Mistik Cinayet Romanı Yazarı Dostoyevski – Ahmet Ümit

Kimi eleştirmenler Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Karamazov Kardeşlerini polisiye roman olarak adlandırırlar. Benzer değerlendirmeler Sofokles’in Oedipus’u ve Shakespeare’nin Hamlet’i için de yapılmıştır. Hamlet’in başına geldi mi bilinmez ama önemli tiyatro okullarında öğrencilerin Oedipus’u dedektif giysileri içinde sergiledikleri bile olmuştur. Gerçekten de bu yapıtların ekseninde suç, dahası cinayet yer alır. Onları polisiye olarak tanımlanmasına yol

okumak için tıklayınız

Yasaklanan yayınevi, dergi ve gazeteler

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tüm okullara bir yazı göndererek Fethullah Gülen cemaatine ait olduğu ileri sürülen yayınevlerine ait kitap, dergi ve gazeteleri yasakladı. Yasaklı listesinde toplam 29 yayınevi, 15 dergi, 45 de gazete var. Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından okullara ve bakanlığa bağlı bütün kurumlara gönderilen yazının tarihi 9 Ağustos 2016 Milli

okumak için tıklayınız

Hasan Sabbah ve Alamut Kalesi – İsmail Kaygusuz

ÖNSÖZ / Genel anlamda Heterodoks İslam olarak tanımladığımız Aleviliğin çok önemli bir kolu olan İsmailiğin Alamut çağı Nizari İsmaililerine ilişkin yanlış, yalan ve iftira dolu hayali bilgiler yüzyıllar boyu aktarılarak, tarihsel gerçeklermişçesine sunulmuş; sözde tarih araştırmaları, romanlar, öyküler ve film senaryolarıyla bu uydurma ve tarihsel çarpıklıklar hala sürdürülmektedir.

okumak için tıklayınız

Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi

İSMAİLİLİK ÖĞRETİSİ Hasan Sabbah, Şiiliğin İsmailiye koluna bağlı, eğitimli bir Farisi veya Arap ailesinin çocuğu olarak 1052 veya 1053 yılında İran’ın Kum şehrinde dünyaya gelmişti. Kum, 12 İmam inancına dayalı Şiiliğin kalelerinden biriydi. Bazı kaynaklara göre Sabbah ailesi Yemenli Himyerilerdendi.

okumak için tıklayınız

Marx intihar Üzerine – İnsan İlişkileri Üzerine Yeni Yaklaşımlar – Charles Herr

Marx intihar Üzerine küçük harika bir kitaptır. Bu kitap, Marx’ın az bilinen, 1846 tarihli intihar üzerine olan metninin yeni bir çevirisini içermekte. Marx’ın metni, kısmen kendi sözcüklerinden ve kısmen de Fransız polis müdürü Jacques Peuchet’nun Paris’teki intiharları, daha çok da kadın intiharlarını anlattığı raporların [Marx tarafından] oldukça yorum katılarak yapılmış olan çevirisinden oluşur …

okumak için tıklayınız

Enver Aysever: “Yazıyla iç içe süren hayatı seviyorum.” Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Enver Aysever, “Yazgıcılar” romanının ardından “Nisan’a Mektuplar” adını taşıyan deneme kitabıyla okurun huzuruna çıktı bu kez. Kızına yazdığı samimi mektupları yine kızı Nisan’ın renkli resimleriyle bu kitapta buluşturmuş Aysever… Enver Aysever, en başat işi “yazmak” olan bir “baba”. Hem de bir kız babası! Kız babası olmanın bir ayrıcalık olduğuna inanan Aysever, “Nisan’ı gözlemlemek bana iyi

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın Ahmet Kaya ile 1989’da yaptığı röportaj: Olmasaydı sonumuz böyle

