Suyu kesilenlerin yardımına ‘Süper Mario’lar koşuyor

İtalya’nın başkenti Roma’da, faturalarını ödeyemedikleri için suyu kesilen ailelere yardım eden Süper Mario maskeli bir grup tesisatçı ortaya çıktı. Suya erişimin bir “hak” olduğunu savunan “Halkın Suyu Komitesi” üyeleri, yüzlerinde video oyunu karakteri Süper Mario’nun maskeleriyle suyu kesilen evleri yeniden şebekeye bağlıyor. Komite üyeleri, özellikle “karınlarını doyurmak ile faturalarını ödemek arasında seçim yapmak zorunda kalan”

okumak için tıklayınız

Bağdat Görevi, Ernesto Gomez Abascal

“Bu savaştan aldığımız derslerden biri de, ABD ve büyük güçlerin, ellerindeki sınırsız yıkım kapasitesine sahip silahlar sayesinde herhangi bir toprak parçasını işgal edebilecekleri, saldırılan halkın hazırlık düzeyine ve iyi ya da kötü yönlendirilmesine göre işgalin daha çok ya da az masraflı olacağıydı. Ama bu güçler, halkları birlik, bağımsızlık ve ulusal onur için savaşmaya kararlı olan

okumak için tıklayınız

Nazi İşgalinde Sovyet Kadınları – Svetlana Aleksiyeviç

Bu kitap, Nazi işgaline karşı direnişte yer alan Sovyet kadınlarının gözüyle savaşı anlatıyor. Sayıları bir milyona yaklaşan Sovyet kadını, 20. yüzyılın en dehşet verici savaşı olan 2. Dünya Savaşı’na erkeklerle eşit koşullarda katıldı. Bu savaşta yer alan kadınlar yalnızca hayat kurtarıp yaralıları tedavi etmediler. Keskin nişancı oldular, köprüler uçurdular, iz sürdüler, öldürdüler. Topraklarına, vatanlarına ve

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin dürüstlüğü – Ayşe Başcı

İnsanın okuma alışkanlıkları zamanla değişebiliyor. Mesela ben 14-15 yaşlarımdayken okuduğum kitaplarda beğendiğim cümlelerin ya da dizelerin altını çizerdim. 19-20 yaşlarındayken kitaba yüklediğim “abartılı kutsallık” nedeniyle bu alışkanlığımdan vazgeçtim. 30’lu yaşlarımda ise çok sevdiğim bir arkadaşımın kitaplarında kimi satırların altını çizmekle kalmayıp sayfa kenarlarına notlar aldığını, bu şekilde hem öğrendiklerini pekiştirdiğini hem de sonradan aradığı cümleleri

okumak için tıklayınız

Kim bilir hayatın anlamını – Elif Şahin Hamidi

“Hayatın anlamı nedir?” sorusu, belki de insanoğlunun yeryüzünde var olduğu günden bu yana sorulagelen en kadim felsefi sorulardan birisidir. Hem de yanıtlaması en zor olanlarından… Albert Camus’ya göre “hayatın anlamı, en acil meseledir”. Antik Yunan’da tüm filozofların üzerine hayli kafa yordukları bu soruya bugün bile tek ve kesin bir cevap vermek olası değil. Anlamının sırrına

okumak için tıklayınız

Koyu tenliler daha geç mi yaşlanır?

Koyu renk ciltlerde, yaşlanmanın ilk belirtilerinden biri olan kırışıklıkların gecikmeli olarak ortaya çıktığı inancı bilimsel midir? Cildin yaşlanmasına neden olan iki faktör vardır: kronolojik yaşlanma ve foto yaşlanma. Birincisi zamanla, geçen yılların izini bırakmasıyla ilgilidir ve bunu önlemenin yolu yoktur. İkincisi ise güneş ışınlarının etkisiyle ilgilidir ve ten rengine göre farklılık gösterir. Ten rengimizi belirleyen

okumak için tıklayınız

Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak – Yevgeni İvoniç Zamyatin

Zamyatin dünya klasikleri arasındaki yerini geleneksel ütopya algılarını değiştirerek almıştır. Bu açıdan o, G. Orwell, W. Golding ve A. Huxley gibi anti-ütopya geleneğinin temsilcisi yazarların öncüsüdür. Ama Zamyatin yalnızca ütopya konusunu değil, insanlığın yüzlerce yıldır devam ettirdiği ve kanıksadığı için değişemezmiş gibi görünen pek çok değer yargısını (almış olduğu mühendislik eğitiminin kendisine kazandırdığı gözlem, algı,

okumak için tıklayınız

“Yalan bile doğru’nun hizmetindedir” Franz Kafka

Savaş sonrasında toplanan o çok sayıdaki uluslararası konferanslardan konuşuyorduk. Kafka şöyle dedi: «Bu büyük siyasal toplantılar, pek bayağı kafeterya toplantıları düzeyinde. Konferansa katılanlar elden geldiğince az şey söylemek için pek çok şey konuşuyor ve avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Gürültülü patırtılı bir suskunluk adeta. Gerçekten doğru ve ilginç olan şey ise, tek bir sözcükle değinilmeyen arka

okumak için tıklayınız

Gulênin rüyaları kitap oldu

Kürtçe üzerinde yaptığı çalışmalar ve takın tarihte ilk Kürtçe- Türkçe Hukuk Sözlüğüne imza atan Araştırmacı, Tiyatrocu ve Yazar Keremo’nun kaleme aldığı ‘Xewnên Gûlê’ (Gulênın Rüyaları) adlı masal seti okuyucularla buluştu. Çocukların kendi ana dilleri ile bütünleşmeyi, ana dillerini daha iyi konuşmaları ve asimilasyon politikalarının bir nebze önüne geçmeyi amaçlayan çalışma 5 kitaptan oluşuyor.

