Gökkuşağı Günleri – Antonio Skarmeta “Şili’de TV’de çıkan her şey Pinochet hakkında. Pinochet yanlısı olmayan biri ekrana çıkarsa mutlaka kelepçelenip terörist ilan edilir”

Şili’de, General Augusto Pinochet dönemi. Bir felsefe öğretmeninin oğlu olan lise öğrencisi Nico, babasının sınıfta ders anlatırken Pinochet’nin dikta rejimince acımasızca tutuklanmasına tanık olur. Nico’nun sevgilisinin babası olan Bettini, aynı zamanda Nico’nun babasının en yakın arkadaşıdır ve rejim tarafından işkence edilip kara listeye alınmış sol görüşlü bir reklamcıdır. Bettini son derece tuhaf bir taleple karşılaşır:

okumak için tıklayınız

Diktatörlüğe Karşı Gökkuşağı – Doğuş Sarpkaya

Roland Barthes, faşizm için “konuşma yasağı değil, söyleme mecburiyetidir” der. Faşist diktatörlükte insanın ne düşündüğünün yanında ne düşünmediğini de belirtmesi gerekmektedir. Dahası, egemen olan baskıcı yapı insanların konuşup konuşmamasından çok, iktidarın “övgü dolu monoloğuna” katılıp katılmadığı ile ilgilenmektedir. Bu ilgi ister istemez, iktidarın kendini temize çekmesini amaçlamakta. Halk yeterince bastırılıp, sindirildikten, ardından da istikrar yalanına

okumak için tıklayınız

Gülebilir miyiz Dersin : Tezer Özlü Kitabı

Tezer Özlü Ne Söylüyor? Feryal Saygılıgil ile Beyhan Uygun Aytemiz’in derlediği ve yakın zamanda İletişim Yayınları tarafından basılan“Gülebilir miyiz Dersin?” adlı çalışma, Özlü’nün bu çok yönlü yazınsal dünyasına farklı açılardan odaklanma imkânı veriyor. Edebiyat tek başına dünyayı değiştiremez; ama iyi kurmaca, dünyanın kurum kokulu atmosferine taze hava taşıyıp rotasını gündelik mecburiyetlerin çizdiği buhranlı yaşamda kuytu

okumak için tıklayınız

Neruda’nın Postacısı – Antonio Skarmeta “bu kitabı yazmak on dört yılımı aldı”

ÖNSÖZ O zamanlar beşinci sınıf bir gazetenin kültür sayfasında redaktör olarak çalışıyordum. Bulunduğum bölüm, yazı işleri müdürünün sanat anlayışına göre yönlendiriliyordu; sanat çevresindeki dostluklarıyla böbürlenen bu adam, uçuk kaçık kumpanyaların yıldızlarıyla söyleşiler yapmak, dedektif eskilerinin yazdığı kitaplara eleştiriler kaleme almak, gezici sirkler hakkında haberler yapmak ya da mahalledeki çocuklardan herhangi birinin de besteleyebileceği haftanın liste

okumak için tıklayınız

Şeyh Bedreddin Uzun İnce Bir Yol “Ey gerçeğin yolcusu umudunu kesme!”

BAŞLARKEN Şeyh Bedreddin kimdi? Alim miydi, mutasavvıf mıydı, hain bir isyancı mıydı? Gözü Osmanlı tahtında bir Selçuklu soylusu muydu? Zındık ve mülhit bir sapkın mıydı? Osmanlı Devleti’nde kazasker, ordunun yüksek hâkimi ve devletin şeyhülislamı olarak padişah iradesine isyan etmiş bir hain miydi? 15. yüzyılda, Osmanlılara karşı ilk büyük ekonomik, sosyal, siyasi isyanların nedeni sadece Şeyh

okumak için tıklayınız

Akira Kurosawa’nın En Sevdiği 100 Film!

Akira Kurosava (23 Mart, 1910 – 6 Eylül, 1998) Japon film yönetmeni, film yapımcısı, senarist ve kurgucu. 57 senelik kariyerinde 30 film yöneten Kurosawa, sinema tarihinin en önemli ve etkileyici yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Akira Kurosawa’nın, sinema tarihinde favori 100 filmi: 1. Broken Blossoms or The Yellow Man and the Girl (Griffith, 1919) USA

okumak için tıklayınız

Bir Güz Güneşi Gibi – Feridun Andaç

Feridun Andaç’ın ‘Bir Güz Güneşi Gibi – Yazınsal Tanıklıklar/ Portreler/ Kimlikler’i 40 önemli yazarı, yapıtlarıyla kişilikleri arasında bağ kurarak anlatıyor. Usta yazar, geçtiğimiz Nisan ayında yayın hayatına başlayan Dafne Kitap’ın ilk üç kitabından biri olarak yayımlanan kitabının önsözünde şunları söylüyor: “Yazmak istediği kitabın ardında gezinen birinin yolunun, çıkış öyküsünün izindeyken yanıbaşındaki yazarlara dair bir kitaba

okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Edebiyata Yön Veren Kitapları

20. yüzyılda Fransa’ya ve dünya düşünce yaşamına damgasını vurmuş sayılı birkaç aydından biridir Albert Camus. Düşünce dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu, davranışı, yaşamıyla çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Albert Camus’un yüzyılımızda. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri

okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Başkaldırma Edebiyatı “Başkaldırıyorum, o halde varız.”

