Bu Kekre Dünyada – Metin Altıok (Piyanoda Fazıl Say, Vokalde Serenad Bağcan)
Bu Kekre Dünyada Sevgilim, Bak geçip gidiyor zaman, Aşındırarak bütün güzel duyguları, Bir yarım umuttur elimizde kalan,
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Bu Kekre Dünyada Sevgilim, Bak geçip gidiyor zaman, Aşındırarak bütün güzel duyguları, Bir yarım umuttur elimizde kalan,
okumak için tıklayınızBu şiir, Sivas Katliamı’nın 10. Yıl Anısına Pir Sultan Abdal Derneği’nin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik ödülüne değer görülmüştür. SESSiZLiK KULESi (1) simya ve civayla giriyoruz hayata şakaklarımızda zonklayan bir mayayla kor ve ateşle küllenen yazgımızla kabzasında saklı tabutunu taşıyan yanağı keskin yırtıcı mavzerler gibi ne ki hayatta taşır kendi çarmıhını suretine dağıttığı eskiyen bir gülüşle
okumak için tıklayınızAŞIK ALİ İZZET ÖZKAN 1902 Sivas/Şarkışla/Höyük doğumlu.Baba adı; Musa Ana adı;Kamer. Dedesi Palabıyık Mustafa isimli bir aşık. İğdecikli aşık Veli de annesinin akrabası. Babası köy muhtarı. Evli (iki kez) Birinci evliliğinden yedi çocuk babası. İkinci evliliğinden üç çocuk babası. Kırk torunu var.
okumak için tıklayınızYazar ve edebiyat öğretmeni olan Sadık Güvenç’in öykücülüğü üzerine söyleşi ve imza günü etkinliği 25 Haziran 2016’da Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe yazar ve şairler yanında okurlar da sıcak ilgi gösterdiler.
okumak için tıklayınızDÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ KİM YAPAR? Geçenlerde Norveç’e dönen Prens Olaf, düşmanla işbirliği yapanların bütün Norveç halkının yüzde ikisi olduğunu ileri sürüyordu. Fransa’dakiler de aşağı yukarı bu kadardı herhalde. Düşman eline geçmiş değişik memleketlerde yapılacak bir araştırma çağdaş topluluklardaki «işbirlikçi»lerin ortalama bir yüzdesini bulmaya yarayabilir. Çünkü, düşmanla işbirliği yapma, kendini öldürme gibi, adam öldürme gibi olağan bir
okumak için tıklayınızİletişim araçlarının tecrite yol açtığı yalnızca zihinsel anlamda doğru değildir. Radyo sunucusunun yalan dolu konuşması yalnızca dilin imgesi olarak beyine yerleşip insanların birbiriyle konuşmasını engellemez; Pepsi-Cola reklamındaki övgüler yalnızca kıtaların yıkımına düzülen övgüleri bastırmaz; film yıldızlarının hayaletimsi modelleri yalnızca yeni yetmelerin birbirine sarılmalarına ya da zinaya örnek oluşturmaz. İlerleme insanları kelimenin tam anlamıyla birbirinden uzak
okumak için tıklayınızAlamet-i kıyamet değil, ekolojik felaket! “Emperyalizm doğası gereği saldırgandır” sözünü bilmeyen pek yoktur. Sermayenin küreselleşmesiyle birlikte bu politik önermenin son yıllarda ve büyük bir hızla hangi türden olumsuz değişimlere yol açtığını ise yaşayarak gördük. Kentsel dönüşüm, HES, termik santral ya da altın madeni adı altında topraklarımız, evlerimiz, akarsularımız, ormanlarımız sermayenin sınırsız talanına açıldı.
