Kafka: “öyle ki, sanki doğuşum bir türlü tamamlanamamış”

YABANCI Çağının kendisine çok yakın olan olumsuz yanım olanca gücüyle özümsediği yolundaki dikkat çekici sözü, Kafka’nm ikili söylemidir ve bu söylem aynı zamanda hem kendisine, hem de yaşadığı zaman parkasına ilişkindir. Kafka’nın duyarlı ve algılanması neredeyse olanaksız belirtiler karşısında şiddetli tepki gösteren yapısı, ona gizli hastalığı sezgi yoluyla algılayabilme yeteneğini kazandırmıştı. Kanserin kokusunu, daha varlığını

okumak için tıklayınız

Onlar hayatta kalma ile açlıktan ölme arasındaki farkı ekmek fiyatlarındaki kuruş dalgalanmalarıyla ölçüyorlardı.

Goethe güneye kaçıyor Hareket halindeki bir bireye vaat edilen özgürlük Fransız Devrimi’nden hemen önce basılan, on sekizinci yüzyılın en kayda değer belgelerinden birinde görünür. Bu Goethe’nin, 1786 yılında küçük, masalsı bir Alman sarayından İtalya’nın kokuşmuş şehirlerine kaçışını, şairin bedenini, kendi sözleriyle, hayata döndüren bir kaçışı anlatan İtalya Yolculuğudur.

okumak için tıklayınız

90 Dakikada Nietzsche – Paul Strathern

GİRİŞ Felsefe yüzyıllar boyunca skolastiğin yorganı altında kıvrılarak uyudu. Skolastik tartışmaların horlamaları ve karşı horlamalarından başka hiçbir şey duyulmuyordu. Felsefeyi ortaçağ uykusundan uyandıran şey, 17. Yüzyılda sahneye çıkan ve şu sözleri ilân eden Descartes oldu: “Cogito, ergo sum.” (Düşünüyorum, öyleyse varım).

okumak için tıklayınız

Janus Toplumu

Roma panteonunda ikiyüzlü olarak resmedilen Janus, hem geleceğe hem geçmişe baktığından değişimi gören, başlangıçların, bitişlerin ve eşiğin tanrısıdır. Eşik ve kapılarla bağlantılanmasının nedeni, hayatın bir odasından öbürüne geçme dönemlerinde, bir kapıyı kapatırken bir başkasını açmış olması yüzündendir. Değişimin ve geçişlerin tanrısı olarak Janus, bu sert geçişlerde fiziksel ve ruhsal salınımlardan ötürü kavrayışın kimi zaman uzağına

okumak için tıklayınız

Maviye Boyanmış Hayatlar – Zafer Köse

Boş bir kumsalda durup yumuşakça dalgalanan denizin sesini dinlersiniz. Serin rüzgâr içinizi rahatlatır. Ne kadar büyük, dev bir varlığın hemen yanında olduğunuzu hisseder misiniz peki? Açık denizde bulunan biri kadar değil herhalde. Açık denizde, bir güvertede, etrafa bakarsınız. Dört yanınız sonsuz mavi. Ama sonsuzluk duygusu değil bu. Bir varlıktan çok, yokluktur algıladığınız. Mekân yokluğu. Kara

okumak için tıklayınız

Mevlana Eşek Metaforuyla Oryantalizmi mi Desteklemektedir? – Bayram Sarı

İrvin Cemil Schink, “Osmanlı İmparatorluğu’nun cinselleştirilmesi: Yücelikten gülünçlüğe” denemesinde, Batılı sanatçıların oryantalist çalışmalarından örnekler vererek, Doğu kültürünün cinselliğe indirgenerek, sulandırıldığı sonucuna varır. “…Oryantalist resimlere baktığımızda rüyalar dünyevi ve şehvanidir. Achille Zo tarafından yapılmış olan oldukça ünlü resim, Le rêve du croyant (Müminin Rüyası), cenneti düşleyen bir Müslüman adamı tasvir etmek iddiasındadır ve burada cennet, tabi

okumak için tıklayınız

“Yoksulluğun etnikleşmesi” ne demektir? “Yoksulluk kültürü” nedir?

