Georges Perec’den Sınırları Zorlayan 10 Kitap

Georges Perec kimdir? Kendileri fransız sosyolog, edebiyatçı, yeri geldi mi yönetmen ve belgeselci. Amacı edebiyatın sınırlarını genişletmek olan meşhur “oulipo” akımının da öncülerindendir. Kayboluş Perec, fransızcada en çok kullanılan harf olan e’yi bir kez dahi kullanmadan yazmıştır bu kitabı. (Cemal Yardımcı da türkçeye hiç e harfi kullanmadan çevirmiştir, helal olsun vallahi.) II.Dünya Savaşında babasını ve

okumak için tıklayınız

Popüler Kültür Dergisi Rolling Stone’a Göre 2016’nın En İyi 20 Filmi

Rolling Stone, En İyi 20 Film listesini yayınlayarak belgeselden komediye, dramdan müzikale, animasyondan westerne 2016’nın en iyilerini belirledi. İşte o filmler: 1. La La Land | Damien Chazelle Los Angeles’da trafiğin sıkışık olduğu bir gün, kibirli bir korna sonucunda, hayatlarında yön bulmaya çalışan Sebastian ve Mia tanışır. İkisi de imkânsıza yakın olan hayallerine odaklanmışlardır. Sebastian

okumak için tıklayınız

Öğrencilerine Karl Marx’ın Komünist Manifesto ve Kapital adlı kitaplarını okutan Dünyanın en iyi teknik üniversitesi

İngilizce eğitim veren üniversitelere ait 1 milyon müfredatın verilerini son 15 yıldır derleyen Open Syllabus Project verilerine göre, İngilizce eğitim veren üniversiteler öğrencilerine en çok felsefe ve politika klasiklerini okutuyor. Listede, Karl Marx ve Friedrich Engels ‘in birlikte kaleme aldıkları Komünist Manifesto 2.sırada, Karl Marx’ın Kapital adlı eseri ise 6.sırada yeralmaktadır. İşte son 15 yılın

okumak için tıklayınız

Leonard Cohen’in ardından akılda kalan sözleri

1 Herkes bilir iyi adamların kaybettiğini Herkes bilir kavganın şikeli olduğunu Fakirler fakir kalır zenginler daha da zeginleşir Bu böyledir Herkes bilir 2 Teldeki bir kuş gibi Gece yarısı korosundaki bir sarhoş gibi Ben de kendimce Özgür olmayı denedim 3 Her kelimede Bir ışık parıltısı var Senin hangisini duyduğun önemli değil Kutsal olanı mı yoksa

okumak için tıklayınız

Dünyayı Sarsan 5 Sovyet Filmi

2016, Rusya’da yerel film endüstrisine sağlanan ek kaynaklarla birlikte “Sinema Yılı” olarak adlandırıldı. Sputnik, dünya çapında kalıcı bir izler bırakan ve her biri aynı zamanda çarpıcı sinematografik örnekler olan beş Sovyet filmini derledi. LEYLEKLER UÇARKEN Leylekler Uçarken (Letyat Juravli) 1957 yapımı melodramatik savaş filmi, İngilizce konuşulan ülkelerde The Cranes Are Flying ismiyle gösterime sunuldu. Senaryosunu

okumak için tıklayınız

Dünya çapında 500 milyon 100 milyon arası en çok satan kitap serileri

Dünya çapında ve tüm zamanlarda 500 milyon 100 milyon arası en çok satan kitap serileri listelenmiştir: 1. Harry Potter – J. K. Rowling – İngilizce – 1997 – 2007 Yılları – 450 milyon 2. Goosebumps – R. L. Stine – İngilizce – – 1992–1997 Yılları – günümüz kadar – 350 milyon 3. Perry Mason –

okumak için tıklayınız

V For Vendetta’nın Yazarı Alan Moore’dan Genç Yazarlara 5 Tavsiye

Öldüren Şaka, V For Vendetta, Watchmen gibi eserleriyle tanınan, geçtiğimiz elli yılın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen, aynı zamanda ünlü bir senarist Alan Moore. Türün kalıplarını ve araçlarını bozan, parçalayan, onları farklı içeriklerde tekrar kurarak okuyucuyu şaşırtan ve düşünmeye zorlayan bir filozof. Yazdıklarıyla çizgi roman dünyasını değiştiren, birçok eseri basılır basılmaz filme çekilen

okumak için tıklayınız

“1937-1938 Yılları Arasında Basında Dersim” kitabında Taha Baran, dönemin medyasını inceliyor.

