Turgenyev’in “Asya”sının İncelemesi Üzerine Görüşler – Nikolay Gavriloviç Çernişevski

Nikolay Gavriloviç Çernişevski’nin bu eseri, Ivan Sergeyeviç Turgenyev’in “Asya” adlı uzun öyküsünün üzerine Çernişevski’nin yazdığı bir makaledir. Turgenyev’in “Asya” adlı öyküsü, Sovremennik dergisinin 1858 tarihli 1. sayısında yer almış; Çernişevski bunun üzerine 1858-1859 yılları arasında Rusya’da yayınlanan “Ateney” isimli aylık modern tarih ve edebiyat dergisinin 18. sayısında bu öykü üzerine aşağıdaki makaleyi yayınlamıştır. Aynı makale

okumak için tıklayınız

Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri – Nikolay Gavriloviç Çernişevski

Çernışevkiy’in Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri isimli tezi Arif Berberoğlu’nun Rusça aslından çevirisi ile ilk kez Türkiyeli okurla buluşuyor. Etkinlik gösterdiği bütün alanlarda devrimci ve yenilikçi olan Çernışevskiy, bilimi devrimci mücadeleden ayırmadı. Hazırladığı tez (Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri -1855), felsefe ve estetikte materyalizmi, sanatta gerçekçiliği yüreklice savunan bir tezdi. İnsanın politik ve sosyal baskıdan kurtuluşu için

okumak için tıklayınız

Zararlı Erdem – N.G. Çernişevski

Gazetede Kovno erkeklerinin votka içmeyi bıraktıklarını okudum.* Bundan memnun oldum. Aynı haberi gazetelerden okuyan veya başkalarından duyan herkes; tüccarlar, esnaf ve zanaatkarlar, hatta Kovno erkeklerinin kendileri bile tek ses olup şunu söylediler: “İyi iyi, tanrı onların iyi düşüncelerini korusun.” Bu dosyayı yargılamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Sizler ne düşünüyorsunuz? Şehrimizde devlet dairelerinin kapatılmasına yönelik bir dizi

okumak için tıklayınız

Adressiz Mektuplar – Nikolay Gavriloviç Çernişevski

Rus devrimcilerinin düşünsel öncülerinden Çernişevski, daha çok Nasıl Yapmalı? adlı romanıyla tanınır. Onun ideolog olarak yazdıkları pek bilinmez. Aslında Çernişevski, bir döneme ideolojik yazılarıyla damga vurmuştu. Evrensel Basım Yayından çıkan bu kitabında ise Çernişevski’nin pek bilinmeyen yönü ortaya çıkıyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Çernişevski’nin değişik konulardaki teorik yaklaşımlarını gösteren yazılar var. Dergilerin devrimci

okumak için tıklayınız

Bir Gönül Borcu İfadesi – Nikolay Çernişevski

(Nikolay Aleksandroviç Dobrolyubov devrimci bir gazeteci, eleştirmen ve şairdir. 1856’da Çernişevski ve o dönem Sovremennik (Çağdaş) dergisinin yayıncısı Nekrasov’la tanışmış, bu sayede dergide yazıları yayınlanmaya başlanmış, 1857’de de derginin kadrosuna eleştiri bölümünün başı olarak girmiştir. 4 sene bu dergide çalışmaya devam etmiş, birçok önemli edebi eleştiriye imza atmıştır. 1860 senesinde yakalandığı tüberküloz hastalığının tedavisi için

okumak için tıklayınız

Bir Genç Kızın Öyküsü – Nikolay Gavriloviç Çernişevski

Bir Genç Kızın Öyküsü, adının da ima ettiği üzere, kadının kurtuluşunu odak noktasına alıyordu. Çernişevskiy’de bu kurtuluş, ‘yeni insan’ mefhumunun merkezinde bulunuyordu ve Ne Yapmalı’da bütün o kahraman çeşitliliği içinde olay örgüsünün Vera Pavlovna etrafında kurulmuş olması bunun kanıtıydı. Yalnız bu kez yazar, kahraman Lizaveta Arsenyevna, kısaca Liza aracılığıyla, yeni insanının doğuşunu, Vera Pavlovna’dan bütünüyle