Antropoloji literatüründe “yoksulluk” üzerine çalışmalar var mıdır? “Yoksulluğun etnikleşmesi” ne demektir? “Yoksulluk kültürü” nedir? Küreselleşmenin mevcut evresinin, gelişmiş ülkelerde merkezileşen sermayenin, 1970’li yılların başlarındaki petrol krizinin tetiklediği yeni arayışlar ile iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki büyük yeniliklerin çakışmasından kaynaklandığına daha önce değinmiştik. Petrol krizinin neden olduğu üretim maliyetlerindeki ani artış, sanayileşmiş ülkelerdeki ÇUŞ’ların yatırımlarını emeğin bol

okumak için tıklayınız

Kürt Tiyatro Tarihi – Derleyen: Çetoye Zedo / Yavuz Akkuzu

Çetoyê Zêdo ve Yavuz Akkuzu tarafından hazırlanan Kürt Tiyatro Tarihi, bu alandaki en kapsamlı çalışmadır. Bu çalışmada; Kürt tiyatrosunun kaynakları, bilinmeyenleri ele alınmakta, başlangıçtan 1990’lara kadar Kürt tiyatrosunun gelişimi hakkında okura geniş bir perspektif sunulmaktadır. Kürt Tiyatro Tarihi ve külliyatını Türkiye’de görünür kılmayı amaç edinmektedir.

okumak için tıklayınız

Sevmek/Yaşamak ve Yazmak için Yaşayan: STENDHAL – Bedriye Korkankorkmaz

Stendhal’ın yazın dehasının yanında akılcı dünyaya attığı nanikler de ilgimi çekiyor. Hayatla insanın hakikatine vakıf bu adamın, yalanı dünya görüşü olarak algılaması şaşırtmıyor beni; çünkü insanların maskeleri ardında yaşadıkları gerçeğini kanıksamak yıllarımı aldı. Yaşım ilerledikçe hayatı bir maskeli baloya benzetiyorum. Maskelerin yaşamda kapladığı alanın insanlığın kapladığı alana eşit olduğunu düşünüyorum. İnsanoğlu doğumla başlayan yaşam serüvenini

okumak için tıklayınız

Bugün dünyada yaygın biçimde ortaya çıkan etnik çatışmalar ve ırkçılık sorunları nasıl açıklanabilir?

Son 400 yılda dünyanın çehresini radikal biçimde değiştiren sömürgecilik, ulus-devlet biçimlenişi, küreselleşme gibi süreçler ve bunların sonucunda yoğunlaşan kültürel temasların sonuçlarından birisi de etnisite ve ırk kavramlarının biçimlenişi ve bunlarla bağlantılı etnik çatışmalar ve ırkçılık sorunlarının tırmanışa geçmesidir. Etnisite ya da etnik aidiyet ve onunla bağlantılı “etnik çatışmalar” daha çok ulus-devlet biçimlenişiyle ilişkili gözükürken, ırkçılığın ise,

okumak için tıklayınız

Harp ve Sanata dair – Abidin Dino

Uğultularla yanan Roma şehrinin karşısına geçip saz çalan Neron’un şöhreti malum; kötü şairdi. Kundakçılıkla muvaffakıyeti nispetinde mısra sanatında aciz olan bu şişman adam, şehrin alevlerini yakıcı değil, zarif telakki etmişti. Aynı mesele hakkında Roma halkı her halde başka kanaatte idi. İkinci Umumi Harp’e kadar sanatın hususiyeti, krizlerin ve kavgaların gittikçe sıklaşan nöbetleri içinde, estetik oyunlarla

okumak için tıklayınız

Hatay meselesi ve Dersim hadisesi – Musa Anter

Adana’da bulunduğum sıralarda beni etkileyen iki büyük siyasi olay geçti. Biri Hatay meselesi, diğeri Dersim isyanıdır. O vakit, Suriye Fransızların müstemlekesiydi. Ancak bu müstemleke, Fransa’nın diğer müstemlekelerine benzemiyordu. Çünkü Birinci Dünya Harbinden sonra Suriye Osmanlı Imparatorluğu’ndan koparılınca, o zamanki Cemiyeti Akvam, yani Milletler Cemiyeti idaresince, yirmi yıl müddetle ve emaneten Fransızlara verilmişti. Buna Antakya ve

okumak için tıklayınız

Gustave Flaubert ve Realizm – Abidin Dino

Gustave Flaubert’in hayatını ikiye bölen hadise, Fransa’nın Prusyalılar tarafından istilası ve Paris Komün ihtilalidir. Flaubert’in mektuplarını takip ederek hadiselerin seyrini ve sanatkarın aksülamelini [tepkilerini] takip etmek mümkün. Balzac’ın “örf ve adederin tarihi” olarak tarif etiği roman sanatı, Flaubert’ın kafasında sistemleşmiş, gerçekten “ilmi” tabirine ınüstahak bir mükemmeliyete erişmiştir. Prusyalıların istilasından çok evvel söylenmiş şu cümleye bakın;