İletişim Yayınları tarafından yayımlanan ‘1937-1938 Yılları Arasında Basında Dersim’ kitabında Taha Baran, dönemin medyasını inceliyor. AGOS gazetesinden Emre Can Dağlıoğlu, Ocak 1937 ile Ocak 1938 tarihleri arasında çıkan 11 gazeteyi inceleyen Baran’la dönemin basının katliamları ele alışını, meşrulaştırma yöntemlerini ve bugünün medyasını konuştu. agos.com.tr sitesinde yayınlanan söyleşi şöyle: Devletin Dersim Katliamı sırasında bölgeye bakışını nasıl

okumak için tıklayınız

Hapisteki Yazarlar Günü – Ragıp Zarakolu

Bedenen katılamasam ruhen sizlerle birlikteyim diye yazdım, Hapisteki Yazarlar Günü nedeniyle ortaklaşa basın toplantısı düzenleyen, TYS, TYB ve PEN Türkiye Merkezine. Katılım düşükmüş. Üzüldüm ama şaşırmadım. Çünkü ülkemde vakayı adiyeden yazarın hapiste olması! Ben de İsveç’te Uppsala ve Stockholm’de hapisteki yazarlar için iki toplantıya birden katıldım. Sevindirici ama aynı zamanda hüzün veren bir olay ise,

okumak için tıklayınız

Voltaire neye isyan etti?

Voltaire’in isyanı neye? Evrenin Tanrısal bir dizayna dayandığı savına yöneltilen en keskin eleştiri, evrimci bilim adarlarından de’il. onlardan çok önce yaşamış bir düşünürden, Voltaire’den gelmiştir. 1755’te bir deprem Lizbon kenti nüfusunun dörtte birini (30.000 kişiyi) yok eder. «Lizbon Depremi» diye bilinen bu doğal yıkımda ölenlerin çoğu Azizler Günü nedeniyle kilisede toplanmış dua ediyordu. Felâketi, Tanrı’nın

okumak için tıklayınız

Montesquieu, Voltaire ve Despotik Devlet

Montesquieu despotik devlet kavramının yaratıcısı değilse de, kavramın somut bilgilerle geliştirilmesinde ve yayılmasında en etkili isim olmuştur. Düşünür despotik devleti diğer hükümet şekillerini de kapsayan bir bütünlük içinde şöyle tanımlamıştır: “Cumhuriyetçi hükümet bütün olarak halkın veya onun sadece bir kısmının egemen güce sahip olduğu; monarşik hükümet yalnız bir kişinin, ancak yerleşik ve sabit kanunlarla idare

okumak için tıklayınız

Voltaire – Candide. Savaşa, rasyonelleşmiş askeri düşüncelere, engizisyon yargıçlarına, kendini bilgin sanan içi boş aydınlara yapılmış bir eleştiri

Oldukça karışık ve aktarılması güçtür “Candide”in konusu. Yine de özetlemeye çalışacağım bu hikaye biraz gülünç, hatta ucuz görünebilir ilk bakışta. Ancak “Candide”in metaforik bir roman olduğu ve Voltaire’in rasyonalist felsefesini edebi bir üründe canlandırdığı unutulmamalı. Öyle ki, bu akıl almaz serüven, aynı zamanda iyimser dünya görüşüne; “herşeyin olacağına varacağına” olan inanca bir eleştiridir. 18. yüzyılda,

okumak için tıklayınız

Yıldız Kenter: “Keşke parasız ama mutlu çocukluk yıllarımı yeniden yaşasaydım.”

– Yaşamınızın en iz bırakan yılları hangileri? Keşke hep yaşasaydım ve hiç yaşamasaydım dedikleriniz neler? – Her yeni güne gülerek uyanmaya çalışırım. Hayattan şikâyet etmem ve her günümü severim. Yine de hayatta pek çok “keşke”ler oluyor. Keşke Ankara’daki parasız ama mutlu çocukluk yıllarımı yeniden yaşasaydım. Annem, babam, kardeşlerimle birlikte olsaydım. Keşke Konservatuvar ve Devlet Tiyatrosu’ndaki

