü nedeniyle son haline getiremediği bu önemli notlarda da görüldüğü gibi Rosa, Rus Devrimi’ni değişik yönlerden ele alıyor, Bolşevik deneyin evrensele nasıl taşınacağı sorusuna yanıt arıyor ve gelişmiş kapitalist ülkelerde devrimci mücadelenin Rusya’dakinden farklılaşacağı noktalar

okumak için tıklayınız

Rus Devrimi üzerine en iyi 10 kitap

Birçok tarihçiye göre, üzerinden geçen yüzyılın ardından tarih Rus Devrimi konusunda hükmünü vermiş durumda. Onlara göre Ekim 1917, tıpkı 1793’te Paris’te [idama götürülenlerin doldurulduğu, çn.] kağnılar veya 1. Charles’ın Westminster Sarayı’nın dışında halka açık infazı gibi, bir daha asla tekrarlanmayacak olaylar tarihine havale edilmişti. Tarih kendini tekrar etmez, bir komedi olarak bile. Ama yankıları kalır.

okumak için tıklayınız

Ekim Devrimi’nin ilk yıllarından 10 propaganda posteri

Ekim Devrimi’nin yaşandığı 1917, isyanlar kadar yaratıcılığın da büyük olduğu bir yıldı. Bu yaratıcılığı, yıl boyunca kitleleri eylemlere çağıran posterlerde görmek mümkün. BBC Rusça, Rusya Çağdaş Tarih Müzesi Güzel Sanatlar Direktörü Vera Panfilova’dan en beğendiği 10 posteri seçmesini istedi. Özgürlüğün Bedeli: Boris Kustodiev’in ünlü resminde elinde silahla bir Rus askeri, halkı Birinci Dünya Savaşı için

okumak için tıklayınız

Lenin’in Fedaisi Kamo – Jacques Baynac

Jacques Baynac’in 1970 yılında titiz bir araştırma sonucu hazırladığı Lenin’in Fedaisi Kamo adlı eseri, bir dönemin az bilinen bazı yönlerini ve büyük bir devrimcinin destansı yaşamını öğrenmemizi olası kılıyor. İnanıyoruz ki, Kamo’nun yasamı her okuyanın yüreğini titretecek, belleğinde iz bırakacak ve de onu düşündürecektir. Kamo, Ekim Devrimini yaratan Lenin çağının devrimciler kuşağından, Bolşevik devrimci tipinin

okumak için tıklayınız

Ekim Devrimi’ni anlamak için 16 kitap

“Bu ilk zafer, nihai zafer değil henüz. Ekim devrimimiz sadece bizim cephemizde ve emsalsiz cefalar ve güçlükler, işitilmemiş acılar içinde ve büyük yanılgılar ve hatalarla gerçekleştirildi. Sanki yanılgılar olmaksızın, hata yapılmaksızın tek başına, geri bir halk, dünyanın en güçlü ve en ileri ülkelerin emperyalist savaşının üstesinden gelebilirmiş gibi! Hatalarımızı söylemekten korkmuyoruz ve onları düzeltebilmesini öğrenmek

okumak için tıklayınız

Therese Raquin – Emile Zola

Emile Zola, bilimsellik hırsına rağmen her şeyden önce bir romantiktir. Onun yoğun ve çarpıcı betimlemelerle dolu romanları şiir gibi okunur. Gözü ya da kalemiyle bütün nesnelerin biçimlerini değiştiren ya da büyüten Zola yaşamın dev bir hayalini sunar bize. Çılgınca fantezileriyle tüm hareketsiz biçimleri canlandıran, her şeyi önümüzde kâbus gibi dansettiren bir yazardır o. ‘Her sanat

okumak için tıklayınız

“Garip” Önsözü – Orhan Veli Kanık

Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1941). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu

okumak için tıklayınız

İoanna Kuçuradi: “Edebiyat eserleri, etik ve değerler eğitimi için bir hazinedir” – Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

PROF. DR. İOANNA KUÇURADİ “Edebiyat eserleri, etik ve değerler eğitimi için bir hazinedir”  “Felsefeden korkanlar var, felsefeyi ‘talep edenler’ de var”  Değerler eğitimi, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin her fırsatta altını çizdiği üzere “ülkemizin de, dünyamızın da çok ihtiyacı olduğu bir eğitim.” Ne var ki değerler eğitiminden herkes farklı bir şey anlıyor. Çünkü “değerler”le ahlâksal “değer

okumak için tıklayınız

Çocuklarla “Felsefe Konuşmak”tan Korkmayın – Elif Şahin Hamidi

Çocuklar soru sormaya bayılırlar. Öyle ki verilen cevaplardan tatmin olmaz, hep daha fazlasını merak eder ve hep daha fazlasını sormaya, ısrarla devam ederler. Hem de hiç bıkmadan usanmadan. Çünkü henüz yabancısı oldukları bu dünyayı, evreni ve kendilerini sorarak/sorgulayarak keşfetmeye, anlamaya, anlamlandırmaya çalışırlar. Şaşkınlıktan doğan sorgulama haliyle çocuklar, kendiliğinden/doğal olarak ölüm, yaşam, evren, tanrı, zaman, özgürlük,

okumak için tıklayınız

İstihbarat teşkilatında bir psikopat! – Elif Şahin Hamidi

Bir istihbarat teşkilatı, ajanlarını neye göre seçer acaba? Ajan adaylarında ne gibi kriterler arar? Çok zeki, çok cesur, çok dil bilen, teknolojiyle arası çok iyi olması istenebilir sanırım. Hemen Google’da küçük bir araştırma yaptığımda, “50 Soruda MİT” başlıklı haberde şu bilgilere rastladım örneğin: günümüz istihbarat çalışmaları akıl, bilgi ve teknolojiye dayalı olmakla birlikte ve bir

okumak için tıklayınız