okumak için tıklayınız

Bir İlk Kitap: İnsan Felsefesi Çalışmaları – Bora Erdağı

I. “[y]alnızca romancılar ve (duygusalcılığa ne denli karşı çıksalar bile) duygusal eğiticiler değil, filozofların kendileri bile, hatta en katı olanları, Stoacılar da, serinkanlı ama bilge bir ahlak disiplini yerine, ahlaksal bir yobazlık getirmişlerdir, her ne kadar bu sonuncuların yobazlığı daha kahramanca, öncelerinin ki ise daha yavan, daha kolayca eriyip giden nitelikte olsa da” I.Kant- Pratik

okumak için tıklayınız

Çizgilerle Nazım Hikmet

Müjdat Gezen’in yazdığı, Savaş Dinçel’in resimlediği “Çizgilerle Nazım Hikmet” 1978’de yayımlanmış ve beş sene sonra sıkıyönetim kitabın yazarı ile çizerini 21 yıl istemiyle cezaevine koymuştu. Toplatılıp Seka kağıt fabrikasında hamur haline getirilen kitap 12 yıl sonra Nazım Hikmet Vakfı tarafından yeniden basılmıştı. Sene 2014. Geliri Sanat Kültür ve Eğitim Vakfı’na bağışlanan “Çizgilerle Nazım Hikmet”in dördüncü

okumak için tıklayınız

Küba’yı Savunmak ya da Bir Sokağın Köşesinde Dikilmek

Latinbilgi kitap dizisinin ilk ürünü ?Küba?yı Savunmak ya da Bir Sokağın Köşesinde Dikilmek? kasım ayında Kalkedon yayınlarından çıktı. Küba Devriminin tarihsel ve güncel başarıları ve çelişkileri üzerine son dönemde yoğunlaşarak devam eden tartışmaların çeşitli yönleriyle ele alındığı kitap, basmakalıp güzellemeler ve karalamalar arasında gözden kaçan önemli olgulara dikkat çekiyor. “Fidel, sokaklarda insanlarla konuştuğunda, bu sohbet,

okumak için tıklayınız

Doğanın Yorumlanmasına ve İnsanın Krallığına Dair Vecizeler* – Francis Bacon

Sör Francis Bacon (daha sonra Verulam Baronu ve St. Albans viskontu), 1561’de, Londra’da doğar. Cambridge’de hukuk ve bilimsel konularında eğitim alan Bacon, Kraliçe I. Elizabeth ve halefi Kral I. James dönemlerinde, avukat olarak parladı. 1603’te tahta çıktıktan sonra Bacon’u şövalye ilan eden I. James, 1618’de asalet tevdi ederek, Lortlar Kamarası’na girmesini sağladı, ardından İngiltere Lortlar

okumak için tıklayınız

İktisatçıların İktisadı – Erhan Bilgin

Medyatik iktisatçıların eleştirisi… İktisatçılar krizleri balon mecazı ile açıklamayı severler: “Konut balonu patladı,” “teknoloji balonu şişiyor…” Ama nedense bu kadar aşikar bir gelişmeyi asla öngöremezler. Oysa her gün gazetelerde yazmakta ve televizyon programları yapmaktalar. Bazıları ise “kriz kapımızda” uyarısını bir gün olsun esirgemez. İktisadi konular bu kadar bilinemez olmadığın göre söz konusu olan iktisatçıların krizidir.

okumak için tıklayınız

Günümüz Programı (Geçiş Programı’nın Güncellenmesi) – Nahuel Moreno

Güvencesiz çalışmadan küresel ısınmaya, yeşil alanların rant alanlarına dönüştürülmesinden işçilerin işleri başında kitlesel ölümlerine, sınır ötesi operasyon ve savaşlardan Kahire, Hong Kong, Ferguson, Mexico City, Nantes ayaklanmalarına yaşantımızı, mahallemizi, ülkemizi, gezegenimizi doğrudan etkileyen her konuda “Bir şeyler yapmalı!” feryadı giderek hepimizin ortak tepkisi haline dönüşüyor. Politik bilincin bir adım ötesi ise çok eskiden dillendirilmiş bir

okumak için tıklayınız

Kolektif Emperyalizm / Mağribden Maşrıka Dönüşümün Ekonomi Politiği

Emperyalizm, dünyamızı kavramak için yararlı, hatta zorunlu bir kavram mıdır? Soruyu, Ali Murat Özdemir ve yedi meslektaşı, “elbette evet!” diye yanıtlıyorlar. Zira, biliyorlar ki bu kavramı terk etmek, giderek unutmak, bilimsel çözümlemeleri ve söylemi, “küreselleşme” gibi terimlerle, yani egemen söyleme teslim etmek anlamına gelir. Yazarlar ise, uluslararası düzeni, güç odaklarını eleştirerek incelemeyi yeğliyorlar.

okumak için tıklayınız

Kediler neden dışkılarını gömerler?

Bu davranış, kedilerin evrimsel geçmişinden kaynaklı içgüdüsel bir davranıştır. Bunun iki sebebi vardır: Vahşi kediler normalde alanlarını dışkı ve idrarlarıyla belirlerler, böylece yabancı hayvanların kendi alanlarına girmelerine engel olurlar. Dolayısıyla vahşi doğada güçlü olan bir kedigil (jaguar ya da kaplan gibi) genelde kendi alanı dahilinde dışkısını gömmez ve açıkta bırakır. Böylece rakiplerine

okumak için tıklayınız