okumak için tıklayınız

Arthur Miller’in “Cadı Kazanı” adlı oyunu – Serkan Fırtına

Tiyatroya uzun yıllardır nitelikli eserler yayımlayarak hizmet veren Mitos Boyut yayınları, hem yeni eserler hem de tiyatronun klasikleşmiş yapıtlarını sunmaya aralıksız devam ediyor. Son olarak dram sanatının Amerikalı büyük ustası Arhur Miller’ın “Cadı Kazanı” adlı yapıtı, kitapçı raflarındaki yerini aldı. Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol’un nitelikli ve unutulmaz çevirisi ile genç kuşaklarda bu ölümsüz eserle

okumak için tıklayınız

Vichy’deki Olay – Arthur Miller “faşizmin insanı derinden sarsan, yaşamları alt üst eden uygulamaları”

Fransa-Vichy kasabasında 2. Dünya Savaşı dönemi, yıl 1942. Kasaba Alman faşizminin yönetimindedir. Emniyet’te sokaktan toplanan bir grup adam sorgulanmayı beklemekte, ancak hiçbiri neyle suçlandıklarını ve nasıl bir ceza göreceklerini bilmemektedirler. Aralarında, Polonya’daki fırınlar ve trenlere doldurulan insanlara ilişkin dedikodulardan söz ederler; böylesi bir canavarlığın mümkün olamayacağını kendilerine telkin etseler de panik havasından kurtulamazlar. Arthur Miller’in (1915-2005) boğucu ve

okumak için tıklayınız

Satıcının Ölümü – Arthur Miller “acımasız kapitalist düzenin güçlü bir eleştirisi”

Pulitzer Ödülü almış, başyapıtı olarak kabul edilen Satıcının Ölümü adlı oyunu, başarılı olmadan insana yaşama hakkı tanımayan Amerika Birleşik Devletleri’ndeki acımasız kapitalist düzenin güçlü bir eleştirisidir. Oyun, ülkedeki bu yarışma düzeninde yarışmaya ayak uyduramayan, yanılsamalar içinde kendini aldatan yaşlı bir satıcının, düzenin insani olmayan, kaskatı sert koşulları ve toplumun sahte değerleri karşısında, ailesi için kendini

okumak için tıklayınız

Cadı Kazanı – Arthur Miller “zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bir dönem”

1692 yılında ABD’nin Salem kentinde cadılıkla suçlanan bir grup insan, mahkeme kararıyla idam edilir. Cadı Kazanı, zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bu dönemi anlatır. Anlatılanlar, özgür düşünceye yaşama hakkı tanımayan birtakım bağnaz Hıristiyan’ın, dini inançları kullanarak, toplumsal düzeni ve hukuku ele geçirmelerinin ibret dolu hikâyesidir. Arthur Miller (1915-2005), insanlık tarihinin gördüğü bu en korkunç ve

okumak için tıklayınız

Woyzeck – Georg Büchner “adaletsiz toplum düzenine direnemeyen toplumsal çaresizlik”

Georg Büchner, Woyzeck’de sert, baskıcı toplumsal koşullara ve adaletsiz toplum düzenine direnemeyen yoksul bir insanın aracılığıyla, toplumsal çaresizliği, yoksulların suçluluğa mahkûm oluşlarını, gerçek bir olaydan yola çıkarak açık ve kapalı biçim birlikteliğiyle sahneye getirir. (*) Woyzeck, Georg Büchner’in 1836 yılında yazmaya başladığı tahmin edilen, ölümüyle yarım kalan tiyatro oyunu. Oyun, daha sonra diğer bazı yazarlar,