okumak için tıklayınız

Bir Delinin Güncesi – Aslı Erdoğan

Radikal gazetesinde yazdığı yazıları topladığı “Bir Delinin Güncesi”nde güncel meseleleri, akıl hastanesinden çıkmış bir kadının gözünden yakaladığı yazıları ile aslında yaşadığımız dünyanın gerçekliğini sorgulayan Aslı Erdoğan, gücü cehenneme yetebilenlerin gecesinden yazıyor; anlatılamayacak olanın yazıya dökülüşünün gümüş gecesinden. Merkezin, tüm merkezlerin dışına kaçan, yalnızca kendi çekim alanlarında savrulan, sık sık kendi kara deliklerine düşen, ama modern

okumak için tıklayınız

Bir Dünya Dini olarak Şamanizm – Sabri Kuşkonmaz

“…şöyle zor bir soru bile sorulabilir: Dinsel amaçlı kurbanlarla akıtılan kanlar mı fazladır, yoksa dinsel nitelikli çatışmalarda akan kanlar mı?” Hep söyleyegeldiğimiz bir çıkarım; bütün büyük dinler barıştan söz ederler. Ama küçüklü büyüklü bütün savaşların ana dinamiklerinden biri de büyük dinlerdir. Bütün büyük dinlerde, dünya kıyametle sonlanır. Ama bu dünyada bildiğimiz, geçmişten bu yana yaşanan

okumak için tıklayınız

Wigan İskelesi Yolu – George Orwell

Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd,

okumak için tıklayınız

Tanrısız Gençlik – Ödön von Horvath “Aklımız ve vicdanımız ipotek altına verilirse…”

Peter Handke’nin “Brecht’ten daha iyi” dediği ve Stefan Zweig’ın “Çağının en yetenekli yazarı” olarak gördüğü Ödön von Horváth’ın en önemli eseri Tanrısız Gençlik, Jaguar Kitap etiketiyle yayınlandı. Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olduğu hiç unutulmayan Ödön von Horváth, Tanrısız Gençlik’te çocukların bile masumiyetlerini kaybettikleri

okumak için tıklayınız

Honore De Balzac; “İnsanlık Komedyası”

“İnsanlık komedyası” bir kitap ismi değil, Balzac’ın toplam doksanaltı kitaptan oluşan romanlarıyla anlattığı insani duruma yaptığı bir yakıştırma. 1300’lerden başlayıp 1845’e kadar gelen, ağırlıklı olarak Napoleon, XVIII. Louis, X.Charles ve Louise Philippe dönemleri etrafında geçen “İnsanlık Komedyası”nda, Fransız toplumundaki karakterlerin hemen hepsi canlandırılmıştır. Krallar, imparatorlar, ruhban sınıfı, Fransız ordusunun subay ve askerleri, aristokrat aileler, kent

okumak için tıklayınız

Rousseaucu Antropolojik Evrim

Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev çift boyutludur: Goldschmidt, “Leo Strauss’un, kitabı, Rousseaucu temel düşünceleri içeren en felsefi yapıt saydığını”, aktarırken, Raymond Polin de onun çağdaş anlamda bir tarih felsefesi taslağı olduğunu belirtir. Buraya kadar filozof felsefe yapar. Claude Lévi-Strauss’sa Rousseau’nun, Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev’le, etnolojik sorunsalı ortaya attığını yazacaktır. Artık o etnografların babasıdır… Ve kitap iki

okumak için tıklayınız

Devletin Kapısını Açan Sihirli Sözcük

Egemenlik, siyasi gücün kullanımını meşrulaştırmak için yeni bir dışsallık oluştururken, yeni bir siyasi iktidar tipi düşüncesini mümkün kılacaktır: Devlet ya da kurumsallaşmış siyasi iktidar. Ve egemen devlet Bir’dir. Tekrarlamak gerekirse, Machiavelli de, hükümdarın siyasi gücünü Bir olarak düşünmüştür. Ama Machiavelli ötesinde, söz konusu olan, dışsallığın farklı bir biçimde yeniden kurulması, tanrısallıktan bağımsızlaşmış bir siyasi güç

okumak için tıklayınız