İnsanda Güzellik ve Çirkinlik

İNSANDA GÜZELLİK VE ÇİRKİNLİK Bir insanın güzelliğinden söz ettiğimiz zaman, herşeyden önce, insanın kendi «cinsinin ölçüsü»nü, yani, insansal olan ölçüyü kapsıyacak şekilde, o insanın bedensel yapısından başka, insanın zihinsel dünyası ile davranışlarının da yapısından söz ediyoruzdur. Yok eğer, insan güzelliğinin nesnel temel ilkelerini sınırlandırıp, burdaki estetiksel değeri insanın maddi bedeninin yapısına indirgeyecek olursak, o zaman,

okumak için tıklayınız

1871 Paris Komünü: Sıradan insanların iktidarı

İnsanlık tarihi, yalnızca savaşların, baskının ve ölümlerin değil; aynı zamanda çalışan sınıfların, yoksulların, tüm ezilenlerin kendi hayatlarının kaderini ellerine almak için giriştikleri mücadelelerin tarihidir. Bunların arasında işçi sınıfının en önemli deneyimlerinden biri, 18 Mart 1871’de kurulan Paris Komünü’ydü…

okumak için tıklayınız

Laserin Hikayesi : Bir Bilimcinin Maceraları – Charles H. Townes

Bu kitap, laser hakkında bir popüler bilim kitabı olmaktan daha fazlası; yirminci yüzyılın en büyük keşiflerinden ve icatlarından birini yapan bir bilimcinin otobiyografisidir. 1964 yılında Nikolai Basov ve Alexander Prokhorov ile birlikte Nobel Fizik Ödülü’nü alan Charles H. Townes’in hikâyesi, alışılmadık bir bilimsel kariyeri içeriyor. Laserin hikâyesini kendi hikâyesiyle birlikte anlatmayı özellikle tercih etmiş, bunun

okumak için tıklayınız

Albert Camus: İnsanı, onu ezen güce karşı yüceltiyorum, özgürlüğüm, başkaldırışım, tutkum bu gerginlik, bu aydınlık ve bu sonsuz yenileşme içinde birleşiyor.

DÜNYAYI ELDE ETME «Dünyayı elde eden adam, diyor, ben işi seviyorum diye düşünmekten vazgeçtim sanmayın, inandığım şeyi pekâlâ anlatabiliyorum. Çünkü, inandığıma var gücümle inanıyorum, kesin ve açık bir görüşle görüyorum onu. O kadar iyi biliyorum ki anlatamıyorum.» diyenlerden sakının. Çünkü anlatamıyorlarsa, iyi bilmiyorlar ya da tembel oldukları için anlatmak istedikleri şeyin dışında, kabuğunda kalıyorlardır. Düşünce

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Kötümser bir düşüncenin, ister istemez yılgın olacağını sanmak hamca bir düşüncedir, ama çürütülmesi de bir hayli uzun sürer.

KÖTÜMSERLİK, İYİMSERLİK. Birkaç zamandır bazı yazılar çıkıyor. Bunlarda, kötümser sayılan kimi yapıtların insanı dosdoğru en aşağılık köleliklere götürdükleri ortaya konmak isteniyor. Bu yazılarda yürütülen akıl bir hayli basittir. Kötümser bir felsefe, özü gereği, umudunu yitirmiş, yılgın bir felsefedir ve dünyanın iyi olmadığına inananlar, ister istemez zorbalığa alet olurlar, demek isteniyor. Bu yazıların en iyisi olduğu

okumak için tıklayınız

Louis Aragon: Ömrümün tam yarısını okumakla geçirdim. Eğer bu kadar çok okumasaydım, bu kadar çok da yazamazdım.

Ömrümün tam yarısını okumakla geçirdim. Daha çocukluğumda, anam babam kitaplıkların kapısını kilitledikçe ve beni kitaplardan uzaklaştırabilmek için ne edeceklerini bilemedikçe ben habire okuyordum. Sekiz yaşımda, dokuzuncu sınıfta, lise programındaki kitapları okumuş bitirmiştim. İtiraf etmeliyim ki, işe çocuk kitaplarıyla başlamadım Fenelon’un Tele;naque’ında öğrettiler bana okumayı, ve çok geçmeden, bizim evde, taşradaki akrabaların kitaplıklarında, en az salık verilebilecek romanları bulup ortaya çıkardım.