okumak için tıklayınız

Devrimci Dram Yazarı Georg Büchner – Şara Sayın

“Gözlerini yukarıya çevir ve seni ezen, ancak senden emdiği kan ve isteksizce ödünç verdiğin kolların kadar güçlü olan o ufak çete kaç kişidir bir say.” Georg Bücher Bücher, büyük felsefi ve metafizik sistemlerin ve klasik çağın ideal güzellik anlayışının karşısına sosyal, teknik, ekonomik ve bilimsel gerçeğin en yüksek, en büyük, en kudretli güç olarak çıktığı

okumak için tıklayınız

Danton’un Ölümü – Georg Büchner

“Alman romantizminin aksine yapıtlarında, insanları toplumsal, tarihsel ve psikolojik boyutları ile ele alan 24 yaşında ölen ve yaşamına üç eser sığdıran Karl Georg Büchner (1813-1837), 1835’de yazdığı ilk eser olan Danton’un Ölümü (Dantons Tod), Fransız Devrimi’ni konu alan bir yapıttır. Oyun, Avusturya’lı besteci Alban Berg tarafından tamamlanarak Woyzeck operası haline getirildi. Danton’un Ölümü, Alman edebiyatının

okumak için tıklayınız

Kurbağa Güncesi – Günter Grass

Günümüzün bu önemli edebiyatçısının kendine has güncellik ironilerinin “en günceli”. İki yaşlı dul arasındaki aşk hikayesinin oluşturduğu fon önünde, Doğu Avrupa’nın kapitalistleşme telaşesi, Almanya-Polonya “tarihsel düşmanlığı”nın izleri, ihtiyar Avrupa’nın dinamik genç Asya karşısındaki tedirginliği, “yükselen yeni değerler”… Veya bunların oluşturduğu fon önünde, iki yaşlı dulun aşk hikayesi… Hepsinin fonunda, Grass’ın sosyolojik düşgücü… Edebiyat-içi bir kabare…

okumak için tıklayınız

Teneke Trampet – Günter Grass ‘Yaptım işte, gençtim, cahildim, sonra da sustum. Kolay mı?’

Teneke Trampet (Almanca: Die Blechtrommel) Günter Grass’ın 1956 yılında Paris’te kaleme aldığı 1959 yılında yayımladığı, sinemaya uyarlamasıyla 1979’da Oscar kazanan, dünyada büyük bir ilgi uyandıran romanıdır. Grass’ın Teneke Trampet adlı romanı, edebiyat farklı biçemler getiren coşkulu, pikaresk bir romandır. Zengin bir düşgücünün ürünü olan bu roman, Danzig kentinin Polonya’yla Almanya arasındaki ikili durumunu, sıradan ailelerin

okumak için tıklayınız

Günter Grass’ın kaleminden Yaşar Kemal

Alman yazar Günter Grass, Cumhuriyet’e kadim dostu Yaşar Kemal’i yazdı: Engin yürekli bir yol arkadaşımı kaybettim… Türkiye’deki, tüm dünyadaki Yaşar Kemal okurlarına başsağlığı diliyorum. Ben de çok iyi bir romancının yanı sıra güvenilir bir dostumu, engin yürekli bir yol arkadaşımı kaybettim. Türkiye-Almanya Kültür Forumu’nun onur başkanlığını paylaştığımız yirmi yılı aşkın bir süredir birçok kereler bir

okumak için tıklayınız

Günter Grass: Akıl ve ruh hastalıkları kliniğinin sakinlerindenim

BOL ETEKLİK Ne yalan söyleyeyim, bir akıl ve ruh hastalıkları kliniğinin sakinlerindenim. Bakıcım göz altında tutuyor beni, gözlerini üzerimden pek ayırmıyor, çünkü kapıda bir gözetleme penceresi var ve bakıcımın gözleri o malum kahverengi renkte, ben mavi gözlünün bir türlü içini göremiyorum. Dolayısıyla bakıcım asla bir düşmanım olamaz. Hatta sevdim bile onu; kapı arkasından bakıp duran

okumak için tıklayınız