Cennet İle Cehennemin Evliliği

Bu yüzden yitiğiz biz Başka bir suçtan değil, tek cezamız Umutsuz bir özlemle birlikte yaşamamız Dante – Cehennem Bazı birliktelikleri açıklamak için çok çok gerilere gitmek gerekiyor. Cennet ile Cehennem’in birlikteliği için başvurulacak ilk kaynak kitap hangisi olabilir? Tespit etmek zor. Cennet ile Cehennem bir birliktelik içerisindeler mi sahiden öncelikle bunu belirlemek gerekiyor belki de!

okumak için tıklayınız

Arthur Schopenhauer : Bir Filozofun Huzurunda – Söyleşiler, Portreler, Şiirler

Arthur Schopenhauer: Bir Filozofun Huzurunda, Schopenhauer’in aşk, evlilik, toplum, akademi, arkadaşlık, tarih ve insanlığa dair fikirlerini tutkulu biçimde ortaya koyduğu söyleşilerden oluşuyor. Yolu; kendisine ve eserlerine karşı sürdürülen sessizlik politikasını bir komplo olarak değerlendiren, karşısındakilerin kişisel duygularına aldırış etmeyen, her şeye ve herkese karşı argüman üreten, hırslı, kibirli, sivri dilli fakat etten kemikten bir adamla

okumak için tıklayınız

Yaşadığı dönemin başarılı bir yansıtıcısı: Balzac

BALZAC ÜZERİNE Dünya romanının büyük adlarından biri olan Balzac’ın ailesinin kökleri Tarn eyaletinin kuzeyine kadar ulaşır. Sonradan Balzac adını alan Balssa ailesi oldukça kalabalıktır.. Balssa, Oc dilinde “yüksek kaya” anlamına gelmektedir. Bir köylü ailesinden çıkmış olan babası asalet unvanı “de”yi adının başına’ kendi eklemiştir. Oğlu da bunu ömrü boyunca kullanmıştır. 1746’da doğan babası Bernard Francois Balssa, ailesinin çiftliğinde

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin kaleminden La Fontaine’ in hayatı

Sevgili çocuklar, Bu kitapta okuyacağınız şiirleri gerçi sizler için tercüme ettim. Ama hiç bir zaman onları çocukça bulmadım. Zaten sizi de küçük görmüyorum. Güzel şeyleri siz de büyükler kadar anlar, büyükler kadar seversiniz. Elbette, yaşınız ilerledikçe, bilginiz de artacaktır. Ama bu, bilginiz artıncaya kadar kötü şeyler, basit şeyler okuyacaksınız demek değildir. Bilginizin anlayışınızın artması, zevkinizin

okumak için tıklayınız

Faşizm Kehanetleri – George Orwell

Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells’in dünya devleti görüşü ve Swift’in Gulliver’inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan “doğru bildiğini söyleme” ve

okumak için tıklayınız

“Paralel Yürüdük Biz Yollarda” adlı kitabına dair Ahmet Şık ile söyleşi

‘Bu, cephe savaşı sonrası bir meydan muharebesi!’ Adalet ve Kalkınma Partisi ve Gülen Cemaati… Yakın zamana kadar Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini, yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşıydı. Şimdi,

okumak için tıklayınız

Bok Yoluna Gitmek – Erich Kästner

“Çöküş ve ahlaki çürümeye karşı, devlet ve ailede namus ve disiplin için; Heinrich Mann, Ernst Glaeser ve Erich Kästner´in yazdıklarını ateşe veriyorum.” 10 Mayıs 1933’de Berlin Opera Meydanı bu sözlerle yankılanırken, Kästner kenarda, kitaplarının genç Naziler tarafından yakılışını izliyordu. Kästner‘i faşist histerinin hedef tahtasına oturtan eserlerinin arasında Bok Yoluna Gitmek de vardı. Almanya’daki politik ve

okumak için tıklayınız

Yevgeni Onegin – Ataol Behramoğlu

Bu yazıyı oluşturmak için, zaten elimin altında bir yerlerde duran “Yevgeni Onegin”in sayfalarını karıştırırken, içimde yine Puşkin hakkında bir şeyler söyleyebilecek olmanın sevincini duydum. Puşkin’le her karşılaşışım, bir zamanlar konuştuğumuz belki çocuk­ça ama saf ve yürekten sözlere bağlılığını yitirmemiş bir ilk gençlik arkadaşıyla uzunca aralardan sonra yeniden karşılaşmalara benziyor… Eskimek bilmiyor Puşkin… Herhangi bir kitabın sayfalarından aynı açık