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Resmi tarih, oldum olası, büyük katillerin tarihidir.

ÖZGÜRLÜK TANIĞI Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, insanlar, tatsız ve acımasız inançlar yüzünden her şeyden utanır oldular. Kendilerinden, mutlu olmaktan, sevmekten, yaratmaktan utanıyorlar, öyle bir zaman ki bu, Racine Bérénice’i yazdı diye yüzü kızaracak, Rembrandt Gece Nöbeti tablosunu yaptı diye, mahallenin karakoluna koşup kendini bağışlatmanın yolunu arayacak. Yazarlar ve sanatçılar bugün vicdan azapları içinde yaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

Cennet İle Cehennemin Evliliği

Bu yüzden yitiğiz biz Başka bir suçtan değil, tek cezamız Umutsuz bir özlemle birlikte yaşamamız Dante – Cehennem Bazı birliktelikleri açıklamak için çok çok gerilere gitmek gerekiyor. Cennet ile Cehennem’in birlikteliği için başvurulacak ilk kaynak kitap hangisi olabilir? Tespit etmek zor. Cennet ile Cehennem bir birliktelik içerisindeler mi sahiden öncelikle bunu belirlemek gerekiyor belki de!

okumak için tıklayınız

Arthur Schopenhauer : Bir Filozofun Huzurunda – Söyleşiler, Portreler, Şiirler

Arthur Schopenhauer: Bir Filozofun Huzurunda, Schopenhauer’in aşk, evlilik, toplum, akademi, arkadaşlık, tarih ve insanlığa dair fikirlerini tutkulu biçimde ortaya koyduğu söyleşilerden oluşuyor. Yolu; kendisine ve eserlerine karşı sürdürülen sessizlik politikasını bir komplo olarak değerlendiren, karşısındakilerin kişisel duygularına aldırış etmeyen, her şeye ve herkese karşı argüman üreten, hırslı, kibirli, sivri dilli fakat etten kemikten bir adamla

okumak için tıklayınız

Yaşadığı dönemin başarılı bir yansıtıcısı: Balzac

BALZAC ÜZERİNE Dünya romanının büyük adlarından biri olan Balzac’ın ailesinin kökleri Tarn eyaletinin kuzeyine kadar ulaşır. Sonradan Balzac adını alan Balssa ailesi oldukça kalabalıktır.. Balssa, Oc dilinde “yüksek kaya” anlamına gelmektedir. Bir köylü ailesinden çıkmış olan babası asalet unvanı “de”yi adının başına’ kendi eklemiştir. Oğlu da bunu ömrü boyunca kullanmıştır. 1746’da doğan babası Bernard Francois Balssa, ailesinin çiftliğinde

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin kaleminden La Fontaine’ in hayatı

Sevgili çocuklar, Bu kitapta okuyacağınız şiirleri gerçi sizler için tercüme ettim. Ama hiç bir zaman onları çocukça bulmadım. Zaten sizi de küçük görmüyorum. Güzel şeyleri siz de büyükler kadar anlar, büyükler kadar seversiniz. Elbette, yaşınız ilerledikçe, bilginiz de artacaktır. Ama bu, bilginiz artıncaya kadar kötü şeyler, basit şeyler okuyacaksınız demek değildir. Bilginizin anlayışınızın artması, zevkinizin

okumak için tıklayınız

Faşizm Kehanetleri – George Orwell

Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells’in dünya devleti görüşü ve Swift’in Gulliver’inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan “doğru bildiğini söyleme” ve

okumak için tıklayınız

“Paralel Yürüdük Biz Yollarda” adlı kitabına dair Ahmet Şık ile söyleşi

‘Bu, cephe savaşı sonrası bir meydan muharebesi!’ Adalet ve Kalkınma Partisi ve Gülen Cemaati… Yakın zamana kadar Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini, yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşıydı. Şimdi,

okumak için tıklayınız

Bok Yoluna Gitmek – Erich Kästner

“Çöküş ve ahlaki çürümeye karşı, devlet ve ailede namus ve disiplin için; Heinrich Mann, Ernst Glaeser ve Erich Kästner´in yazdıklarını ateşe veriyorum.” 10 Mayıs 1933’de Berlin Opera Meydanı bu sözlerle yankılanırken, Kästner kenarda, kitaplarının genç Naziler tarafından yakılışını izliyordu. Kästner‘i faşist histerinin hedef tahtasına oturtan eserlerinin arasında Bok Yoluna Gitmek de vardı. Almanya’daki politik ve

