Siyasi İktidarın Binbir Suratı

“Siyasi iktidar nedir?” sorusu, kutsal/kutsal olmayan, otorite/güç,Yasa/uygulama ilişkisi çerçevesinde ve farklı siyasi iktidar biçimleri sergileyen üç farklı toplum tipi, uygulama açısından (ya da zorlayıcı gücün kimin elinde olduğuna bakılarak) birbirinden ayrılarak cevaplandırılacaktır. Lapierre’in, evrimci yönü üzerinde durulması pek de gerekmeyen siyasi iktidar derecelendirmesi, uygulama açısından üç farklı toplum tipine göre değişen söz konusu ilişkiyi açık

okumak için tıklayınız

Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” ve Orta Sınıf İyilikseverliğinin Sınırları

Elane Ferrante’nin dört ciltlik “Napoli Romanları” serisi, İngilizceye çevrilmeye başladığı andan itibaren hem Amerika’da hem de İngiltere’de edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Kimi okuyucu ve eleştirmenler, bu romanları iki kadın arkadaşın çocukluklarından itibaren devam eden çatışmalı, inişli çıkışlı ilişkilerinin hikâyesi olarak tanımlarken, kimisi Napoli’nin yoksul bir mahallesinde, İtalya’nın marjinlerinde, yoksulluğun içinde süregiden varoluş mücadelesinin hikâyesi

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sı Ve Özgecan İle Cansel

Virginia Woolf, Bir Yazarın Güncesi adı altında kitaplaştırılan günlüklerinde, Kendine Ait Bir Oda’yı yazarkenki ruh halini “melankoli gölüme daldım gene” diye ifade eder. Devamında “Tanrım ne kadar da derin! Nasıl da doğuştan melankoliğim! Kendimi su yüzünde tutabilmenin tek yolu çalışmak… Çalışmayı kestiğim an daha da, daha da dibe çökersem gerçeğe ulaşacağımı hissediyorum. Tek hafifletici yanı

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf / Mrs. Dalloway: Modern Dünyada Atomize Olmuş Bir Birey

Mrs. Dalloway tıpkı aynı adlı karakteri gibi yarını olmayan bir roman. Virginia Woolf’un bu ünlü eseri gelecekten yana nasibini almadığından bir günde başlayıp bir günde biter, her şeyden önce bitebilir. Ana karakter Mrs. Dalloway yaşamı salt varlık derekesine indirgenmiş –yalnızca hayatta olmak kendisine yeten, âdeta başka bir muradı olmayan– bir burjuva kadındır. “Yine de günlerin

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Yeraltı Adamı Üzerine Kısa Bir Deneme

“Hiç kuşku yok ki, her insanın içinde bir öfke canavarı, acı çeken kurbanın haykırışlarından aşırı zevk duyan bir şehvet canavarı, zincirinden boşalmış bir canavar; hastalıkların, romatizmaların, hasta böbreklerin verdiği acılarla beslenen bir canavar yatar.” (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler)

okumak için tıklayınız

90 yaşına giren Fidel Castro’nun Küba’ya bıraktığı miras

Fidel Castro ‘Doğuştan siyasetçi değilim’ der. Ancak sözlerine şunları da ekler: “Fakat çok genç yaştan itibaren dünyanın gerçeklerini anlamama yardım eden şeyleri yakından takip ettim.” Castro’nun ilk gözlemleri doğduğu yer olan ve Küba’nın yoksullukla mücadele eden kırsal bölgelerinden birisi olan Biran’dan.

okumak için tıklayınız

Dokunulmaz statüsünde bir fon: Türkiye Varlık Fonu

Darbe girişiminden bu yana yaklaşık bir ay geçti. Bu sürede gündemi, televizyonlardaki darbeye ilişkin tartışmalar, yorumlar, sokaklardaki darbe karşıtı demokrasi nöbetleri ve Cumhurbaşkanı ve üç parti liderinin katılımıyla gerçekleştirilen 7 Ağustos Mitingi, FETÖ’cülere yönelik kitlesel operasyonlar ve OHAL uygulamaları belirledi. Oysa bu sancılı haftalardaki böyle yoğun bir politik gündem altında ana akım medyada yeterince yer