okumak için tıklayınız

Ağustos Böceği ve İlginç Özellikleri

Masallarda ve çizgi filmlerde özellikle kendisine tembellik sıfatı yakıştırılan ağustos böceklerinin çok ilginç özellikleri bulunmaktadır. Bu böcekler herkes tarafından genellikle ötmeleriyle bilinmektedir. Böcek türlerinde ötenler genellikle erkeklerdir. Ötüşlerin nedeni ise, tam kesin olmamakla birlikte dişileri çiftleşmeye çağırmak diye bilinmektedir. Erkek ağustos böcekleri, karın zarlarının titreştirilmesiyle birlikte vızıltılı bir sesle öter. Bu vızıltı çekirgelere çok benzer

okumak için tıklayınız

Kafka’da başkaldırı ve boyun eğiş

BAŞKALDIRI VE YAZGIYA BOYUN EĞİŞ Kafka’nın temel yaşantısı, «Babasınm Dünyası» ile olan uyuşmazlığıydı. Bu dünyaya başkaldırmıştı; ama bu tutumu aynı zamanda bir suç, bir uyum yeteneksizliği, o dünyaya girecek güçten yoksun olduğu için bir dışlanmışlık olarak duyumsuyordu. Özü açı­sından küçük burjuvaya özgü nitelik taşıyan bu baş­kaldırı, içerdiği çelişkiyle birlikte «Dava» da aşılması olanaksız bir yoğunlukla biçimlendirilmiştir.

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü: Çevirmek istediğim üç kitap var.

İstanbul, 11 Şubat 1967 Sevgili Ferit, Feriköy’de güzel bir ev tutarak yerleştik. Burada, parke büyük salon, ayrıca iki yatak odası var. Banyo ve mutfak da güzel. Kalorifer ve sıcak su da var ve 600 lira. Kirayı annem ödüyor, ev benim. İstediğimi içeri alırım, istemediğim gelmez, adresi kimsenin bildiği yok. Burada bugün kar yağıyor. Bahar günlerinin özlemi içindeyim.

okumak için tıklayınız

Kafka’da çıkış yolu için savaşım

ÇIKIŞ YOLU İÇİN SAVAŞIM Kafka, kendisinden önce kimsenin yapmadığı bi­çimde, yabancılaşmayı en uç noktasına değin betimledi, ama bunun yanı sura da çaresizlik içersinde bir çıkış yolu bulmak için savaştı. Kafka’yı yalnız karanlık, yalnız arayan, yalnız nihilist ve sürekli umutsuz biri diye gören, onun kişiliğini çarpıtmış olur. Kafka geçmişe bakan, içinde yaşadığı zamanı ancak geçmişe, donmuş görüntülerin ve nesnelerin toplamına, anıların yıkıntılarından oluşma

okumak için tıklayınız

Dünya edebiyatının en tuhaf metinlerinden biri: Tristram Shandy

Konusuzluğu konu edinen bir metin Dünya edebiyatının en tuhaf metinlerinden biri olan “Tristram Shandy”, 1759-1767 yılları arasında bölüm bölüm yayınlanmıştı. Sterne’nin sağlığı elverse, o dönemin edebi teamüllerine uygun düşmemekle birlikte okuyucular tarafından büyük ilgi görüp sevilen roman belki daha da uzayabilirdi. Modernist akıma ve post-modern romana öncülük ettiğini rahatlıkla söyleyebileceğimiz “Tristram Shandy” ile bizim tanışmamız

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü: Dostoyevski’den ilkin Tatsız Bir Olay, sonra Amcanın Rüyası okunmalıdır.

[Ankara] 26 Aralık Pazartesi, 1966 Sevgili Ferit’çiğim, (karının laflarından da biraz yazacaktım, ama anlar diye, bu kadarla yetiniyorum.) Şimdi mektuba geçebiliriz: Evde dinleniyorum. Şunu idrâk ettim ki (neyi diyeceksin) ne kadar çok dinlenirsem, o kadar çabuk normal (acaba normal mi diyeceksin) yani – kendi yaşamıma dönebileceğim.

okumak için tıklayınız

Kafka, “Babaya Mektup”unda davacı, avukat ve davalı konumundadır.