okumak için tıklayınız

Yevgeni Onegin – Ataol Behramoğlu

Bu yazıyı oluşturmak için, zaten elimin altında bir yerlerde duran “Yevgeni Onegin”in sayfalarını karıştırırken, içimde yine Puşkin hakkında bir şeyler söyleyebilecek olmanın sevincini duydum. Puşkin’le her karşılaşışım, bir zamanlar konuştuğumuz belki çocuk­ça ama saf ve yürekten sözlere bağlılığını yitirmemiş bir ilk gençlik arkadaşıyla uzunca aralardan sonra yeniden karşılaşmalara benziyor… Eskimek bilmiyor Puşkin… Herhangi bir kitabın sayfalarından aynı açık

okumak için tıklayınız

Ağustos Böceği ve İlginç Özellikleri

Masallarda ve çizgi filmlerde özellikle kendisine tembellik sıfatı yakıştırılan ağustos böceklerinin çok ilginç özellikleri bulunmaktadır. Bu böcekler herkes tarafından genellikle ötmeleriyle bilinmektedir. Böcek türlerinde ötenler genellikle erkeklerdir. Ötüşlerin nedeni ise, tam kesin olmamakla birlikte dişileri çiftleşmeye çağırmak diye bilinmektedir. Erkek ağustos böcekleri, karın zarlarının titreştirilmesiyle birlikte vızıltılı bir sesle öter. Bu vızıltı çekirgelere çok benzer

okumak için tıklayınız

Kafka’da başkaldırı ve boyun eğiş

BAŞKALDIRI VE YAZGIYA BOYUN EĞİŞ Kafka’nın temel yaşantısı, «Babasınm Dünyası» ile olan uyuşmazlığıydı. Bu dünyaya başkaldırmıştı; ama bu tutumu aynı zamanda bir suç, bir uyum yeteneksizliği, o dünyaya girecek güçten yoksun olduğu için bir dışlanmışlık olarak duyumsuyordu. Özü açı­sından küçük burjuvaya özgü nitelik taşıyan bu baş­kaldırı, içerdiği çelişkiyle birlikte «Dava» da aşılması olanaksız bir yoğunlukla biçimlendirilmiştir.

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü: Çevirmek istediğim üç kitap var.

İstanbul, 11 Şubat 1967 Sevgili Ferit, Feriköy’de güzel bir ev tutarak yerleştik. Burada, parke büyük salon, ayrıca iki yatak odası var. Banyo ve mutfak da güzel. Kalorifer ve sıcak su da var ve 600 lira. Kirayı annem ödüyor, ev benim. İstediğimi içeri alırım, istemediğim gelmez, adresi kimsenin bildiği yok. Burada bugün kar yağıyor. Bahar günlerinin özlemi içindeyim.

okumak için tıklayınız

Kafka’da çıkış yolu için savaşım

ÇIKIŞ YOLU İÇİN SAVAŞIM Kafka, kendisinden önce kimsenin yapmadığı bi­çimde, yabancılaşmayı en uç noktasına değin betimledi, ama bunun yanı sura da çaresizlik içersinde bir çıkış yolu bulmak için savaştı. Kafka’yı yalnız karanlık, yalnız arayan, yalnız nihilist ve sürekli umutsuz biri diye gören, onun kişiliğini çarpıtmış olur. Kafka geçmişe bakan, içinde yaşadığı zamanı ancak geçmişe, donmuş görüntülerin ve nesnelerin toplamına, anıların yıkıntılarından oluşma

okumak için tıklayınız

Dünya edebiyatının en tuhaf metinlerinden biri: Tristram Shandy

Konusuzluğu konu edinen bir metin Dünya edebiyatının en tuhaf metinlerinden biri olan “Tristram Shandy”, 1759-1767 yılları arasında bölüm bölüm yayınlanmıştı. Sterne’nin sağlığı elverse, o dönemin edebi teamüllerine uygun düşmemekle birlikte okuyucular tarafından büyük ilgi görüp sevilen roman belki daha da uzayabilirdi. Modernist akıma ve post-modern romana öncülük ettiğini rahatlıkla söyleyebileceğimiz “Tristram Shandy” ile bizim tanışmamız

okumak için tıklayınız