okumak için tıklayınız

Yıldız Kenter’e göre Shakespeare, Chekov ve Brecht

– Shakespeare ve Chekov’un sizdeki yeri apayrı. – İkisi de büyük yazarlar ve çok şey ifade ediyorlar bana. Shakespeare İngiliz tiyatrosunun köklülüğünün sembolü. Ne müthiş bir kalem ve ne aydınlık bir zihin… Otuz altı oyun yazmış ve hepsi birbirinden öte. Ne yazık ki sadece iki oyununda oynadım: Devlet Tiyatrosu’nda On İkinci Gece’de ve 1968’de Kenter

okumak için tıklayınız

Yıldız Kenter’e göre Melih Cevdet Anday

Melih Cevdet Anday sizin için nasıl bir dosttu ve ustaydı? – Âşıktım ona. Ondan çok şey öğrendim. Espri gücünü severdim. Ürettiği fikirlerden heyecan duyardım. Derin bir yazardı. Eserlerinde bütün dünyayı kucaklardı. Mikadonun Çöpleri’ni çalışırken inanılmaz duygular yaşadık Müşfik’le. Oyunu her seyredişinde bizi heyecanlandırırdı yeni şeyler keşfettiğini söyleyerek. Ne yazık ki sadece iki oyununu oynadık. Keşke

okumak için tıklayınız

Yıldız Kenter: “İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam… “

Kabak Çekirdeklerim “İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam… Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil… Ölmek, belki bazen. Bize düşen yaşamak. Koşullar ne olursa olsun yaşamak… Ayakta kalmak… Hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor… Uzun yaşamak, bir ayrıcalık. İyi, güzel… Ama ayakta kalmak, kalabilmek. Ceza! Müthiş bir ceza! İlkokuldaydım, birinci sınıfta. Hiç

okumak için tıklayınız

Oğlum, sana tüfekler vereceğim. Kendimle çelişiyor muyum? Eh, kendimle çelişiyorum – Umberto Eco

Oğluma Mektup Sevgili Stefano, Noel yaklaşıyor, çok geçmeden kent merkezindeki büyük mağazalar —oğulları için alıyormuş gibi yaparak— çok sevdikleri elektrikli trenleri, kukla tiyatrosunu, yayı ve oklarıyla birlikte hedef tahtasını ve aile pinpon setlerini kendileri için satın alacakları bu anı sevinçle beklemiş, her yılki ikiyüzlü cömertlik senaryolarım oynayan babalarla dolup taşacak. Ama ben yine de onları

okumak için tıklayınız

James Joyce’un Ulysses’i, bitirmesi en zor roman mıdır? Yazarlar yanıtlıyor.

İrlandalı yazar James Joyce 20. yüzyılın en nüfuzlu yazarlarında biri olarak kabul ediliyor. Joyce’un en ünlü eseri ise Ulysses de birçok “en iyi romanlar” listesinde başlarda yer alıyor. Türkçeye iki yayınevi tarafından çevrilen Ulysses, 800 sayfalık kalınlığı ile ilk bakışta bile okurları korkutmaya yetiyor. Ancak birçoklarına göre en zor kısmı kitabı bitirmek. Umberto Eco, Ulysses’i

okumak için tıklayınız

20 Maddede Rengi Giyen Kadın Frida Kahlo’nun İç Dünyasına Yolculuk

Frida Kahlo’nun resimlerine yeniden bakmak, hayatını konu alan filmini yeniden izlemek, kısacası ona yeniden hayran olmak için bu liste harika bir fırsattı bizim için. Onun iç dünyasına yapacağımız yolculuğun tadına yalnız varmayalım, siz de bize eşlik edin istedik. Yaşadığı her şeyi tuvaline yansıtan Frida’nın resimleri, bir nevi otobiyografisi. Bu resimlerde aşk da yer aldı, acı

okumak için tıklayınız

Umberto Eco: Bilgeliği romana dönüştüren yazardan 16 alıntı

İtalyan yazarı Umberto Eco, aslında çok yönlü bir biliminsanıydı. İtalya’da, Bologna Üniversitesinde öğretim üyesi, semiolog, tarihçi; filozof, estetikçi, ortaçağ uzmanı ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri. Birbirinden değerli kitaplarından alıntı yapmak zor da olsa ‘Bilgeliği romana dönüştüren yazar’dan 16 alıntı seçtik. 1. “Bir tuzaktan korkuyorsan, kendin kur tuzağı. Böylece tuzağa düşenler, senin denetimin

okumak için tıklayınız