Çocukların yetiştirilmesinden söz ettiği mektuplarında Kafka, Swift’in ana ve babaların çocukları yetiştirmede çoğunlukla en uygunsuz kişiler oldukları yolundaki görüşüne katılır. «Aile denen hayvan»dan, aile organizmasından söz ederek, şunları ekler: «İnsanlık içersinde her insanın yeri ya da en azından kendi seçtiği biçimde yıkılıp gitme olanağı vardır; anayla babanın egemenliğindeki ailede ise ancak çok belli kişilerin yeri olabilir; bunlar kesinlikle belirlenmiş istemlere, ayrıca da büyüklerin koyduğu

okumak için tıklayınız

Puşkin’i nasıl anlatmalı? – Ataol Behramoğlu

Yapıtlarının tümünü asıllarından ve birçok kez okuduğum, Türkçede iki kalın cilt tutan anlatı (roman-öykü) türünde yapıtlarını birkaç yıl emek vererek dilimize çevirdiğim, yani üstünde yoğun biçimde kafa yorduğum Aleksandr Puşkin üstüne yazmak bana her zaman güç gelmiştir… Rus edebiyatının herhangi bir baş­ka yazarı üstüne, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Çehov, Tolstoy vb. konusunda sanki daha kolaylıkla yazılabilirmiş duygusu var içimde… Onların yaşam süreçlerini

okumak için tıklayınız

“Dostoyevski’ye ölüm cezası verilmiştir.” 22 Aralık 1849

Darağacı 21 Aralık 1849, tutukluların kendilerine verilen cezadan henüz haberleri yoktur. Artık sorguya çekilmiyorlar. Her çeşit kesin bildiri yasaktır. Yakında bırakacaklar mı acaba? 22 Aralık, sabahın saat altısına doğru genç adamlar, gittik­çe yaklaşan bir uğultuyla uyandılar. Emirler. Ökçelerin şakırtıları. Bir bacağa çarpan kılıç kınının çınlaması. Kilit içinde bir anahtar dönüyor. Kapı açılıyor. Bir jandarma subayıyla, cezaevi müfettişi hücreye giriyorlar,

okumak için tıklayınız

George Thomson: Yeniden yaratı­lacak şiir nasıl olmalı?

GELECEK Kapitalist düzende ozanın toplum içindeki yeri değişmişti. Shakespeare Leicester kontuna bağlıydı. Ailesi ve dünya görüşüyle burjuva olsa bile, toplumdaki yeri bakımından derebeylik düzenine uyuyordu. Oysa Milton, Cromwell zamanındaki İngiliz cumhuriyetinde yıllarca görevli olarak çalışmış, Cromwell’e dış işleri bakanlığı etmişti. Toplum içindeki yerine göre de burjuvaydı.

okumak için tıklayınız

Asker Kaçağı / Savaşa Karşı Bilimkurgu Öyküleri – Philip K. Dick

Savaşa ve militarizme karşı bir öyküler derlemesinin bilimkurgu alanından seçilmesinin anlamı nedir? Edebiyatta bilimkurgu dışında da anti-militarist olunabilir kuşkusuz. Ancak bilimkurgunun büyük bir avantajı var: Gündelik yaşamımıza sorgulanmaz bir biçimde yerleşmiş olan savaşperverliği, militarizmi, üniforma, emirkumanda ve daya biçiminde bir parçamız olan askerliği doğası gereği, çok daha rahat bir biçimde yadırgatabilir bilimkurgu. Bunu bir robotmasalı

okumak için tıklayınız

Eren Aysan: ‘Bize nasip değil imiş ecelinen ölmek…’

EREN AYSAN – Babası Behçet Aysan’ı Sivas Katliamı’nda yitiren yazar Çok uzun yıllar önceydi. Artık eskisi gibi hatırlamıyorum. Belki de unutmak istediğimden… Daha fazla acı çekmemek için. Ama zorlayınca bütün ayrıntılar ince işlenmiş bir resim gibi yerini buluyor. Sonra öylece kalakalıyorum. En azından hâlâ öylece kalabiliyorum. Bu, iyi bir şey… Nefes aldığımı duyumsatıyor bana. Bundan

okumak için tıklayınız