okumak için tıklayınız

“Ölümlü Dünyanın Kötülük Dolu Karanlığı”nda Bir Çocuk: Dostoyevski

Dostoyevski, inanç sorununu genel olarak birçok romanına taşır ama Karamazov Kardeşler’de bu soruna çok daha kapsamlı bir biçimde eğilir… Karamazov Kardeşler’lerle ilgili süregelen tartışmaların en önemlisi Dostoyevski’nin (1821-1881) bu romanda bir inancı savunup savunmadığıyla ilgilidir. Aslında Dostoyevski, inanç sorununu genel olarak birçok romanına taşır ama Karamazov Kardeşler’de bu soruna çok daha kapsamlı bir biçimde eğilir;

okumak için tıklayınız

Emir ve İdam. Hoşnut Cellat

EMiR VE iDAM. HOŞNUT CELLAT Özel bir vaka buraya kadar bu araştırmanın kasıtlı olarak dışında bırakıldı. Emir bir ölüm tehdidi olarak gösterildi ve emrin orijinal olarak kaçış emrinden türediği söylendi. Bildiğimiz evcilleştirilmiş emirler, bu tehditle ödülü birleştirir. Yiyecek vaadi tehdidin etkisini zenginleştirir, ama karakterini değiştirmez. Tehdit, muhatap aldığı kimse tarafından asla unutulmaz. Bu insan, emri,

okumak için tıklayınız

İlaç Sektörünün Kurbanı Çocuklar

Psikiyatrik hastalıklar hızla yayılıyor. Hatta dönem dönem bazı hastalıklar moda oluyor. Depresyon, manik depresif, bipolar bozukluk, panik atak gibi hastalık adları günlük dile girdi bile. Eğer hayatınızda bir çocuk varsa dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, disleksi, öğrenme güçlüğü, otizm gibi tanıların da ne kadar yaygınlaştığını fark edersiniz. Peki bu sorunlar gerçekten bu kadar yaygınlaştı mı,

okumak için tıklayınız

Stendhal’ın ölümsüzlüğü

ÖLÜMSÜZLÜK Yazınsal ya da başka herhangi bir tür kişisel ölümsüzlük üzerinde düşünmeye en iyi Stendhal gibi bir adamla başlanabilir. Dine ondan daha çok karşı olan ve dinin vaatleri ve yükümlülüklerinden onun kadar arınmış biri zor bulunur. Stendhal’ın düşünce ve duyguları bütünüyle bu hayata yönelmişti; o, bu hayatı tam ve derin bir biçimde yaşadı. Ona haz

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Hüyükteki Nar Ağacı – Nevin Koçoğlu

“Ovada çok işsiz ırgat dolanıyordu, kendileri gibi aç yoksul. Hepsi onlar gibi şaşkınlık içindeydiler. Tozları dizkapağına kadar çıkan yollardan tozutarak mavi, sarı, kırmızı, mor traktörler, biçerdöverler, kocaman kamyonlar geçiyordu, üstlerini yarım parmak kalınlığında toz bağlamış. Makinelerin öz renkleri altında kalmış, soluk, belli belirsiz. Ova tekmil sıtmadan titriyordu. İnsanların sapsarı yüzleri uzamıştı. Otlar kurumuş, yapraklar dallarda

okumak için tıklayınız

Çimen Yaprakları – Walt Whitman

Çimen Yaprakları, Amerikan edebiyatının yapıtaşlarından biridir. Whitman, bu ölümsüz eserinde işçilerin, kadınların, kölelerin, sıradan insanların hikâyelerini destansı bir anlatıya dönüştürmüş, eşitlikçi fikirlerini şiire yansıtarak döneminin edebiyat anlayışında büyük bir kırılma yaratmıştır. Çimen Yaprakları’nın her dizesinden fışkıran coşku, umut ve esrime, iyi ve güzel olana varma umudunu taze tutuyor. Whitman, çağlardan beri ne geçmişe ne de