okumak için tıklayınızSuriye’de dış güçlerin de dâhil olduğu savaş başladığından bu yana zorunlu olarak Türkiye’ye göç eden, zorlu yollardan geçerek ulaştıkları sınırda, sıcağın altında saatlerce aç susuz bekleyen, kendilerine gösterilen kamplarda ve ülkenin dört bir yanında yaşamlarını sürdürmeye çalışırken kimi zaman güvenlik gerekçesiyle, kimi zaman ısınmak amacıyla verilen elektrik sobasının neden olduğu yangında ölen, sokakta yaşamak durumunda
okumak için tıklayınız“Arkalarına İslamı aldılar, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar, çatlayıncaya kadar yiyecekler. Mafya yasası gereği sonra amip gibi bölünüp birbirlerini yiyecekler ve birlikte çürüyecekler. Cumhuriyet düzeni, bu insanların ayağında dar bir ayakkabı gibi, üzerlerinde dar bir elbise gibi. Laik cumhuriyet düzeninde bir İslami düzende yaşarmış gibi yaşamak istiyorlar. Bu mümkün değil. AKP iktidarı, cumhuriyet düzenini İslami bir düzene
okumak için tıklayınızAziz Nesin büyük bir yazardır. Mizah (gülmece) yazınının dünya ölçüsünde eşsiz bir ustasıdır. Gülmece öğeleriyle duygululuğu, her ikisiyle de toplumsal işlevselliği bağdaştırmayı başarmış ender bir ustadır. Ona ilişkin anılarımı, gözlemlerimi, izlenimlerimi kimi kez eleştiriden de yoksun olmayan düşüncelerimi ve 1980’lerdeki yurt dışı sürgünümde bana gönderdiği mektupları içeren bu kitapçık, bu eşsiz insana saygımın, hayranlığımın, gönül
okumak için tıklayınızAli’nin Ailesi, Muhammed Peygamber’in en yakınlarının, Ehlibeyt’ten doğan soyun izini sürüyor adım adım. Bu hususta belirlenen şecereleri, çıkarılan soyağaçlarını ve yapılan tüm ilmî çalışmaları dikkate alarak titiz bir araştırmayla beraber sorular da koyuyor önümüze. Şecereler sadece soy sınırlarını belirlemek üzere mi çizilmişti? Belirli bir sülalenin çıkarlarını korumaları da isteniyor muydu? Bu sayede İslam kültürü içerisinde
okumak için tıklayınızMİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM VE İLKÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ Kayıt zamanı ve kayıt yaşı MADDE 11 – (1) (Değişik:RG-25/6/2015-29397) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında yeni kayıtlar, temmuz ayının ilk iş gününde başlar. Kayıt işlemi, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümlerince oluşturulan ulusal adres veri tabanındaki yerleşim yeri adres bilgileri esas alınarak, e-Okul sistemi
okumak için tıklayınız1900’lere gelindiğinde sermaye dünyanın her yerine damgasını vurmuştu. Herhangi bir yerde hayatları onun tarafından dönüştürülmeyen hemen hemen hiçbir insan grubu yoktu. Antarktika’nın buzlu düzlükleri, Amazan’un en ücra ormanları ve Yeni Gine’nin yüksek vadileri, kapitalizmin o havarilerini; ucuz malları, İncilleri, mikroplan ve hak edilmemiş zenginlik umutlarıyla, Avrupalı keşifleri bekliyordu. Sermayenin etkisi her yerde aynı değildi. Dünyanın pek çok yerinde hala o eski
okumak için tıklayınız1789’da, Aydınlanma’nın etkilediği pek çok entelektüel çevreyi devrimci heyecan kaplamıştı. Ancak bu duygu evrensel değildi. Kısa süre içinde olup bitenleri uygarlığa saldırı olarak lanetleyen sesler duyulmaya başladı. Onların şikayeti henüz üç yıl geride kalmış olan terörle ilgili değildi. Lafayette’in Ulusal Muhafızlar’ı hala Paris’i sıkı denetim altında tutuyor, parlamentoya karşı sorumlu olsa da kral hala hükümetler
okumak için tıklayınızGeziler ve Yeni Sorular XV ve XVI. yüzyıllarda artan keşifler, Marco Palo’nun «akıllara durgunluk veren» gezilerini ve anılarını doğruluyordu: Yeryüzünde, beyaz tenli, Hıristiyan Avrupalıya benzemeyen insanlar ve toplumlar vardı. Batı yolundan Hindistan’a (Amerika’ya) ulaşanlar, orada «Kızılderili» yerlilere rastlamışlardı.
okumak için tıklayınızTam adıyla söyleyeyim: Anton Pavloviç Çehov’la lise son sınıfta tanıştım. Istanbul Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencisiyken tam bir Çehov tutkunuydum. Türkiye’de ilk Çehov öykülerini, dergilerde, Servet Lünel, Erol Güney ve Oğuz Peltek’in yaptıkları çevirilerle tanımıştım. Dergilerde, özellikle de Varlık dergisinde sık sık bu kişilerin çevirdiği Çehov öyküleri yayımlanıyordu. Sonra kitap olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın (o
okumak için tıklayınız1. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek… Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.”
okumak için tıklayınızGümüşün faydaları Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler ise şarabı su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için kullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı.
okumak için tıklayınızANNE Annem çok küçükken öldü Beni öp, sonra doğur beni Cemal Süreya’nın annesi Gülbeyaz, Erzincan’ın Karatuş köyünden, kara kaşlı, kara gözlü bir Zaza kızı. Öylesine beyaz tenli ki, nüfusta Güllü olarak kayıtlı olduğu halde yakın çevresindeki adı, Beyaz. Annesini çok küçükken kaybetmiş, babası Çanakkale’de şehit düşmüş; onu ve erkek kardeşini amcası büyütmüş.
okumak için tıklayınızTarihi bin yıldan uzun bir süreye dayanan Anglo-sakson şiir antolojisi “The Exeter Book” (Exeter Kitabı), Unesco tarafından “Ingiliz edebiyatının temel kitabı” olarak tescillendi. 970 yılı civarında yazılmış olan Exeter Kitabı, W. H. Auden, Ezra Pound ve J. R. R. Tolkien gibi yazarlara ilham verdi. Kitap, 11. yüzyılda Exeter Katedrali’nin rahibi Leofic tarafından katedrele verilmişti. Kitap,
okumak için tıklayınız