Cemal Süreya’nın Ahmet Kaya ile yaptığı röportaj 1989 yılına ait. Cemal Süreya röportajdan 1 yıl sonra yani 1990’da hayata veda etti. Ahmet Kaya ise bu söyleşiden yaklaşık on yıl sonra, 10 Şubat 1999 gecesi Magazin Gazetecileri Derneğinin ödül töreninde “Yılın Sanatçısı” ödülünü alırken yaptığı konuşma sonrası linç girişimine uğradı. Daha sonra ülkede yaratılan atmosfer ve

okumak için tıklayınız

Devrimin Güneş Mitosu

KARANLIKLARIN hakkından gelen ışık, ölümün bağrında yeniden doğan yaşam, başlangıcına dönmüş dünya metaforları, 1789’a yaklaşırken kendilerini evrensel olarak dayatan imgelerdir. Bunlar yalın metaforlardır, çağı olmayan antitezlerdir, yüzyıllardır dinsel değerlerle yüklenmişlerdir; fakat içinde bulunulan dönemde tercihlerin tutkulu bir biçimde yöneldiği değerler bunlardır. Eski düzen simgesel bir ufalmayla karanlık bir bulut, kozmik bir afet görünümünü almış olduğundan,

okumak için tıklayınız

Kapitalizmde Çıkar, Arzu ve Harekete Geçirme

ESİR ALMAK, bedenleri başkasının hizmetinde hareket ettirmeyi varsayar. Dolayısıyla harekete geçirme esir almanın kurucu endişesidir. Zira nihayetinde, insanların aslen kendilerine ait olmayan bir arzuyu gerçekleştirmek uğruna eyleme geçmeyi “kabul etmeleri” gayet tuhaf bir durumdur. “Başkaları hesabına harekete geçme”yi bu denli büyük ölçekte yaratabilmek için gereken muazzam toplumsal emeği gözlerden gizleyebilecek tek şey, alışkanlığın gücü, yani

okumak için tıklayınız

Gönüllü Kölelik Diye Bir Şey Yoktur

“PARA” DENEN arzu nesnesine olan bağımlılık, ücretli hizmetin zemini, bütün iş sözleşmelerinin artdüşüncesi, hem işverenin hem de çalışanın farkında olduğu tehdidin temelidir. Kapitalist yapılar işverenleri yegâne para tedarikçisi durumuna getirmiştir. Ücretli emekçilerin bedenlerini “hizmete” koşma işi, conatus-arzu’nun para denen nesneye sabitlenmesinden alır gücünü. Şayet tahakkümün ilk anlamı, bir failin kendi arzu nesnesine ulaşmak için başka

okumak için tıklayınız

Robinson Crusoe ve Karl Marx

Rousseau’nun mesajı kendisine pek çok dinleyici bulmuş­tur. Dessau’daki Philanthropinum’un [uygulamalı konuları öğreten bir okul] başı olan Johann Heinrich Campe, Rousseau’nun Emile’de dile getirdiği itirazları da hesaba katarak Nouveau Robinson’u [Yeni Robinson] yarattı; Defoe’nun hikâyesinin sadece ıssız ada kısmı aktarılmıştı; hatta, gemi enkazından alınan alet edavattan da vazge­çilmişti.

okumak için tıklayınız

Faust, Don Quijote ve Don Juan: Üç Benzer Birey mi?

Faust, Don Quijote ve Don Juan açıkçası çok ayrı kişiliklerdir; fakat hepsinde de Oxford İngilizce Sözlük’teki bireyciliğe ilişkin ilk anlamı adeta somutlaşmıştır: “İlke olarak, benmerkezci hissiyat ya da tutum… Özgür ve ba­ğımsız, bireysel edim ya da düşünce; bencillik.” Üçünün de egosu aşırı şişmiş haldedir; üçünün de kalkıştıkları işler, daha önce hiç kimsenin yapmadığı işlerdir; bunu tamamen kendi özgür iradeleriyle seçerler; ve

okumak için tıklayınız

Modern Leviathan’ın İnşası Sürecinde İdeolojik Bir Aygıt Olarak Yalan

Memnuniyetsizlik çağında trajik olanın aslında efficency etiği üzerine kurulu performans odaklı, steril sosyalleş(eme)me olduğu kanısındayım. Ben kendi adıma, endüstriyel zaman hesaplamalarının yarattığı ve sadece çalışma değerlerinin olduğu Calvinist hijyeni benimsemiş bir yaşam projesinin insanın doğasına aykırı olduğunu düşünürüm. Dünya paylaşım savaşları, Nazizm ve faşizmin yanı sıra Keynesçi ekonomi kurtarma politikalarıyla sosyal-darwinist rüştünü kanıtlamış insan, bu