“Başkaldırıyorum, o halde varız.” “Hepimiz kendi içimizde kendi hapishanelerimizi, cinayetlerimizi, kendi yıkıcılığımızı taşıyoruz. Ama bunları dünyaya salmak bizim ödevimiz değildir. Bizim ödevimiz onlarla hem kendi içimizde hem de başkalarında savaşmaktır.” Albert Camus

okumak için tıklayınız

Bilim Etiği ve İntihal – Müslüm Üzülmez

“Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin.” Cemal Süreya Bir tesadüf sonucu Bilim Etiği Günü adlı bir kitapçık elime geçti. İlginç ve öğretici olduğu için zevkle okudum. Emeği geçenleri kutluyorum. 2012 tarihinde İstanbul Üniversitesi tarafından yayımlanan kitapçıktaki yazılar, 4 Ekim 2011 tarihinde İstanbul Üniversitesi Etik Kurulu tarafından düzenlenen

okumak için tıklayınız

Freud’un Bilinçdışı Dünyası – Stefan Zweig

Bildiğin bir şeyi unutmak istemek her zaman özel bir çaba ister; çünkü insanın kendini yüksek bir görüş basamağından bir kez daha yapay bir şekilde daha basit bir görüşe geri burgulaması gerekmektedir; tıpkı bunun gibi, insanın bugün kendini 1900’ün bilim dünyasının bilinçdışı kavramını kullandığı düşünme tarzına geri götürmesi de kolay değildir. Ruhsal gücümüzün hiçbir zaman bilinçli

okumak için tıklayınız

15-16 Haziran İşçi Direnişi’nin Tarihi, Fotoğrafları ve Videosu

15-16 Haziran Direnişi, devlet eliyle sendikal bürokrasinin güçlendirilmesine karşı işçilerin isyanıydı. Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi, pek çok yönüyle bugün öğretmeye devam ediyor. 1970 yılında CHP ve AP’li milletvekilleri 274 sayısı Sendikalar Kanunu ile 275 sayılı Grev ve Lokavt Kanununda değişiklik yapılması için ayrı ayrı taslak hazırladı.

okumak için tıklayınız

15 / 16 Haziran 1970 işçi direnişini anlatan ilk şiir; Yürüyen İşçiler Kapılarında İstanbul’un, Fazıl Hüsnü Dağlarca

15-16 Haziran 1970 işçi direnişi Türkiye tarihinin en önemli işçi hareketlerinden birisidir. Türkiye işçi sınıfının gerçekleştirdiği direnişi, şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Türkiye bir büyük devrim yolunda” yürüyor diye müjdeliyordu. 19. yüzyılda yaşamış Alman romancı Gustav Freytag ise yürümeyi “Alman kültüründe yürüme tutkusu ideal bir ülkeye duyulan macera dolu bir özlemden doğar” diye tanımlar. 15-16 Haziran

okumak için tıklayınız

Pamuk Prenses ve Ardında Yatan Gerçek

“Masallar çocuklara uyumaları, yetişkinlere de uyanmaları için anlatılır” derken Jorge Bucay neyi kastetmiş olabilirdi? Masalların arkasında yatan gerçek hikayeleri kastetmiş olabilir miydi? Madalyonun görünmeyen arka yüzünü ya da kırmızı perdenin ardında saklanmış kahramanların gerçek rollerini?

okumak için tıklayınız

Sağ Ol Yaşar Kemal! – Zafer Köse

Yunus’la, Karacaoğlan’la, Pir Sultan’la… Yaşar Kemal’le on yıllar boyunca yaşanan böylesine derinlikli bir ilişki sonucunda ortaya çıkıyor, Livaneli’nin kitabı. İKİ SEVGİLİ, BİR ROMANCI Sonunda yemin töreni denen şey yapılıyor ve genç adam askeri birliğin kapısında sevgilisiyle buluşuyor. İlk kez yaşadığı 30 günlük hasretle kucaklıyor onu. Her molada, her zorlukta bu sıcaklığın hayalini yaşamıştı. Bir de

okumak için tıklayınız

Her Şeye ve Herkese Karşı Lacan

Yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden olan psikanalist Jacques Lacan, 1930’lardan başlayarak ün kazanmış, Fransız düşüncesi üzerine etkisini ise en çok 1950-75 arasında göstermişti. Lacan, demokratik toplumların mümkün tek ufkunun, insanın karmaşıklığının bütün yanlarını anlamayı sağlayacak tek görüşün, Freud’un çıkışı olduğunu inatla savundu. Freud’un diğer mirasçılarından, psikanalizi klinik bir sınıflandırma toplamı olarak gören ve buna indirgeyen

okumak için tıklayınız

Suçlu Kim ? – Aleksandr Ivanoviç Herzen

” Siyasi hürriyetten yoksun bir halk için edebiyat, öfkesinin ve vicdanının çığlıklarını duyacağı biricik kürsüdür.” Herzen Klasik Rus edebiyatının başyapıtları arasında yer alan Suçlu Kim?, Rus edebiyat tarihinde, saf anlamda ilk “toplumsal” roman olarak değerlendirilmektedir. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı, çağdaş Rus yaşamını toplumsal ve psikolojik açıdan ele alması bakımından çok önemli bulmuştur.

okumak için tıklayınız

Bir okur olarak Virginia Woolf

James Joyce’un “Ulysses” adlı yapıtında kullandığı içsel monolog tekniğini bir çok yazar benimsemesine karşın, bunu romanlarında en güzel biçimiyle kullanan Virginia Woolf olmuş, romanları iç dünyaya yönelişin başyapıtları sayılmıştı. Woolf aralarında çığır açan “Deniz Feneri”, “Dalgalar” ve “Kendine Ait Bir Oda”nın da bulunduğu on beş kitap yazdı. 1941 yılında yaşama gözlerini kapadığında ardında, sayısız eleştiri,

okumak için tıklayınız