okumak için tıklayınız

Kontrollü Güç : İnsan Davranışlarının Evrimi – Robert Aunger

Kontrollü Güç, kuramsal temelini evrimsel biyolojiye dayandırarak insan davranış biçiminin diğer hayvan türlerinin davranış biçimlerinden nasıl farklı bir evrim geçirdiğini anlatıyor. İnsan davranışını sadece anlamak değil, aynı zamanda değiştirmek üzerine yapılan çalışmaların bir uzantısı olan Kontrollü Güç, davranış dünyasını işlevselci/adaptasyoncu görüşlerin ışığında değerlendiriyor ve standart insan davranışı açıklamalarının yöntemini kullanmayı reddediyor. Çevresini kontrol etme yetisi

okumak için tıklayınız

Kim Bu Fethullah Gülen – Faik Bulut

1990 yılı başlarından itibaren Fethullah Gülen ve Cemaati ilgi alanımıza girmişti. Tecrübeli birkaç göz tehlikeyi sezmiş, kamuoyunu uyarmaya çalışıyordu. Gülen’in bütün kitaplarını okuyup, ulaşmak istediği hedefi, örgütlenme modelini ve şifreli dilini çözmeyi başarmıştık. Fethullah Gülen ve Cemaati hakkında şu tespitleri yapmıştık: *Ekonomik ve siyasi gücü tekelinde toplamayı ve tek başına iktidar olmayı hedefliyor. *Yargı, Ordu

okumak için tıklayınız

Umberto Eco: Ölüm cezası üzerine diyalog

ECO: Seni endişeli görüyorum, ey Renzo Tramiglino. Kanun ve düzenin sağladığı huzura kendini bırakmış onca sakin mevcudiyetini sıkıntıya gark eden mesele nedir? Yoksa “feminist” adıyla maruf yeni heveslerin tahrik ettiği zevcen Lucia, çocuk doğurmama hakkını kullanarak, seni evlilik yatağının zevklerinden mahrum mu bırakıyor? Ya da Lucia’nın validesi Agnese Hanımefendi evlatlarının yanağına fazlaca hararetli buseler tazyik

okumak için tıklayınız

İmgelem, Yanılsama ve Cemaat – Ross Poole

“Devlette…(insan) hayali bir egemenliğin düşsel bir üyesidir, gerçek bireysel hayatından mahrumdur ve gerçekdışı bir evrensellikle donatılmıştır.” (Marx) Ulusçuluk, kendisine tabi olanlara rehberlik eden bir kimlik biçimi inşa ederek işler. Benim ulusal kimliğimi bilmek, nasıl davranmam gerektiğini ve kimin böyle yapmam gerektiğini söyleme hakkına sahip olduğunu bilmek demektir. Bu standart oluşturucu kurallar, gerçekte yapmak isteyeceğim şey

okumak için tıklayınız

Freud’da Toplum, Kültür, Din Felsefesi

Başlangıcından itibaren psikanalitik kuram din, sosyoloji, uygarlık tarihi ve güzel sanatlar alanlarına da yayılıp yansımaya başlamıştır. Bu yansımalar belki psikanalizin yüzyılımız eğilim ve düşünceleri üzerine yaptığı en önemli etkidir. Asıl amacı olan psikiyatri ve tıp alanındaki etkisinin görece zayıfladığı sırada doruğa çıkmış görünen bir etki. Bugün özellikle uygulamalı sosyoloji denilebilecek olan politika, ekonomi ve eğitim

okumak için tıklayınız

Dünyadaki en büyük kütüphane olan Library of Congress’in yaptığı katolog araştırmasına göre hakkında en çok kitap yazılmış on kişi

Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) ABD’nin ulusal kütüphanesidir. Dünyanın en büyük ve en önemli kütüphanelerinden olan kongre kütüphanesi Washington, D.C.’de bulunmaktadır. Ayrıca ABD’de yer alan en eski federal kültür yapısıdır. Koleksiyonunda 470 dilde, 29 milyondan fazla kitap ve diğer yayınlar, 58 milyon el yazması, içlerinde Gutenberg İncili’nin de bulunduğu Kuzey Amerika’nın en

okumak için tıklayınız

Büyücü – John Fowles

Mitolojik öğelere ve Shakespeare’in ünlü oyunu Fırtına’ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles’un Prospero’su Conchis tarafından bir dizi yanılsama,

okumak için tıklayınız