okumak için tıklayınız

İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından Iris Murdoch üzerine

1919’da Dublin’de doğan Iris Murdoch, çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. Uzun yıllar Oxford’da felsefe dersleri vermiş ve 1954’te yayımlanan ilk romanı Under the Net ile romancılık hayatına atılmıştır. O günden bu yana, ikisi tiyatroya da uyarlanan yirmi iki roman, üç felsefi inceleme kitabı, iki piyes, çeşitli deneme ve makaleler ve bir de şiir

okumak için tıklayınız

Cadılık nedir?

Cadı, içinden gelen bir güçle doğrudan doğruya hareket ederken, büyücü kural olarak sipariş üzerine iş görür ve kendiliğinden gizli güçlerini harekete geçirmesi ancak kendi doğrudan amaçları için olabilir. Ne olursa olsun büyünün bilinebilen, görülebilen amaçları vardır. Cadılığın ise böyle diğer insanlara da makul gelebilecek bir amacı olmaz. O sadece dürtüsel olarak kötülük yapmak isteğindedir ve

okumak için tıklayınız

Nabokov’un Kafka’ya dair 4 tesbiti

1. Çağımız Alman yazarlarından en büyüğüdür. 2. Kafka’nın kendisi Freud’cu görüşleri kıyasıya eleştirmiştir. Psikoanalizi (kendi sözleriyle söylüyorum) «düzeltilmesi imkânsız bir hata» olarak nitelendirmiş ve Freud’cu kuramları ayrıntılara, daha da önemlisi meselenin özüne hakkını vermeyen çok yaklaşık, çok kabaca çizilmiş taslaklar olarak nitelendirmiştir.

okumak için tıklayınız

Fuzûlî Baba’ya Mektup – Bedriye Korkankorkmaz

“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge / Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı” dizelerini okuduğumda ilkokul 3. sınıftaydım. Dizelerin içimde yarattığı fırtına ruhunun sesiyle tanıştırıyordu beni. Çocuk yüreğim bana ruhsal büyünün iksirini içirdiğini kavrayacak birikimden yoksundu. Doğru zamanda karşıma çıkmış dervişimdin. Bana şiirlerinle sevgiyi, sevmeyi; kelimeyle, bilgiyle, öğretiyle öğrenemeyeceğimi anlatıyordun.

okumak için tıklayınız

Uğur Mumcu’nun kaleminden Sabahattin Ali

Sabahattin Ali, Türk yazınının, bin bir türlü çileden geçmiş soylu yazarlarından biridir. Bu çileli yaşam, 2 Nisan 1948 günü, Kırklareli’nin Üsküp nahiyesi, eski adıyla Sazara yeni adıyla Çukurca köyünün dokuz kilometre uzaklığındaki Istranca Dağı Beylik ormanlarında “Öksüz Çatak” denilen yerde, Yugoslav göçmeni, ordudan çıkarılmış astsubay ve Millî Emniyet ajanı Ali Ertekin’in sopa darbeleriyle noktalandığından, geride

okumak için tıklayınız

Karin Tidbeck ile söyleşi “Gerçeklerimiz olması gerektiğinden daha küçüktür.”

World Fantasy Award 2013’te en iyi koleksiyon dalında adaylığı olup, Jagannath(Zeplin) isimli romanı ülkemizde Türkçeye çevrilen . Gary K. Wolfe bu eeseriyle onu Margo Lanagan ile birlikte en iyi kısa romancılar arasında gösteren ve halen malmö’de yaşayan yazar Karin Tidbeck ile söyleştik.

okumak için tıklayınız

Hayatımızı Değiştiren 20 Kitap

Ünlü La Grande Librairie adlı edebiyat programı izleyicilere ilginç bir soru yöneltti. Kuruluş yıldönümüne özel yapılan bu çalışmada izleyicilerin “Hangi Kitap Hayatınızı Değiştirdi?” sorusunu cevaplamaları istendi. Gelen cevaplara göre en fazla ismi geçen kitaplar sıralandı ve sonuçlar program yayınında açıklandı.

okumak için tıklayınız